Blog Update :

Latest Posts - Son Postalar

18 Mart 2012

5 Ders ...................






5 Ders



Birinci Ders:
Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi :
'Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir ?' Bu her halde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını, yerleri silerken, hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50'lerinde falan olmalıydı. Ama adını nereden bilecektim ki ! Son soruyu yanıtsız bırakıp
kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu.
'Tabii, dahil' dedi, Hocamız...
'İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse bile...'
Bu dersi hayatım boyunca unutmadım.


Hademenin adını da... Dorothy idi.



İkinci Ders :
Bir gece vakit gece-yarısına doğru Alabama Otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. geçen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda bir beyazın bir zenciye, hem de Alabama'da, yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi.
Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi, verdim. Bir hafta sonra, kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda...
'Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıkageldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan
kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın...
En İyi Dileklerimle,
Bayan Nat King Cole.'



Üçüncü Ders :
Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu... Çocuk sordu:
'Çikolatalı pasta kaç para ?'
'50 Cent.'
Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
'Peki, Dondurma Ne Kadar ?'
'35 Cent.' dedi garson kız, sabırsızlıkla. Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki... Çocuk parasını bir daha saydı ve
'Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?' dedi.
Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu, birden.. Masayı sanki akan gözyaşları temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 Cent'lik bahşiş duruyordu..
Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın...



Dördüncü Ders :
Yolumuzdaki Engeller...
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak diye gözlüyor... Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray
görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.
Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Kan ter içinde kaldı ama, sonunda, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde
bir kesenin durduğunu gördü. Açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde...
'Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.' diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. 'Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.'




Beşinci Ders :
Önemli Olan Vermektir..
Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve 'Eğer kurtulacaksa, veririm
kanımı' dedi. Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu... Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu :
'Hemen mi öleceğim ?' Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı verip,
öleceğini düşünüyordu.


|0 yorum
Share |

Dakika dakika 18 Mart 1915

haberresimje0

Karakaş'ın yaptığı araştırmada, 18 Mart 1915 Çanakkale Savaşı'nın dakika dakika gelişmesi şöyle:

08.15: Sancak gemisi Queen Elizabeth dretnotunun direğine Mondros Limanı'nda 'ileriye hareket' flaması çekildi.
10.00: Müttefik donanması Boğaz girişine yaklaşmaya başladı.
10.25: Türk tarafından havalanan Alman tayyaresi Boğaz'a yaklaşmakta olan düşman hattını bildirdi.
10.30: 1. İngiliz Filosu Agamemnon kılavuzluğunda Boğaz'dan içeriye girdi. Gemiler savaş konumuna geçti. Filonun önündeki muhripler muharebe alanını taramakta ve savaş gemilerine yol açmaktaydılar. Triumph ve Prince George savaş gemileri sancak ve iskele yönlerinde kıyılara yaklaştılar.
11.00: Kumkale gerisinden açılan obüs ateşimiz savaş gemilerini etkisi altına aldı.
11.39: 1. Filo'daki İngiliz gemileri, ağır topları ile 14.000 yardadan merkez tabyalarımıza cehennemi bir ateşe başladılar. Queen Elizabeth Anadolu Hamidiye Tabyası'nı, Agamemnon Rumeli Mecidiye Tabyası'nı, Lord Nelson Namazgâh Tabyası'nı, Inflexible Rumeli Hamidiye Tabyası'nı yok etmek için ateş ve ölüm kusuyordu.
11.45: Queen Elizabeth'in Çanakkale içine düşen bir mermisi şehirde yangına neden oldu.
11.55: Agamemnon ile Lord Nelson, Rumeli Mecidiye Tabyasını bombardıman altına aldı.
11.59: Weymouth Kruvazörü, Yenişehir mevkiini toplarıyla dövmeye başladı.
12.00: Müstahkem mevkiinde muhabere santralımız isabet aldı, karargâhla savunma hatlarımızın irtibatı kesildi. Triumph, Çanakkale'yi döverken, Çimenlik Tabya'sında büyük bir patlamayla cephanelik havaya uçtu.
12.01: Rumeli Tabyası'nın iki topu muhabere dışı kaldı.
12.06: Amiral de Robeck 3. Filo'ya taarruz emrini verdi.
12.20: 3. Filo'yu oluşturan Fransız gemileri 1. Filo'nun önüne geçti.
12.23: Inflexible gemisine refakat eden istimbot battı. Inflexible ağır yara aldı.
12.25: Anadolu Hamidiye Tabyası'na düşen bir mermi kışlayı yaktı.
12.27: Prince George, Mesudiye Tabyası'nı ateş altına aldı.
12.45: Agamemnon 25 dakika içerisinde 12 isabet aldı.
13.00: Bombardımanın şiddeti gittikçe artmaktadır.
13.15: İngiliz muharebe kruvazörü Inflexible vuruldu. Irresistible, Cornwallis, Vengeance, Kumkale arkasından çıkıp borda düzeninde Boğaz'a girdiler.
13.20: Anadolu Hamidiye Tabyası karantina hizasında Çanakkale'ye yaklaşmak isteyen Bouvet'ı ateş altına aldı. Taarruz emrini alan Fransız Amiral Guepratta, İngiliz hattının önüne geçti.
13.47: Inflexible su kesiminin altından ağır bir yara alarak çekildi.
13.50: Agamemnon zırhlısı aldığı 7 isabet sonucu Inflexible ile aynı kaderi paylaştı. Gemilerden yapılan top ateşi kesildi.
14.00: Bataryalarımızın atışları ağırlaştı.
14.30: Düşmanın altı balıkçı gemisi mayın aramak için savaş alanına geldi.
14.50: Bouvet vuruldu ve 639 kişilik mürettebatıyla alabora oldu.
15.00: Yarım saat süren duraksamadan sonra ateş yeniden şiddetlendi
15.15: Namazgâh Tabyası'na düşen bir mermi kışlanın çatısını uçurdu.
15.20: Anadolu Hamidiye Tabyası ateşini yeniden Irresistible'a yöneltti.
16.20: Irresistible bir mayına çarparak, iskele yönüne yattı ve dumanlar içinde kaldı. Wear gemisi ile bir istimbot Irresistible'ın yardımına gitti.
16.30: Irresistible'nin kurtulma şansının olmadığı görülerek 610 personeli tahliye edildi.
16.35: Amiral De Robeck 2. Filo'ya çekilme ve Ocean'ın Irresistible'i yedeğe alarak kurtarma emri verdi.
17.15: Ocean Irresistible'a yaklaştı, ancak yedeğe alma şansı olmadığına karar verildi.
17.50: Irresistible, Rumeli Mecidiye Tabyası'na 14.000 yarda mesafede kaderine terk edildi.
18.00: Amiral De Robeck Irresistible'ın kaderine terk edilmesi üzerine daha fazla kayıp vermemek için genel çekilme emri verdi.
18.05: Ocean, Çanakkale ve Soğanlıdere bataryalarının yoğun ateşleri altında geri çekilirken mayına çarptı ve 15 derece eğildi.
18.10: Gemi komutanı Hayes Sadlerı yakında bulunan Coln, Jed, Chelmer muhriplerine yardım çağrısı gönderdi. Gemi personeli tahliye edildikten sonra Ocean da kaderine terk edildi.
19.30: Ocean akıntının etkisiyle Morto koyuna doğru sürüklendi.
22.30: Ocean ve Irresistible battı.

