Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


Bitkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bitkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2022

Sümbül

Sümbül, Hyacinthus cinsine ait soğanlı bitkilerden olup daha önce zambakgiller (Liliaceae) familyasının üyesi olarak kabul edilmekte iken şimdi yeni bir familya olan Hyacinthaceae altında incelenmektedir. Sümbüllerin anayurdunu doğuda İran ve Türkmenistan'a kadar dağılım gösteren doğu Akdeniz bölgesi oluşturmaktadır. Hyacinthus, Yunan mitolojisinde Sparta Kralı'nın genç oğlu olup yeniden doğuşu simgelemektedir.

Sümbül

Latince :Hyacinthus orientalis

Familya : Liliaceae

Anavatanı : Ortadoğu ve Anadolu

Mekan : Dış Mekan

Grup : Mevsimlik Çiçekler

Tanımı: 20-30 cm kadar boylanabilen sümbül, iki yıllık soğanlı ve dayanıklı otsu bitkidir. Yeşil renkli şerit biçiminde yaprakları vardır. Kış mevsiminin sonlarına doğru başakçıklar oluşturarak açan çiçekleri;  mavi, mor, pembe ile sarının çeşitli tonlarında ve beyaz renktedir.

Işık İsteği: Doğrudan güneş istemez.

Sıcaklık İsteği: Hava akımı iyi, yazın güneşli ve sıcak yerlere ihtiyaç duyar. Ancak serin yerlere de uyum gösterebilirler.

Toprak İsteği: İyi gübrelenmiş, derin işlenmiş ve yaprak çürüntüsü içeren kumlu topraklarda iyi gelişirler. Ancak sümbüller hemen hemen her toprakta rahatlıkla yetiştirilebilir.

Sulama: Bakımı kolay ve zahmetsizdir. Toprak kuruyunca su verilmesi yeterlidir.

Üretimi: Soğan ile çoğaltılır.

Hastalık ve Zararlılar: Pas Hastalığı, gri küf, çiçek çürüklüğü gibi hastalıklar ile sümüklü böcek zararlısı çok sık görülmektedir.  


31 Mart 2022

Mango

Mango, kapalı tohumlulardan Anacardiaceae familyasının Mangifera cinsine ait tropik, astropik ağaçlarının verdiği etli meyveye denir. Bu meyve, anavatanı olan Hindistan'dan dünyaya yayılmıştır.


At mangosu (Horse mango) olarak adlandırılan M. foetida türü gibi yerel bazda yetiştirilen türlerin yanında; Mangifera indica – bilinen mango ya da Hint mangosu olarak adlandırılan tür dünyada pek çok tropik, subtropik bölgelerde yaygın olarak yetiştirilip dünyaya dağıtılan tek türdür. Bir kısım kültürlerde mangifera meyveleri düğünlerde dekorasyonda, halk kutlamaları ve dinsel ayinlerde kullanılır.

Etnimoloji

İngilizce ve Türkçe "mango" kelimesi Tamil kelimesi olan māṅgai ya da mankay kelimesinden türetilmiştir. Portekizce mangonun karşılığı olan manga sözcüğüde muhtemelen malaya dilindeki māṅṅa'dan gelmektedir. Bu kelimeye Avrupa’da ilk defa İtalya’da 1510 yılında Ludovico di Varthema adlı bir yazarın bir eserinde manga adıyla rastlanmaktadır. Fransızca ve post-klasik Latinceye de bu İtalyan metninden bu kelimenin geçtiği sanılmaktadır. Fakat İngilizcede ve Türkçede, birkaç dilde nasıl olup da bu kelimenin "a" ile biten kısmının "o" ile biter hale gelmesi hususu ise tam olarak belli değildir.

Mango ilk olarak ihraç edildiği 13 Amerikan kolonisinde 17.yüzyılda soğutma eksikliği sebebiyle salamura olarak saklanmakta idi. Diğer bir kısım biber türleri de mango olarak sehven salamura edildiklerinden adlandırılmakta idi. İngilizce 18.yüzyılda Mango kelimesi fiil olarak “salamura yapmak anlamında kullanılıyordu.

Tanımı

Mango ağacı (Mangifera indica L.) 35-40 metre yüksekliğe ulaşan 10 metreye kadar taçlanabilen uzun ömürlü bir ağaçtır. Öyle ki 300 yıldır meyve verebilir türlerine de rastlanmaktadır.[kaynak belirtilmeli] Derin toprakta kazık kökleri 6 metre derinliğe ulaşıp ayrıca yana belli bir alana doğru yayılan yan kökleri bulunmaktadır. Yaprakları her daim yeşil basit 15–35 cm uzunluğunda ve 6–16 cm genişliğindedir. Genç yapraklar portakal-pembemsi bir renkte iken giderek koyularak kırmızı sonrasında yaşlandıkça koyu yeşil bir hal alırlar. Çiçekleri 10–40 cm uzunluğunda bileşik salkımlı uçlardadır. Salkımlardaki her bir çiçek küçük 5–10 mm uzunluğunda beyaz 5 taç yapraklıdır. Çiçekler zambaklara benzer keskin bir koku yayarlar. Meyvelerinin olgunlaşması 3 ila 6 ayı bulabilir. Meyveleri genelde türlerine göre değişiklik gösterir.Kültüre alınmış türler sarı,portakal,kırmızı ya da yeşil dikdörtgen çukurlu tüylü tekli yüzeye sahiptir ve yüzeyi meyve etinden kolay ayrılmaz. Olgunlaşmış meyvelerde kabuğu soyulmuş meyve eti reçineli tatlı bir koku verir. Her meyvenin iç kısmında 1-2mm çapında tohumu koruyan bir kabuk ve bu kabuğun altında bitkinin embriyosunu taşıyan bir tohum bulunur.

Yetiştirilmesi

Mangolar binlerce yıldır, Güney Asya’da yetiştirilmektedir. ve Doğu Asya ‘ya MÖ 4. ve 5.yüzyıllarda ulaşmıştır. MS 10.yüzyılda Doğu Afrika’da yetiştirilmeye başlanmıştır. 14.yüzyılda Faslı seyahatçi, Ibn Battuta, Mogadişu ziyaretinde bundan bahsetmiştir. SonradanBrezilya,Batı Hint Adaları and Meksika’da iklimin büyümesine izin verdiği yerlerde yetiştirilmeye başlanmıştır.

 

Mango çoğunlukla dondan korumalı, tropik ve ılıman subtropik iklimlerde yetişir.Dünya’daki mangoların üçte biri sadece Hindistan’da yetiştirilir.İkinci olarak bunun ardından Çin gelir.

Mangolar ayrıca Avrupa kıtasında tropik bitki ve meyvenin üretimi imkânı olan birkaç sayılı yerden İspanya’da Andalusya bölgesinde (çoğunlukla Málaga ili )de yetişir. 1,000 den fazla mango çeşidinin kolaylıkla tarımı aşılı fidanlar üstünde yapılır. Bu çeşitler Diğer türler kuzey, güney ve Orta Amerika’dan,Karaibler’e,güney,batı ve orta Afrika, Avustralya, Çin, Pakistan,Bangladeş ve Güneydoğu Asya’da terebentin gibi kuvvetli bir tadı olduğundan “terebentin mangosu”olarak anılan bir tür ile) boğa uzvuna benzetilen huevos de toro ("boğa yumurtası) "’na kadar değişim gösterir.

