Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


07 Ağustos 2020

Ayhan Işık


Ayhan Işık (asıl adı Ayhan Işıyan) (d. 5 Mayıs 1929, İzmir - ö. 16 Haziran 1979, İstanbul), "Taçsız Kral" lakaplı Türk sinema oyuncusu, yapımcı, yönetmen, senarist, ses sanatçısı ve ressam.
Ayhan Işık, 1929 yılının 5 Mayıs sabahı altı çocuklu Selanik göçmeni bir ailenin son çocuğu olarak İzmir'in Konak ilçesi Karataş semtinde Mithatpaşa Caddesi üzerinde iki katlı tarihi bir Rum evinde, kendi anlatımıyla "Işıyan ailesinin tekne kazıntısı" olarak dünyaya geldi. "Çocukluk günlerim bilinen yaramazlıklar ve onların sonuçları ile geçti. Annemi, hep telaşlandırmışımdır." diye ekler Işık, 1970'lerin ikinci yarısında yazmaya başladığı ve vefatından sonra tefrika halinde yayımlanan "Hayatım" adlı hatıratlarında.

Altı yaşındayken; "...Onunla ilgili olarak şimdi çok az şey hatırlıyorum. Ama en çok da kokusunu...Bazı geceler yanıma gelip bana sarılmasını, birlikte uyumamızı. Bir defasında balık tutmaya götürmüş, dönüşte de sırtına alıp merdivenleri çıkartmıştı. Hepsi bu...Hafızamı ona dair hep zorladım. Daha fazla şey hatırlayabilmek, hatırladıklarımı hiç unutmamak için..." diyerek andığı babasını kaybeden Işık, öğreniminin ilk birkaç yılını İzmir'de, büyük bir kısmını ise yıllar önce üniversite tahsili için İstanbul'a yerleşmiş olan en büyük ağabeyi Mithat Özer'in yanında tamamlamaya başlar. Kısa birkaç yıldan sonra; çok genç yaşta kaybedilen ağabey, Işık için hayat boyu hep örnek kişilik olur. Özellikle resim alanındaki ilerleyişini hep örnek aldığını, onun vefatı sonrası evin geçimine yardımcı olmak için 12 yaşında iken okurken çalışmaya da başladığını belirten Işık, ilerleyen yıllarda akademideyken onun gibi üst tahsil için Paris'e gitmeyi düşlediğini de yine vefatından kısa süre önce anlatacaktır.

Eğitimi
İstanbul'da ilk önceleri zorlanan Işık daha sonraları kendisini çok güzel bir çevrede bulduğunu verdiği röportajların birinde şu sözlerle anlatır: "Mahir İz okul müdürü, Salah Birsel müdür muaviniydi, edebiyata Rıfat Ilgaz, beden eğitimine Vefalı Kör Galip, coğrafyaya Akbaba Celal geliyordu. Daha ne isteyebilirdim ki..." Buradaki okul arkadaşlarından bazıları senarist Safa Önal, karikatürist Ferruh Doğan ve ressam - karikatürist Semih Balcıoğlu'dur. Daha sonra girdiği Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümünde Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan dersler alan Işık, buradaki dönem arkadaşlarıyla ise On'lar Grubu'nda yer alır. Amacı Doğu-Batı sentezini Türk resminde yaratmak; “Halk Sanatı Kaynaklarına Eğilmek”, tekniği ise “Renkçi ve Lekeci” olan grupta dönem arkadaşlarından Fikret Otyam, Altan Erbulak, Remzi Raşa, Adnan Varınca, Nedim Günsür, Orhan Peker, Turan Erol ve liseden beri dostları olan Semih Balcıoğlu ile Ferruh Doğan'la yer alır. Verdiği röportajların birinde daha çok empresyonizm akımının etkisinde kaldığı söyleyen ve bu anlamda da en çok Claude Monet'ten etkilendiğini belirten Işık, bir süre Bab-ı Ali'de ressam olarak çalışır fakat 1952 senesinde Yıldız Dergisi'nin açtığı yarışmaya girmesiyle resim hayatındaki geri planına itilerek sinemaya doğru yönelişi başlar. Yarışmayı birincilikle kazanarak sinemaya geçer. Bir sene sonra, 1953 senesinde ise Güzel Sanatlar Akademisi Resim bölümü Yüksek kısmından mezun olur.



