Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


05 Mayıs 2020

Uganda

Doğu Afrika'da, Kenya'nın batısında yer alır.
Coğrafi konumu: 1 00 Kuzey enlemi, 32 00 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Afrika
Yüzölçümü: 236,040 km²
Sınırları: toplam: 2,698 km
Sınır komşuları: Demokratik Kongo Cumhuriyeti 765 km, Kenya 933 km, Ruanda 169 km, Sudan 435 km, Tanzanya 396 km
Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)
İklimi: tropikal
Arazi yapısı: Çoğunlukla platolar ve dağ yamaçları yer alır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Albert Gölü 621 m
en yüksek noktası: Margherita Zirvesi 5,110 m
Doğal kaynakları: Bakır, kobalt, hidro enerji, kireçtaşı, tuz, işlenebilir arazi
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %25 daimi ekinler: %9 otlaklar: %9
ormanlık arazi: %28
diğer: %20 (1993 verileri)
Sulanan arazi: 90 km² (1993 verileri)
Coğrafi not: Kara ile çevrili
Nüfus: 32,369,558 (Temmuz 2009 verileri)
Nüfus artış oranı: %2.93 (2001 verileri)
Mülteci oranı: -0.29 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 91.3 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 43.37 yıl
erkeklerde: 42.59 yıl
kadınlarda: 44.17 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 6.88 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %8.3 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 820,000 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 110,000 (1999 verileri)
Ulus: Ugandalı
Nüfusun etnik dağılımı: Baganda %17, Karamojong %12, Basogo %8, Iteso %8, Langi %6, Ruanda %6,
%3, Batoro %3, Afrikalı olmayanlar %1, diğer %23
Din: Roma Katolikleri %33, Protestanlar %33, Müslümanlar %16, yerel inançlar %18
Diller: İngilizce, Ganda veya Luganda, diğer Nijer-Kongo dilleri, Nil-Sahra dilleri, Swahili, Arapça
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler toplam nüfusta: %66.8 erkekler: %76.8 kadınlar: %57.7 (2002 verileri)




Ülke adı: Resmi tam adı: Uganda Cumhuriyeti
kısa şekli : Uganda
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet
Başkent: Kampala
İdari bölümler: 45 bölge; Adjumani, Apac, Arua, Bugiri, Bundibugyo, Bushenyi, Busia, Gulu, Hoima, Iganga, Jinja, Kabale, Kabarole, Kalangala, Kampala, Kamuli, Kapchorwa, Kasese, Katakwi, Kibale, Kiboga, Kisoro, Kitgum, Kotido, Kumi, Lira, Luwero, Masaka, Masindi, Mbale, Mbarara, Moroto,Moyo, Mpigi, Mubende, Mukono,Nakasongola, Nebbi, Ntungamo, Pallisa, Rakai, Rukungiri, Sembabule, Soroti, Tororo
Bağımsızlık günü: 9 Ekim 1962 (İngiltere'den)
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 9 Ekim (1962)
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EADB (Doğu Afrika Kalkınma Bankası), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IGAD (Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu),Intelsat, Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OAU (Afrika Birliği Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 26.2 milyar $ (2000 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %6 (2000 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %43
endüstri: %17
hizmet: %40 (1998 verileri)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %6.5 (2000)
İş gücü: 8.361 milyon (1993 verileri)
Endüstri: Şeker, bira, tütün, tekstil, çimento
Endüstrinin büyüme oranı: %7 (1999)
Elektrik üretimi: 1.326 milyar kWh (1999)
Elektrik tüketimi: 1.06 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 174 milyon kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 1 milyon kWh (1999)
Tarım ürünleri: Kahve, çay, pamuk, tütün, manyok, patates, mısır, bakliyat, et, keçi sütü, süt, kümes hayvanı
İhracat: 500.1 milyon $ (1999)
İhracat ürünleri: Kahve, balık, çay, elektrik ürünleri, demir - çelik
İhracat ortakları: İspanya, Almanya, Belçika, Hollanda, Macaristan, Kenya (1999)
İthalat: 1.1 milyar $ (1999)
İthalat ürünleri: Araçlar, petrol, tıbbi malzemeler
İthalat ortakları: Kenya %27.5, ABD %21.2, Fransa %19.3, İngiltere %5, Hindistan %4 (1999)
Dış borç tutarı: 3.6 milyar $ (2000 verileri)
Para birimi: Uganda Shillingi (UGX)
Para birimi kodu: UGX
Mali yıl: 1 Temmuz - 30 Haziran

İletişim Bilgileri
Kullanılan telefon hatları: 50,074 (1998)
Telefon kodu: 256
Radyo yayın istasyonları: AM 19, FM 4, kısa dalga 5 (1998)
Radyolar: 2.6 milyon (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 8 (1999)
Televizyonlar: 315,000 (1997)
Internet kısaltması: .ug
Internet servis sağlayıcıları: 2 (2000)
Internet kullanıcıları: 25,000 (2000)
Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 1,241 km (1995)
Karayolları: 27,000 km (1990)
Su yolları: Victoria Gölü, Albert Gölü, Kyoga Gölü, George Gölü, Edward Gölü, Victoria Nile, Albert Nile
Limanları: Entebbe, Jinja, Port Bell
Hava alanları: 28 (2000 verileri)
Helikopter alanları: 1 (2000 verileri)
















 
               



                




04 Mayıs 2020

Japonların başarısının sırrı ne?