Hindistan en büyük Mango üreticisi olarak kabul edilse de %1'den daha az olarak dünya ticaretinde pay sahibidir zira Hindistan çoğunlukla üretimini kendi iç tüketiminde kullanmaktadır.

Bodur ve yarıbodur varyeteleri ise süs bitkisi olarak dünyada konteynarlarda yetiştirilmektedir. Bununla birlikte çeşitli hastalık türleri mangolara etki yapmaktadır.

Genel olarak türlerine göre bazı farklılıklar gösterse de en dayanıklı mango türleri bile genç fide halindeyken 4 derecede (40 Fahrenheit) geçici uyku moduna geçer ve 0 derecede (32 Fahrenheit) ölür. Buna karşın en dayanıklı mango türlerinde dahi yaşlı ağaçlar 0 ile -1,11 derece de (32-30 Fahrenheit) hasar görürken; ısı düşüşü geçici birkaç saat için olması kaydı ile en fazla -3,8 dereceye (25 Fahrenheit) kadar dayanabilirler. Mango ağaçları yüksek ısı ve kuraklığa dayanıklıdırlar; ancak 30 derecenin üstü sürekli olarak süren çok aşırı ısılar ağacının meyvelerinin erken olgunlaşmasına ve meyvelerinin tadının bozulmasına neden olabilir. Bu koşullarda ağacın Türkiye’de daha çok Akdeniz Bölgesi’nin Antalya,Alanya,Mersin gibi kıyı kesimlerinde soğuktan korumalı yerlerde yetiştirilmesi mümkündür.

Dermatite neden olma potasiyeli

Mango kabuğu ve özsuyu urushiol içerir, zehirli sarmaşık ve zehirli sumakda bulunan bu kimyasal temas halinde bazı kimselerde dermatite neden olmaktadır. Mango alerjenleri ve urishiol ile temas halinde teması arasında çeşitli reaksiyonlar gözlenmiştir. Urushiol ayrıca mango yaprakları ve gövdesinde de bulunmaktadır bu sebeple hayvanlara yapraklarının yedirilmesi tehlikelidir. Özellikle mangonun ilk olgunlaşma döneminde mesela Hawaii'de bitkilerden kaynaklanan dermatitin başlıca kaynağı budur.

Yiyecek

Mango her ne kadar tad ve dokusu türden türe değişirse de bazıları sulu olgunlaşmış erik'e bazıları avokado veya kavun’a bazıları lifli bir dokuya sahip olduğunu belirtse de genelde tatlı bir tada sahiptir. Olgunlaşmamış, salamura edilmiş veya pişirilmiş meyve tüketilebilir. Olgunlaşmamış meyve derisi de rahatça tüketilebilir fakat belli alerjisi olan kişilerde dudaklarda, dilde,diş etinde dermatit’e neden olabilir. Olgunlaşmamış meyveler kahverengi kâğıt kutulara konularak olgunlaştırılabilir. Sonrasında plastik bir kutuda buzdolabından 4-5 gün tutulabilir. Olgunlaşmış meyveler ise taze olarak tüketilebilir ancak meyve derisi kalın ve acı tatlı olduğu için tipik olarak yenmez.

Mutfaklarda Kullanımı

Mango geniş şekilde mutfaklarda kullanılabilir, ekşi, olgunlaşmamış mangolar chutney adlı baharatlı hint salçalarında,’’ athanu’’ da mango salamurasında,mezelerde kullanılabilir veya acı biber ya da soya sosu,tuz ile çiğ olarak da yenebilir. Serinletici bir yaz içeceği olarak panna ya da panha adlı bir içecekce üretildiği güney asyada mangodan yapılır. Mango pulpundan yapılan mamidi thandralu adlı Mango jölesi Telugu’da ve Tamil’de ambazha vettu adıyla çok popülerdir. Bezelye,mercimek ve fasulye ile yapılan “Dhal” adlı yemeğin yanında pişirilen mangolar pişmiş pirinç ve yeşil biber ve açık tereyağı ile servis edilerek Telugu’da mamidikaya pappu Tamil’de mangai paruppu adlı yemek yapılır.

Olgunlaşmış mangolar taze olarak tüketilse de yine mutfaklarda pek çok kullanımı vardır. Mango lassi,Güney Asya boyunca popüler bir içecektir. Olgunlaşmış mango,mango pulpu, ayran ve şeker ile karıştırılarak yapılır. Olgunlaşmış mangodan körilerde yapılır. Aamras adlı popüler bir meyve pulpu/koyu içecek olup bu içecekte mango,şeker,süt ile yapılıp; pirinç, ekmek veya ‘’pooris’’ ile tüketilir. Yine olgunlaşmış mango pulbundan mangada adlı bir reçelde yapılır.


Mangolar ayrıca moramba, amchur (kurutulmuş ve toz haline getirilmiş olgunlaşmamış mango) ve baharat, hardal yağlı turşu da dahil çeşitli turşular gibi konserve olarak kullanılır. Olgunlaşmış mango ince tabakalar halinde kesilir,kurutulur katlanır ve tekrar kesilir. Bu şekilde hazırlanan barlar çeşili ülkelerde kurutulmuş guava meyvesi gibi satılır.Ayrıca meyve müsli ve yulaf ezmesi gibi ürünlerde tahıllara eklenerek kullanılır. Olgunlaşmış mango bagoong (kısmen veya tamamen fermente edilmiş balık veya karides ile ortaya çıkan bir tür balık sosu) yanında ve/veya tuz ile birlikte özellikle Filipinlerde servis edilir. Kurutulmuş kesilmiş tatlı olgunlaşmış mango (tohumsuz demir hindi ile birleştirilip bazen” mangorind” olarak da adlandırılarak da kullanılır) ayrıca popülerdir. Mango ayrıca meyve suyu yapımı, mango nektarı ve dondurma ve sorbe yapımında da kullanılır. Mango meyve suları, smoothiler,dondurmalar,meyve barları,kar şerbeti,tatlı su,kekler;tatlı veya ekşi soslar,chamoy adlı tatlı baharatlı kırmızı biberli ezme de de kullanılır. Yine acı kırmızı biber sosu,tuz veya ana taze meyve kombinasyonları ile de çubuklara daldırılarak kullanılır. Orta Amerika'da mango yeşil olarak tuz,sirke,karabiber,acı sosla yenilerek veya çeşitli formlarda olgunlaştırılarak yenir. Tost halinde yer kabağı tohumu ve yeşil limon tuz ile birlikte yeşil mangolar yenilebilmektedir. Bazı insanlar bunun yanında soya veya kırmızı biber sosu da kullanmaktadır.

Mango parçaları, ayrıca dondurma tepelerine veya milk shakelerde kullanılabilmektedir. Yine tatlı pirinç, hindistan cevizi ve dilimlenmiş mango ile tatlı olarak servis edilebilmektedir. Güneydoğu Asya’nın diğer yerlerinde mangolar balık sosu ve pirinç sirkesi ile konserve yapılabilmektedir. Yeşil mangolar mango salatası olarak kurutulmuş karides ve balık sosu ile kullanılabilmektedir. Mango yoğunlaştırımış sütle kar şerbetlerinin üstüne de konulabilir.