Kariyeri
İlk filminde şair, senarist ve yönetmen Orhon Murat Arıburnu ile gerçekleştirdiği çalışmanın ardından, ikinci filminde Türk Sineması'nda Geçiş Dönemi'ni bitiren ve Sinemacılar Dönemi'ne giriş yapıtı olarak kabul edilen Ömer Lütfü Akad'ın Kanun Namına filmiyle büyük ün kazanır. Yaşamının ilerleyen dönemlerinde resim çalışmalarına ara ara devam etse de sinema artık birinci önceliği haline gelmiştir. Ömer Lütfü Akad ile 1950'lerde İngiliz Kemal karakterini oynayarak İngiliz Kemal
Lawrense Karşı, Katil, Öldüren Şehir, Vahşi Bir Kız Sevdim, Kardeş Kurşunu filmlerini, Atıf Yılmaz ile Şimal Yıldızı, Osman Seden ile de 1957'de Bir Avuç Toprak filmini yapan Işık 1959 yılında Hollywood’a giderek şansını bir de orada denemek ister. Fakat buradaki filmlerde çalışamaz. Bunun nedeni sorulduğunda da : Benim gibi orada 5000 kişi sıra bekliyor. Ayrıca çok da marifetleri var. Zıplayıp havada iki takla atıyorlar. Hem de ana dilleri gibi İngilizce konuşuyorlar. Bize orada ekmek yok. diyerek açıklayan Işık, 60'ların başında Vedat Türkali'nin senaryosunu yazdığı Otobüs Yolcuları filmiyle Yeşilçam'a dönüş yapar. Arkasından Akad ile son çalışması olacak olan ve Orhan Kemal'in bir romanından yine Vedat Türkali'nin senaryolaştırdığı Üç Tekerlekli Bisiklet filmini çevirir. Işık yine bu dönemlerde çevirdiği Küçük Hanım seri filmleri ile de halk tarafından oldukça beğenilir ve devam eden dönem içerisinde ' Taçsız Kral ' unvanını kazanır.1970'li yıllarda yeni bir moda rüzgârıyla film yıldızları peş peşe sahneye çıkmaya, plaklar doldurmaya başlar. Kendisi de bu modaya uyar ve Münir Nurettin Selçuk'tan dersler alarak Klasik Türk müziği dalında sahneye çıkar ve bir tane 45'lik plak doldurur. Birçok tarzda, yeteneğiyle göz doldurmayı başaran Işık sinemada dram , politik , romantik , komedi , macera ve diğer tarzlarda örnekler sunar. 140 kadar film çevirir. 1975'ten itibaren yapımcı, yönetmen ve senarist olarak Türk sinemasına katkıda bulunan Işık bu senelerde İtalyan yapımcılarla yaptığı ve başrolünü de Klaus Kinski ile paylaştığı La Mano Che Nutre La Morte ve Le Amanti Del Mostro filmlerini yapar. Filmler İtalya'da ve Avrupa'nın bazı ülkelerinde vizyona girer fakat Türkiye'de sansüre uğrar ve türk seyircisiyle hiçbir zaman buluşamazlar.

Vefatı
13 Haziran 1979 sabaha karşı Selimpaşa, Kıyıkent'teki yazlık evinde şiddetli baş ağrısı ve kusma ile uyanan, doktor kayınbiraderinin de yazlığa uğraması ve durumunun iyi olmadığını fark etmesi ile yatırıldığı klinikte anevrizma rüptürü sonucu beyin kanaması tanısı koyulan Işık, kurtarılamaz ve üç günlük koma sürecinin sonunda 16 Haziran 1979'da yaşama veda eder. Mezarı Zincirlikuyu Mezarlığı'ndadır.

Oyuncu hakları üzerine
Ayhan Işık ile ilgili belki de en belirleyici unsurlardan olan ve bu anlamda bahsedilmeyi bir hayli hak eden bu konuya dair verdiği demeçlerin birinde şunları söyler:

''Türk sinemasının Batı ülkelerindeki çağdaş sinemacılık düzeyine çıkabilmesi için, her şeyden önce ayrıntılı bir 'Sinema Kanunu' gereklidir. Bu kanun, profesyonelce sinema yapmaya ehil sahibi kişilerin kimler olduğunu, bunların karşılıklı hakları ve yükümlülüklerini madde madde tanımlamalıdır.

Kanunla birlikte bir de 'sendika' ve 'sigorta' konusu ortaya çıkacaktır. Bunlar da mutlaka devlet eliyle çözüme kavuşturulmalıdır. Sendika üyeliği ve sigortalandırma sayesinde bütün sinema emekçilerimizin hayatları garanti altına alınacaktır. Gözlerimizi Batı ülkelerine, özellikle de ABD'ye çevirdiğimiz zaman bu konudaki birikimlerin bu yönde olduğunu görüyoruz.

1958'de Hollywood'a gittim, orada yaklaşık bir yıl boyunca bizim mesleğin ne tür kurallara bağlı olarak yürütüldüğünü gözlemledim. Dışarıda film oyuncularına emekleri karşılığında vadeli senetler vermek gibi tuhaf uygulamalar yoktur, çalışma ve dinlenme saatleri titizlikle kontrol altına alınmıştır. Sendika bütün çalışmaları denetler, piyasada hak ihlali yaratacak işlerin yapılmasına engel olur.

Eğer ki Yeşilçam'ın gelecekte genç insanları acımasızca yiyip yutan dev bir sömürü mekanizmasına dönüşmesini istemiyorsak, ne yapıp edip bir 'Sinema Kanunu' çıkartmalı, ciddi bir sendika kurmalı ve bütün personelin daha mesleğe ilk adımını atar atmaz sigortalandırılması için gereken kanunî baskıyı işverenler üzerinde kurmalıyız. Ben kendi adıma film setlerinin bu ülkede hem oyuncular, hem yönetmenler, hem de diğer teknik elemanlar için birer zulüm çekme yeri değil de profesyonel bir iş sahasına dönüşmesi için elimden her ne gelirse yapacağım. Sinemacılık asla modern bir kölelik sistemine dönüşmemelidir. Sinema bir sanat, sinemacı da bir sanatçıdır; buna yakışır muamele görmelidir.''