--------------------------------------------------------------------------------

Kaynak: www.milliyet.com.tr/2007/03/18

422977_10150669223564827_77009084826_9022039_937037632_n  

419630_10150669220839827_77009084826_9022038_1894969587_n

|0 yorum
Share |

17 Mart 2012

Tekirdağ Rakısının Sırrı ? (Bir YÖNETİM sonucu)


Birden hocanın sorusunu duyunca herkes şaşırdı.
Üniversitede, üretim yönetimi dersindeydik. Konu 6 Sigma.
Dersin ortasındayız ve hepimizin içi bayılmış.
Ama rakı lafını duyunca bir anda uyandık ve herkes rakı hakkında bilgisini
konuşturmaya başladı.

Biri Yaş üzüm diye atıldı.
Kimi Tekirdağın havasından dedi.
Öteki artezyen suyundan dedi.
Bense Tekirdağ Rakısı nedir bilmediğim için ağzımı bile açmadım.
En sonunda hoca herkesi susturup anlatmaya başladı:
Tekirdağ rakı fabrikasına zamanında yeni bir müdür atanmış. Müdür daha fabrikaya gelmeden, ne kadar suratsız bir adam olduğuna dair söylentiler ulaşmış.
Herkes yeni müdürün ne kadar geçimsiz, ne kadar sinirli bir adam olduğunu
konuşur olmuş.
Müdür gelince ilk iş, tüm yönetim takımını toplanmış fabrikayı gezmeye
başlamış. Müdür gezerken tek bir laf bile etmemiş. Ama asık olan suratı asıldıkça asılmış. Böylece söylentilerin doğru olduğu anlaşılmış.
Gezinin sonunda yeni yetme bir mühendis:
-Beğendiniz mi efendim? diye sorma gafletinde bulunmuş.
Müdür önce sert bir bakış atıp
-Ben bu fabrikanın nesini beğeneyim? diye kükremiş.
Mühendis iki büklüm olmuş, sorduğuna soracağına pişman, sinmiş bir köşeye.
Müdür buna daha da sinirlenmiş. Yanında artık varil mi, paket mi ne varsa tekme
atıp devirmiş. Herkes korkmuş şaşırmış, kimseden ses çıkmamış.
Neyse ki müdür yardımcıları aklı selim adamlarmış. Ertesi gün kendi
aralarında toplanıp Fabrikayı nasıl düzeltiriz diye plan yapmaya başlamışlar.
Gördükleri her eksiği tamamlamışlar.
Birkaç ay içerisinde fabrika iki katı verimle şekilde çalışır hale getirmişler.
Sonunda müdürün yanına çıkıp Gelin fabrikayı bir daha gezelim demişler.
Bu sefer tüm birimler çok düzgün çalışıyor, hiç bir yerde sorun yok.
Herkes pür dikkat görev başında.
Ama yeni müdür rahat durmamış. Paketleme yapılan alana gelince durmuş.
Paketlerden birini açıp, içinden bir rakı şişesi çıkarmış.
Kapağını açıp koklamış, koklayınca yüzünü ekşitip, rakıyı yere dökmeye başlamış.
Tüm amirler, usta başları, işçiler şok.
-Efendim neyi beğenmediniz? diye soracak olmuşlar.
-Bu rakının beğenilecek nesi var? diye kükremiş müdür.
Herkes sus pus.
Ertesi gün yine tüm fabrika panik. Müdür yardımcıları yine toplanmış,
çağırmışlar usta başlarını sormuşlar
Rakıyı nasıl iyileştiririz? diye.
Biri demiş Şebeke suyu kullanmayalım. Kloru fazla.
Öbürü demiş Anasonu çok keskin.
Bir başkası demiş Yaş üzüm kullanalım.
Aylar boyu uğraşıp rakıyı yenilemişler. Yine müdürü alıp tekrar fabrikayı
gezdirip yaptıkları yeniliklerden bahsetmişler. Paketleme yapılan yere gelince
durup, bir rakı açıp ikram etmişler. Müdür durmuş. Önce şişeyi alıp evirip çevirmiş.
Sonra sunulan bardağı alıp biraz içmiş. Tabi o içerken herkes pür dikkat
bakıyor, ne diyeceğini merak ediyormuş. Sonunda yine yapacağını yapmış Bu rakının
nesi güzel? diye bağırıp, elindeki şişeyi yere boşaltmaya başlamış.
Birden yaşlı bir usta başı dayanamayıp Döktürmem ben sana rakımı diye atlamış.
Müdürün elinden kapmış şişeyi.
Herkes şaşkın bakarken de usta başı, Ne demek nesi güzel. Sen rakıdan
anlamıyor musun? diye bağırmış.
Etraftakiler bir yandan Ne yapsak yaranamıyoruz diye ustabaşına hak
veriyorlar, öte yandan müdür kızacak diye korkuyorlarmış.
Müdür ustabaşına bakmış. Herkes bağırıp çağırmasını beklerken o sakin sakin
Ben rakıdan anlamam. demiş.
Ben insandan anlarım. Yaptığınız işi o kadar kötüledim, şimdiye kadar
içinizden biri çıkıp sahiplenmedi.
Demek ki aslında kimse ortaya çıkan işi savunacak kadar beğenmiyordu.
Ama şimdi bu şişeyi çocuğunmuş gibi sahiplendin. demiş.
Hoca hikayeyi anlatmayı bitirip durdu. Sonrada şöyle bir öğüt verdi.
Bir gün bir fabrikanın başına geçecek olursanız,
ürettiğiniz cansız nesneyi değil, onu üreten insanı yönetin.
Siz şişenin içindekinden hiç anlamayabilirsiniz.
Merak etmeyin onu üreten onu nasıl mükemmel yapacağını bilir.
İşte Tekirdağ Rakısının sırrı o şişeyi sahiplenip, içindekini efsane haline
getirmesini bilenlerdedir.
|0 yorum
Share |

