Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


05 Temmuz 2020

Moğolistan

Coğrafi Verileri

MD GLU 001

Konum: Kuzey Asya'da, Çin ve Rusya arasında yer alır.
Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Asya
Yüzölçümü: 1.565 milyon km²
Sınırları: toplam: 8,161.9 km
sınır komşuları: Çin 4,676.9 km, Rusya 3,485 km
Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)
İklimi: Çöl, kıtasal
Arazi yapısı: Geniş çöl ve yarı çöllükler, çimenlerle kaplı stepler, batı ve güneybatıda dağlar
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hoh Nuur 518 mMD GLU 002
en yüksek noktası: Nayramadlin Orgil (Huyten Orgil) 4,374 m
Doğal kaynakları: Petrol, bakır, molibden, tungsten, fosfat, kalay, nikel, volfram, altın, gümüş, demir
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.7
daimi ekinler: %0
otlaklar: %81
ormanlık arazi: %11.4
diğer: %1.9 (1993 verileri)
Sulanan arazi: 800 km² (1993 verileri)
Doğal afetler: Toz ve kar fırtınaları, otlak ve orman yangınları, kuraklıklar
Coğrafi not: Kara ile çevrili

Nüfus Bilgileri

MD GLU 005    Nüfus: 3,041,142 (Temmuz 2009 verileri)
Nüfus artış oranı: %1.47 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 53.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.26 yıl
erkeklerde: 62.14 yıl
kadınlarda: 66.5 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 2.39 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri)MD GLU 007
Ulus: Moğol
Nüfusun etnik dağılımı: Moğol %85, Türk %7, Tungusic %4.6, diğer %3.4 (1998)
Din: Tibet Budist Lamaizm'i %96, Muslüman, Şamanizm ve Hıristiyan %4 (1998)
Diller: Moğolca %90, Türkçe, Rusça (1999)
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %97
erkekler: %98
kadınlar: %97.5 (2000)

Yönetimi MD GLU 008

Ülke adı: Gelenkes adı: Moğolistan
yerel adı: Mongol Uls
eski adı: Dış Moğolistan
Yönetim biçimi: Çok Partali Sosyalist Cumhuriyeti
Başkent: Ulan Batur
İdari bölümler: 18 bölge ve 3 belediye; Arhangay, Bayanhongor, Bayan-Olgiy, Bulgan, Darhan, Dornod, Dornogovi, Dundgovi, Dzavhan, Erdenet, Govi-Altay, Hentiy, Hovd, Hovsgol, Omnogovi, Ovorhangay, Selenge, Suhbaatar, Tov, Ulaanbaatar, UvsMD GLU 006
Bağımsızlık günü: 11 Temmuz 1921 (Çin'den)
Milli bayram: Bağımsızlık günü /İhtilal Günü, 11 Temmuz (1921)
Anayasa: 12 Şubat 1992
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ARF (diyalog partneri), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (gözlemci), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)

Ekonomik Göstergeler MD GLU 009

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 4.7 milyar $ (2000 verileri)

GSYİH - reel büyüme: %-1 (2000 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %36
endüstri: %22
hizmet: %42 (2000 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %7.6 (1999)
İş gücü: 1.3 milyon (1999)
Endüstri: İnşaat malzemeleri, madencilik, yiyecek içecek, hayvansal ürünlerMD GLV 002
Endüstrinin büyüme oranı: %2.4 (2000 verileri)
Elektrik üretimi: 2.671 milyar kWh (1999)
Elektrik tüketimi: 2.767 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 80 milyon kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 363 milyon kWh (1999)
Tarım ürünleri: Buğday, arpa, patates, ekinler, koyun, keçi, sığır, deve, at
İhracat: 454.3 milyon $ (1999)
İhracat ürünleri: Bakır, canlı hayvan, hayvansal ürünler, kaşmir, yün, deri, metaller
İhracat ortakları: Çin %60, ABD %20, Rusya %9, Japonya %2 (2000 verileri)MD GLV 003
İthalat: 510.7 milyon $ (1999)
İthalat ürünleri: Makine ve parça, yakıt, gıda maddeleri, endüstriyel tüketim malları, kimyasallar, yapı malzemeleri, şeker, çay
İthalat ortakları: Rusya %33, Çin %21, Japonya %12, Güney Kore %10, ABD %4 (1999)
Dış borç tutarı: 760 milyon $ (2000 verileri)
Para birimi: Togrog/tugrik (MNT
Para birimi kodu: MNT
Mali yıl: Takvim yılı

İletişim MD GLV 001Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 104,100 (1999)
Telefon kodu: 976
Radyo yayın istasyonları: AM 7, FM 9, kısa dalga 4 (2001)
Radyolar: 155,900 (1999)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 4 (1999)
Televizyonlar: 168,800 (1999)
Internet kısaltması: .mn
Internet servis sağlayıcıları: 5 (2001)
Internet kullanıcıları: 10,000 - 15,000 (2001)

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 1,815 km (2001)
Karayolları: 3,387 km (2000)
Su yolları: 400 km (1999)
Limanları: yok
Hava alanları: 34 (2000 verileri)
---------------------------------------------------

MD GLU 004 Moğolistan, Doğu ve Orta Asya'da bulunan denize kıyısı olmayan bir ülkedir. Ülkenin kuzeyinde Rusya, güneyinde, doğusunda ve batısında Çin Halk Cumhuriyeti vardır. Moğolistan'ın Kazakistan'a sınırı olmamasına rağmen ülkenin en batısı Kazakistan'ın doğu ucuna birkaç mil uzaktadır. Ulanbatur başkent ve ülkenin en büyük şehri olup yaklaşık olarak burada ülke nüfusun % 38'i yaşamaktadır. Moğolistan'nın siyasal sistemi parlamenter cumhuriyettir.
MD GLV 004        MD GLV 006MD GLV 005  MD GLV 007 Bugünkü Moğolistan toprakları geçmişte Hunlar, Sien-Piler, Cücenler ve daha sonra Göktürkler gibi imparatorluklar tarafından yönetilmiştir. Moğol İmparatorluğu ise 1206 yılında Cengiz Han tarafından kurulmuştur. 16. ve 17. yüzyıllarda Moğollar Tibet Budizmi'nden etkilenmişlerdir. 17. yüzyılın sonlarında, Moğolistan'nın büyük bir kısmı Qing Hanedanı'nın yönetimi altına girmiştir. 1911 yılında Qing Hanedanı'nın yıkılışı sırasında, Moğolistan bağımsızlığını ilan etmiş, fakat 1921 yılına kadar de-facto bağımsızlığını kabul ettirmekle ve 1945 yılına kadar uluslararası tanınmayı kazanmakla uğraşmak zorunda kalmıştır. Sonuç olarak güçlü Rus ve Sovyet kuvvetlerine maruz kalmıştır. 1924 yılında Moğol Halk Cumhuriyeti ilan edilmiş ve Moğol politikası aynı dönemdeki Sovyet politikasını takip etmiştir. 1989 yılının sonlarında Doğu Avrupa'daki komünist rejimlerinin çökmesinin ardından 1990 yılının başlarında Moğolistan'da Demokratik Devrim gerçekleşmiştir. Böylece Moğolistan'da çok partili sistem başlamış, 1992'de yeni bir anayasa kabul edilmiş ve serbest piyasa ekonomisine geçilmiştir.

MD GLV 008 MD GLV 009
Yüzölçümü 1,564,116 kilometre kare, nüfusu 2.9 milyon civarı olan Moğolistan, en büyük yüzölçüme sahip dokuzuncu ülke ve en seyrek nüfuslu ülkedir. Ayrıca Kazakistan'dan sonra denize kıyısı olmayan en büyük ikinci ülkedir. Ülke çok az ekilebilir toprağa sahiptir. Topraklarının çoğu bozkırdır. Kuzey ve batıda dağlar vardır ve güneyde Gobi Çölü vardır. Yaklaşık olarak 2.9 milyonluk nüfusun % 30'u göçebe veya yarı göçebedir. Nüfusunun çoğunluğu Moğol olup, halkın dini Tibet Budizmi'dir. Moğollar dışında Kazaklar ve Tuvalar ülkede yaşamaktadır. Bu halklar genellikle batıdadır.

Tarih
Önemli tarih öncesi mevkiler Hovd İli'nde bulunan Kuzey Mavi Mağarası'ndaki[1] ve Bayanhongor İli'nde bulunan Beyaz Mağara'daki eski taş çağından kalma mağara resimleridir. Dornod İli'nde cilalı taş devriden kalma tarım yerleşimleri bulunmuştur.
MD GLY 001 Moğol kökenli devletler olarak 12. yüzyılın başına kadar, Büyük Hun İmparatorluğu, Apar (Avar, Juan-Juan), Göktürk, Uygur, Karahitay devletleri hâkim oldu. Cengiz Han'ın birleştirip örgütlediği kabîlelerle, 1206’te Moğolistan’da ilk Moğol Devleti (Moğollar) kuruldu. Cengiz Han, 1227’de öldü. On yedinci yüzyılda Çarlık Rusyası, bölgeyi kontrolüne almak için girişimlere başladı. On sekizinci yüzyılda Moğolistan’da Rus ve Çin yanlılarının mücâdelesi başladı. Moğol prenseslerinin Çinliler gibi yaşaması Moğolistan’da milliyetçilik akımının başlamasına neden oldu. Katolik misyonerlerinin faaliyetleriyle Moğolistan’da Hıristiyanlaşma başladı. Misyonerler Uzak Doğu’da dayanak noktası elde etmekMD GLY 002 ümidiyle Moğolistan’ın bağımsızlığını desteklediler. Bağımsızlık düşüncesi yayıldı. 1912’de Çin’de Mançu hânedanının yıkılmasıyla Moğol prensleri Rusların da yardımıyla Moğolistan’ın bağımsızlığını ilân ettiler. Çinlilerle mücâdeleye girişen  Moğollar, 1915’te Çin’e de bağımsızlıklarını tanıttılar.
Çin-Japon Savaşında Moğolistan’da yeraltı faaliyetiyle komünist hareket başlatıldı. Japonya’nın Kuzey Çin’e girmesiyle 1935-1937’de Moğolistan da işgâle uğrayarak, mahallî muhtar bölgeler kuruldu. 1945’te II. Dünya Savaşının bitmesiyle ülkedeki bağımsızlık yanlısı örgütler faaliyetlerini komünizm paralelinde devam ettirdiler. Komünizme karşı mücâdele eden örgütlerin zayıflatılmasıyla İç Moğolistan, Çin’in hâkimiyetinde muhtar hâle getirildi. II. Dünya Savaşından sonra dış Moğolistan’da, ABD ve İngiltere’nin MD GLY 003 tavsiyesiyle, Moğolistan Halk Cumhuriyeti kuruldu. 20 Ekim 1945’te referandumla bağımsızlığını ilân eden Moğolistan, önce Milliyetçi Çin tarafından tanındı. 1946’da Moğolistan Halk Cumhuriyeti ile Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği aralarında ittifak imzalandı. 1961’de Birleşmiş Milletler Örgütüne kabul edildi. Sovyetler Birliği'ndeki ve Doğu Avrupa’daki komünist yönetimlerinin çöküşü komünizmle yönetilen Moğolistan’ı da etkiledi. 1990’da çok partili sisteme geçilerek; ekonomik, sosyal ve siyasal reformlar yapıldı. Temmuz 1990 ilk çok partili seçimler yapıldı. Moğolistan’da bulunan Rus birlikleri yapılan anlaşma sonucu geri çekildi.
Fizikî yapı