Işık'ın kariyeri boyunca ilke edindiği çalışma prensipleri Yerli Film Sektörü içerisinde prodüktörlere karşı kazanılmış ilk önemli olgudur. 1950'lerin başında başlayan kariyeriyle Türk Sineması'nda yer alan ve özellikle 1963'te aktör dostu Suphi Kaner'in Prodüktör Cemiyeti'nin bildirisiyle bilinçli ve organize bir şekilde işsiz bırakılmasıyla intihara sürüklenişi sonrasında, daha da katılaşıp netleşen bu prensiplerde sette çalışılacak başlangıç ve bitiş saatlerinin belli olması, pazar günü hiçbir surette çalışılmaması, sete belli saatlerde doyurucu ve kaliteli yemek getirtilmesi, sözleşmede belirtilen çalışma gün sayısında artış olduğunda oyuncuya ve teknik personele mutlaka ekstra ödeme yapılması, kalabalık ve tehlikeli setlerde doktor-ambulans bulundurulması, bir oyuncunun filminin galasına katılıp katılmamaya kendisinin karar vermesi gibi diğer temel konular da güvence altına alınmaktaydı. Bu prensipleriyle kariyerinin en başından beri prodüktörlerce tepki toplayan ve A-kalite filmlerin dışında bırakılmaya çalışılıp bu anlamda da çoğunlukla başarılı olunan Işık'a karşı yeni ve koşulsuz çalışılabilecek rakiplerin yaratılması adına özellikle 1960'lar'ın ilk yarısında dönemin ünlü dergilerinin düzenlemiş olduğu yarışmalarla sinemaya yeni isimler kazandırılır. Ne var ki 1950'ler ve 1960'larında ilk yarısında halkın ilgisi nedeniyle prodüktörlerce ekarte edilemeyen Işık'ın, starlık sisteminde edindiği konumun da kendisine verdiği güçle oyunculuk haklarına kazandırdığı bu edinimler kendisinden sonra gelecek birçok oyuncu için de mihenk taşı olur, örnek alınarak Türk Sinemasında bu kazanımların yaygınlaşmasına öncülük eder.

Ressamlığı
Ayhan Işık "Güzel Sanatlar Akademisi"nin grafik bölümünde resim eğitimi almıştı. Akademide Semih Balcıoğlu ile sınıf arkadaşı olduğunu da bir röportajında belirten belirten Işık[1]., henüz sinemaya geçmeden önce dönemin bazı çocuk dergileri ve Türkiye Yayınevi'nin çıkarttığı çeşitli yayınlar için çizdiği karikatürler ve çizgi romanlarla profesyonel olmuştu. ABD'ye yerleşip orada otomobil tasarımları çizmeyi de düşleyen Ayhan Işık'ın 1950'lerden itibaren resimlediği ve yazdığı bir takım aşk romanları Yeni İstanbul Gazetesi'nde çizgi roman tefrikaları halinde günlerce yayımlandı. Bu resimli romanlardan biri de 1966 yılında aynı gazete tarafından derlenip albüm haline getirilerek yayımlandı. "Aşka İnanmıyorum" adlı bu çizgi roman albümünün kapağında Ayhan Işık'ın bir fotoğrafı yer almaktadır. Bu fotoğrafın aşk romanının konusuyla bir ilgisi yoktu, ama yayınevinin artık ünlü bir sinema oyuncusu olan Ayhan Işık'ın ününden yararlanmak amacıyla bu fotoğrafı kullandığı açıktır[2][3].