Besin Öğeleri ve fitokimyasallar

Mango (Taze,pişirilmemiş 100 gr) Besin öğeleri ve günlük ihtiyacı karşılama oranı (%)
Kalori250 KJ (60 kalori)
Nem133 g
Diyet Lifler1,6 g
Protein0,82 g
Yağ0,38g
Kül2,3 g
Şeker13,7 g
Karbonhidrat15 g
Kalsiyum11 mg (%1)
Fosfor14 mg (%2)
Demir0,16 mg (%1)
Çinko0,09 mg (%1)
Potasyum168 mg (%4)
Magnezyum10 mg (%3)
A Vitamini (%7)
Beta karoten640 IU (%6)
Askorbik asit (C Vitamini)36 mg (%43)
Tiamin (B Vitamini 1)0,03 mg (%3)
Riboflavin (B Vitamini 2)0,04 mg (%3)
Niasin (B Vitamini 3)0,67 mg (%4)
Folik asit (Folat)43 ug (%11)
B Vitamini 60,12 mg

Enerji değeri 100 g (3,5 oz) için 250 kJ (60 kcal) dir ama elma mango mangoda azda yüksektir.(100 g.79 kcal). Mango belli bir kısım fitokimyasallar  ve besin öğeleri içerir. Meyve pulbunda yüksek oranda prebiyotik lif, C vitamini, farklı polyfenoller ve provitamin A, karotenoidler içerir. Mango pulbu antioksidan, A vitamini, C vitamini, B6 vitamini (piridoksin), folat (folik asit), diğer B vitaminleri ve potasyum, bakır, amino asitler gibi önemli besin öğelerini de içerir. Soyulmuş mango meyvesi ve pulbu bunlar yanında ayrıca antioksidan pigmentler-karotenid, polyfenol, omega 3 ve 6, çoklu doymamış yağ asitleri de içerir. Mango kabukları da karotenoidler, provitamin A, beta-karoten, lutein ve alpha karoten,quercetin, kaempferol, gallik asit, kaffeik asit, kateçinler, tannin, ve orijinal mango xanthonoidi, mangiferin, gibi antioksidan maddeler  polyphenols Bunlardan bazıları serbest radikalleri ortaya çıkarması nedinyle çeşitli hastalıklarda da tedavi prosedürlerinde kullanılabileceği öne sürülmektedir.Enerji değeri 100 g (3,5 oz) için 250 kJ (60 kcal) dir ama elma mango mangoda azda yüksektir.(100 g.79 kcal). Mango belli bir kısım fitokimyasallar  ve besin öğeleri içerir. Meyve pulbunda yüksek oranda prebiyotik lif, C vitamini, farklı polyfenoller ve provitamin A, karotenoidler içerir. Mango pulbu antioksidan, A vitamini, C vitamini, B6 vitamini (piridoksin), folat (folik asit), diğer B vitaminleri ve potasyum, bakır, amino asitler gibi önemli besin öğelerini de içerir. Soyulmuş mango meyvesi ve pulbu bunlar yanında ayrıca antioksidan pigmentler-karotenid, polyfenol, omega 3 ve 6, çoklu doymamış yağ asitleri de içerir. Mango kabukları da karotenoidler, provitamin A, beta-karoten, lutein ve alpha karoten,quercetin, kaempferol, gallik asit, kaffeik asit, kateçinler, tannin, ve orijinal mango xanthonoidi, mangiferin, gibi antioksidan maddeler  polyphenols Bunlardan bazıları serbest radikalleri ortaya çıkarması nedinyle çeşitli hastalıklarda da tedavi prosedürlerinde kullanılabileceği öne sürülmektedir.Fitokimyasal ve besin içeriği mango çeşitlerine göre farklılık gösterebilir. 25 kadar farlı kartenoid mango pulbunda tespit edilmiş,ayrıştırışmıştır en yoğunu beta karotendir ve pek mango türlerinde sarı portakal pigmentlerinde rastlanmaktadır. Kabuk ve yapraklar ayrıca xanthonoidler, mangiferin ve gallik asidi de kapsayan polpenol içeriğe de sahiptir. içerebilir.Fitokimyasal ve besin içeriği mango çeşitlerine göre farklılık gösterebilir. 25 kadar farlı kartenoid mango pulbunda tespit edilmiş,ayrıştırışmıştır en yoğunu beta karotendir ve pek mango türlerinde sarı portakal pigmentlerinde rastlanmaktadır. Kabuk ve yapraklar ayrıca xanthonoidler, mangiferin ve gallik asidi de kapsayan polpenol içeriğe de sahiptir.

Kültürel Önemi

Mango Hindistan'ın Pakistan'ın, ve Filipinler'in milli meyvesidir. Mango ağacı Bangladeş'in milli sembolüdür.

Hinduism'de soyulmuş mango'nun Lord Ganesha tarafından kazanma ve potansiyel mükemmellik sembolü olarak tutulduğuna inanılır. Mango çiçekleri ayrıca tanrıça Saraswati'ye ibadet için kullanılır. Telugularda yeni yıl Ugadi olarak ve mango parçalarının malzeme olarak kullanıldığı ugadi pacchadi yemeği yenmeksizin kutlanır. Tamil Brahmanları Lord Ram'ın doğum gününde vadai paruppu adlı özel bir mangolu yemeği yaparlar aynı zamanda Tamil yeni yılında pacchadi adlı mangolu yemeği yaparlar.

Jain tanrıçası Ambika mango ağacı altında oturmuş olarak tasvir edilir.

Mango yaprakları düğünlerde,Ganesh Chaturthi adlı kutlamalarda hint evlerinde yol kenarları ve kapılarda deokorasyonda kullanılır. Mango Motifleri ve Paisley dizaynları çeşitli hint nakışları,Keşmir şalları, Kançipuram ipek ve hint sareeleri (Hint kadın elbiseleri)nde v.s'de kullanılır.İran'da da İslam öncesi Zerdüştlük geçmişi nedeniyle Paisleyler bilindik bir sanattır.

Tamil Nadu da mango ekmek ağacı ve muz ile birlikte kraliyet meyvelerinden (Mukkani-முக்கனி) biridir, aroma ve tad bakımından ilk sıradadır. Ma-pala-vazhai (மா-பலா-வாழை)

Urdu şairi Mirza Asadullah Khan Galib mangoyu çok severmiş.. Rabindranath Tagore mangolar ve aamer monjori olarak adlandırılan çiçeğinden hoşlanırdı. Şair Sa'd Bin Ard'n mangolar hakkında şiirleri vardır.

Avustralya'da sezonun ilk mangoları geleneksel olarak yardım amaçlı açık arttırma ile satılır.

Üretim ve Tüketim

Mango üretimi yaklaşık dünya çapındaki bütün tropik bitkilerin yarsına denk gelmektedir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) veri tahiminlerinde göre 2009'da 35 milyon ton mango üretimi yapılmıştır.Üretimin yaklaşık %80'i Mango üretiminde ilk 10'da bulunan ülkelerce yapılmıştır.