Moğolistanın Fizikî yapısı
Moğolistan Halk Cumhûriyetinin arâzisinin büyük bölümü yayla görünümündedir. Yalnız ülkenin güneydoğusunda Gobi Çölü yer alır. Devletin doğudan batıya uzunluğu 2367 km, kuzeyden güneye ise 1258 kilometredir. Ortalama yüksekliği 1580 m olan bu dağlık ülkenin kuzey batısı güneydoğuya nazaran daha yüksektir.
Ülkenin içinde ve sınırlarında birçok dağ silsilesi yer alır. Rusya ile kuzeybatı sınırı boyunca Tanno-Ola Sıradağları yükselir. Kuzeydoğuda Kentei Dağları vardır. Ülkenin batı iç kısmında Hangay Dağları yer alır. Moğolistan ve Gobi Altayları batıdan güneydoğuya doğru Çin sınırı yakınlarına kadar uzanır. Altayların en yüksek zirvesi olan 4653 m yüksekliğindeki Tabun Boğdo, kuzeybatıda ilk silsile üzerinde bulunur.
Kuzeydeki nehir vâdileri, bilhassa Selenga ve Orkun verimlidir. Kerulen Vâdisi, Doğu Moğolistan’a doğru geniş bir anayol meydana getirir. Çok sayıda tuz gölleri ve denize çıkışı olmayan nehirleriyle ülke topraklarının üçte ikisi, İç Asya’da suyunu dışarı akıtmayan havzada yer alır. Sâdece Kerulen ve Onon nehirleri Büyük Okyanus'a dökülür. Ülkenin belli başlı gölleri: Ubas Nor, Hara Usu, Airik Nor, Kirgis Nor ve Hubsugul’dur.

MD GLY 004 MD GLY 006
İklim
Moğolistan’ın büyük bölümünde, az yağış ve büyük sıcaklık değişikliklerine sâhip, sert bir kara iklimi hüküm sürer. Ekseriya yaz yağmurları şeklinde olan yağış, ülkenin değişik kısımlarında yılda 100 ilâ 300 mm arasında değişir. Aşırı soğukla gelen hafif kar, ülkenin kuzey kısmında devamlı donmuş olarak kalan, önemli bir kuşağı meydana getirir. Sıcaklık farkı oldukça büyüktür. Ulan Bator’da ocak ayındaki sıcaklık ortalaması -28 °C, temmuz ayındaki ise 18 °C’dir. En yüksek ve en düşük sıcaklıklar daha da büyüktür. Kışın ırmaklar ve göller donar. Kuvvetli toz ve kum fırtınaları görülür.
Doğal kaynaklar
MD GLY 005 Gobi hâriç, Moğolistan’ın büyük bölümü hayvancılığa imkân veren çimenlik ve çayır hâlindedir. Dağlar, kuzey batıdaki hâriç, genellikle çıplaktır (ağaçsızdır). Ülkenin çoğu bölgelerinde vahşî hayvanlar bulunur. Bunlardan bol miktarda bulunan büyük memeli hayvanlar arasında koyun, geyik, ren geyiği (bilhassa Hubsugul Gölü çevresinde) bâzı vahşî deve ve atlar sayılabilir. Her yerde bulunan dağ sıçanı (marmota) sistemli olarak kürkü için avlanır. Moğol Paleontolojistlerinin yaptığı keşifler, ülkede bol miktarda dinozor fosilleri bulunduğunu göstermektedir. Maden kömürü, tungsten, bakır, molibden, altın, kalay ülkenin yeraltı zenginliklerini teşkil eder. Moğolistan bakır bakımından Asya’da birinci, dünyada ilk on sırada yer alır.
İdari yapı
Moğolistan 21 tane aymaga (Moğolca:?????) bölünmüş durumdadır. Aymaglar ise sum denilen yönetim birimlerine ayrılmıştır. Ülkede 315 tane sum vardır. Ülkenin başkenti Ulan Batur hot denilen yönetim birimi ile yönetilmektedir.

Nüfus ve sosyal hayat

MD GLY 008 3.200.000’lik Moğolistan nüfusunun %80’nini Halha Moğolları, %8’ini diğer Moğollar, %5’ini Kazaklar, kalanını Tuvalar gibi diğer Türk halkları, Ruslar ve Çinliler meydana getirir.
Moğolların belirgin özellikleri, brekasefalik kafatası, düz koyu saçlı, elmacık kemikleri çıkık, seyrek sakal, ucu kalkık ve basık burun, küçük ve batık, hafif çekik ve ela, kahve gözler, kısa boylu geniş yapılıdırlar.Zamanında Türk ve Moğol boyları bir arada yaşadıklarından dolayı birbirine benzeyen bir tip yapısı oluşmuştur. Türklere en yakın millet oldukları kanısı yaygındır.

MD GLZ 003 En kalabalık Moğol azınlık grupları, batı eyâletlerinde yaşayan Oryatlar ve Ulan Bator’un kuzeyinden îtibâren Sovyet sınırına kadar, esas olarak Selenge Vâdisinde oturan Buryatlardır. Güneydoğuda Dariganga Moğolları, kuzeybatıda Hubsugul Gölü yakınında Darhat Moğolları vardır.
Kazak Türkleri, Moğol olmayan en kalabalık azınlık grubu olup ülkenin batı kesiminde muhtar bir arâziye sâhiptirler. Sınırlı sayıdaki Ruslar, Ulaanbaatar ve diğer yerleşim merkezlerinde bulunur. 10.000 civârındaki Çinli nüfus, ülkenin inşâat sektöründe önemli rol oynar.
Hızla şehirleşmekte olan Moğolistan’ın nüfûsunun günümüzde % 61,2’si şehirlerde yaşar. Geri kalanın çoğunluğu mevsimden mevsime göç eden göçebeler hâlindedirler. Göçebelerin "ger" adı verilen çadırları bulunur.
Moğollar arasında en yaygın spor güreştir. Okçuluk ve at yarışlarının da yaygın olduğu ülkede, çocuklara küçük yaşta ata binmesini öğretirler.
Moğolistan'da din olarak Budizm yaygın olmasına rağmen Hristyanlık, İslam ve Şamanizm de kabul edilmektedir. Türklerin çoğunluğu Müslümandır.
Moğolistan'da çeşitli lehçeler konuşulur. En önemlisi Halhaların konuştuğu ve diğer bütün Moğollar tarafından anlaşılan moğolcadır. Moğolca resmî lisan olarak kullanılır ve kiril alfâbesiyle yazılır. Okullarda Rusça ve İngilizce başlıca yabancı dil olarak öğretilir. Okuma-yazma oranı % 98’tir.
Siyasi hayat
MD GLY 007 Ülke yönetiminde komünizm hâkim ise de Sovyetler Birliğinde başlayan Glasnost hareketi bu ülkeye de yansıdı. Tek partili düzene son verilmesi için Aralık 1988’de başlayan mitingler Ocak 1990’a kadar sürdü. Birçok siyasi parti kuruldu. Şimdiye kadar iktidarda olan Moğolistan Devrimci Halk Partisi, kendi bünyesinde büyük değişiklikler yaptı. Anayasa değiştirilerek parlamenter sistemi kabul edildi ve bir bölümü nispî temsille seçilen 50 üyeli sürekli yasama organı niteliğindeki Küçük Hural kuruldu. Büyük Hural ise 430 sandalyeden meydana geliyordu. Temmuz 1990’da yapılan seçimleri iç bünyesinde büyük değişiklik yapan MDHP, büyük çoğunlukla kazandı. Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir.
Moğolistan 21 eyalete ayrılır. Seçimler 4 senede bir yapılır. Seçmen yaşı 18’dir. Adlî işler, üyeleri dört yıllık süreyle Büyük Halk Meclisince seçilen, Anayasa Mahkemesince yürütülür. Meclisi 76 üyelidir.
Bütün erkek vatandaşlar, günümüzde 290.000 kişilik kuvvete ulaşan İhtilalci Halk Ordusunda askerlik yapmaya mecburdur.
Ekonomi MD GLY 009
Eski Sovyetler Birliğine bağlı bir ekonomik yapı gösteren Moğolistan’da 1990’dan sonra ekonomik yapıda büyük değişiklik yapılan Moğolistan’da devlet işletmeleri aşamalı olarak özelleştirilmeye başlandı ve serbest pazar ekonomisine geçildi. 1931’de başarısız olarak kolektivizasyona girişilmiş ancak, 1950’de tamamlanmıştır. Bununla berâber çiftlik hayvanlarının % 20’si hâlâ özel teşebbüsün elindedir. Buğdayın çoğu kolhoz adı verilen devlet çiftliklerinde yetiştirilmekte, fakat hayvan yemi, şimdi solhoz adı verilen kollektif çiftliklerde üretilmektedir.
Moğolistan’da hafif sanayi, ülkenin her tarafında mevcuttur. Sanayisi esas îtibâriyle gıda, tekstil, kimyâ ve çimentoya dayanır. Yeni kurulan Darhan şehri, un fabrikası, depolama ve önemli ölçüde hafif sanâyiye sâhiptir. Ulan Batur’da, et paketleme ve hafif îmâlât sanâyi mevcuttur. Erdenet şehrinde Asya’da birinci, dünyâda ilk on sırada yer alan bakır mâdenleri işletilmektedir. Mâden kömürü ülke ihtiyaçlarını karşılamada kullanılmaktadır.
MD GLZ 002 Et ürünleri ve yün, esas îtibâriyle Rusya’ya giden önemli ihraç ürünleridir. Erdenet şehrindeki bütün bakır ve molibden üretimi Moğol-Rus ticâretini dengelemeyi amaçlamıştır. Moğolistan Rusya’ya ayrıca kalsiyum flörür satmaktadır. İhraç ürünlerinin % 75’i de Rusya’ya gitmektedir. Artik ithalat ve ihracatin buyuk cogunlugu Çine yapilmaktadir.
1956’da açılan ve Moğolistan ötesine giden demiryolu, ülkenin modern nakliyat anayoludur. Ulan Batur’u Sibirya ötesine giden anahatta bağlayan kuzey kısmı, yükün büyük kısmını taşır. Doğu Moğolistan’da 1930’larda askerî maksatlarla inşâ edilmiş kısa demiryolları vardır. Fakat Moğolistan arâzisi ulaşıma imkân vermemektedir.
Rusya Cumhuriyeti Havayolları, Moskova ile Ulan Batur arasında direk uçuşlar yapmaktadır. Ülkenin iç havayolları başşehirle bütün eyaletler arasında bağlantı sağlar. Selenga Nehri ile Hubsugul Gölünde gemi ve mavnalar işlemektedir.