15 Mart 2012

Güzel bir cuma günü, keyifli bir hafta sonu olsun :)




. Tiyatro Sanatçısı ve Yazar Utku Erişik ‘in bir yazısı. Nagehan Alçıcı ile doğrudan bağlantılı…

Nagehan tanıştım seninle…

Gelinim sana “nagehan” diyeceğim; kızım sen, “ansızın, birdenbire” diye anla bundan sonra…

Yerden bitme aklınla çıktın karşıma, bit kadar zekanla…

Atalar, “Yılanın sevmediği ot, burnunun dibinde bitermiş.” derler… Senin aklına “ozan”denince kim gelir, bilmiyorum; ama benim aklıma Attila İlhan gelir örneğin. Sen, işte onun“Mustafa Kemal” adlı şiirinde, “Elsiz ayaksız bir yeşil yılan / Yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal!” diyerek anlattığı o yeşil yılanın sevdiği ot olup bittin tıslayan burnunun dibinde…

Sen, aydınlanma tarihinde kıç kadar yeri ve değeri olmayan bir suratla çıktın karşıma.

Nagehan tanıştım seninle…

Hazırlıksız mı yakalandım peki?

Asla…

Senin gibilere alışıktım 1919’da, 1919’un hemen öncesinde ve hemen sonrasında… Hala da alışığım aslında…

Nutuk’u ne zaman açsam, her sayfada Kuvayı Milliye’nin bir yiğidini anlatırken, bir de işgalcinin işbirlikçisini anlattığını gördüm Mustafa Kemal’in. Senin gibilere karşı her zaman uyanık olmam gerektiğini de O öğretti bana.

Hadi son söyleyeceğimi baştan da söyleyeyim sana:

Senin gibiler olduğu müddetçe bu topraklarda, benim gibiler de olacak!

Ve senin gibiler mide bulandırdıkça, benim gibiler umut olacak, güç olacak, moral olacak!

Nagehan tanıştım seninle…

Mustafa Kemal’in belini kırdığı emperyalizme nagehan yapıverdiği alçı diye göründün gözüme. Hem de Mustafa Kemal’in topraklarında, hem de nankörlüğün dik alası, hem de ABD’nin üzerime boşalttığı şarjörün en süslü mermisi olarak…

Nagehan nefret ettim senden o anda…

Emperyalizmin bu topraklardaki kırık beline alçı değil yalnızca; aynı zamanda bu topraklarda asla yetişmeyecek bir acı emperyalist soğanın cücüğü diye çıkardılar seni karşıma nagehan…

Dün seni sorsalardı bana, “Hayal!” der, kestirir atardım; ama hayaldi, gerçek oldu.

Sen durmayıp yola devam ettikçe; “Ben Türkiye’yim, büyük düşüneyim ki, büyük satayım!”dedikçe, sen o biçim yazarlarla aynı yoldan geçip o biçim ozanlarla aynı sudan içtikçe, “hayal”dediklerim bir bir gerçek oldu…

Hayalden de öteydin sen, gerçekten de öte gerçek yaptılar seni nagehan…

Satılmış, işbirlikçi, dönek, yobaz ve liboş…

Arabada beşti…

Arabadan indiler, hala beştiler… Bir masaya oturdular.

Bir vatanın yatırıldığı bu masada oynanan dört kişilik batakta, bir kişi hep boştu. Onu, yani seni nagehan tuvalete gidenin yerine geçirdiler. O tuvaletten dönünce nagehan sana sifonu çektirdiler.