Mango, mangosteen, guava'da en büyük üreticiler, 2008-9
Ülkemilyon ton olarak üretim
 Hindistan
~ 13,6
 Çin
4,2
 Tayland
2,5
 Endonezya
2,2
 Meksika
~ 1,9
 Pakistan
~ 1,8
 Brezilya
~ 1,2
 Dünya Toplam
34,9

2008 verileri

Kaynak Birleşmiş Milletler Dünya Gıda ve Tarım Örgütü: Ekonomik ve Sosyal Departmanı: İstatistik Birimi

Alfonso, Benishaan ya da Benisha (Banginapalli Telugu ve diğer hint dilleri) and Kesar mango varyeteleri Hindistan'ın güneyinin en popüler varyeteleridir; kuzey hindistan eyaletlerinde ise Chausa, Dasheri and Langra varyeteleri popülerdir. Diğer Hindistan'daki varyetelerden önemlileri ise malgova, peethar, rumani, bangalura, rasalu, thothapari, neelam, sindhoora,ve salemdir.

Genelde, olgunlaşmış mangolar portakal-sarı ya da kırmızımsı bir kabuğa sahip olup yenmesi suludur ancak ihraç edilecek meyveler genelde olgunlaşmamış ve yeşil olarak gönderilir. Her ne kadar ihraç edildikleri ülkelerde etilen (karpit) ile olgunlaştırılsalar da olgunlaşmamış ihraç mangoların tadı; yetiştirildikleri ülkelerdeki olgunlaşmış mangolarla, aynı sululuk ve aromaya sahip değildir.

 Kültür Türleri

Mangonun pek çok kültür varyeteleri vardır.Mango  bahçelerinde, belli başlı kültür türleri polenlemenin artması için birbiri ile çağrazlanırlar.Genelde arzu edilen kültür türleri aşılama ile veya tohum hariç başka yollarla elde edilen Monoembriyotik türlerdir.Mesela Hindistan'da bilinen mono-embriyotik tür olan Alfonso Mangosu en önemli ihraç ürünlerindendir.

Buna karşın bir iklimde inanılmaz başarı gösteren bir kültür türü başka bir ülkede aynı başarıyı gösteremeyebilir. Örneğin "Julie" gibi hint mango türleri Jamaika'da üretken türlerdir ama Florida'da, bu tür aynı başarıyı gösterememiştir, zira her sene bakteri yaprak lekesi adlı bir hastalığa karşı ilaçlanmak zorunda kalınır. Oysaki Asya mangoları bakteri yaprak lekesi adlı bu hastalığa dayanıklıdır.

Diğer yandan polyembriyotik mangolar ise tohumdan kolayca üreyebildiklerinden ve belli oranda,belli koşullarda dayanıklılığa haiz olduklarından anaç olarak kullanılabilmektedirler. Örneğin Turpentine Florida'da daki mango türleri için anaç olarak kullanılmaktadır. Ancak soğuğa dayanıklığının az olması,aynı meyve verimine daha soğuk bölgelerde sahip olamaması sebebiyle aynı anaç mesela ispanya'da kullanılamaz. Küba ve Kanarya adaları kökenli Gomera-1 mango türü ise yenilebilir,tatlı,sulu ancak küçük lifli meyvelere sahiptir,ticari önemi bu sebeple azdır. Fakat tuzluluğa ve soğuğa diğer mango türlerinden daha dayanıklı olması sebebiyle İspanya,Kanarya adaları ve çeşitli akdeniz kıyı bölgelerinde anaç olarak kullanılan mango türlerindendir. Özellikle İspanya'nın Granada bölgesinde Osteen tipi monoembriyotic mango bu anaç üstüne aşılanarak yetiştirilmiş ve epey başarı kazanılmıştır. Buna karşın bu mango anacının dezavantajı fazla ancak daha küçük meyve oluşumuna sebebiyet vermesi ve bu küçük meyvelerinde ticari verimliliği etkilermesidir.

Yine Küba ve Kanarya adaları kökenli Gomera-3 mangosu daha büyük ve daha verimli meyve verimi sağlasa da soğuk ve tuzluluğa dayanıklılığı Gomera-1'den biraz daha azdır.

Diğer bir anaçta İsrail'deki 13/1 denen mango anacıdır.İsrailin içinde bulunduğu çöl ikliminde,sıcak ve kurak havalarda belli bir başarı göstermiştir. Ancak soğuğa dayanıklılık konusunda Gomera-1 ve meyve verimi konusunda Gomera-3 ile aynı ticari verimliliği gösterememektedir.

Bunun gibi Pakistan da dahil çeşitli bölgelerde iklim şartlarına göre değişik polyembriyotik mangolar anaç olarak kullanılabilmektedir. Diğer taraftan Gomera-4 gibi yeni mango türleri de anaç olarak melezleme ile elde edilmeye çalışılmaktadır.

Diğer yandan polyembriyotik türler içinde de kısmende olsa ticari öneme haiz "Torbert" gibi mango türleri de bulunabilmektedir.


Buna karşın ticari varyetelerde hakimiyet monoembriyotik mango türleri üzerinedir. Mesela, ABD'de pazar hakimiyeti Tommy Atkins, Haden İspanya'da Osteen kültür türlerinin üzerindedir. ABD'de bu monoembriyotik türler ilk defa 1940'ta dikildikleri Güney Florida'da meyve vermişlerdir. Oysa başlangıçta ticari olarak üretimleri Floridalı araştırmacılar tarafından red edilmiştir.[49] İngiltere pazarının %80'i ise Tommy Atkins kültür türünün elindedir. Lifli bir iç kısım ve ortalama bir tada sahip olsa da, bu tür iyi üretimi, hastalığa dayanıklılığı, iyi bir raf ömrü, taşınmada hasarın az olması,boyu ve rengi ile üreticilerce tercih edilen bir türdür. Tommy Atkins ABD'de hakim bir tür olsa da, Kent, Keitt, Haiti türü olan Madame Francis ve Meksika türü olan Ataulfo mango kültürleri de yetiştirme alanı bulabilmektedir.

Güney Florida'nın kentsel alanlarında ise bodur mango ağaçlarına talep bulunmaktadır, Fairchild Tropik Botanik Bahçesi Fairchild Mango gibi "condo (kondo) mangoları"nı teşvik etmektedir bu türler 2-2,5 metrenin altında boylanma yaparlar.

Condo (Kondo) mangosu Florida'da son yıllarda popüler hale gelen "bodur mango ağaçları" için kullanılan bir terimdir, bu ağaçlar bu boyları sayesinde konteynerlerde bile üretilebilecek hale gelirler. "Condo" (kondo) kelimesi ise bir ağacın daha kısa olan bodur yarı bodur doğal varyetesi olarak adlandırılabilir. Ice Cream (Dondurma) mangosuda aşılama ile bodur hale gelebilmektedir. Condo kelimesi her ne kadar mangolarla ilişkilendirilebilse de doğal bodur veya bonsai tekniğine benzer şekilde bodurlaştırılmış bütün ağaçları kapsar. Kondo yerine bu sebeple cüce veya bodur terimi de kullanılabilir.


Avustralya'da R2E2 adlı bir mango varyetesi de vardır, adı orijinal yetişrildiği bahçesinin konumundan gemektedir ve yayılan bu varyete 1 kilogramı bulan sarı kırmızı meyve verebilmekle bu varyetinin meyveleri Avustralya'da yüksek fiyata satılmaktadır.