İstanbul Boğaziçi (15 Temmuz) Köprüsünün Hikayesi

Boğaziçi Köprüsü’nün yapımına 1970 yılında başlandı ve Cumhuriyet’in 50. yıldönümüne denk gelen 30 Ekim 1973’te hizmete açıldı. İstanbul Boğazı’na gerdanlık olan köprü daha önceleri bir hayal olarak görülüyordu.
ICA8F00H9CAD1ZJ0MCA6BBL26CAGP0303CAYVZ1KECAO6ELX5CAX78U2WCA4IS5ZSCAMB5C9JCA7CLC6ZCAO7BBUBCAMH3HN3CABJVB2RCA832CQPCAF5SVNKCAN6578QCAMH5G5FCALPAR5SCAAYCK3A
Türkiye’nin ilk, açıldığında da dünyanın en uzun 4. asma köprüsü olan Boğaziçi Köprüsü, önümüzdeki yıl 40 yaşına basmış olacak. Bugünlerde kapatılıp bakıma alınması tartışılan Boğaziçi Köprüsü çoğu kimse için bir hayaldi. Avrupa ve Asya’yı birleştiren asma köprü ilk gündeme geldiğinde iktidar olumsuz bakmış, halk ise köprüyü “hayal” olarak nitelendirmişti. Sonraki yılarda tamamlanıp bitirildiğinde ise binlerce kişi günlerce iki yakanın kıyılarından köprüyü hayranlık ve şaşkınlıkla izlemişti. Çünkü hayal gerçeğe dönüşmüş, Avrupa ve Asya bu köprüyle birleşmişti.
Ortaköy ile Beylerbeyi semtleri arasında yer alan Boğaziçi Köprüsü, Avrupa ve Asya kıtalarını ayıran İstanbul Boğazı’ndan geçişi sağlayan ilk köprü olma özelliğini taşıyor. Yapımına 1970 yılında başlanan ve Cumhuriyet’in 50. yıldönümüne denk gelen 30 Ekim 1973’te zamanın Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından hizmete açılan köprü dünyanın en uzun 4. asma
köprüsü olarak kayıtlara geçti. Toplam uzunluğu 1560 metre olan köprünün iki kule arası uzunluğu 1073 metre, deniz yüzeyinden yüksekliği ise 64 metre.
Projeyi darbe erteledi
Mühendisler, Boğaz’ın köprüyle geçilmesi için zaman zaman değişik projeler üretse de bunlar tasarı olarak kaldı. Bunlardan biri dönemin ünlü işadamı Nuri Demirağ’ın projesiydi. Demirağ’ın girişimiyle Türk mühendisler ve Amerikalı uzmanlar 1940’ta boğaz köprüsünü projelendirilmiş ve işe talip olunmuştu. Ama dönemin iktidarı “Boğaza köprü olmaz, yıkılır” diye teklif reddetmişti.
İstanbul’un hızla gelişmesi ve Avrupa-Asya arasındaki trafiğin artışı Boğaz’a köprü yapılmasını zorunlu hale getirdi. Karayolları İdaresi’nden, Boğaz’da köprünün 9 yerden mümkün olduğu raporunu alan dönemin Başbakanı Adnan Menderes, 25 Mayıs 1960’da bir İngiliz müşavirlik firmasıyla sözleşme imzaladı. Ancak “27 Mayıs darbesi” projeye de darbe vurdu. Adalet Partisi’nin 1965 yılında tek başına iktidara gelmesine kadar proje rafta kaldı.
Yapımı 3 yıl, maliyeti 21 milyon dolar
Adalet Partisi iktidarı, 1967 yılında tarihi hayali gerçeğe dönüştürmek için 4 uzman mühendislik firmasından yeni bir proje istedi. En uygun öneriyi yapan “FreemanFoxandPartners” adlı İngiliz firmasıyla da 1968 yılında anlaşma imzalandı. İnşaatı gerçekleştirecek firmayı seçmek için açılan ihaleyi de “Hochtief AG” adlı Alman ve “Cleveland Bridge andEngineeringCompany” adlı İngiliz firmalarının oluşturduğu konsorsiyum kazandı.
İnşaatına 1970 yılında başlanan köprünün maliyeti 21 milyon 774 bin 283 dolar olarak hesaplandı. Üç yıl içinde tamamlanan köprü ve 30 Ekim 1973’te, Cumhuriyetin ilanı’nın 50. yıldönümünde hizmete açıldı. Açılır açılmaz yoğun bir trafik akışına sahne olan köprü, 5 yıl boyunca yaya trafiğine de açık kaldı, 1978 yılında yayalara kapatıldı.
Hizmete açıldığı yıl günlük araç geçişi 32 bindi. 1987’de 130 bine, günümüzde 250 bine ulaştı. Yapıldığında dünyanın en uzun dördüncü asma köprüsüydü, 2010 itibarıyla on sekizinci sıraya geriledi.
Avrasya maratonu
İlk olarak 1979 yılında koşulan yarışın en önemli geçiş noktası Boğaziçi Köprüsü. Bu yarış, Türkiye’de uluslararası nitelikteki en önemli maraton yarışı olarak biliniyor. Bu maraton, Boğaziçi Köprüsü’yle özdeşleşmiş bulunuyor.
Yapım aşamaları
20 Şubat 1970: Beylerbeyi’nde ilk temel atma töreni yapıldı. Kabataş ve Kadıköy’den kalkan 2 şehirhatları vapuru, davetlileri taşıyarak tören alanına getirdi. 21 pare top atışıyla çalışmalar başladı.
Mart 1970: Ortaköy ayaklarının kazısı başladı. Hemen ardında da Beylerbeyi ayaklarının kazısı başladı.
4 Ağustos 1971: Kule montajı başlatıldı.
Ocak 1972: Kılavuz tel çekilerek ilk birleşim sağlandı.
10 Haziran 1972: Tellerin gerilim ve büküm işlemleri başladı ve köprünün açılışına kadar sürdü.
Aralık 1972: İlk tabliye (levha sınıfına giren yapı elemanı) köprüye gerilen çelik hayatlara, salıncak sistemiyle monte edilmeye başlandı. Kulelerin tepesindeki vinçler yardımıyla ve palangalar vasıtasıyla içi boş tabliyeler askı halatlarına bağlandı. Tabliyelerin yukarı çekilmesine köprünün ortasından başlandı, sırasıyla iki uca doğru eşit sayıda çekildi.
26 Mart 1973: Son tabliyenin montajı da tamamlandı. Ardından 60 adet tabliye birbirine kaynaklandı. Böylece, ilk kez yürüyerek Asya’dan Avrupa’ya geçildi.
Nisan 1973: Kauçuk alaşımlı çift kat asfalt dökümüne başlandı.
1 Haziran 1973: Asfalt döküm işlemi tamamlandı.
Mayıs 1973: Yaklaşım viyadüklerinin (Ortaköy ve Beylerbeyi üzerinden geçen) inşası bitirildi.
8 Haziran 1973: İlk defa araçla geçiş deneyi yapıldı.
30 Ekim 1973: Köprü Cumhuriyet’in 50. yıldönümünde törenle hizmete açıldı.
‘Sallanınca kaçmaya başladılar’
Milliyet foto muhabiri Garbis Özatay, köprünün yapım aşaması süresini adım adım izleyen gazetecilerden biriydi. Özatay, yapım ve açılış töreni sırasındaki izlenimlerini şöyle anlattı:
“Köprünün temeli, 20 Şubat 1970’de Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Süleyman Demirel tarafından atıldı. İlk törenden 15-20 gün sonra ikinci tören, köprünün Avrupa yakası olan Ortaköy ayağında oldu. Bir gazeteci olarak köprünün yapım aşamalarını izlemeyi kendime görev edinmiştim. Sık sık köprü inşaat sahasını geziyordum. Kule inşaatları bitmişti. Anadolu yakasından Rumeli yakasına kılavuz çelik tel halat çekiliyordu. Bu telin üstüne bir makine monte etmişlerdi ve adı da örümcekti. Bu alet karşıdan karşıya telleri bükerek gidip geliyor ve köprüyü taşıyacak halatı örüyordu.
Yatır öyküsü
Boğaziçi Köprüsü ve çevre yolları inşaatı sırasında da bazı enteresan olaylara rastlanıyordu. Örneğin, Kadıköy eski Salıpazarı girişinde bulunan türbenin kaldırılması sırasında dozerin paleti kırılmıştı. Olayı duyan Vali Vefa Poyraz, çalışmanın yapıldığı yere geldi. Vali Poyraz bizzat dozere çıkıp operatöre istikamet gösterip gidelim emrini verdi. Dozer enkazda ilerlemeye çalışırken paleti yine kırılınca bu kez güzergahı değiştirmek zorunda kaldılar.
Köprü kuleleri arasında servis yolu yapılmıştı. Köprü Müdürü Nihat Bey’den izin alarak bisikletimle köprü üzerinden karşıya ilk geçen ben olmuştum. Köprü inşaatı artık sona doğru hızla ilerliyor, son rötuşlar yapılıyordu. Köprü sürekli sınavdan geçiriliyordu. Hatta birçok tank ve ağır vasıtaların geçişiyle köprü sınavını başarı ile tamamlamıştı.
Cumhuriyetin 50. yılı olan 29 Ekim’den bir gün sonra 30 Ekim 1973 gününde açılış yapılacaktı. Arkadaşım Ali Bostancı ile birlikte görevlendirilmiştik. Ben helikopterden fotoğraf çekecektim, Ali de Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk kurdeleyi keserken fotoğraf çekecekti.
Açılıştan sonra halk yaya olarak karşıya geçti. Biz havadayken aşağıda köprünün ortasında insanların koşuşmaya başladığını gördüm. Helikopterden inince Ali Bostancı’ya insanların neden koştuklarını sorduğumda, ‘Köprü salıncak gibi sallanmaya başladı, halk da korktu o nedenle koşuşturma oldu’ dedi.”
image
KORUTÜRK HİZMETE AÇTI: Köprünün açılışını Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk yaptı. Cumhurbaşkanı köprü üzerinde vatandaşlarla birlikte bir süre yürüdü. Köprü sallanınca bir panik oldu ve vatandaşlar koşuşmaya başladı.
Işık sistemi
Boğaziçi Köprüsü’nün yeni aydınlatma ve ışıklandırma sistemi 22 Nisan 2007 tarihinde düzenlenen tören ve ışık gösterisiyle faaliyete geçirildi. Köprüde kullanılan renk değiştirebilen led armatürler, uzun ömürlü, düşük enerji tüketimine sahip ve çevre dostu olarak biliriyor. Köprünün tamamı, değiştirebilen 16 milyon renk led armatürlerle aydınlatıldı. Ekipmanlarının montajı sırasında 236 adet V-askı halatına 2000 adet led ışık modülü ve 7000 metrenin üzerinde kablo sabitlendi. Bu çalışma sırasında 12 iple erişim teknisyeni 9000 metrenin üzerinde dikey ip inişi yaptı. Bu montaj Türkiye’de 2007 yılına kadar gerçekleştirilmiş en büyük iple erişim projesi oldu.
Köprünün künyesi
Resmi adı: Boğaziçi Köprüsü
Diğer ad(lar): ...Birinci Köprü, B.Köprüsü
Taşınan: Motorlu taşıt
Geçiş: İstanbul Boğazı
Konumu: İstanbul, Türkiye
İşletme: Karayolları Genel Müdürlüğü
Tasarım: Freeman, FoxandPartners
Türü: Asma köprü
Malzeme: Çelik
Ayak sayısı: 2
Uzunluk: 1.560 m
Genişlik: 39 m (3+3 şerit)
Yükseklik: 165 m
Alt açıklık: 64 m
Yapım: Cleveland Bridge andEng. Co&Hochtief A.G.
Başlangıç: 20 Şubat 1970
Bitiş tarihi: 1 Haziran 1973
Açılış: 30 Ekim 1973
Kullanım: 1973 – günümüz
İLK TABLİYE
image İlk tabliye, Aralık 1972’de köprüye gerilen çelik halatlara, salıncak sistemiyle monte edilmeye başlandı.
BİTİME AZ KALA:
image Köprünün tabliyelerinin (taban döşeme levhaları) tamamlanmasına az kala köprü uzaktan böyle görünüyordu. Son tabliyenin montajı, 26 Mart 1973’de tamamlandı.
KORUTÜRK HİZMETE AÇTI
image Köprünün açılışını Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk yaptı. Cumhurbaşkanı köprü üzerinde vatandaşlarla birlikte bir süre yürüdü. Köprü sallanınca bir panik oldu ve vatandaşlar koşuşmaya başladı.
İŞÇİLERİN BAŞARISI:
Köprünün yapımında çalışan işçiler, dev çelik halatların üzerinde canlarını dişlerine takarak çalıştılar ve köprüyü cumhuriyetin 50. yıldönümüne yetiştirmeyi başardılar.
KEDİ YOLUNDA:
image 
Hükümet ve devlet yetkilileri, kedi yolunda yürüyerek köprü inşaatını sık sık denetliyorlardı.
Tarihi çaba
Boğazda karşıdan karşıya kolayca geçebilme fikri, yüzyıllar boyunca çekiciliğini koruyan bir düşünceydi. Bilinen en eski boğaz geçişini Persler gerçekşetirdi. İskit seferine çıkan Pers Kralı Darius’un 700 bin kişilik ordusu M.Ö. 511 yılında gemilerin yan yana getirilmesiyle oluşturulan yüzer köprü ile Trakya’ya geçti.
Boğaziçi Köprüsünün adı 15 Temmuz 2016 yılında Ülkemiz yönetimine karşı yapılan Kalkışmaya karşı bu köprüde bu kalkışmaya karşı koyan yüce Türk milletinin kahraman şehitleri anısına kısa bir müddet sonra 15 Temmuz Şehitler köprüsü olarak değiştirilmiştir
UCACQKB5FCADKMIK2CAIW1U6TCA646LE5CAVB3W94CA0AM95VCA5JTVEJCA8KIEJXCAB5HBPXCA3OUU4OCAYHV3YTCAYUPISRCAPH3MBWCATXX5CFCAD889JDCAUV4090CAPZT0LTCARCOGRTCA7DP8TNŞehi
1CAMIIIOMCAVLHUAACAFN6W2ECAC3TX0PCA0PW5RKCAXJGSSUCAAGP7T4CAOIBA5ACA486ZKQCAHRAVXYCAQO9VHLCAUOSDQRCAR0EN4BCAMO3L02CA7VQAS8CAS1BU6DCAIY38H0CAW7SW4JCAHI9PGW  8CAR06CWACAKO0QN2CA2PIEW1CA4B6ZLYCA115Z3CCA6RXWPNCAUCNLJPCA44Z3X1CAAC6C16CAC7UGCWCA4T787LCA8XHZVXCAIN02LUCA62U0B5CA9DGQ2ACA03ZGMNCAETIIDVCA1H41M0CAOF53V9 ISTANBUL-bogaz-koprusu LCA6OTAGVCAPYNHV0CAAQIT3DCATPIJQPCAJZ7GH0CA410V5JCA4A809VCAU31CHDCAW3OA6ZCA44HHNNCA1BM1V6CA15GSXQCA23E9VXCAHVBBKQCA82SR07CATGDJVHCAJ70X9QCAJGAGHVCA6JUVXU MCABUOU6JCACVP36KCATVEO0OCASDDRDVCAP10128CASZJMTOCA34Y68HCADJEEPECA8TPQU6CAEHH3ESCA51PL23CA0S6F69CAUSDU0HCAGC4Y1BCAX8ZVPYCAIN9B3KCAG6CIKZCAU6JC07CAIK7FMJ  5CA6NVIROCAPWJ0YMCANHOJD3CADBZV37CAWJD6X1CA3ZL1ZGCA0TR1I3CA5KRBRNCAI1ZDL2CAI5O6KECAX52HHLCA2TTBQRCACKIPP6CAQ89EASCANHZ5XBCAMHVXM0CABH7HD7CALI9QM5CAHNHRXD