Arabada beşti…

Önce TRT’de şeş oldun sen; sonra bir buçuk milyon Iraklı’nın etinin dizildiği şiş oldun sen.

Önce TRT’de şeş oldun sen, sonra emperyalist uşağa eş oldun sen.

Önce TRT’de şeş oldun sen, sonra yalama düzenin yalakalığında baş oldun sen.

Arabada beş, TRT’de şeş… Ama nagehan bu sayı olunca on beş, bu batak oyununda sana da bataklıkta “uzun eşek” oynamak kaldı.

Her gün karşıma çıkan ve hepi topu on beş eşekten biri yaptılar seni.

Senin baştan sona yaşam öykünün tek özeti budur.

Ayrı bir hünerdir ama, bataklıkta uzun eşek oynamak… Sonunda kendinin de çamura batacağını bile bile, arkadaşına eşekmiş gibi binebilmek için büyük bir çaba harcarsın. Sana bu da yetmedi, eşekbaşı olmak için çabaladın ayrıca.

Oldun mu?

Bence oldun; ama şu sırayla geldin bu mertebeye:

Önce aydınlığın olduğu yerde çıkan çıbanbaşı olup kaşındın durdun. Yetmedi…

Sonra İstanbul’daki cam plazadan Ankara’da koyun güden çobanbaşına kokulu öpücükler yolladın durdun. O da yetmedi…

Eşekler gibi anıra anıra boş bulduğun otlakta otlamak istedin, yeni tacını o zaman taktılarişte sana:

Artık sen eşekbaşıydın!

Nagehan eşekbaşı yaptılar seni o on beş eşek içinde, belki sen de farketmedin.

İyi de oldu, bu taç hiç kimseye bu kadar yakışmamıştı bugüne kadar. Alladılar pulladılar, makyajlarla süslediler, ceplerini şişirdiler, beyaz camın önüne getirdiler.

İşte o camdan bakarken dışarıya, nagehan tanıştım seninle.

“Tanışmaz olaydım!” demiyorum asla. Sen, ağzının salyasıyla Kemalistlere sövüp sayarken, bir Kemalist olarak, beni bu davaya her gün daha da inandırıyorsun.

“Tanışmaz olaydım!” der miyim hiç?

İnsanın düşebileceği en dip nokta neyse, bana onu gösteriyorsun her gün. Ve seninle öğreniyorum, bir insanın ne “olmaması” gerektiğini…

Utanç içindeyim ama…

Bu ülkede Mustafa Kemal yolunda en hızlı yürümesi gerekenlerin kadınlar olması gerekirken, senin bir kadın olarak en büyük nankörlüğü gösteriyor olmanın şaşkınlığı içindeyim.

Senin içinde yanan Amerikan ateşinin nasıl kişisel bir nedeni varsa, bizim içimizde yanan Kuvayı Milliye ateşinin de öyle ulusal bir nedeni var.

Taptığın ABD’den bir kadın yazar, Ann Bridge yazmıştı, “Dark Moment” adlı kitabında. Ben dersem inanmazsın; ama içini titreten o sözcüğü söylüyorum ve “Amerikan” diyorum, inanırsın, şimdi okuyacaklarında gözlerini dört açarsın diye. Bak ne yazmıştı o Amerikan yazar:

“Sonsuz bir insan seli, birbirlerinden bir buçuk metre aralıklarla ve tek sıra halinde akıyordu. İnsanlar taşıdıkları tüfek demetleri, cephane kutuları ve top mermilerinin ağırlığı altında öne doğru eğilmişlerdi. Daha şaşırtıcı olanı, bu insanların dörtte üçünden fazlasının kadın olmasıydı. Pembe eteklikli bölgesel giysiler ve parlak çiçekli kiraz rengi şalvarlar giyen kadınların bazıları sırtlarına sarılı yükle birlikte kucaklarında emzikli bebeklerini taşıyorlar, bazılarının arkasında ise kaygan çamurda kısa adımlarla yürüyen iki veya üç küçük çocuk bulunuyordu. Böylece, bir gece önce İstanbul’dan kaçak olarak gemi ile gelen askeri malzeme Küre Dağları’nı aşıyordu. Düzenli, kesintisiz ve yavaş bir biçimde yukarılara, daha yukarılara tırmanılıyordu. Arada sırada birinin sıradan ayrılan bir çocuğa bağırdığı duyulmakla beraber, genellikle sessizlik içinde, dik tırmanış ve ağır yük nedeniyle derin solumalarla yürüyorlardı. Yol gerçekten çok dikti ve biraz sonra hepsi sulu karla şekillenecekler, sonra ayak değmemiş karlı yamaçlardan daha yükseklere tırmanacaklardı… Henüz hiçbir heykeltıraşın taş üzerinde şekillendiremediği, ağır yük taşıyan kadınlar ile analarının yanında otlayan buzağılar gibi onların ardında yürüyen çocuklara ait heykelleşmiş görüntüler, karlar altında ve dondurucu soğukta yorgun argın yol alacaklardı.”

Yani kadın budur bizim için… Küre Dağları’nı aşanlardır… Senin gibi Küresel Emperyalizm Dağları’nı aşanlar değil!

Biz, Kemalistler de o kadınların kucaklarında taşıdığı emzikli bebekleri, ardından yürüyen çocuklarız.

O yüzden kadir kıymet bilen, ahde vefa gösteren ve tüm dünyaya “kadın” neymiş onu göstermiş analarımızla aynı yolda yürüyen çocuklarız.

Peki bana söyler misin şimdi, sen kimin çocuğusun?