Kronolojik sırayla tüm filmleri

Yıl         Film                                                  Rol
1951 Yavuz Sultan Selim ve Yeniçeri Hasan  Yeniçeri Hasan
1952 İngiliz Kemal Lawrense Karşı          Ahmet Esat/İngiliz Kemal
                Kanun Namına                                  Nazım Usta
1953 Kanlı Para
                Katil                                                  Kemal
                Vahşi Arzu
                Öldüren Şehir                                          Ali
1954 Vahşi Bir Kız Sevdim                          Yüzbaşı Adil
                Şimal Yıldızı                                          Teğmen Kemal
1955 Kardeş Kurşunu                                  Orhan
1956 İntikam Alevi                                          Ekrem
1957 Bir Avuç Toprak                                  Ömer
1958 Beraber Ölelim
                Meçhul Kahramanlar                          Osman
1960 Ölüm Peşimizde                                  Burhan
                Devlerin Öfkesi                                  Rüzgâr Halil
                Kanlı Firar                                          Tahir Somyürek
                Yangın Var Eski İstanbul Kabadayıları  Murat Reis
1961 Otobüs Yolcuları                                  Otobüs Şoförü Kemal
                Avare Mustafa                                  Avare Mustafa
                Ya O Ya Ben                                          Samim
                Küçük Hanımefendi                          Ömer Şahinoğlu
                Tatlı Günah                                          Fikret
                Aşktan da Üstün                                  Binbaşı Kemal
                Sevimli Haydut                                  Osman
1962 Üç Tekerlekli Bisiklet                          Ali
                Küçük Hanım Avrupa`da                  Ömer
                Zorlu Damat                                          Necdet/Hasan
                Acı Hayat                                          Mehmet
                Allah Seviniz Dedi
                Küçük Hanımın Şoförü                          Ömer Şahinoğlu
                Çifte Nikah
                Küçük Hanımın Kısmeti
                Rıfat Diye Biri                                  Rıfat
                Belalı Torun                                          Namık
1963 Bahriyeli Ahmet                                  Bahriyeli Ahmet
                Şaşkın Baba                                          Kemal
                İlk Göz Ağrısı                                          Turgut
                Şıpsevdi                                                  Suat
                Küçük Beyin Kısmeti                          Suat
                İki Kocalı Kadın
                Kırık Anahtar
                Helal Olsun Ali Abi                          Ali
                Maceralar Kralı                                  Erol
                Yavaş Gel Güzelim                                  Ayhan Kocairfanoğlu
                Yaralı Aslan                                          Ayhan
                Ayşecik Canımın İçi                          Orhan
1964 Kral Arkadaşım                                  Ayhan Güneş
                Hızlı Yaşayanlar                                  Orhan
                Kanun Karşısında                                  Selim
                Muhteşem Serseri                                  Naci
                Öp Annemin Elini                                  Tarık
                Kadın Terzisi
                Halk Çocuğu                                          Ahmet
                Katilin Kızı                                          Ayhan
                Koçum Benim
                Taşralı Kız                                          Necmi
                Hızır Dede                                          Orhan
                Şahane Züğürtler                                  Fikret Soylu / Ahmet
                Kadın Berberi                                          Erol
                Şoförler Kralı                                    Hasan
1965 Fişek Necmi                                          Fişek Necmi
                Namusum İçin                                  Murat
                Sevinç Gözyaşları                                  Ayhan Çakmak
                Sonsuz Geceler                                  Osman
                Yasak Cennet
                Kadın İsterse                                          Tüccar İrfan Ersoy
                Güneşe Giden Yol                                  Nazmi Özdemir
                Kolejli Kızın Aşkı                                  Ayhan
                Tamirci Parçası                                  Demir
                Sayılı Dakikalar                                  Tarık
                Şoförün Kızı                                          Ayhan Gürhan
1966 Allahaısmarladık İstanbul
                Vur Emri                                                Ali
                Kanun Benim                                          Orhan / Tarık
                İdam Mahkûmu                                  Ahmet
                İstanbul Dehşet İçinde                          Kemal
                Siyah Otomobil                                  Kenan
                Altın Kollu Adam                                  Murat
                Katiller de Ağlar                                  Murat
                Kumarbazın İntikamı                          Murat Soylu
                Aslan Pençesi                                          İsmail Sönmez
                Bıçaklar Fora                                          Orhan
1967 Demir Bilek
                Yalnız Adam
                Küçük Hanımefendi                          Bülent
                Büyük Kin                                          Ömer
                Krallar Ölmez                                          Ajan Murat
                Ölüm Saati                                          Ahmet
                Kızıl Tehlike
                Beni Katil Ettiler                                  Ali
                Aslan Yürekli Kabadayı                          Kara Haydar
                Gecelerin Kralı                                  Kenan
                Galatalı Mustafa                                  Mustafa
                Acı Günler                                          Turgut
                Yıkılan Gurur                                   Bülent
1968 Erikler Çiçek Açtı                                  Orhan
1969 Sevdiğim Adam                                  Murat
                Sabah Olmasın                                  Ahmet / Orhan
                Ayşecik Yuvanın Bekçileri                  Murat
                Yılan Soyu                                          Orhan
                Tel Örgü                                                  Ömer
                Fato                                                          Yüzbaşı Kemal
                Cingöz Recai                                          Cingöz Recai
                Ayşecik Yuvanın Bekçileri                  Murat
                Hayatımın Erkeği                                  Ferit Akman / Sedat Çağlayan
                Karlıdağ`daki Ateş                                  Yusuf
1970 Yaşamak Kolay Değil                          Orhan
                Küçük Hanımın Şoförü
                Gölgedeki Adam                                  Ekrem
                Ölünceye Kadar                                  Nejat
                Zindandan Gelen Mektup                  Ali
                Şampiyon                                          Nihat
                Öleceksek Ölelim                                  Akmeşeli Dinar
                Dağların Kartalı                                  Şehmuz
                Çalınmış Hayat                                  Mehmet Güler
                Bütün Aşklar Tatlı Başlar                  Murat
1971 Şerefimle Yaşarım                                  Murat
                Her şeyim Sensin                                  Ahmet / Feridun
                Ölümden Korkmuyorum                  Murat
                Fatoş Sokakların Meleği                          Murat
                Sezercik Yavrum Benim                          Tarık
                Beyoğlu Kanunu                                  Vedat
1972 Büyük Bela                                          Murat
                Kanun Adamı                                          Koca Kurt
                Kırık Merdiven                                  Kemal
                Kader Yolcuları                                  Ömer
                Beyaz Kurt                                          Mustafa
                Oğlum
                Yirmi Yıl Sonra                                  Nazım Usta
1973 Kızın Varsa Derdin Var                          Adnan
                Kara Haydar                                          Kara Haydar
                Ölümün Nefesi
                (La Mano che Nutre La Morte)          Doktor İgor
1975 Haşhaş                                                  Şahin
                Harakiri                                                  Tayfun
1976 Örgüt
                Kana Kan                                          Ali
1977 Yangın                                                  C. Savcısı Selçuk Ünver
1979 Ölüm Benimdir

Türkan Şoray

Türkan Şoray (D:28 Haziran 1945, İstanbul), Türk oyuncu, senarist ve yönetmen. Türk sinemasının "Sultan"ı. 1960'larda sinema ile tanışmış, ilk sinema ödülü 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Acı Hayat filmiyle en başarılı kadın ödülüdür. Toplamda 222 filmde rol alan Türkan Şoray, bu sayıyla dünyanın 'en çok film çeviren' kadın oyuncusudur. Şoray, 12 Mart 2010 tarihinde UNICEF Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiş, "Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur diye düşünüyorum. Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz" demiştir. Ayrıca Şoray'ın kendi adını taşıyan bir ilkokul da vardır.



Sinema oyuncuları Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik'le birlikte, Türk sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş dört önemli kadın oyuncudan biri kabul edilir. Bu dörtlü içerisinde, yönetmenlik yapan tek sinema oyuncusu olan Şoray, başrolünde kendisine eşlik eden Kadir İnanır ile oynadığı 1972 yapımlı Dönüş, 1976 yapımlı Bodrum Hâkimi, 1973 yapımlı Azap, 2015 yapımı Uzaklarda Arama'nın tek başına; 1981 yapımlı Yılanı Öldürseler filminin ise Şerif Gören ile birlikte yönetmenliğini yapmıştır. Türkan Şoray, Haziran 2018'de verdiği bir röportajda "önüne iyi senoryalar gelmediği" gerekçesiyle oyunculuğu bıraktığını açıkladı.