04 Temmuz 2020

Sindirim Sistemi I.Bölüm (Ana Organlar ve Sindirim)

SİNDİRİM KANALI 
Bütün canlılarda olduğu gibi insan organizması da canlılığını sürdürebilmesi ve fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için enerjiye ihtiyaç duyar. Enerji vücuda alınan besinlerden sağlanır. Besin maddelerinin vücuda alınması, gerekli organlara ulaştırılması, bölünerek yapı taşlarına ayrılması, tüm hücrelere ulaşması kana karışması ve atık ürünlerinin dışarı atılması olayına sindirim (digestio) denir. 
Sindirim olayının aşamaları: 
Yeme (ingesyon): Sindirimin ilk aşaması olan yeme, besinlerin ağız yoluyla vücuda alınmasıdır. 
Mekanik sindirim: Besin maddelerinin yutulabilmesi için dişler aracılığı ile koparılması, parçalanması, ufalanıp öğütülmesi ve mideye gönderilmesi işlemidir. 
Sindirim (digesyon): Besin moleküllerinin daha küçük yapı taşlarına ayrılması, kimyasal olarak yıkımıdır. Salgılanım (sekresyon): Sindirim kanalının epiteli ve bezler tarafından su, asit, enzim ve tuzların serbestleşmesi ile gerçekleşir. Salgılanan sıvılar besinlerin sindirim ve emiliminde rol oynar. 
Emilim (absorbsiyon): Yapı taşlarına ayrılmış olan besin moleküllerinin bağırsak duvarlarında kan ve lenfatik sisteme emilerek alınması işlemidir. 
Dışkılama (defekasyon): Sindirilemeyen ve emilemeyen besin artıklarının vücuttan dışarı atılmasıdır. Sindirim kanalı, ağız boşluğundan başlayarak anüste sonlanır. Sindirim olayını gerçekleştiren organ ve yapılara sindirim sistemi (systema digestorium) denir. Sindirim sistemi iki temel bölüme ayrılarak incelenir. 
Sindirim kanalı (canalis digestorius, canalis, alimentarius): Ağızdan anüse kadar uzanan 8-10 metrelik bir kanaldır. Bu kanalın ağız (ağız boşluğu = cavum oris), yutak (pharynx), yemek borusu (oesophagus), mide (gaster), ince bağırsaklar (intestineum tenue), kalın bağırsaklar (intestineum crassum) ve anüs olarak adlandırılan bölümleri vardır. 
Sindirime yardımcı organ ve bezler: Yaptıkları salgılarını özel boşaltım kanallarıyla sindirim kanalına boşalttıklarından sindirim kanalının eklenti organları olarak da adlandırılır. Bunlar karaciğer (hepar), pankreas (pancreas) ve tükürük bezleri (glandula salivariae)dir. 




Sindirim sistemi organları ve sindirime yardımcı bezler.
Sindirim kanalı kapsamında ele alınan organların içi boşluklu(organa cavitosa
lumenalia) olup bunlar ortak duvar yapısına sahiptirler. Sindirim kanalı içten dışa doğru şu katmanlardan oluşur.
Sindirim kanalını oluşturan tabakalar
Mukoztabaka (Tunicamucosa): En içteki tabakadır. Bu tabakakoruma, salgılama ve emilim fonksiyonlarını gerçekleştiren epiteltabakadan oluşmuştur. Mukoza tabakası sindirim kanalının değişikbölümlerinde özel yapılar kazanır.
Submukoza(Tunicasubmukoza): Mukoza ile kas tabakası arasında bulunan damarlı bağ dokusudur. Elastik lifler içerir ve gevşek bağ dokusu tabakasıdır. Burada kan damarları, sinirler, lenf damarları ve lenfoiddoku elemanları bulunmaktadır.
Kas tabakası (Tunicamuscularis): Ağız, yutak, ösofagusunüst kısmı ve anüste çizgili, diğer içi boşlukluorganların duvarında iki katlı düz kastan yapılı tabakadır. Kas yapı longitudinalve sirküler şekildedir. Bundan dolayı muskülertabakadaki kas liflerinin kasılması sonucu peristaltikbir hareket oluşur. Peristaltikhareketler besinlerin sindirim kanalı boyunca ilerlemesini sağlar.
Seröztabaka (Tunicaserosa): İçiboşlukluorganların en dıştabakasıdır. Sindirim kanalı organlarının karın, pelvisboşluğundakalan bölümlerinde visseralperitondan yapılı seröztabaka bulunur. Sindirim kanalı organlarının bazı bölümlerinde bu tabaka serözözellikte olmadığından tunicaadventitiaolarak adlandırılmaktadır. Tunicaadventitiagevşek fibrözbağ dokusundan oluşmuştur.