Japonlar tüm dünyada keskin zekaları, kibarlıkları ve başarılarıyla örnek gösteriliyor. Peki nedir bu Japonları bu kadar başarılı yapan? Bunun cevabı: Eğitim sistemleri.
image
4. sınıfa kadar sınav yok
Japonya'da 4. sınıfa kadar öğrencilere sınav yapılmıyor. Okullar ilk 3 sene, çocukların bilgisini test etmek yerine karakterinin oluşmasına, görgü kurallarını öğrenmesine destek oluyor.
Çocuklara diğer insanlara saygı, doğaya ve hayvanlara nazik davranma, oto-kontrol, adalet, cömertlik, şevkat ve empati kurma gibi erdemler öğretiliyor.
image
Akademik yıl 1 Nisan'da başlıyor
Birçok okul ve üniversite Eylül'de başlamasına rağmen Japonya'da akademik takvim 1 Nisan'da, kiraz ağaçlarının çiçeklendiği dönemde başlıyor. Akademik yıl 3 sömestra ayrılıyor: 1 Nisan-20 Temmuz, 1 Eylül-26 Aralık, 7 Ocak-25 Mart.
image
Hademe yok
Çoğu Japon okulunda hademe yok. Öğrenciler kendi sınıflarını, kafetarları ve hatta tuvaletleri bile kendileri temizliyor. Öğrenciler küçük gruplara ayrılıp görev dağılımı yapıyorlar. Japonya'da öğrencilerin kendi arkalarını toplaması, takım halinde çalışabilmesi ve birbirilerine yardım etmesi gerektiğine inanılıyor. Bu görevler onların daha saygılı davranmasını sağlıyor.
image
Öğle yemekleri sınıfta yeniyor
Japon eğitim sistemi öğrencilerin sağlıklı ve dengeli beslenmesine önem veriyor. Öğrencilerin her öğlen ne yiyeceğine profesyoneller karar veriyor. Öğrenciler, öğretmenleriyle beraber sınıfta yemeklerini yiyorlar.
image
Okul sonrası etütleri yaygın
İyi bir ortaokula girebilmek için birçok Japon öğrenci bir hazırlık okuluna ya da özel okul sonrası etütlerine gidiyor. Bu okulların dersleri akşamları yapılıyor. Sokakta akşam geç saatte okuldan eve dönen çocuklar görmek Japonya'da çok normal. Japon öğrenciler günde 8 saat ders görüyor.
image
Japon kaligrafisi ve şiiri dersleri
Klasik okul derslerinin yanında Japon öğrencilere kendi kültürlerine ve yüzyıllardır süregelen geleneklerine de saygı duymaları öğretiliyor. Japon kaligrafisi, ya da diğer adıyla Shodo bu derslerin başında geliyor. Shodo, bir bambu çubuğunu mürekkebe batırıp pirinç kağıdına hiyeroglif yazma sanatı. Diğer bir ders ise Japon şiiri, Haiku.
image
Neredeyse bütün okullarda üniforma zorunlu
Bazı okulların kendi üniformaları olmasına rağmen çoğu okulda geleneksel Japon üniformaları giyiliyor. Erkekler askeri tarzda üniformalar giyerken kızlar, denizci tarzı giyiyor. Üniforma kuralı okullarda sosyal bariyerleri kaldırma ve onları çalışma moduna sokma amacı güdüyor. Ayrıca öğrencilerde birlik bilinci oluşuyor.
image
Okula katılım oranı %99.99
Hemen hemen herkes 1 kez bile olsa okulu kırmıştır. Ancak Japon öğrenciler okulu kırmak şöyle dursun geç bile kalmıyorlar. Hatta öğrencilerin %91'i öğretmenlerinin kendilerinden istediği hiç birşeyi daha önce reddetmediklerini söylüyorlar.
image
Bir sınav geleceklerine karar veriyor
Bizdeki üniversite sınavı gibi Japonya'da da öğrenciler lise bitince hayati bir sınava giriyorlar. Üniversitelerin istediği puanı alamayan öğrenciler açıkta kalıyor. Puanlar o kadar yüksek ki öğrencilerin sadece %76'sı eğitimine devam edebiliyor. Sınava hazırlık dönemine öğrenciler aralarında "sınav cehennemi adı veriyorlar.
image
Üniversite yıllarına "tatil" deniyor
Japonya'da sınav cehennemini atlatan öğrenciler küçük bir tatile hak kazanıyorlar. Bu ülkede üniversite insan hayatının en güzel dönemi olarak düşünülüyor. Japonlar üniversite yıllarına çalışma hayatı öncesi tatili diyorlar.