Yaşamı
İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde doğan Türkan Şoray memur bir ailenin ilk çocuğudur. Baba tarafı Kabartay Çerkezlerindendir, anne tarafı Selanik göçmenidir. Nazan ve Figen adında iki kızkardeşi daha olan Şoray'ın babası vefat etmişti. Fatih Kız Lisesi orta bölümü mezunu olup, annesi Meliha Şoray'ın (1927-1984) desteğiyle sinemaya adım atan Şoray, 1962 yılında Galatasaray eski asbaşkanı Rüçhan Adlı (1923-1995) ile 20 yıl bir birliktelik yaşadı. Bu süre içinde birkaç defa ayrılıp barışan çift, Rüçhan Adlı'nın eşinden bir türlü boşanmaması yüzünden yollarını ayırdı. Türkan Şoray, 1995 Ağustos'unda hastaneye kaldırılan Adlı'yı son anlarına kadar yalnız bırakmadı. Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983'te evlenmiş 1987'de ayrılmış ve bu evlilikten Yağmur adlı bir kızları olmuştur.


 Kariyeri
Yeşilçam yılları
Henüz Fatih Kız Lisesi ortaokulu bölümünde okurken[10] Karagümrük'teki ev sahiplerinin kızı olan, Türk sinemasında sonraları "Panter Emel" olarak tanınacak sinema oyuncusu Emel Yıldız ile bir film setine giden Türkan Şoray, Türker İnanoğlu'nun teşviki ile Yeşilçam'a adım atar. Emel Yıldız'ın yerine Şoray'ın da kariyerinin başlangıcı anlamına gelen 1960 yılı yapımlı Köyde Bir Kız Sevdim filminde Baki Tamer ile başrol de oynamıştır. Türkan Şoray sinemaya başlamasıyla ilgili anısını şöyle anlatır:

"Sinemaya girmeden önce mahallemize bir film seti geldi. Filmin bir setini mahallemizde çekeceklerdi. Başrol oyuncusu kadını gördüğümde 'ne kadar güzel bir kadın' dedim. Bu kadın Muhterem Nur'du. Öyle şaşkın bir şekilde bakınırken yanıma bir adam geldi ve 'Sen de filmlerde oynamak ister misin?' diye sordu. Korktum ve hemen eve kaçtım. Bu adamın da daha sonra Memduh Ün olduğunu öğrendim. O zaman film setinden kaçmıştım ama daha sonra film setleri hayatım oldu." der.
Şoray'a ilk Altın Portakal ödülü getiren 1964 yapımlı yönetmenliğini Metin Erksan'nın yaptığı başrollerinde Şoray ve Ekrem Bora'nın yer aldığı Acı Hayat filmi "Manikürcü Nermin"'i canladıran oyuncu için kariyerinde önemli basamak olmuştur. 1968 yılında, Şoray'a kariyerinde ikinci Altın Portakal ödülünü Sait Faik Abasıyanık'ın "Menekşeli Vadi" adlı öyküsünden esinlenerek Safa Önal tarafından senaryosu yazılan Vesikalı Yarim filmi kazandırmış, yıllar sonra filmin yenilenmiş kopyasının yeniden yayımlandığı İstanbul Film Festivali'nde konuşan Türkan Şoray film için şöyle demiştir:

"Türk sinemasının yeri çok zor doldurulacak bir yönetmen olan Lütfi Akad'la çalışmış olmak benim için çok mucizevi bir şeydir. 'Türkan, gözlerinle oynayacaksın' diyordu bana. Gözlerimle oynamayı Lütfi Akad öğretti bana."
–Türkan Şoray, 2013 (İstanbul Film Festivali)
Yeşilçam sonrası
Başrolde bir eşe sahip oyuncuların başarılı olduğu[14] filmlerde Şoray'a onlarca erkek sinema aktörü eşlik etmiştir. Klasikleşmiş birkaç Şoray filminde de eleştirmen Agah Özgüç'ün deyimiyle 'Seyirciyi aldatmak, daha fazla para kazanmak için' yayınlanmamış ancak seyirciye yayınlanmış gibi afişi basılmıştır. Şoray'ın Ediz Hun'la oynadığı 1980 yapımı Tabancamın Sapını Gülle Donatacağım adlı filmin afişinde Türkan Şoray ve Kemal Sunal olmasına karşın Ediz Hun ve Türkan Şoray'ın oynadığı Güllü Geliyor Güllü filmi vardır. Kemal Sunal, sadece figüran oyuncudur. Sonrasında Kemal Sunal'ın popüler oluşuyla aynı film başka adla, başka afişle tekrar yayınlanmıştır. İlginç olaylardan biri de Keşanlı Ali filmi olup görüntü yönetmeninin adı olan Ali, film afişinde Keşanlı'nın altına büyük harflerle yazıldığından "Keşanlı Ali" olarak adlandırılıyor.

Şoray'ın ilginç sinema deneyimlerinden biri kendisi ile Filiz Akın'ın Günahkâr Kadın filminde bir araya getiren Ülkü Erakalın'dan henüz 17 yaşındayken bir film çekimi sırasında yediği tokat olmuştur.

1990'lı yıllarla birlikte, televizyon dizileri çalışmalarına da ağırlık vermeye başlamış, yaptığı bu çalışmalardan en çok ses getiren ve uzun ömürlü olanları, başrollerini Şener Şen'le paylaştığı İkinci Bahar ve Haluk Bilginer ile paylaştığı Tatlı Hayat olmuştur.



Filmografi
Ana madde: Türkan Şoray filmografisi
Bugüne kadar 203 filmde rol almıştır. Türkan Şoray ilk televizyon programı olan ve NTV'de yayınlanan konuklarıyla birlikte kendi sinema kariyerinin konuşulduğu televizyon programı Sinema Benim Aşkım'ı (2010-2011) sunmuştur. Şoray programında sinema oyuncuları ile sinema kariyerini anlatmaktadır.