Sindirim Kanalı Yapısı



Sindirim kanalı organları ağız, yutak, yemek borusu, mide, ince bağırsak ve kalın
bağırsaktır

Ağız Boşluğu (Cavum Oris) 
Ağız boşluğu sindirim sisteminin başlangıcını oluşturur. Bu boşluk ağız girişi ile yutak arasında kalan sindirim kanalının başlangıcıdır. Önde alt ve üst dudakların mukoza ve cilt birleşim hattından, arkada isthmus faucium‟a (yutak darlığı) kadar uzanan alttan ağız tabanı, üstten sert damak ve yanlarda yanak mukozası ile sınırlı anatomik bir boşluktur. Ağız boşluğu önde vestibulum oris ve arkada cavum oris proprium (propria) olmak üzere iki bölümden oluşur. 
Vestibulum oris; dış kısmı dudaklar ve yanaklardan meydana gelmiş, iç yüzünde diş ve diş etleri (gingiva) tarafından sınırlanmış açıklığı arkaya bakan at nalı şeklinde dar bir aralıktır. Ağız boşluğunun önde kalan ve dışarıya açılan dudaklarla sınırlanan giriş bölümüne rima oris denir. 
Cavum oris proprium; Vestibulum orisin gerisinde ön ve yanda diş kemerleri, dişler, diş etleri; aşağıda ağız tabanı, yukarıda damaklar ( palatum durum ve palatum molle) ve arkada istmus faucium ile sınırlanmıştır. Ağız boşluğu alt kısmında dil, üst kısmında önde sert damak, arkada yumuşak damak vardır. Yumuşak damak arka kenarı ortasından aşağı doğru sarkan oluşuma küçük dil (uvula) denir. 
Ağız boşluğu



Dudaklar ve Yanaklar Dudaklar (labia oris): 
Ağız boşluğunun ön ve giriş kısmını oluşturan dudaklar, kas ve zardan yapılmış yumuşak oluşumlardır. Üst dudağa labium oris süperior, alt dudağa labium oris inferior denir ve dudaklar her iki yanda ağız köşeleri hizasında birleşir. Birleşme yeri commisura labiorum olarak adlandırılır. Dudağın deri kısmında epidermis, yağ, ter bezleri, sinirler ve kan damarları bulunur. Dudağın kırmızı olan kısmına dudak kenarı denir. Mukoza kısmı üst ve alt çenenin diş etlerini örter. Dudak mukozasında seromüköz bezler bulunur. 
Yanaklar (Buccae): Vestibulum orisin dış duvarlarının yan bölümlerini oluşturur. Dışı deri ile kaplıdır. Derinin altında m.masseterin ön kenarı m.buccinator ve yağ kitlesi bulunur (bichatın yağ kitlesi, corpus adiposum buccae). Yanakların iç yüzü çok katlı yassı epitelle örtülüdür. Kulak altı tükürük bezinin (glandula parotis) salgılarını boşaltan kanal (stenon kanalı) buraya açılır. 

Dil (Lingua, Glossa) 
Ağız tabanında, mukoza ile kaplı çizgili kaslardan oluşmuş hareketli tat duyusu organımızdır. Konuşma, kelimelerin düzenlenmesi ve besinlerin yutağa iletilmesi gibi fonksiyonları vardır. Dil üç bölümden oluşur bunlar; dil kökü (radix linguae), dil gövdesi (corpus linguae) ve dil ucu (apex linguae) dur. Dil ucu, dil gövdesi serbest ve hareketlidir. Dil kökü ise os hyoideum ve mandibulaya tutunmuştur. Dilin damağa ve yutağa bakan üst yüzüne dil sırtı (dorsum linguae) denir. Dil sırtı sulcus terminalis denilen V şeklinde bir olukla ön (oral) ve arka (faringeal) bölüme ayrılır.Dilin yüzeyi mukoza ile kaplıdır. Ön bölüm mukozasında papillalar bulunur. Bu papillalardan, papillae filiformes hariç diğerlerinde tat tomurcuğu vardır. Papilla filiformes: Dil sırtına yayılmış küçük iplikçikleri andıran epitel çıkıntılarıdır. Dil yüzüne pürtüklü görünüm verir. Besinlerin mekanik olarak parçalanmasında etkilidir. 
Papilla fungiformes: Mantar şeklinde ve kırmızımsı renktedir. Dilin yan ve uç kısmında bulunur. Tatlı ve tuzluya karşı duyarlı tat tomurcuklarıdır. Uzunlukları 0,5–1,5 mm‟dir. 
Papilla vallatae: Sulcus terminalis boyunca 7–12 adet en büyük papillalardır. Acıya karşı duyarlıdır. Papilla foliatae: Dilin yan ve arka kısmında bulunur. Ekşi duyusunu alan tat tomurcuklarıdır. 


Dilin arka bölümünde dil köküne ait tonsilla lingualis denilen lenf nodülleri bulur. Dilmukozası altında bağ dokusuna gömülmüş intrensek ve dili komşu yapılarına bağlayan ekstrensek dil kasları vardır.
Ekstrensek dil kasları, başlangıç yerleri dilin dışında olan kaslardır. Bu kas lifleri corpuslinguae‟daintrensekkas lifleri ile birleşir. Ekstrensek dil kasları m.genioglossus(dilin en güçlü kası), m.hyoglossus, m.styloglossus ve bunların dışında.chardoglossus, m.palatoglossus kaslarıdır. M. palatoglossus hariç tüm dil kasları n.hypoglossusve XIIcranialsinir tarafından innerve edilir.
İntrensekdil kasları, dilin her iki tarafında bulunur. Bu kasların asıl görevi corpuslinguanın şekil değiştirmesini sağlamaktır. Bunlar m.longitudinalis superior, m.longitudinalis inferior, m.transversus linguaevem.verticalislinguae‟dır.

Damak (Palatum)
Ağız boşluğunun tavanını oluşturan damak, ağız ve burun boşluklarını birbirinden ayırır.
Damak iki bölüme ayrılır.
Sert damak (palatumdurum): Ağız boşluğu tavanının 2/3 ön bölümünü oluşturur. Sert damağın kemik katmanının üzeri periosteum ve mukoza ile örtülüdür. Sert damak çiğneme ve karıştırma esnasında yiyeceklerin dil tarafından bastırıldığı alandır. Sert damağın ortasında raphepalatiadı verilen bir çıkıntı vardır. Daha arkada periosteumile mukoza arasında muközbezler bulunur. Mükozbezler sıvı salgılayarak yiyecekleri kayganlaştırır.
Yumuşak damak (palatummolle): Damağın 1/3‟lük arka bölümünü oluşturur. Yumuşak damağın arkasında uvula(küçük dil) bulunur. Uvula yutkunma esnasında yukarı doğru kalkarak çiğnenen besinlerin burun boşluğuna doğru gitmesine engel olur. Böylece besinlerin sindirim kanalına gitmesini sağlar. Uvulanın her iki yanında iki mukoza pilikası vardır. Bunların oluşturduğu çukurun içinde tonsilla palatina yer alır. Yumuşak damak yiyeceklerin geçtiği yolu, üst solunum yollarından ayırarak yutkunma işleminde önemli rol oynar.

Dişler(Dentes)
Ağza alınan besin maddelerinin mekanik olarak parçalanmasını sağlayan dişler altçene(mandibula) veüstçene(maksilla) üzerinde alveolus dentales denilen diş çukurlarına yerleşmiş sert ,keskin oluşumlardır.
Dişlerin Yapısı:  Dişin ana maddeleri dentin, mine ve sementtir. Dişler,dentin denilen dıştan mine tabakası ile örtülü sert kıvamdaki diş dokusundan meydana gelir. Dişlerin ortasında boşluk bulunur(cavumdentis). Bu boşluk coronadan diş köküne(radixdentis) kadar uzanır ve köklerin ucunda bir delikle sonlanır.
Damar ve sinirler buradan diş özüne girer. Cavum dentisin içi diş pulpası(dişözü) denen yumuşak bir doku ile doludur. Diş pulpası içinde dişlere ait damar ve sinirler bulunur.
Dişler üç bölümdenoluşur .Bunlar:
Coronadentis(taç): Diş eti dışında kalan ve ağızda görülen kısmıdır. Üzeri mine(enamelum) tabakası ile kaplıdır. Kalsiyum yönünden zengin ve dişin en sert tabakasıdır.
Cervixdentis(boyun): Dişlerin diş eti ile birleşme yerine denir .Diş eti, diş boynuna sıkıca yapışıktır.
Radixdentis(dişkökü): Çene kemiğindeki alveollere yerleşmiştir. Diş kökünün dış yüzü cementum denilen ince kemik tabaka ile örtülüdür. Bu tabaka diş kökünün alveollere sıkıca tespit edilmesini sağlar.


Diş tipleri: Dişler yapı ve fonksiyonlarına göre gruplandırılır. Dişlerin pozisyonları görevlerine göre ayarlanmıştır. 
Kesici dişler (dentes incisiv): Yiyecekleri ısırmaya ve kesmeye yarar.Alt ve üst çenede, önde, her bir yarım çenede iki tane olmak üzere sekiz tanedir. 
Köpek dişleri (dentes cani): Yiyecekleri kavrayıp koparmaya yarar. En uzun diş olma özelliğine sahiptir. Bu nedenle kök kısmı daha büyüktür. Kesici dişlerin yanında her bir yarım çenede bir tane olmak üzere toplam dört tanedir. 
Küçük azı (premolar dişler): Köpek dişlerinden sonra gelir her bir yarım çenede iki tane olmak üzere toplam sekiz tanedir. Besinleri çiğnemeye yarar. 
Büyük azı (molar dişler): Premolar dişlerden sonra gelir. Her bir yarım çenede üç tane olmak üzere toplam on iki tanedir. Çiğneme işinin büyük bir bölümünü gerçekleştirir.

Dişlerin sınıflandırılması: Dişler geçici (süt) ve kalıcı dişler olmak üzere iki gruba ayrılır. 
Geçici dişler (dentes decidui): Bunlara süt dişleri de denir. Her bir yarım çenede iki kesici diş, bir köpek dişi ve iki premolar diş olmak üzere toplam 20 tanedir. Çıkış zamanları farklılık gösterebilir. 
Kalıcı dişler (dentes permanentes): Her bir yarım çenede orta hattan distale doğru 2 kesici diş (dentes incisivi), 1 köpek dişi (dentis canini), 2 küçük azı dişi (dentes premolares) ve 3 büyük azı (dentes molares) olmak üzere toplam 32 tanedir.