Ve bana söyler misin, hangi ozanla neyin borazanlığına soyunmaktasın?

Dedim ya, biri bana “ozan” dese, aklıma ilk gelenlerden biridir Attila İlhan; senin aklına kim gelir, bilemem… Benim ozan İzmirlidir, senin ozan nerelidir?

Bak o Attila İlhan’dan söz açayım sana…

Askerliğimi yaparken, çok gece gördüm, her asker gibi her “şafak” öncesinde; ama onun ölümünü haber aldığım gece, karanlık indi benim kışladaki geceme. Tanışma ve derin sohbetinden feyz alma onuruna eriştiğim büyük ustanın TDK Şiir Ödülü’nü aldığı “Tutuklunun Günlüğü” adlı kitabında “Mahur” adlı bir şiiri vardır. Kitabın arkasında “Meraklısına Notlar” düşmüş usta. Ben de meraklıyım ya, okudum hemen:

“Özellikle bu şiirin üzerinde duracağım, nedeni şu:

Bana öyle geliyor ki, 12 Mart sonrası kahrının en belirgin olduğu örnektir. Bir sabah ağır ve kıyıcı haberleri radyodan dinlemiş, Karşıyaka’dan İzmir’e geçmek üzere vapura binmiştim. Deniz bulanık, hırçın ve çalkantılıydı. Gökyüzü simsiyah alçalmıştı. Acı bir yel esiyordu. Şiirin ilk mısralarını içimde duydum. Şiirlerimi, mısraları yüksek sesle tekrarlamadan yazamadığım için, vapurda tenha bir yer aradım. İndikten sonra da, rıhtım boyunca mırıldana mırıldana ilk beşliği tamamladım.”

Büyük ustanın ilk beşliğini Karşıyaka’dan kalkan vapurda yüksek sesle tekrarladığı şiirin sonraki ikinci beşliğini yazayım ben sana:

“bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı

Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı

Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı

Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

O mahur beste çalar müjgan’la ben ağlaşırız.”

Kemalizm, her zaman yangın ormanından püsküren genç fidanlar olabilmektir. Kemalizm, işgalcinin senin gibi itiyle kopuğuyla yangınlara verdiği bir ormanda, varlığını Türk varlığına armağan edebilmektir.

Kemalizm, “darağacında üç fidan”ı sallandıran emperyalizme karşı, Mustafa Kemal ülküsünü“darağacında dördüncü fidan” olmaktan korkmadan savunabilmektir.

Kemalizm, “hiç durmamak üzere yola çıkanların asla yorulmayacağı” ilkesine inananların göz bebeğidir.

O göz bebeğime nagehan bir saldırı olursa, yine nagehan bir karşı koyuş da benim ana görevimdir.

Ben, yani Kemalist Utku Erişik…

Yani, meydanın boş olduğunu sanıp oraya nagehan yerleşmeye kalkan sana karşı, meydanın hiç de boş olmadığını göstermeye and içmiş azılı bir Kemalist…

Yazı biter gibi olurken, benden nagehan bir anımsatma sana:

İtin kuyruğu olmak, itin gittiği yere kadardır.

Nagehan beliren bir kuyruk olursan eğer, aynı şekilde nagehan gidersin cehennemin dibine!

Sen, kuduz itin nagehan beliren kuduz kuyruğu!

UTKU ERİŞİK/Tiyatro Sanatçısı – Yazar


16.03.2012

AY OĞLAK BURCUNDA

KOÇ: Hem sosyal hayatınızda hemde iş hayatınızda oldukça hareketli bir gün. Sabah saatlerinde çalışma temponuzun ağırlığından dolayı kendinizi baskı altında hissedebilirsiniz. Bugün mali konularla ilgili fırsatlarla karşılaşabilirsiniz fakat Merkür geri gittiğinden önceden başlattığınız girişimler üzerinde çalışmanızda fayda var. Kararlı ve çalışkan tavrınızla üstlerinizin onayını alabilirsiniz.

BOĞA: Bugün ayakları yere sağlam basan projeler üretebilir, umutlarınızı ve hayallerinizi gerçekleştirmek için kararlı girişimlerde bulunabilirsiniz. İthalat, ihracat veya yurtdışı bağlantılı ticari konulardan kazanç elde edebilir, başarılı bir kariyer edinebilirsiniz. Fiziksel sağlığınız ve güzelliğiniz için çaba sarfedebilir, alışveriş yapabilir, güzellik salonlarında zaman geçirebilirsiniz.

İKİZLER: Finansal konularda üstlendiğiniz sorumluluklar üstünüzde duygusal baskı yaratabilir. Düşmanlarınız size barış çubuğu uzatabilir, perde arkasında kalan kişiler ekonomik konularda sizi destekleyebilir. İlişkilerinizde beklediğiniz ilerleme olmasa da gizli kalmış ve şimdiye kadar açığa çıkmamış kişilerin beğenisiyle karşılaşabilirsiniz. Duygusal olarak yalnız kalmaya meyillisiniz.

YENGEÇ: Eşinizin, ortağınızın ya da yakın ilişkide olduğunuz kişilerin üzerinizde baskı kurmasına izin vermemelisiniz. Hedeflerinize varmak ve mali konularda başarılı olmak için güven duyduğunuz işbirliklerinin desteğini alabilirsiniz. Sorumlu ve kararlı davranmak isteklerinizi gerçekleştirmenize yardım edecektir. Bu günlerde iletişiminiz kısıtlanmış olsa da araştırma yapabilirsiniz.