Birlikte Evrim

Bir kısım evrim bilimciler Mango ağacının Pleistocene megafauna ile birlikte evrimleştiğini ve bu yönden Avokado'ya benzediğini iddia ederler.Mango ağacı genel olarak büyük hayvanlarca meyvelerinin yenmesi ve ardından çekirdeğinin hayvan dışkısından yararlanarak etrafa yayılması ile yabani ortamda çoğalabilir.Bu yönden bir zamanlar soyu tükenmiş Dev tembel hayvan ve fil'in ataları Gomphotherelerin bu bitkileri yaydıkları fakat sonrasında değişen duruma göre bitkinin ve meyvesinin kendini uyarlayarak günümüze kadar geldiği iddia edilmektedir.

17 Ocak 2022

Çam


Çam, Pinaceae (çamgiller) familyasından Pinus cinsinden orman ağaçlarını içeren iğne yapraklı türlere verilen ad.

Morfolojik özellikleri

Yaprak dökmeyen, aromatik ağaç veya çalılardır. Taç gençken genellikle konik, yaşla birlikte genellikle yuvarlak veya düz tepelidir. Daha eski gövdelerin kabuğu, çeşitli şekilde oluklanmış, plakalar ve/veya katmanlı veya pullu sırtlar halinde kaplanmıştır. Uzun sürgünler ve bodur sürgünler ile iki biçimli sürgünler görülür.


Büyük ağaç

Pinaceae'deki iki cins, Pseudotsuga ve Picea, daha büyük ağaçlar içerir. Gövde hacmi ve çapı açısından en büyük ve ikinci en uzun çam türü Pinus lambertiana'dır. En uzun ve ikinci en büyük çam türü Pinus ponderosa (subsp. benthamiana), üçüncü en büyük tür ise Pinus jeffreyi'dir. Bu çamların üçü de en büyük boyutlarına Kaliforniya'nın Sierra Nevada dağlarının ve Güneybatı Oregon'un Siskiyou Dağları'nın karışık kozalaklı ormanlarında ulaşır. 2 metreden büyük çaplara ve orantılı yüksekliklere ulaştığı bilinen diğer türler arasında Pinus brutia, Pinus canariensis (Eski Dünyanın en büyük çamı) ve Pinus radiata bulunur.

Buna karşılık, dünyanın en küçük çamı, son derece besin açısından fakir topraklarda yetişen ve sadece 20 cm boyunda kozalakları taşıdığı bilinen Pinus contorta subsp.contorta var. bolanderi'dir. Ağaç olarak nitelendirilemeyecek kadar küçük olan diğer çamlar arasında Pinus culminicola, Pinus pumila ve Pinus mugo bulunur. Çok çeşitli başka türler de, alpin kereste hattında yetiştiği tespit edildiğinde bir metreden daha kısa olabilir.

Dağılım ve Ekoloji

Başta kuzey, ılıman veya dağlık tropik bölgelerde olmak üzere kuzey yarımkürenin tüm kıtalarına ve bazı okyanus adalarına özgüdür; güneydoğu Asya'da Ekvator'un en güneydeki dağılımına ulaşır (Sumatra; P. merkusii). Güney yarımkürenin çoğunda süs ve kereste ağaçları olarak tanıtılmıştır.

Çoğu çam, yangına uyarlanmıştır, yani yangının tekrarlaması, çamların, çam olmayanların hakimiyetine yol açan orman dizilerinde baskın bir rol sürdürmesine izin verir. Bu yangına adaptasyonun kesin doğası, bazı çamların sık sık düşük yoğunluklu yangınlara tolerans göstermesi ve diğerlerinin, meşcereleri yok eden yangınlara izin veren yüksek yakıt birikimleri üretme eğiliminde olması ve ardından çamların hızla yenilenmesiyle büyük ölçüde değişir. Ateşin seyrek olduğu veya hiç olmadığı habitatlarda, çam ağaçları serpantin çorakları, litosoller veya bataklıklar gibi besin açısından fakir yerlerde bulunma eğilimindedir. Düşük gölge toleransları tipik olarak kapalı bir orman gölgesinin altında büyümeyi engeller. Birçok tür çok kuraklığa toleranslıdır.

Pinus birçok alanda ormanın hakim türüdür. Bazı türlerin bir "çim aşaması" vardır, yani, genç fidenin gövdesi ilk birkaç yıl boyunca çok az uzar (bu arada büyük bir kazıkkök geliştirir) ve çok sayıda uzun, kavisli yaprak taşır, bitki daha sonra bir demet çimene benzer. Diğer türlerin uzun süre kalıcı olan ve kapalı kalan, yalnızca orman yangını ile ısıtıldığında açılan kozalakları vardır (bu tür kozalaklar serotinöz olarak adlandırılır); Ateş söndükten hemen sonra tohumlar serbest bırakılır.

En eski

Kuşkusuz, en eski çam, 4.000 yaşın üzerindeki birçok kişinin bildiği Pinus longaeva'dır. Hastalık ve meşcereyi yok eden rahatsızlıkların nadir olduğu bazı çok soğuk ve kuru ortamlarda ortaya çıkmaları nedeniyle, çamlar topluca en uzun ömürlü kozalaklı ağaçlardır. Batı Kuzey Amerika'ya özgü türler olan P. albicaulis, P. aristata, P. balfouriana, P. flexilis ve P. longaeva'da 1.000 yıldan fazla yaşlara rastlanmıştır. Karşılaştırılabilir yaşlar, çöl, arktik ve alpin bölgelerine özgü birkaç eski dünya türünde ortaya çıkabilir, ancak kanıtlanmamıştır. En güçlü aday muhtemelen P. holdreichii var. leucodermis, onaylanmış yaşı 963'tür.

Dendrokronoloji

Dendrokronoloji bilimi, astronom Andrew Ellicott Douglass'ın 1904 yılında kuzey Arizona'ya yaptığı seyahatler sırasında Pinus ponderosa halkalarını gözlemlemesiyle ortaya çıktı. O zamandan beri, dendrokronoloji için çamlar tercih edilen konular olmuştur. Douglass, Güneybatı Amerika'daki Anasazi harabelerinin inşasını tarihlendirmek için ağaç halkaları kullandı, birçok işçi geçmişteki iklim değişikliklerini yeniden yapılandırmak için çok sayıda farklı çam ağacı kullandı, jeokronologlar geçmişte atmosferik karbon-14 üretim oranındaki değişiklikleri belirlemek için çamları kullandılar. 7.000 yıl ve çam halkaları çok çeşitli diğer teknik sorunları ele almak için kullanıldı; örneğin, bir çam tahtasındaki ağaç halkası deseni, 1923'te kaçırılan Lindberg bebeğinin katilini mahkum etmeye yardımcı olan çok önemli bir kanıt olduğunu kanıtladı.

Etnobotanik

Çam ağaçları, kerestesi, küspesi, katranı ve terebentin için ekonomik açıdan önemlidir. Dünya yelkenle birbirine bağlandığında, çamlar genellikle donanma depoları olarak stratejik öneme sahipti ve böylece Batı sömürgeciliğinin modellerini etkiledi. Kuzey Amerika'nın çoğunda sömürülen ilk kereste kaynağıydılar. Yakacak odun, inşaat ve ahşap işleri de dahil olmak üzere her türlü amaç için uzun zamandır temel bir kereste kaynağı olmuştur. İngiltere (P. contorta, P. nigra), Yeni Zelanda (P. radiata) ve Brezilya'daki (P. elliottii) plantasyonlara hakim olarak, tarımsal ormancılık üretiminde lider olmaya devam etmektedir.