Süt Dişlerinin Çıkış sıarsı ve zamanı



Süt Dişlerinin Çene Dizilişi




Ağızda Sindirim 
Hipotalamusta bulunan beslenme doyma merkezlerinin uyarılarıyla açlık ya da iştah gibi nedenlerle besin maddeleri ağız yoluyla alınır. Besin maddelerinin ağız yoluyla alınmasına alimentatio (ingestio-yeme) denir. Besinler tükürük salgısı tarafından ıslatılır, dil, yanak ve çene kasları yardımıyla dişler tarafından da mekanik olarak parçalanır. Bu olaylar çiğneme (mastication) adı verilen ağız hareketleriyle gerçekleşir. Çiğneme istemli başlar ve refleks olarak devam eder. Çiğneme merkezi soğanilik ve ponstadır. Mekanik parçalama ve ıslatma ağızda oluşur. Mekanik parçalama çiğneme ve tükürük salgısının sulandırma etkisiyle gerçekleşir. Bu parçalanmayla besin maddeleri küçük parçalara bölünür. Tükürük, ağza yiyecek alınmasıyla veya çeşitli uyarılarla salgılanmaya başlar. Besinler mekanik olarak parçalanırken tükürük içindeki organik ve inorganik maddelerin aracılığıyla kimyasal olarak da dönüşüme uğrar bu da sindirimi hızlandırır. Tükürük sayesinde besinler, özofagusdan kolayca kayar. Yutulmaya hazır hâle gelmiş besin lokma (bolus) olarak adlandırılır. 
Ağızda Sindirim 
Yutma (deglutisyon) ağızda bulunan lokmanın dil üstüne istemli toplanmasıyla başlayan ve lokmayı yutağa iten reflekstir. Yutma dilin lokmayı yumuşak damağa bastırması ile başlar. Bu bölüme istemli yutma denir. Daha sonra istemsiz yutma (refleks) başlar. Yutma esnasında çene kapanır ve yumuşak damak yukarı kalkar. Burun, boğaz boşluğu kapanır. Lokma farenkse doğru itilir. Lokmanın soluk borusuna kaçmaması için refleks olarak soluk tutulur ve larenks epiglot tarafından kapatılır. Lokma ösofagusa geçince epiglot eski hâline döner. Yutağın alt kısmında bulunan kaslar ve dil lokmayı yemek borusuna ve aşağı doğru iter. Yemek borusunun üst bölümündeki sfinkterler gevşeyerek lokmanın geçmesini sağlar ve özefagustaki peristaltik hareketler başlar. Bir yutma işleminde yaklaşık olarak 35 ml besin alınır. Kısaca yutma işlemi ağız aşaması, farenks aşaması ve ösofagus aşaması olarak üç aşamada gerçekleşir.

Yutma işleminin aşaması



Yutak (Pharynx) 
Ağız boşluğu, yemek borusu diğer taraftan burun boşluğu ve gırtlak ile bağlantı kuran yutak, sindirim ve solunum sistemlerinin ortak bölümüdür. Kafa tabanından 6. boyun omuru düzeyine kadar uzanır. Huniye benzeyen yutağın kafatası tabanına tutunan bölümü geniş olduğu hâlde aşağıya doğru daralarak C6‟nın alt kenarı hizasında yemek borusu ile devam eder. Fibromusküler duvar yapısına sahip yutağın iç boşluğu cavum pharynx olarak adlandırılır. Farenksin burun boşluğu, ağız boşluğu ve gırtlakla bağlantısı vardır. Bu nedenle farenks üç bölümde incelenir. 
Nasopharynx (pars nasalis): Farenksin burun boşlukları arkasında kalan kısmıdır, kafa tabanından yumuşak damak hizasına kadar uzanır. Farenksin tavanında tonsilla pharyngea (farenks bademciği) bulunur. 
Orapharynx (pars oralis): Bu bölüm yumuşak damaktan başlayıp hiyoid kemiğe kadar uzanır. Tonsilla palatina ve tonsilla lingualis bu bölümde bulunur. 
Laryngopharynx (pars loryngea): Farenksin gırtlağın arka kısmında kalan ve özefagus (yemek borusu) ile birleşen kısmıdır. C 3-C 6 düzeyinde yer alır. Laryngopharynxin özefagusla devam eden bölümünde anotomik bir darlık bulunur. Farenks üç tabakadan meydana gelmiştir. Bunlar; tunika mucosa, tunika muscularis ve bağ dokusundan meydana gelen adventitiadır. 

Yemek Borusu (Oesophagus, Ösofagus) 
Sindirim borusunun yutak ile mide arasında kalan kısmıdır. C6 düzeyinde yutaktan başlayan yemek borusu diafragmadaki deliğinden geçerek (hiatus oesphagus) midenin cardia denilen bölümüyle birleşir. Uzunluğu yetişkinlerde yaklaşık 25–30 cm civarındadır. Genişliği boş ve dolu olma durumuna göre değişir. Boşken genişliği 1–1,5 cm, doluyken 2,5- 3 cm‟ye çıkabilir. Yemek borusu bazı yerlerde anatomik olarak daralır. Farenksle başlangıç yaptığı, sol ana bronşla ve arcus aorta ile çaprazlaştığı ve diafragmayı geçtiği yerde darlık gösterir. Bu darlıklar cerrahi yönden önem taşır. Yemek borusu geçtiği bölgeye göre üç bölüme ayrılır. 
Boyun bölümü (Pars cervicalis): Boyun bölgesinde bulunan ortalama 4–5 cm‟lik bölümdür. 
Göğüs bölümü (Pars thoracica): Göğüs boşluğu içinde bulunan yaklaşık 18 cm‟lik bölümdür. 
Karın bölümü (Pars abdominalis): Diafragma ile mide arasında bulunan yaklaşık 1,5-2 cm‟lik kısımdır. Bu kısım midenin cardia bölümüyle birleşir. Ösofagus yapısı tunica mukoza, tela submukoza, tunica muskularis ve tunica adventitia tabakalarından oluşmuştur. Ösofagus mukozası çok katlı yassı epitelle kaplıdır. Ösofagusun 1/3 üst kısmı çizgili (otonom sisteme ait) kas tabakasına sahiptir. Bu nedenle yutulan besinler ösofagusun üst kısmından hızlı, aşağı bölümlerinden ise yavaş geçer. Orta 1/3‟lük bülümde çizgili ve düz kaslar mevcuttur. Alt 1/3‟lük bölümde ise tamamen düz kaslar vardır. Ösofagus yiyeceklerin mideye iletilmesini sağlar. 

Yemek borusu ve bölümleri Yemek borusundan besinlerin geçişi


 
 


Mide (Gaster, Ventriculus) 
Mide diafragmanın altında, karın boşluğunun sol üst kısmında yer alan sindirim kanalının en geniş bölümüdür. Ösofagus ile duodenum arasında yer alır. Vücudumuzun epigastrik ve hipokondrium bölgesinde ve 2. bel omurları hizasındadır. Ön yüzün sağ tarafı karaciğerin visseral yüzü ve karın ön duvarıyla sol tarafı ise diafragma aracılığıyla sol akciğerin tabanı, kalp; 7, 8 ve 9. kaburga ve interkostal aralıklarla komşuluk yapar. Arka yüz diafragma, dalak sol böbrek, sol böbrek üstü bezi, pankreas ve transvers kolonla komşuluk yapar. Bu organlar, mideye uygun mide yatağı olarak adlandırılan çukurluğu oluşturur. Midenin ön ve arka olmak üzere iki yüzü vardır. Ön yüzüne facies anterior, arka yüzüne facies posterior denir. Ön ve arka yüzleri curvatura majör, curvatura minör denilen iki eğrilikle birleşir. Curvatura minör midenin sağından cardia‟dan başlayıp pylor‟e kadar uzanan konkav bir eğriliktir. Curvatura majör midenin solundan cardia‟dan başlayıp pylor‟e kadar uzanan konveks bir eğriliktir. Curvatura minör‟e göre daha büyüktür. Midenin başlangıç yerinde ve bitiş yerinde iki açıklığı vardır. Ösofagus ile birleştiği deliğe ostium cardiacum, duedonum ile birleştiği deliğe ostium pyloricum denir. Her iki delik etrafında içerik akışını kontrol eden sfinkterler bulunur. Ostium pyloricum etrafındaki sfinkter, ostium cardiacum etrafındaki sfinkterden daha güçlüdür. Midenin cardia deliğine yakın bölümüne fundus, pylor deliğine yakın bölümüne antrum denir. Midenin şekli birçok faktör tarafından etkilenir. Bu faktörler; mide içeriği, vücudun pozisyonu, kişinin yaşı, mide kasının tonüsü gibi faktörlerdir. Midenin 1000–1500 ml‟lik bir kapasitesi vardır.



Mide ve yapısı

Midenin Yapısı 
Mide beş bölümden oluşur. Bunlar: 
Pars cardiaca: Midenin ösofagusla birleştiği başlangıç kısmıdır. 
Fundus gastricus: Midenin en üst bölümüdür. Kubbe şeklindedir ve içi genellikle hava ile doludur. Corpus gastricum: Midenin önemli ve büyük olan gövde bölümü corpus gastricum olarak adlandırılır. Bu bölüm fundus ile antrum pyloricum arasındadır. 
Pars pylorica: Midenin corpus bölümünden sonra gelen kısmıdır. 
Pylorus: Midenin duodenumla birleştiği en alt kısmıdır. Etrafında düz kastan yapılmış m.sphincter pyloricus vardır. Bu sfinkter sinirsel uyarılarla kasılma ve gevşeme hareketleri yaparak besinlerin kontrollü olarak duodenuma geçmesini sağlar. Duodenumdaki besinlerin de tekrar mideye geçmesini önler. 
Mideyi duodenuma bağlayan kanala ostium pyloricum denir.


Midenin bölümleri ve görünümü


Midenin duvar yapısı aşağıdaki tabakalardan oluşmuştur. 
Tunica mukoza (mukoza tabakası): Midenin iç yüzünü örten tabakadır. Mide mukozasında kıvrımlar (plicae-pilika) bulunmaktadır. Mukoza tabakasından mukus salgılanır. Ayrıca mide mukozasında kıvrımlı tubuler tip bezler bulunur. Bezlerden sindirim için gerekli HCL asit (hidroklorik asit), pepsin ve çeşitli enzimler salgılanır. 
Tela submukoza: Kan damarları sinir ağı, lenf damarları ve lenfoid doku içeren gevşek bağ dokudan oluşmuştur. 
Tunica muskularis: Üç katmandan oluşmuş kalın kas tabakasıdır. En dıştaki longitudinal, ortadaki sirküler ve içteki oblik seyirlidir. Bu diziliş midede peristaltik hareketlerin oluşmasında rol oynar. Sirküler kas tabakası ostium pyloricum etrafında sphincter pyloriyi oluşturur. 
Seröz tabaka: En dış tabakadır ve peritondan oluşmuştur.