ASLAN: Çok yorucu ve yoğun bir tempoda çalışmanız gerekebilir. Yetiştirmeniz gereken proje, rapor veya tamamlamanız gereken işlerin baskısını üzerinizde hissedebilirsiniz. Sosyal hayatınızdaki ve kariyerinizdeki başarılarınız özgüveninizin artmasına neden olacaktır. Çalışma arkadaşlarınızla kurduğunuz işbirlikleri ve geliştirdiğiniz ilişkiler ekonomik olarakta sizi destekleyecektir.

BAŞAK: Sorumluluk sahibi ve sabırlı olmanız ağır ama sağlam adımlarla ilerlemenize neden oluyor. Bu dönem yetenekleriniz açığa çıkarak, yaratıcılık gerektiren konularda başarılı olmanızı sağlayacaktır. Hatta hobileriniz uzun vadede size iş olanağı sağlayabilir, umutlarınızı gerçekleştirmeniz için beklemeyi bilmeli acele etmemelisiniz. Yurtdışı, eğitim, medya ve mahkemelerle ilgili çalışmalarınız kariyerinize olumlu yansıyacaktır.

TERAZİ: Karşıt burcunuzda geri giden Merkür’ ünde etkisiyle çevrenizle iletişim kurmakta zorlanabilirsiniz. Yakın ilişki de olduğunuz kişilerle etkileşim kurarken sürekli yanlış anlaşılmalar, kendini ifade edememe ve içsel gerilimden kaynaklanan huzursuzluk yaşanabilir. Ebeveynlerinizin veya yuvanın sorumluluğunu almak zorunda kalmanız, duygusal baskıya yol açabilir.

AKREP: Bugün verdiğiniz sözlerin, sarfettiğiniz cümlelerin altında ezilebilirsiniz. Duygusal baskı altında yanlış kararlar almaya kalkabilirsiniz. Fakat partnerinizin tam desteği yaşanan sorunları çözmenize yardımcı olacaktır. Arkadaşlarınızla ve gruplar içinde yaşanan gizli rekabetten başarılı çıkabilirsiniz. Düşüncelerinizle ve konuşmalarınızla karşınızdakileri ikna etme çabası içinde olabilirsiniz.

YAY: Ekonomik gelirlerle ilgili sorumluluklarınız üstünüzde duygusal baskı yaratıyor olabilir. Kazançlarınız istikrarlı ama yeteri kadar olmayabilir, çok çalışıyor olmanız ve iş ortamınızdaki başarılarınız maalesef gelirlerinize yansımıyor olabilir. Çalışma arkadaşlarınızla aranızda romantik ilişkiler gelişebilir veya iş hayatından gelen ilişkiler yaşamınızı kolaylaştırabilir.

OĞLAK: Yakın çevrenizle ilişkilerinizde fazla baskıcı ve disiplinli davranıyor olabilirsiniz. Gerçi romantik ilişkilerden yana şanslı olduğunuz bir dönemdesiniz fakat ilişkilerde biraz daha toleranslı olabilmelisiniz. Yurtdışıyla bağlantılı konularda alacağınız riskler size mali kaynak sağlayabilir. Girişimlerinizin hızlı ilerlememesi canınızı sıkmasın. Bir düşünce veya projeyi mükemmelleştirmek için uygun zaman.

KOVA: Kariyerinize ve yaşamdaki sorumluluklarınıza dair düşünceler duygusal baskı yaratabilir. Derinlerde kalmış korkularınızla yüzleşebilirsiniz ama bu durum sizi ürkütmesin çünkü ailenizden alacağınız destek sorunlarınızı aşmanıza destek olacaktır. Finansal konularla ilgili girişimlerinizden beklediğiniz sonuçları alamıyor olabilirsiniz. Biraz sabırlı davranmanız ve uygun zamanı beklemeniz gerekiyor.

BALIK: İçinde bulunduğunuz grup ve derneklerden üzerinize kaldırmakta zorlanacağınız sorumluluklar yüklenebilir. Kendinizden büyüklerle kurduğunuz arkadaşlıkların size faydası bulunabilir. Onlardan alacağınız fikirler, size yeni ufuklar açabilir. Kariyerinizde sizin lehinize gelişmeler olabilir ama henüz ekonomik olarak olumlu sonuçlarını alamıyor olabilirsiniz.