Fıstık çamları (P. armandii, P. gerardiana, P. pinea ve Cembroides alt bölümündeki türler), yerli halklar tarafından (ve bazen ticari olarak) toplanan ve genellikle önemli bir mevsimsel besin kaynağı içeren yenilebilir bir tohuma sahiptir. Birçok rivayete göre, onlar aynı zamanda bir afrodizyaktır.

Terebentin, yarı sıvı, sarı veya kahverengimsi bir reçine (oleoresin) üretmek için birçok çam

kullanılmıştır. "Bir yara açıldıktan sonra çam reçinesi, yarayı patojenik mikroorganizmalara karşı kapatan ve özsu kaybını önleyen koruyucu bir tabaka oluşturmak için bir ağacın dış yüzeyinde akar. Reçine damlaları kova veya torbalarda toplanır. Çam reçinesinin başlıca ürünleri reçine ve terebentin yağıdır. Ticari açıdan en önemli sert reçine, çam reçinesinin damıtılmasıyla elde edilir. Kağıt tutkalında reçine kullanılır ve sabun imalatı, verniklerin ve boyaların bir bileşeni olarak ve telli müzik aletlerinin yaylarını kaplamak için terebentin yağı da çam reçinesi damıtma ile üretilir ve boya ve verniği inceltmek ve eritmek, ayrıca ayakkabı cilası ve mühürlemek için kullanılır. Ayrıca tıbbi özelliklere sahiptir ve uyarıcı, spazm giderici, büzücü, idrar söktürücü ve patojenik olarak kullanılabilir. Geçmişte ham çam reçinesi ambalaj malzemesi olarak ve su yalıtımı için" yelkenli gemilerde kullanılırdı.

Çamlar, özellikle birçok dayanıklı türün bulunduğu ılıman ve soğuk iklimlerde, süs kozalaklı ağaçlarının en popülerleri arasındadır. Çoğu tür, çok az veya hiç süs kullanımı görmese de, yapanların kataloğu uzundur. Bunun nedeni, birçok çamın yavaş büyümesi ve bahçıvanları memnun eden çarpık biçimler geliştirmesi olabilir. Türün örnekleri arasında Pinus sylvestris, P. mugo, P. densiflora ve P. contorta bulunur. Diğerleri, hızla görkemli peyzaj ağaçlarına dönüşerek tam tersi bir eğilim gösterir. Örnekler arasında P. strobus ve P. armandii gibi beyaz çamlar ve P. ponderosa, P. coulteri, P. montezumae, P. ponderosa P. pinaster, P. brutia ve P. canariensis gibi birçok çam sayılabilir. Bu popüler süs türlerinin çoğu için, büyüme formu ve yapraklardaki farklılıkları vurgulamak için çeşitler geliştirilmiştir.


Taksonlar

Pinus subgenus Pinus:

P. apulcensis – P. arizonica – P. attenuata – P. banksiana – P. brutia – P. canariensis – P. caribaea – P. clausa – P. contorta – P. cooperi – P. coulteri – P. cubensis – P. densata – P. densiflora – P. devoniana – P. durangensis – P. echinata – P. elliottii – P. engelmannii – P. estevezii – P. fragilissima – P. georginae – P. glabra – P. gordoniana – P. greggii – P. halepensis – P. hartwegii – P. heldreichii – P. henryi – P. herrerae – P. hondurensis – P. hwangshanensis – P. jaliscana – P. jeffreyi – P. kesiya – P. latteri – P. lawsonii – P. leiophylla – P. luchuensis – P. lumholtzii – P. luzmariae – P. massoniana – P. maximinoi – P. merkusii – P. montezumae – P. mugo – P. muricata – P. nigra – P. occidentalis – P. oocarpa – P. palustris – P. patula – P. pinaster – P. pinea – P. ponderosa – P. praetermissa – P. pringlei – P. pseudostrobus – P. pungens – P. radiata – P. resinosa – P. rigida – P. roxburghii – P. sabiniana – P. serotina – P. sylvestris – P. tabuliformis – P. taeda – P. taiwanensis – P. tecunumanii – P. teocote – P. thunbergii – P. torreyana – P. tropicalis – P. virginiana – P. yunnanensis

Melez türler: 

P. × attenuradiata – P. × cerambycifera – P. × densithunbergii – P. × litvinovii – P. × murraybanksiana – P. × naxiorum – P. × neilreichiana – P. × rhaetica – P. × sondereggeri

Pinus subgenus Strobus:

P. albicaulis – P. amamiana – P. aristata – P. armandii – P. ayacahuite – P. balfouriana – P. bhutanica – P. bungeana – P. cembra – P. cembroides – P. cernua – P. chiapensis – P. culminicola – P. dabeshanensis – P. dalatensis – P. discolor – P. edulis – P. eremitana – P. fenzeliana – P. flexilis – P. gerardiana – P. johannis – P. koraiensis – P. krempfii – P. lambertiana – P. longaeva – P. maximartinezii – P. monophylla – P. monticola – P. morrisonicola – P. nelsonii – P. orizabensis – P. orthophylla – P. parviflora – P. peuce – P. pinceana – P. pumila – P. quadrifolia – P. reflexa – P. remota – P. rzedowskii – P. sibirica – P. squamata – P. strobiformis – P. strobus – P. stylesii – P. uyematsui – P. wallichiana – P. wangii

Melez türler: 

P. × hakkodensis – P. × holfordiana – P. × hunnewelli – P. × schwerinii

Paleotürler: †P. leptokrempfii

03 Ocak 2022

Dünyada çılgınca tüketilen kinoa nedir?

Kinoa Avrupa'ya, Amerika'ya sık sık gidenler kinoa'yı tatmış olabilir. Adını her geçen gün daha sık duyduğumuz bu bitkiye dünyada mucizevi olarak bakılıyor

2013 Birleşmiş Milletler tarafından ‘Kinoa Yılı’ ilan edildi. Kinoa Türkiye’de o yıllarda tanındı. Yaşlanmayı geciktirici etkisinden kanseri önleyici özelliğine, magnezyum eksiliğinden alerjik hastalıklara kadar her derde deva. Türkiye’de pek de tanınmayan kinoa nedir?Neden hayatımıza bu kadar geç girdi? Merak ettik. İşin uzmanı Dr. Ender Saraç’tan kinoa hakkında görüş aldık...

Nereden geliyor?

Kinoa Latin Amerika’da 7 bin yıl önce İnkalar tarafından yetiştirilmiş bir tahıl türü. Güney Amerika’nın Batı Kıyısı’ndaki And Dağları bölgesinde yetişiyor. İnka Uygarlığı İspanyol istilasıyla yok edilmeye çalışılınca kedi pençesi, mantar türleri gibi pek çok faydalı bitkiler de yok edilmiş. Kinoa da bu yararlı bitkilerden sadece biri. Kinoa yok edilmeye çalışılsa da hiçbir zaman kullanımının önüne geçilememiş.

Kinoa bir dönem Güney Amerika halkı İnkalarının en önemli besin kaynağıymış. Hatta ilk hasadı imparator tarafından yapılacak kadar manevi değeri yüksekmiş. Mayaların uzun ömürlü olması ve bilgeliklerinin farklılığı, meditasyon ve enerji çalışmaları yeni yeni keşfedilmeye başlandı. Kinoanın sırrı da böylece ortaya çıktı. Modern tıp kinoayı uzun ve sağlıklı yaşayanları inceleyince daha da yakından tanıdı.