Midenin Bezleri ve Salgıları 
Midenin boşluğa bakan iç yüzünü örten tek katlı prizmatik epitelle örtülü mukozada mukus salgılayan hücrelerden başka tubuler yapıda bezler bulunur. Mukozanın mukus salgısı ve bezlerin salgıları birleşerek mide özsuyunu oluşturur. Mide bezlerinde dört tip hücre vardır. Temel hücreler pepsinojen, parietal hücreler, HCL asit ve intrinsik faktör, boyun hücreleri mukus, endokrin hücreler serotonin, enteroglukogon ve histamin salgılar. Mide bezleri gastrik ve plorik bezler olarak iki gruba ayrılır. Gastrik bezler: Glandula propria denilen bezlerdir. Mükoz hücreler, peptik hücreler ve paryetal hücrelerden oluşur. Midenin fundus ve korpus bölümlerinde görülür. Gastrit bezlerden hidroklorik asit, pepsinojen, intrinsik faktör ve mukus salgılanır. 
Hidroklorik asit (HCL): Pepsinojeni pepsin hâline ve bazı mineralleri emilebilir hâle getirir. Besinlerle gelen mikropları etkisiz hâle getirmek ve proteinlerin sindirimi için asidik ortam oluşturmak gibi görevleri vardır. 
İntrinsik faktör: B12 vitaminin emilimi için gereklidir. Paryetal hücreler tarafından salgılanır. Eksikliğinde pernisiyöz anemi görülür. 
Midenin Bezleri ve Salgıları Pepsin: Peptik hücreler tarafından pepsinojen şeklinde salgılanır. HCL tarafından pepsine çevrilir. Proteinlerin sindiriminde görev alır. Mukus: Sindirim yüzeyini nemli ve kaygan tutar. Mideyi HCL asidin ve enzimlerin zarar verici etkisinden korur. 
Pilorik bezler: Mukozada bulunan bu bezler daha çok midenin pilora yakın antrum bölümünde bulunur. Plorik bezlerden gastrin hormonu, pepsinojen ve mukus salgılanır. Salgılanan mukus salgısı mide mukozasını asitten koruyucu etki yapar. Gastrin hormonu ise mide sekresyonunu kontrol eder. Ayrıca mide sıvısında bulunan ve sindirimde rolü olan enzimler de vardır: 
Renin: Daha çok bebeklik döneminde salgılanır. Sütün kesilmesini önleyerek süt proteinlerinin sindirimini sağlar. 
Amilaz ve lipaz: Mide ortamında etkileri yoktur. Mide otonom sinir sisteminin etkisiyle çalışır (plexus gastricus). Parasempatik sinirler mide hareketlerini, salgısını artırır ve sfinkter pyloricuyu açar. Sempatik sinirleri ise mide hareketleri ve salgısını azaltır. Mide sekresyonu sinirsel, hormonal ve intestinal uyarılarla salgılanır. 
Midede Sindirim; Midenin depo fonksiyonu, besinleri karıştırma fonksiyonu, sindirilmeleri ve emilebilmeleri için besinleri bağırsağa iletme fonksiyonları vardır. Mide sindirim sisteminin en geniş organıdır ve alınan besinler depolanır. Besinlerin sindirilmesi için mide sıvısıyla reaksiyona girmesi ve karıştırılması gerekir. Besinler midenin peristaltik hareketleriyle karıştırılır. Mide dolu iken her 20 saniyede bir peristaltizm yaparak katı ve sıvıyı birbirine karıştırır. Bu karışıma kimus denir. Meydana gelen karışım yavaş yavaş pilor bölümünden duodenuma geçer. Sıvılar mideyi katılardan daha hızlı terk eder. Bu süre yaklaşık 20 dakikadır. Kimus ise 1,5 saatte mideyi terk eder. 

İnce Bağırsak (İntestinum Tenue) 
İnce bağırsak sindirim kanalının mideden sonra başlayıp yaklaşık 5–6 metre uzunluğunda kalın bağırsakla sonlanan en uzun organıdır. Çapı 3–4 cm‟dir. Yiyeceklerin kimyasal sindirimi ve emilimi ince bağırsakta gerçekleşir. Bu işlemler emilim yüzeyinin genişliği, özel yapılar (villus), mukus, ferment ve hormon salgılanımıyla gerçekleşir. İnce bağırsakların besinlerin sindirimini, emilimini sağlamak ve emilemeyen besinlerin kalın bağırsağa geçişini sağlamak gibi görevleri vardır.



İnce Bağırsağın Yapısı 
İnce bağırsağın dıştan içe doğru tabakaları aşağıda verilmiştir. 
Seroza: Visseral peritondan oluşmuştur. Bağırsağın dış yüzünü sarar. İnce bağırsağın bu tabakasında bağırsağa ait damar ve sinirlerin olduğu mezenter olarak adlandırılan yapı vardır. Mezenter ince bağırsağın karın duvarına bağlanmasını sağlar. 
Subseroza: Müsküler tabaka ile seroz tabaka arasında bulunur. Seroz tabakayı müsküler tabakaya bağlar. 
Müskuler tabaka: Ortada uzunlamasına ve halka şeklindeki çizgisiz kaslardan meydana gelmiştir. Bu kaslar ince bağırsağın peristaltik hareketlerini oluşturur. Peristaltik hareketler sayesinde besin maddeleri aşağı doğru ilerler. 
Submukoza: Hareketli bağ dokusu tabakasıdır. 
Mukoza: İnce bağırsak lümenine bakan tek katlı prizmatik epitelden oluşan en içteki tabakadır. Mukozadaki uzun parmak ve yaprak şeklindeki damardan zengin oluşumlara villus denir. Yaklaşık 0.5–1.2 mm uzunluğunda ve 0.1 mm kalınlığındadır. Sayıları yaklaşık 1 milimetre karede 40‟a kadar ulaşır. Villuslar mukozayı bir kadife gibi sarar ve yüzeyini artırır. İnce bağırsaklarda sindirilen besinler villuslardan emilerek kan ve lenf sıvısına geçer.

Villus



Mukoza ya da submukozanın bükülmesinden pilika kıvrımları (pilica circulares) meydana gelir. Pilikalar bağırsak lümenine doğru 1cm‟lik çıkıntılar oluşturur. Pilikalar, villuslar ve mikrovilluslar nedeniyle ileri derecede genişlemiş olan mukoza yüzeyinde sindirim ve emilim kolaylaşır. İnce bağırsağın alt bölümüne doğru pilikaların ve villusların sayısında azalma olur.

İnce Bağırsağın Bölümleri 
İnce bağırsak yukarıdan aşağıya doğru duodenum, jejunum ve ileum olmak üzere üç bölüme ayrılır. 



1- On iki parmak bağırsağı (duodenum):

İnce bağırsağın ilk bölümüdür. Yaklaşık 25 cm uzunluğunda ve 3-5 cm çapındadır. Duodenum C harfi şeklindedir ve kavisin içine pankreas başı yerleşmiştir. Duodenumun büyük bölümü karın arka duvarında yer alır. Duodenum, ince bağırsağın diğer bölümlerine göre daha kalın ve hareketsiz olan tek bölümüdür. Üst kısımların mukozası düz iken alt kısımlarında pilikalar vardır. Duodenumum iç duvarında iki kabartı (papilla) bulunur. Buraya pankreas salgısını boşaltan kanal (ductus pancreatius) ve safrayı boşaltan kanal (ductus choledoctus) açılır.
Duodenum yukardan aşağıya dört bölüme ayrılır. 
Üst parça (Pars superior): Duodenumun pilordan sonra gelen kısmıdır. 12. thoracal ve 1. lumbal vertebra hizasındadır. Uzunluğu yaklaşık 5–6 cm‟dir. Başlangıçtaki yaklaşık 3 cm‟lik bölümü geniştir ve ampulla olarak adlandırılır. 
İnen parça (Pars descendes): Duedonumun 2. kısmıdır 3. ve 4. lumbal vertebralar hizasında yaklaşık 8–10 cm‟lik kısmıdır. Pankreas kanalları ile ductus choledoctus bu bölüme açılır. 
Pars horizantalis: Duodenumun üçüncü ve yaklaşık 8-10 cm‟lik kısmıdır. 
Yükselen parça (Pars ascendens): Jejunumla birleşen yaklaşık 3 cm‟lik son bölümdür.



2-Jejunum:

Duodenumdan sonra gelen ince bağırsak kısmının 2/5‟lik bölümünü teşkil eder. İleumla arasında keskin bir sınır yoktur. Damar yönünden zengin olduğu için pembe görünümlüdür. Mezenterium (bağırsakları karın duvarına bağlayan zar) ile karın duvarına tespit edilmiş durumdadır. Mukozasındaki pilika, villuslar ve mikro villuslar ileusa göre daha çok, büyük ve kalındır. Jejunumun çapı 4 cm‟dir. 

3- İleum: 

İnce bağırsağın son kısmıdır. Mukozadaki pilika, villus ve mikro villuslar daha az ve küçüktür. Çapı jejunuma göre daha küçüktür ve kalın bağırsağa yaklaştıkça daha da daralır. Damar yönünden jejunuma göre daha farklı olduğu için daha açık renktedir. Mukozasında payer plakları adı verilen lenfatik yapılar vardır. Son kısmında ileo-çekal kapak (valf) bulunur. 