Ödülleri
1964: 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Acı Hayat
1968: 1968 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Vesikalı Yarim
1972: 5. Altın Koza Film Festivali - En başarılı kadın oyuncu[20], Mahpus
1972: 1. Altın Kelebek Ödülleri, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü
1973: Moskova Film Festivali (Rusya) - Özel Ödül, Dönüş
1978: Taşkent Film Festivali - Uluslararası Aytmatov Kulübü Geleneksel Ödülü (Selvi Boylum Al Yazmalım)
1987: 1987 Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Kadın Oyuncu (Hayallerim, Aşkım ve Sen)
1990: 2. İzmir Film Festivali - Altın Artemis Onur Ödülü
1991: Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı unvanı[21]
1992: 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festivali - En İyi Kadın Oyuncu, Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu
1994: 6. Ankara Uluslararası Film Festivali - Emek Ödülü
1994: 1994 Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Kadın Oyuncu, Bir Aşk Uğruna
1996: 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali - Sinema Onur Ödülü
1999: Roma Film Festivali - Büyük Ödül
1999: 2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali - Kadın Yönetmen Ödülü
2000: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi - Zirvedekiler 2000 Ödülü
2001: Akademi İstanbul - Yılın En Başarılı Sanatçısı Ödülü
2009: Sadri Alışık Ödülleri - onur Ödülü
2013: Engelsiz Yaşam Vakfı - Türk Sineması Üstün Başarı Ödülü
2013: 11. Türk Film Festivali - Onur Ödülü
Kitapları
"Sinemam ve Ben" (otobiyografi), Türkan Şoray, NTV Yayınları, 2012, İstanbul.
Müzik albümleri
Türkan Şoray Söylüyor (2015)
Hakkında yazılanlar
"Türkân Şoray, Bir Yıldız Böyle Doğdu" (belgesel roman), Agah Özgüç, Göl yayınları, 1974, İstanbul.
"Sümbül Sokağın Tutsak Kadını" (biyografi), Atilla Dorsay, Remzi Kirabevi, 1997, İstanbul. ISBN 975-14-0612-9
"Türkân Şoray" (biyografi), Agah Özgüç, Açıkşehir yayınları, 2001, İstanbul. ISBN 975-93383-00
"Türkân Şoray ile Yüz Yüze", Feridun Andaç, Drahma yayınları, 2010, İstanbul.
"50 Yıllık Aşk - Türkan Şoray", Ercan Akarsu, Esen kitap, 2014, İstanbul. ISBN 978-605-4609-40-6
"Sinema Emekçisi - Türkan Şoray", Ercan Akarsu, Esen Kitap, 2015, İstanbul. ISBN 978-605-4609-67-3
"Türkan Şoray Sinemasında Kadın İmgesi", Burak Süme, İkinci Adam Yayınları, 2016, İstanbul ISBN 978-605-306-127-4

Karain Mağrası

imageKarain, Antalya'nın yaklaşık 30 km. kuzeybatısında, Merkeze bağlı Yağca Köyü sınırları içinde, Katran Dağının doğuya doğru alçalan yamaçları üzerinde yer alan çok sayıdaki mağaralardan biri ve en önemlisidir. Antalya çevresinde en yoğun ve sürekli iskan bu alanda görülmektedir. Bunun başlıca nedeni de, mağaraların konumlarının, iç yapılarının ve özellikle de çevre koşullarının çok elverişli olmasından kaynaklanmaktadır. Günümüzden daha zengin su kaynakları, yenilebilir yabani sebze, meyve, tahıl, kök gibi bitki örtüsü; çeşitli av hayvanlarını içeren zengin bir fauna bu alanı insan için vazgeçilmez kılmıştır. Denizden 430 m. önündeki ovadan 130 m. yükseklikte bulunan Karain Mağarası, Prof. Dr. İ. Kılıç Kökten tarafından 1946 yılında bilim dünyasına tanıtılmıştır. Kökten mağarada 1946 yılından 1973 yılına kadar aralıklarla arkeolojik kazılar yapmıştır. 1985 yılından itibaren Prof. Dr. Işın Yalçınkaya başkanlığındaki uluslararası bir ekiple kazılara yeniden başlanmıştır. Sekiz gözden oluşan mağarada, arkeolojik kazılar, E ve B Gözleri'nde halen sürdürülmektedir. Karain, Türkiye'de kazısı yapılan tek mağara siti olup, Türkiye'nin en eski iskân yerlerinden biri olma özelliğine sahiptir. Mağaranın önemli özelliklerinden bir diğeri ise, uzun süreli bir iskânın izlerini gösteren yaklaşık 11 m. kalınlığında arkeolojik ve jeolojik dolgusunun olmasıdır. Yeni yapılan kazılar sonucunda mağaranın krono-stratigrafisi hakkında önemli sonuçlar elde edilmiş bulunulmaktadır. Mağaranın E Gözü Paleolitik Çağ'ın tüm dönemlerini veren kalın bir katlaşıma sahiptir. E Gözü'nde yaklaşık 8 m. derinliğe ulaşılmıştır. En üst tabakalarda Geç Üst Paleolitik döneme ait buluntular elde edilmiştir. Bu seviyelerin altından uzun süreli ve iki evreli Orta Paleolitik döneme işaret eden katmanlar gelir. 