Birçok hastalığı önlüyor

Tam tahıllarda genelde hayvanlarda bulunan amino asitler yok ya da yok denecek kadar azdır. Kinoa ise adeta hayvansal gıda kaynakları kadar değerli tek tahıl. Süt, yoğurt, tavuk, et gibi hayvansal ürünlerde bulunan amino asitler, ayrıca ete yakın hatta filizlendirilmişse etten bile daha kıymetli protein emilim gücü var. Buğdaydan iki misli, pirinçten de çok daha fazla tahıl içeriyor. Susam ailesinden gelen kinoa aynı zamanda bir magnezyum kaynağı. Modern çağda rafine yağlar tüketiyoruz. Bu nedenle sık sık magnezyum eksikliğiyle karşılaşıyoruz. Birçok kişi adet sancıları, ödem, şişlik, yüksek tansiyon problemi yaşıyor. Kinoa tüm bunlara birebir. Magnezyum deposu olduğu için birçok hastalığın da önüne kinoa ile geçilebiliyor.

Yaşlanmayı geciktiriyor

Kinoanın en önemli özelliği süper oksit dismutaz enzimi içermesi. Bu enzim yaşlanmayı geciktiriyor, cildi yıpranmaya karşı koruyor. Doku yenilenmesini sağlarken, serbest radikallerin verdiği zarardan modern yaşamın hücreleri hırpalamasına kadar koruyor. Böylece çağın veremi denilen kanser hastalığını da önlemiş oluyor. Kinoa içeriğindeki lignin hormonunun sebep olduğu kanser türlerine karşı da koruyor. Meme kanserini önleyici özelliğe sahip; kalbi de kuvvetlendiriyor. Kuersetin adlı madde de kinoayı vazgeçilmez kılıyor. Kuersetin anti oksidan olmasının yanısıra, bahar alerjilerine karşı da iyi bir destek. Gluten tahıllarda bulunan ve un yoğurulduğunda hamura yapışkan formu veren proteindir. Bu sayede hamur maya tutar. Çölyak hastaları glutene karşı alerjiktir. Unlu mamüller tükettiklerinde sorunlar yaşayabilirler. Kinoa gluten içermediği için alerjisi olanların protein ve karbonhidrat ihtiyaçlarını karşılıyor.

Tadı nasıl, nasıl tüketilmeli?

Kinoa bulgur kıvamında bir tahıl olduğu için Türk damak tadına çok uygun. Baskın bir tadı ya da kokusu yok. Kendine özgün bir aroması var. Haşlandıktan sonra salatalara eklenerek soğuk da yenilebiliyor. Aynı zamanda sebze, et, balık, tavuk gibi yemeklere hoş bir tat veriyor. Kinoa pilavdan salataya kadar birçok yemeğe yakışıyor. Çorbaların içerisine konulabiliyor. Kavurup iri iri dövüldüğünde müslilere katılabiliyor. Un haline getirilirse, kurabiye, kek, hamur işlerinde, ekmek yapımında kullanılabiliyor. Garnitür olarak ise yemeklere lezzet veriyor. Taze soğan, nar ekşisi, maydanoz, domates ile kısır gibi yapılırsa çok lezzetli oluyor. Kuskus gibi pişirilip hafif sade yağ ile döndürülüp pembeleşene kadar çevirilirse de yemek gibi yenilebiliyor.

Besin değerleri ne?

100 gram kinoada 372 kalori var. 5.80 gram yağ, 69 gram karbonhidrat, 6 gram lif içeriyor. Bu nedenle de yağ bakımından fakir. A, B, C, D ve K gibi neredeyse tüm vitaminleri içeren kinoada kolesterol yok. 100 gram kinoanın bazı türlerinin yüzde 20’si protein.

Kimler tüketiyor?

Kinoa zengin protein kaynağı olduğu için vegan beslenenler için ideal. Yüksek demir içerdiği için de demir eksikliği nedeniyle kansızlık problemi yaşayanlar kinoayı sıklıkla tüketebiliyor. Kinoa kabızlık çekenlere de tavsiye ediliyor. Peru ve Bolivya’dan ithal edilen kinoa Avrupa ve Amerika’da birkaç yıldır büyük ilgi görüyor.Yurt dışında marketlerden sağlıklı ürün satan mağazalara kadar her yerde bulunabiliyor. Yurt dışına gidenlerin keşfettiği kinoanın Türkiye’de henüz kullanımı yaygın değil ama faydalarına bakılırsa yakında her yerde bulunabilecek gibi görünüyor...

(13.05.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.)

21 Kasım 2021

Dünyanın En Güzel 16 Ağacı

 125 Yaşında Orman Gülü, Kanada


Bu ağacın 125 yaşında olduğunu ve bunca yıl burada durduğunu hayal etmek insana gerçekten zor geliyor. Çünkü biz çoğumuz ilk bu fotoğrafa baktığımızda ağacın evin önünü tamamen kapattığını düşünebiliriz. Aslında ağacın önünü kapatanın ev olduğunu acaba düşünenimiz oldu mu? Bu evde yaşayanları takdir etmemiz gerekir. Bu kadar yıl boyunca ağaca hiç dokunmamışlar ve kesmeyi akıllarının ucundan bile geçirmemişler.

Kayın Ağaçlarından Yol, Kuzey Irlanda



Bunlar bir resim tablosunun hayali ürünleri değil, gerçek görüntüler. Yine masalsı ve insanı derinlere daldıran manzaralar. Böyle bir yolun sonunun olmasını kim ister ki? Git gidebildiğin kadar. Dinlen ve tekrar yola devam et. Gerçekten insan düşünürken bile içinin huzurla dolduğunu hissediyor ve hayalen böyle bir yolculuğa çıkıyor. Tabi böyle bir yolda araba kullanmak bu güzelliğe en büyük ihanettir. Böyle bir yolda yürümek en doğal olanı.

Meşe Sokağı, Güney Carolina


Sanki bu meşe ağaçları içlerinden birinin yaptığını taklit etmiş ve ortaya bu seyirlik manzarayı çıkarmış. İnsanlar da bu görüntüye bakarak burayı sokak olarak adlandırmışlardır. Dikkat edilirse hiçbir ağaç bir diğerinden farklı bir eylemde bulunmamış ve hepsi dallarını aynı mesafeye dayamışlar. Sanki aralarından birisi bunlara önderlik yapmış ve her birisinin yapması gerekeni talim etmiş gibi hissediyor insan.

Kuvvetli Rüzgarlarla Bükülmüş Ağaçlar, Yeni Zelanda



Ağaçlar bulundukları ortamın her türlü zorlu şartlarına uyum sağlayabilen canlılardır. Kuvvetli esen rüzgarlar da aslında bir nevi zorlu şartlardır ağaçlar için. Esnek ve dayanıklı yapıları sayesinde kırılmadan sert rüzgarlara direnebilirler. Yeni Zelanda’da çekilen bu fotoğraf ise bu durumun en güzel örneklerinden birini oluşturmaktadır. Bu ağaçların biz insanlara vermek istediği mesaj şudur: “Hayatın zorlukları karşısında esnek ve dayanıklı olursanız, kırılmadan hayatınızı devam ettirebilirsiniz.”