İnce Bağırsakta Sindirim 
İnce bağırsaklar sindirimde büyük rol oynar. Bağırsak sindiriminin % 90'ı burada gerçekleşir. İnce bağırsakların sindirimi gerçekleştirebilmesi için bazı salgı ve enzimlere ihtiyacı vardır. Midenin asidik içeriği ince bağırsaklara geçtiğinde duedonumun başlangıç bölümünde bulunan burunner bezleri tarafından musin salgılanır. Musin bağırsak mukozasını mide asidine karşı korur ve mukozayı kayganlaştırır. Bunun dışında ince bağırsaktan salgılanan salgılar da sindirimde rol oynar. Bu salgıların etkileri ile mideden gelen kimusun sindirim işlemi tamamlanır. Kimus'un onikiparmak bağırsağı geçişi hızlıdır, ortalama 15 dakikada gerçekleşir. İnce bağırsakta bu ilerlemenin süresi 4 – 5 saattir. İnce bağırsak mukozasının pH‟ı 7.6‟dır. 
Karbonhidratların sindirimi: Karbonhidratların sindirimi ağızda başlar. Tükürükte bulunun pityalin enzimi ile karbonhidratlar glikoz, maltoz ve dekstrine kadar parçalanır. Sindirimin tamamlandığı yer ince bağırsaktır. Onikiparmak bağırsağına pankreas tarafından salınan amilaz enzimi karbonhidratları glikoza kadar parçalar. Midede karbonhidrat sindirimi görülmez. Karbonhidratların sindiriminde görev alan enzimlerin genel adı karbonhidrataz‟dır. 
Proteinlerin sindirimi: Ağızda protein sindirimi olmaz. Proteinlerin sindirimi midede başlar ve ince bağırsaklarda tamamlanır. Protein sindiriminde; pepsin, tripsin, kimotripsin görev alır. Bu enzimlere proteaz enzimler denir. Pepsin proteinleri etkileyerek proteinleri polipeptit ve aminoasitlere parçalar. Bu karışım ince bağırsaklara geçer. Proteinler ince bağırsaklarda pankreas enzimleri ve ince bağırsak sıvısında bulunan enzimler yardımıyla sindirilerek serbest aminoasitlere parçalanır. Aminoasitlere parçalanan proteinler ince bağırsaklardan emilerek kan dolaşımına verilir. 
Yağların sindirimi: Ağız ve midede yağ sindirimi olmaz. Yağların sindirimi onikiparmak bağırsağında başlar ve ince bağırsaklarda devam eder. Karaciğerin salgısı olan safra tuzları, yağları küçük yağ damlacıkları hâline getirir. Bu durum yağların sindirimini kolaylaştırır. Pankreastan salgılanan lipaz enzimi ile safra salgısı yağların sindiriminde rol oynar.



Besinlerin Sindirimi



İnce Bağırsaklarda Emilim 
Besinlerin emilimi, çoğunlukla bağırsaklarda ve öncelikle ince bağırsağın yukarı bölümünde gerçekleşir. Karıştırma hareketleri ile besinlerin mukoza ile teması sağlanır. Normal insanda karışık besin maddelerinin alınımından sonra karbonhidratların % 100‟ü yağların % 95‟i ve proteinlerin % 90‟ı ince bağırsaklardan geçerken emilir. Besin maddelerinden çabuk emilenler jejenumdan, geç emilenler ileumdan emilir. Karbonhidratların emilimi özellikle onikiparmak bağırsağı ve jejunumda gerçekleşir. Emilen karbonhidratların büyük çoğunluğu vena porta, geri kalanıysa lenf yoluyla dolaşıma katılır. Proteinlerin emilimi jejunumda gerçekleşir. Bu emilim ancak proteinler aminoasitlerce parçalanmışlarsa yapılabilir. Aminoasitlere parçalanan proteinler ince bağırsak villuslarından emilerek kana verilir. Safra tuzları ve B 12 vitamini ileumun son kısmından emilir. Lipitlerin emilimi onikiparmak bağırsağının sonu ile jejunumun başlangıcında gerçekleşir. Yağda eriyen vitaminler lipitler gibi emilir ve lenf yoluyla dolaşıma geçer. Besinler ve içilerek alınan suyun büyük bölümüyle elektrolitler ince bağırsaklardan geri emilir. Besinlerin emilemeyen ve kana geçmeyen kısımları ince bağırsak tarafından kalın bağırsağa gönderilir.

Kalın Bağırsaklar (İntestinum Crassum) 

İnce bağırsakların son bölümü olan ileum ile kalın bağırsakların ilk bölümücaecum arasındaki ileocaecalis kapaktan başlayarak anüse kadar uzanır. Kalın bağırsaklar yaklaşık 1,5–1,8 m uzunluğunda ve 6–8 cm çapındadır. Kalın bağırsağın çapı anüse doğru gittikçe daralır. Kalın bağırsaklar ince bağırsağın etrafını çevrelemiş ve abdominopelvik boşlukta yerleşmiş durumdadır. 
Kalın Bağırsağın Yapısı
Kalın bağırsağın dış yüzü ince bağırsağınkinden farklıdır. Kalın bağırsakta boğumlardan oluşan bir yapı vardır. Bu boğumlara houstra coli denir. Kalın bağırsağın mukoza tabakasında yarım ay şeklinde mukoza çıkıntıları vardır. Çıkıntılar pliciae semilunares coli olarak adlandırılır. Pliciae semilunares coli, peristaltik hareketlere göre bir yerde kaybolup başka bir yerde oluşabilir, sabit değildir. Kalın bağırsak mukozasında bulunan epitel hücreleri çok sayıda kadeh hücreleri ihtiva eder. Bu hücreler koyu mükoz bir salgı salgılayarak kayganlık oluşturur ve sindirim artıklarının kolayca dışarı atılmasını sağlar. Kalın bağırsak mukozasında villuslar yoktur. Kalın bağırsağın kas tabakası düz kas liflerinden oluşmuştur. Kas lifleri her yere eşit olarak dağılmamıştır. Kas lifleri üç yerde toplanarak sağlam yapıda üç şerit oluşturur. Bu şeritlere teniae coli adı verilir. Apendex hariç kalın bağırsağın rektuma kadar olan bölümünde bu yapıya rastlanır.



Kalın Bağırsağın Bölümleri 
Çekum (caecum): Kalın barsağın ince bağırsakla birleştiği kısımda yer alır 6–7 cm uzunluğunda kalın barsağın en geniş kısmıdır. İleumla çekumun birleştiği yere ostium ileocaecale denir. Bu bölümün çekum tarafında valva ileocaecalis (bauchini kapağı) vardır. Bu kapak ince bağırsaktaki besinlerin kalın bağırsağa geçmesini, kalın bağırsaktaki besinlerin de ince bağırsağa dönmesini engeller. Bauchini kapağının 2-2,5 cm altında karın boşluğunun sağ alt kısmında yer alan arka yüzünde 7–12 cm uzunluğunda solucan şeklindeki oluşuma apendix vermiformis denir. Apendex lenfoid bir organdır. Bu nedenle vücut savunmasında yeri vardır.
Colon: Kalın bağırsağın çekumdan sonra gelen ikinci kısmıdır ve dört bölüme ayrılır. 
Colon ascendes (Yükselen colon): 10–15 cm kolon bölümü olup karın boşluğunun sağ tarafı boyunca yukarı doğru uzanır. Yukarda karaciğerin sağ lobunun alt yüzünde sola ve öne doğru kıvrılarak kolon transversum olarak devam eder. Ön ve yanlardan peritonla kaplı olan colon ascendes, arkada karın arka duvarına yapışıktır. 
Colon transversum (Enine colon): Kalın bağırsağın en uzun ve hareketli bölümüdür. Karaciğerin altından horizontal olarak uzanır. 
Colon descendens (İnen colon): Sol karın boşluğundadır. Yaklaşık 25 cm uzunluğundadır. Dalak hizasından pelvise kadar uzanır. 
Colon sigmoideum (Sigmoid kolon): S şeklindeki kolon, pelvis duvarına asılıdır ve periton içinde yer alır. Ortalama 40 cm uzunluğunda pelvis giriminden S 3 düzeyine kadar uzanır. Bu hizada rektumda sonlanır. 
Rectum: Kalın bağırsağın sigmoid kolondan sonra gelen bölümüdür. Ön yüzünde erkeklerde mesane, kadınlarda ise uterus ve vajina‟nın arka yüzü vardır. Rektumun alt kısmında dışarı atılacak atık maddelerin toplandığı ampulla recti bulunur. Kalın bağırsağın diğer bölümlerinde bulunan haustra ve teniae‟lar burada yoktur. Kas tabakası rektum bölümünde daha çok gelişmiştir. Rektum mukozasında transversal plikalar bulunur. Rektumun dışa açılan kısmına anüs denir.
Canalis analis: Ampulla rectinin alt kısmında sindirim kanalının lümeni birden bire daralır aşağı ve arkaya ilerleyerek anüste sonlanır. Yaklaşık 3-4 cm uzunluğunda 3 cm çapındadır. Özellikle rektum‟un anüs kısımlarında sirküler (dairesel) kas tabakası daha da kalınlaşarak musculus sphincter ani internus ve m.sphincter ani externusu oluşturur. Musculus sphincter ani intermus düz kas liflerinden oluşmuş istem dışı çalışır. M.sphincter ani extermus çizgili kaslardan oluşmuş ve isteğimiz ile çalışır. Normalde kapalı olan sfinkterler, rektuma gelen dışkının meydana getirdiği gerginlikle uyarının medulla spinalisin S 2–4 segmentlerine ulaşması sonucu merkezî sinir sisteminin değerlendirmesi ve durumun uygun olması hâlinde açılır. Böylece defekasyon olayı gerçekleşir.



Kalın Bağırsaklarda Sindirim ve Gaitanın Oluşumu 
Kalın bağırsak, ince bağırsaktan sonra gelen sindirim sisteminin son bölümüdür. Sindirilemeyen besinler ince bağırsaktan geçerek birkaç saat içinde kalın bağırsağa ulaşır. Kalın bağırsağa geçen besinler sıvı hâldedir. Besinler kalın bağırsağın içinde ilerlerken suyu emilerek katılaşmaya başlar. Kalın bağırsağın en önemli görevi; suyun geri emilimini sağlamaktır. Bu emilim oldukça önemlidir ve günde 500–1500 litre arasında değişir. Böylece su kaybı önlenir ve dışarıya atılması gereken maddelerin koyulaşması sağlanır. Kalın bağırsakta ayrıca; inorganik tuzlar, bir miktar glikoz ve kısa zincirli yağ asitleri emilir. Kalın bağırsağın, ince bağırsaklar gibi karıştırıcı ve peristaltik hareketleri vardır. Peristaltik hareketler sayesinde bağırsak içeriği bir boğumdan diğerine geçerek ileriye doğru itilir. Kalın bağırsağın çeşitli fonksiyonları vardır. Bunlar kimustaki su ve elektrolitlerin geri emiliminin sağlanması, atık maddelerin atılıncaya kadar depo edilmesi ve kalın bağırsaktaki bazı simbiyotik bakteriler tarafından B ve K vitamini gibi vitaminlerin sentezlenmesidir.



Sindirim sonucu emilmeyen atık maddeler kalın bağırsak vasıtasıyla rektuma iletilir ve dışkılama ihtiyacı olur. Dışkılama isteği ile makatı kontrol eden rektumdaki kaslar gevşer, karın içi basıncı artar ve atık maddeler (dışkı, feçes, gaita) rektuma itilir. Dışkının rektumdan dışarı atılmasına defekasyon denir. Kalın bağırsakta oluşan dışkı içeriğinde; bakteri, su, inorganik maddeler, sindirilmemiş bitki lifleri, mukoza hücreleri ve sindirim enzimleri vardır. Kalın bağırsaktan günlük atılan dışkı miktarı 200 - 400 gramdır.



II:Bölüm :SİNDİRİME YARDIMCI ORGAN VE BEZLER

Kaynak: Öğr. Gör. Nurhan BİNGÖL

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!