imageGünümüze yakın olanı Karain Tip Mousterien olarak isimlendirilmiştir. Bu tabakalarda ele geçen yontmataş aletler çok ince bir işçilik gösterirler. Kenar kazıyıcıların yoğunlukta olduğu aletler arasında dişlemeli ve çontuklu aletler, mekik aletler, ön kazıyıcılar, deliciler ve uçlar görülür. Yapılan yaşlandırma çalışmaları Karain Tip Mousterien seviyelerin G.Ö. 160.000- 60.000 arasında yer aldığını göstermiştir. Yine bu seviyelerde Orta Paleolitik dönem insanları olan Homo neanderthal insanına ait fiziki kalıntılarda ele geçirilmiştir. Orta Paleolitik dönemin ikinci ve daha eski olan evresi, Charentien Tip Mousterien olarak isimlendirilmiştir. Uranium-Thorium yöntemiyle yapılan yaşlandırma çalışmalarıyla, Orta Paleolitik dönemin ikinci evresi yaklaşık G.Ö. 350.000 civarına tarihlendirilmiştir. Orta Paleolitik dönemden sonra Alt Paleolitik döneme ait seviyeler gelir. Alt Paleolitik dönem hem iki yüzeyli alet içeren kültürlerle (Acheuleen) hem de yonga içeren kültürlerle (Clactonien, Tayacien) temsil edilir. 2007 yılında alt seviyelerde bulunan bir iki yüzeyli alet (elbaltası) Acheuleen kültürün varlığını kanıtlamasının yanında, bu aletin bulunduğu tabakanın G.Ö. 500.000-450.000 Uranium-Torium yaşı arasında olduğunun düşünülmesi ayrıca büyük bir önem taşımaktadır. Karain B Gözü'ndeki arkeolojik katlaşımın tabanını Orta Paleolitik dönem oluşturur. Yontmataş buluntular, E Gözünde olduğu gibi Karain Tip Mousterien'in tekno-tipolojik özelliklerini gösterirler. Bu seviyenin üzerinde C14 ile G.Ö. 39.000-22.000'e tarihlenen, omurgalı ön kazıyıcılar ve dufour dilgiciklerle nitelenen bir Üst Paleolitik dönem kendini gösterir. 
 
İki seviyeli Epi-paleolitik dönem buluntuları geometrik olmayan mikrolitlerin varlığı ile belirginleşir. Kemik aletler ve bol miktardaki boncuklar da diğer önemli buluntu grubundandır. Bu seviyenin üzerinde ise; geç Neolitik-
Erken Kalkolitik buluntular ele geçer. En genel buluntu grubunu kırık seramik parçaları oluşturur. Kalkolitik Çağ'a ait boyalı seramikler, Hacılar boyalıları ile büyük benzerlikler gösterir. Daha üstte Erken Bronz ve Geç Roma - Erken Bizans dönemlerine ait buluntular ele geçer. Mağaranın Geç Roma-Erken Bizans Döneminde bir tapınak olarak kullanıldığı, mağara duvarlarındaki adak kitabeleri ve nişlerden kolayca anlaşılmaktadır.
Ayrıca, kazılarda ele geçen Üst Paleolitik döneme ait hayvan kemiğinden yapılmış, stilize insan başı betimlemeli buluntusuyla Anadolu'daki ilk sanat yapıtlarına öncülük etmektedir. Karain Mağarası, Anadolu Paleolitik Çağ kronolojisinin oluşturulmasında yegane merkez olmasının yanı sıra, dolguları içinden ele geçen yontmataş kültürleri, fauna, flora, fosil insan kalıntıları ve mutlak yaşlandırma sonuçlarıyla da, Türkiye'nin Pleistosen dönem arkeolojisine büyük katkılar sağlamıştır. Karain Mağarası'nda yapılan kazılarda ele geçen buluntular, mağara yanındaki yer alan küçük bir müzede ve Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.
image  imageimage  image  image  image 
GENEL BİLGİLER
Adres : Karain Mağarası - Yağca Köyü –ANTALYA
Antalya Müzesi Telefon: 0242 2385688-89    Antalya Müzesi Fax: 0242 2385687 
Mail : info@antalyamuzesi.gov.tr
Ziyaret Saatleri : Nisan -Ekim 09.00-19.00 : Kasım-Mart 08.30-17.00 Haftanın her günü ziyarete açıktır.
Karain Mağarası Giriş Ücreti: 3 TL

06 Ağustos 2020

ÇIĞ

Çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık, ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve/veya dış kuvvetlerin etkisi ile başlayan bir ilk hareket sonucu(tetiklenen),yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır..

Çığ kısaca, kar tabakası veya tabakalarının iç ve dış kuvvetler etkisi ile yamaç eğim yönünde gösterdiği akma hareketidir. Kar tabakalarının birbirlerinden farklı özellikleri olacağından; çığ, bazen diğer bir tabaka üzerinde kayan bir tabaka veya tabakalar ile veya tüm tabakaların zemin üzerinde topluca kaymaları sonucunda oluşur. Türkiye’de Çığ Problemi:

Türkiye’nin özellikle kuzey-kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde, çığ olayına uygun topografik ve meteorolojik koşullara sahip dağlık alanlar mevcuttur. Ortalama yüksekliği 1000 m’yi geçen ve çığ oluşumuna uygun alanların yüzölçümü bu bölgeler içinde çok yüksek bir yüzdeye sahiptir. Dağlık alanların, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık 1/3’ünü oluşturduğunu düşünecek olursak, çığ olayının meydana geldiği alanların yayılımının ne kadar büyük olduğu anlaşılır. Bu bölgelerde meydana gelen çığlar, yerleşim yerlerini, yolları, turistik tesisleri ve diğer bütün devlet yatırımlarını tehdit etmektedir. Çığ olayının yerleşim yerlerine etkisi her afet türü gibi sosyal ve ekonomik açıdan olmaktadır. Ülkemizde çığ afetinin, sosyal etkileri hakkında fikir vermesi açısından; 1958 yılından beri Türkiye’de AFET kayıtlarına geçmiş 448 adet çığ olayındaki can kayıplarının miktarı verilebilir. Bu kaybın en çarpıcı örneği, 1991-1992 kış mevsiminde 328 kişinin hayatını kaybetmiş olmasıdır. Çığın sosyal etkisi sadece can kayıpları ile sınırlı değildir. Çığdan etkilenen alanlardaki maddi kayıpları karşılayamayan insanların bölgeden göç etmesi de bir sosyal sonuçtur. Ekonomik açıdan bakıldığında ise, bölgede çığların verdiği hasarların kısa sürede telafi edilememesinin getirdiği zorluklar nedeni ile oluşan üretim ve iş gücü kayıpları giderek artmakta ve bazı bölgelerin turizm potansiyeli dahi dolaylı olarak etkilenmektedir.