Jakaranda Ağaçları, Güney Afrika



İşte bir başka harika ağaçlı yol daha. Keşke böyle kilometrelerce uzanan yol olsa da insan altında saatlerce bıkmadan usanmadan yürüse. Baharın gelmesiyle ve mor çiçeklerinin açmasıyla bu dev ağaçlar gerçekten tam bir seyirlik hal alırlar. Ayrıca yaydığı muhteşem kokular da bahar akşamlarının en unutulmazları arasına girer. Eylül ayında açan çiçekleri Kasım ayına kadar sürer ve bu güzelliği etraflarına cömertçe sunarlar.

Akçaağaçlar Tüneli, Oregon



Ağaçlarla oluşmuş bir tünel ve sanki içinden geçip giderseniz, arka tarafta sizi bir masal alemi bekliyor gibi durmaktadır. Ne dersiniz? Denemeye değer değil mi? Ağaçların cetvel gibi düzgün oluşlarının da bu görüntünün ortaya çıkmasında elbette payı vardır. Sıcak günlerde altında serin serin oturmak için hayaller kurmamıza herhalde izin vardır. Sayfayı çevirelim ve devam edelim güzel ağaçlar görmeye!

Ejderha Kanı Ağacı, Yemen



İşte listemizdeki en güzel ağaçlardan bir daha. Sanki bu bahçenin bahçıvanı oldukça profesyonel ve ağaçları çok hoş budamış gibi görünmüyor mu sizce de? Yemen’de yetişen bu ağaçlar oldukça garip görünüşe sahiptirler ve ağacın öz suyunun koyu kırmızı olması nedeniyle de ejderha kanı ismini almışlardır. Çöl ortamında insanlara güneşten korunmanın ve böylesi yerlerde yaşamanın yolunu gösterir gibidir.

Ateş Ağacı, Brezilya



Çok hoş ve oldukça güzel başka bir ağaç karşınızda durmakta ve size “Gerçek olamaz” dedirten bir görüntü sunmaktadır. Arkadaki evleri görmese insan, rahatlıkla yapma bir süs bitkisi sanabilir. Kırmızı renginin bu tonuyla sanki yanan bir ateşe benzemektedir. Bu ağacın baklagiller familyasından çiçekli bir ağaç türü olduğunu söylersek, herhalde şaşkınlığınız biraz daha artacaktır.

Melek Meşe Ağacı, Güney Carolina



Bir meşe ağacı ve bir melek gibi tüm çevresini sarıp sarmalamış. Ortaya ise insanların melek meşe ağacı dedikleri bu 1500 yaşını çoktan aşmış bir şaheser çıkmış. Bu yaşına rağmen hala inatla yıkılmamak için direnmekte ve kendisini adeta dallarıyla desteklemektedir. Gerçekten büyüleyici ve insanın bakmaya doyamayacağı görüntüsüyle bu ağaç da listemizde kendine kolayca bir yer edinmiş.

Yosun Kaplı Kayın Ağacı, Oregon


Ormanı yeşil renkli gulyabaniler bastı sandınız değil mi? Bu bir kayın ağacı ve gövdesi tamamen yosunlar tarafından kaplanmış. Anlaşılan bir arada yaşamayı o kadar sevmişler ki, ne birbirlerinden ayrılmışlar ve ne de birbirlerinden ayrı bir yaşam sürmeyi hayal bile etmişler. Birlikte yaşamanın ve farklılıkları bir bütüne dönüştürmenin güzel bir örneğini bize sunmaktadır.

Gökkuşağı Okaliptüs Ağacı, Hawai

 

Gökkuşağı okaliptüs ağacı burada gördüğünüz. Eline boya almış bir kaç haylazın yaptığı bir yaramazlık sonucu oluşmuş bir görüntü değildir. İlk anda insanların ağaçlara yaptığı bir kötülük gibi hissediyorsunuz, fakat ağaca yaklaştıkça karşınızdakinin tam bir doğa harikası eser olduğunu anlıyorsunuz. Tam da ismine yakışır bir şekilde gökkuşağı renklerine bürünmüş ve ortaya da böylesi seyirlik bir manzara çıkmış.

Çiçek Açmış Kiraz Ağaçları, Almanya



Meyve ağaçları bahar geldiğinde sanki bir gelinin süslenmesi gibi çiçek açar ve sanki vereceği meyvelerin haberini bize müjdeli bir şekilde söyler. Hele bir de çiçek açan meyve ağaçları binalarla çevrili böyle bir sokakta gerçekleşmişse, insan çok daha güzel hislerle dolar. Aslında ağacın bize söylemek istediği tam olarak şudur: “Şehirde yaşıyor olabilirsiniz, ama benim gibi siz de bulunduğunuz ortamı harika bir çevreye dönüştürebilirsiniz.”

Japon Akçaağacı, Oregon



İşte size harika bir ağaç daha. Bu bir Japon Akçaağacı ve görüntüsüyle gerçekten insanı büyüleyen bir ağaç. Bulunduğu ortamın sanki büyülü perisi gibi durmakta ve etrafındaki bitki örtüsüne de ilham kaynağı olmaktadır. Bir ağaç bu kadar mı yakışır bulunduğu ortama? Altında oturmak, hatta derin bir uykuya dalmak ve rüyalar görmek için insanın her şeyini veresi geliyor.

144 Yaşındaki Morsalkım, Japonya


 

Japonya’da bulunan 144 yaşındaki bu morsalkım ağacının dünyanın en etkileyici ağaçlarından biri olduğu kesin. 1990 metrekare bir alanı kaplayan bu ağaç görenleri kendine hayran bırakmaktadır. Yanında durduğunuzda kendinizi bir masal diyarında hissetmeniz ve hülyalara dalmanız mümkündür. Altına geçtiğinizde ise size pembe bir dünyanın kapılarını açacaktır. 

Baobab Ağaçları, Madagaskar


Sizce de masalsı bir görünümleri yok mu? Sanki her birisi sihirli birer ağaç gibi duran baobab ağaçları görenleri oldukça etkilemekte ve kendilerini bir masal diyarına götürmektedir. Son yıllarda gelen kötü haberler ise bu ağaçların birer birer ölmesi ve sebeplerini tam olarak çözemeyen bilim insanlarını şaşırtmasıdır. Çevreciler de aynı zamanda harekete geçmiş ve bu durumun sona ermesi için çabalamaktadırlar. Böyle bir güzelliğin sadece eski resimlerde kalmaması için yapılan tüm çabalar takdir edilmeye değer.

Dünyanın Üçüncü En Büyük Ağacı (Sekoya/Mamut), Kaliforniya


Dev Sekoya/Mamut ağaçları 3000 yılın üzerinde yaşam sürebilmektedirler. Buradaki gibi dev yapılı olanları 20 katlı bir apartman yüksekliğine ulaşmakta ve adeta bir gökdelen görüntüsüne bürünmektedirler. Bu ağaçların gövdeleri 7 metre çapa kadar ulaşmaktadır. Bu ağaçların en büyük düşmanlarının başında kuraklık gelmektedir ve oldukça nemli bölgeleri severler. Olgunlaşmasını bu kadar uzun sürede tamamlayan başka bitki yoktur.

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!