|0 yorum
Share |

Uçurum çiçekleri

HAYIRLI GÜNLER ..!! :)
Uçurum çiçeklerine ver derdim, içinde sevgiye dair ne varsa. O, dünyanın belki de
el değmeyen tek çiçeğidir. Kirlettiğimiz dünyanın yalnız, mağrur, pak çiçeği. İstesek de dokunamaz, hoyratça koparıp dükkanlarda sergileyemeyiz uçurum çiçeğini. Bir yanı uçurum ve geçit vermeyen kayalıklarla kaplı, bir yanı da umudunu yitirmeyen ve her an güne yakaran yamaçlarla çevrilidir.
Her sabah kendisini bir gelincik gibi süsler uçurum çiçeği, gün doğumuna inat birbiri üstüne kenetlenmiş kadife yapraklarını bir kuş göğsü misali toplar ve günle buluşmaya yakın nazlanır, kur yapar, sırtını yalçın kayalıklara dönerek o ulvi anı bekler. O büyük ateş topuyla buluşacağı anı. Gün, onun etrafında döner; o da güne edalı bakışlar fırlatır. Ama fazla dayanamaz, rakkase edasıyla etrafında yarım bir tur atıp ona hayat veren ışınlara açar kadife yapraklarını. Büyük buluşmadır bu.
Uçurum çiçeği, bu rutin dansı her gün büyük bir heyecan ve sevgiyle yapar.
Ve kendisini koklayacak bir insan, kendisini bir gün şevkatle okşayacak bir el bekler hep. Kimseyle buluşmayacağını bile bile, büyük bir özveriyle ve hep aynı heyecanla.
Biz, doğadan ve hayvanlardan savaş uçaklarını, gemileri, deniz altıları, zehir üretimini ve her zıkkımı alıyoruz da bir uçurum çiçeğinin sabahtan akşama kadar süren dansından, onun sabırla, uçurumlara meydan okuyan, ama umudunu yitirmeyen ve karşılıksız sevdasından hiçbir şey almıyoruz.
Sanatımız, siyasetimiz, insan ilişkilerimiz belki de ekolojik paradigma denen sistemle yeniden dizayn edilmeli. Buna ne kadar ihtiyacımızın olduğunu anlamak için bugünlerde yaşadığımız olayların sadece bir günlük analizini yapmak yeterlidir.
Hiçbir ölçünün, hiçbir kriterin, hiçbir insani veya hayvani değerin kalmadığı ya da bu değerlerin ciddi zede aldığı anlar işte bu anlardır. Bu durumlarda insanı sığınak kabul eden de sadece doğadır, yani onun özü, hamuru ve sırdaşı olan doğa.
İnsan ne zaman kaybolduğunda vahşetinin içinde, gözüdönmüşlüğün doruklarına çıktığında, özüne yani onu var eden en temel unsurlara sığınmalı. Çünkü doğa insanı arındırır, başladınız yere geri getirir. Kirlenme uçurum çiçeklerinden uzaklaştıkça artar, yakınlaştıkça azalır. Dağ ceylanları işveli ve saf bakışlarını neye borçlu sanıyorsunuz?
Kendimizi doğanın merkezine koyarken hoyratça, onun küçük bir parçasından ibaret olduğumuzu ve bir o kadar da zavallı olduğumuzu unutuyoruz.
Uçurum çiçekleri kimileri için sabrın, kimisi için özverinin sembolüdür. Oysa bana hep yalnızlığı hatırlatır. Belki de ruhumla örtüşmesini istediğim yanıdır bu uçurum çiçeğinin.
Uçsuz ve bucaksızlığı, yurtsuzluğu hatırlatır bana uçurum çiçekleri. Bir de ülkemi hatırlatır bana, kır çiçeklerine bezenmiş, dikenli tellerle ayrılmış ülkemi. Kayalıkların dibinde, yalnızca dağ ceylanlarına kuçak açacak kadar gururlu ve kendisine kirli ellerin dokunmasına izin vermeyecek kadar asil...
Uçurum çiçeği...

Yazan: Bülent Gündüz


15.03.2012

Ay Yay’da, öğleden sonra Oğlak burcunda

KOÇ: Sabah saatlerindeki çoşkulu ve iyimser haliniz öğleden sonra yerini ciddiyete bırakabilir. İş ve sosyal hayatınızdaki sorumluluklarınızı bilinçli bir şekilde ele alabilirsiniz. Aniden gelecek yeni fikirlere açık olmakla birlikte fevri tepkiler göstermeye de meyilli olabilirsiniz. Bir süredir yoğun tempoda çalışmaktasınız artık bunların maddi karşılığını alma zamanı geldi.

BOĞA: Sabah saatlerini elinizdeki işleri tamamlamaya ayırarak geçirebilirsiniz. Yurtdışı, akademik çalışmalar, medya ile alakalı girişimlerinizde kontrol dışı gelişmelerle karşılaşabilir; öte yandan gizli bilgilere ulaşabilirsiniz. İletişimde sorunlar yaşayabilir veya yeteneklerinizi istediğiniz gibi ortaya çıkaramamaktan; korktuğum başıma geldi diyebilirsiniz. Ancak üstesinden gelebilecek güce sahipsiniz.

İKİZLER: Ortak kazançlar veya yatırımlarla alakalı yeni girişimlerinizi öğleden sonraya bırakmanızda fayda var. Finansal konularda duygusal davranmak yerine akılcı olmak kazandırabilir. Hedef ve projelerinizde ani değişimler yaşayabilir; ertelenmiş olanları yeniden hayata geçirebilirsiniz. Mali yönden istediğiniz desteği almak için yapacağınız görüşmelerde beklenmedik tartışmalar yaşanabilir.

YENGEÇ: Öğlene kadar gündelik uğraşlar, yardım çalışmaları ve detay gerektiren işlerinize vakit ayırabilirsiniz. İlerleyen saatlerde gündeminiz birden değişebilir; ikili ilişkilerinize, belki kardeşlerin de bulunduğu işbirliklerine veya ortaklıkların maddi yönüne odaklanabilirsiniz. Karşı tarafın baskıcı ve hırslı tutumundan dolayı ani fikir ve plan değişiklikleri olabilir. Fevri davranışlar zarar verebilir.

ASLAN: Keyifli geçirdiğiniz birkaç günün ardından yoğun bir çalışma temposu içine girebilir ve etkinizi iş ortamında hissettirebilirsiniz. Yurtdışı, eğitim ve hukuksal konulara dair girişimlerde ani kararlar almanız gerekebilir ancak maddi yönünde yanılgıya düşebileceğinizi aklınızdan çıkarmamalısınız. Kendinize hakim olursanız, yaşanacak fikir çatışmaları ve tartışmaları sizi hedefinizden alıkoyamaz.