Çığ Nasıl Oluşur? Eğer bir dağ yeterince yüksek ise (Türkiye’de 1000-1200 m yükseklikteki kesimler ve yukarısı), o bölgenin kışın aldığı yağışın önemli miktarı kar şeklindedir. Bu nedenle, bu gibi yüksek kotlara sahip dağlık alanlarda, o ortama özgü bir hava tipi (mikro klima) oluşur; kışın sıcaklıklar nadiren donma noktasının üstüne çıkar. Dağlar, kalın kar örtüsüne sahip olduğu kadar çok fazla miktarda da rüzgar alan yerlerdir. Dağlar büyük hava kütlelerinin hareketlerine engel teşkil etmelerinden dolayı, güçlü rüzgarların kendi üzerlerinde ve çevresinde oluşmasına neden olurlar. Bu rüzgarlar, yüzeydeki karı alıp taşır, çevresinde döndürüp yamaçlara ve diğer topografik oluşumlar üzerine bırakır, depolar, saçaklar ve kar kümeleri oluştururlar. Eğimli bir yamaç üzerinde bulunan bir kar örtüsü, yerçekiminin de yardımı ile her zaman yüksek olan porozitesi ve canlı metamorfizması sonucu sürekli akma hareketi yapar. Bu akma hızı, karın yoğunluğunun derinlere doğru artması nedeni ile yüzeyden örtünün derinlerine doğru azalır. Şekilden de görüleceği üzere akma hareketi, A hattından A’ hattına doğru olmaktadır. Kayma ise, kar örtüsünde oluşan diğer bir deformasyon bileşenidir. Kar örtüsünün bir buz tabakası veya zemin üzerinde kayması ile oluşur. Bu terimin genel kullanımı, zemin üzerinde bükülmeyle sonuçlanan kaymalar içindir. Kayma hızı, zemindeki ve zemine yakın kar tabakasındaki su miktarı ile yakından ilişkilidir. Yağmur veya ısınan havanın etkisi ile fazla miktarda kar erimesi sonucu kar örtüsündeki su miktarının artması nedeniyle zemin üzerinde pürüzlülüğü sağlayan ufak cisimler su altında kaldığından, kar tabakası ve zemin arasındaki sürtünme azalır ve kayma hızı artar. Uzun süreli sıkışma etkisi altında kalan bir kar örtüsünde oluşan deformasyon, kar örtüsünün derinlere doğru yoğunluğunun ve sertliğinin artmasını sağlar. Yerçekimi etkisi ise, karın ağırlığı altında taneler üzerine baskı yaparak örtü içinde oturmaya, yoğunlaşmaya ve dayanımını arttırmaya yardımcı olur. Kar tabakaları kendi duraylılıklarını kaybederken, bazı koşullar altında yeni bir fiziksel oluşuma atlama tahtası haline gelirler ki bu olay ÇIĞ'dır. Meteorolojik Faktörler: Meteorolojik faktörler, uygun topoğrafik ve arazi koşullarında çığ oluşumuna zemin hazırlar. Genel olarak, yağış ( kar , yağmur, yağış şiddeti), rüzgar (hız, yön, yüksek irtifa rüzgarları, yerel rüzgar durumu), sıcaklık (mevcut sıcaklık koşulları), atmosfer basıncı ve bulutluluk ( kar yüzeyinin hızlı soğuması açısından) çığ oluşumuna etki eden önemli meteorolojik faktörlerdir. Bu meteorolojik faktörler şiddetli tipi sonrası 36 saatten uzun süren ılık bir havanın esmesi, kar örtüsü üzerine yağmurun yağması, bir defada 25 cm den fazla yeni kar tabakasının oluşması, ılık bir günün ardından ani sıcaklık düşüşünün meydana gelmesi ve rüzgarın 24 saatten uzun bir süre 7 m/sn den daha hızlı esmesi durumlarında çığ oluşumuna daha elverişli ortamı oluştururlar. Diğer taraftan, uzun süreli kar yağışlarından sonraki ilk güneşli gün, eğer kar yüzeyi donmuş ise, açık ve bulutsuz bir geceden sonraki ilk gün çığ oluşumuna oldukça elverişlidir.

"Cehennemi satın aldım, benimdir."

Martin LutherDuruşma sırasında yargıçlara seslendi;"Milleti cehennemle korkutup, cenneti para karşılığı satıyorsunuz.Sıkıysa cehennemi satsanız ya?"Yargıçlardan biri "Cehennemi kim alır ki?"Martin Luther,"ben alıyorum, neyse parası vereyim"Bedava verdiler!Martin kapının önüne çıktıduruşma sonucunu merak eden binlerce kişiye"Cehennemi satın aldım, benimdir.Bundan sonra oraya kimseyi almayacağım, korkmayın" .Cehennem korkusu ve kilise baskısından kurtulan halk,Özgür beyinlere sahip olduVe Almanya aydınlanması 500 yıl önce başladı!Martin Luther (1483–1546)(Turan Dursun Kitapları sayfasindan)

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!