BAŞAK: Öğlene kadar olan zamanı evinize ve ertelediğiniz işleri bitirmeye ayırabilirsiniz. Çocuklar için ani harcamalar yapmanız gündeme gelebilir. Maddi manevi paylaşımlardaki değişken şartlar aşk hayatınıza ciddi bir gözle bakmanızı gerektirebilir; beklenmedik kararlar alabilirsiniz. Aniden aklınıza gelen yeni fikirler, eş veya ortağın hayalgücü, yaratıcılık gerektiren çalışmalarınızı destekleyebilir.

TERAZİ: Aile içi sorumlulukların paylaşımında eşinizle aranızda aniden patlak verecek bir tartışma yaşanabilir. Ortak karar vermekte zorlanacağınız şartların olması yatırımlarınızın geleceğini etkileyebilir. Bilinçaltı huzursuzluğunuz bugün sizi karamsar düşünmeye itebilir; evde vakit geçirmek isteyebilirsiniz. İkili ilişkilerde yolunda gitmeyen sorunlar üzerine değerlendirme yapabilirsiniz.

AKREP: Öğlene kadar olan sürede alacak borç dengesini kurmak için uğraşabilir; eksiklerinizi tamamlayabilirsiniz. İş ortamındaki ani gelişmeler karşısında sakinliğinizi korumak istemenize rağmen fevri tepkiler verebilir; tartışma yaşayabilirsiniz. Kardeşler ve yakın çevrenizle olan iletişimde de dikkatli olmalısınız. Seyahat programınız veya yapacağınız anlaşmalarda ani iptaller yaşanabilir.

YAY: Sabah saatlerindeki iyimser haliniz öğleden sonra yerini maddi konularda karamsarlığa bırakabilir. Çocuklar veya yakın ilişkinizden kaynaklı ani gelişmeler nedeniyle kazançlarınızı ciddi ciddi düşünmek zorunda kalabilirsiniz. Sorumlulukların ağır gelmesi aşkta kararsızlık yaratabilir. İş hayatında yoğun çalışmanızın karşılığını alacağınız olumlu şartlar olmasına rağmen elde etmeniz zaman alabilir.

OĞLAK: Ay’ın öğleden sonra burcunuzda ilerlemeye başlaması ile kendinizi daha rahat ifade edebilirsiniz. Son birkaç gün içinde bilinçaltınızda korkularınızla yüzleştiniz. Artık bunlardan sıyrılmış olarak; amaçlarınız ve planlarınız üzerine odaklanabilirsiniz. Ailevi konularda fikrinizi otoriter bir şekilde açılayabilirsiniz. Gayrimenkul veya yerleşim değişikliğine ait kararınızı yeniden sorgulayabilirsiniz.

KOVA: Öğlene kadar olan süre içinde arkadaşlar ve gruplar içinde aktif olmanıza rağmen ilerleyen saatlerde içinize kapanabilirsiniz. Sorumlulukların getirdiği kısıtlanmaların etkisi ile çevrenizle iletişiminizde kopuklular yaşanabilir; istemeden etrafınızdakileri kırabilirsiniz. Gayrimenkul, yatırımlara dair olumlu fırsatlar olmasına rağmen ani karar değişiklikleri hamle yapmanızı engelleyebilir.

BALIK: Hedefleriniz için sağlam proje yaratmak ve bağlı olduğunuz ekibin desteğini almak için girişimde bulunabilirsiniz. Ancak fikir ayrılıklarının veya işin maddi tarafının getirdiği tartışmalar yaşanabilir. Kazançlarınızı yeniden değerlendirmek isteyebilirsiniz. Geleceğe dair umutlarınız için eşin ve ortağın desteği sizinle olmasına rağmen eleştiride bulunmaktan geri kalmayabilir.

|0 yorum
Share |

 

Does Fish Oil Raise Cholesterol Levels?

merhancag

Fish oil has been shown in epidemiological and clinical trials to reduce the incidence of heart disease by lowering cholesterol. Large-scale...

Montanha-Russa

merhancag

Se para algumas pessoas a ideia de andar de montanha-russa é assustadora, para outras ela é sinônimo de diversão e adrenalina. Pensando nos fãs desse brinquedo...

About International Women's Day

merhancag

When:Thursday 8 March 2012 Where:Everywhere What: International Women'sDay (8 March) is a globaldaycelebratingtheeconomic, politicalandsocialachievements of womenpast...

History of Carnival

merhancag

According to some, the carnival was originally a Greek spring festival in honor of the god of wine, Dionysus. The Romans adopted the same tradition with a feast in honor of Bacchus, the Roman god of wine...

The top 10 most dangerous places in the world

merhancag

Inkeeping with this site’slove of helping out with holiday plans, this is a list on the top 10 most dangerous places in the world – theseare all places you might consider not visiting when planning your next...

2012 Cenevre Otomobil Fuarı Başladı

Dünya Buzul Çağa giriyor

mhc mhc
 

 

Müzik

Halil Sezai "Sonbahar"

Sanat

AUGUSTE RODIN (1840 PARİS-1917 MEUDON)

Fransız Heykelci 19.yy.lın önemli heykeltraşlarından olan Auguste Rodin mütevazi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir.Resim yapmayı seven bu çocuk ileriki yıllarda.           Read More  

Tarih

Amerikan İç Savaşı (1861-1865)

ABD 1860 yılında henüz genç bir devletti. İngiltere'den bağımsızlığını 1776'da, bir asırdan az bir süre önce elde etmişti. Nüfusu 31.5 milyondu ve inanılmaz bir hızla ...   Read More 

Ülkeler Şehirler

MOĞOLİSTAN

Moğolistan, Konum: Kuzey Asya'da, Çin ve Rusya arasında yer alır. Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı Haritadaki konumu: Asyanbsp;       Read More