Peru Mutfağı

,Can boğazdan gelir diyorsanız, Peru’ya hoşgeldiniz!
Peru, boğazına düşkünlerle, formuna düşkünleri aynı masada buluşturmayı başarabilen bir yer. Mesela Bilge ve ben (Duygu) bütün gezi boyunca yemeklerimizi paylaşabildik. Normalde birimizin lezzetli bulduğunu öbürümüz ağır bulur, ya da birimizin hafif bulduğunu öbürümüz yavan… ??
Peru mutfağı dünyadaki en yeni foodie trendi. Sağlıklı yaşam furyasının da bunda payı var tabi. Kinoa, acai, maca gibi Amazon’un ömür uzatan superfoodları Peru yemeklerinin de olağan malzemelerinden. Sadece sağlıklı değil, aynı zamanda lezzetli de. Hem de öyle lezzetli ki, yarım milyon insan buradaki yemek festivaline sadece yemek yemek için yurt dışından geliyor!

Gastronomi Merkezi Peru: 4 Mutfağın Bir Tencerede Füzyonu

Peru, öyle bir ülke ki bizim yeni yeni hayatımıza giren “füzyon mutfak” kavramı güncel Peru mutfağının kendisi. Peru’yu Peru yapan kültürel ve biolojik çeşitliliğin en güzel ürünü damaklarda lezzet patlamaları yaratan mutfağı olmuş. 400’ü aşkın yıldır, mutfaklarda, And Dağları’nın güveci ve Asya’nın wok tavası kol kola iş başında. Bir de üzerine, Amazon’dan gelen aromalarla tatlanan İspanyol pirinç yemekleri de bu beraberliğe eklenince ortaya Peru’ya özel criollo (İng: creole, Tr: kreol) mutfağı çıkmış. Yani modern Peru mutfağı 4 farklı coğrafya ve kültürü bir tencerede birleştiriyor. Aşağıda bu farklı bölgesel mutfakları biraz anlattık.
(Kreol kavramını daha önce duymuş olabilirsiniz, hem Avrupalı, hem Afrikalı soyundan gelenler için kullanılan genel bir kavram. Aynı zamanda Avrupa’dan (özellikle Fransa ve İspanya’dan) yeni dünyaya gelip yerleşen kişiler içinde kullanılıyor. Tüm kreol mutfakları bir değil. Amerika’nın Luisiana eyaletindeki Kreol mutfağı ve Peru’daki alakasız mutfaklar.)
Son on yıl içinde de bu kendine has mutfağın potansiyelini fark eden genç girişimciler, çıtayı yerel boyuttan gastronomik ve küresel boyuta yükseltmeyi başarmış. Öyle ki, artık özellikle Lima, Latin Amerika’nın en yeni ve gözde gastronomi merkezi olarak öne çıkıyor.

Bir zamanlar Peru, buraya gelen önemli misafirlere Fransız yemekleri ve Scotch sunulduğu yerken şimdilerde cuy (kobay faresi) ve kinoa gibi geleneksel And Dağları klasiklerinin binbir çeşit versiyonunun, “high-end” restoranlarda ustaca yorumlandığı, hip bir yer olmuş vaziyette. Tabi haliyle turizm de bu yönde evrilmeye başlamış. Her tur programı günün sonunda gastronomik bir kapanış yapar olmuş. 2000 yılında Cordon Bleu Akademi’nin Latin Amerika’daki ilk ayağı burada açılmış. 2009 yılında ise Bon Appétit Dergisi, Lima’yı “bir sonraki mükemmel yemek şehri” olarak lanse etmiş.
Tüm bu “gurme şehir” hali, şehirdeki büyük küçük her işletmeye yansımış durumda. Üstelik  bunun için illa Lima’dan çıkmış en iyi şeflerden biri olan ve tüm dünyada 30’dan fazla restoranı olan rock yıldızı şef Gastón Acurio’nun meşhur restoranına gitmeye gerek yok. Şehir yeni gastronomi merkezi kimliğini öyle benimsemiş ki; sokak satıcıları bile yemeklerin hazırlanışına ve sunumuna özenir vaziyette. Her türlü bütçedeki mide buradan mutlu ayrılıyor.
Uzun lafın kısası, bu ülkede aç kalmanıza imkan yok. İster Peru’nun küçük şehirlerindeki mütevazi mekanlarda olun isterseniz de Lima’nın Miraflores bölgesindeki şık ve rafine restoranlarda, tabağınız her türlü sizi tatmin edecektir.
Peru’nun Milli Yemekleri Neler?
Ağzınızın suyunu akıtacak bir liste hazırladık. Bu yemekler Michelin yıldızlı restoranların menülerine kadar tırmanmayı başarsa da, Peru’da gazete kağıdına sofralarda yemelik sıradanlıkta yemekler. Yani sıradan yemekler öyle güzel ki, büyük şefler ilhamlanıyor. Peru’ya gelirseniz, yada bi Peru restoranına giderseniz denemeniz gereken 9 MİLLİ PERU YEMEĞİ ni aşağıda bulabilirsiniz.

Peru’da Bio Çeşitlik = Mutfakta Bol Malzeme & Özel Aromalar
Peru, çok farklı coğrafyalara ve iklimlere sahip bir ülke. Amazonlar, And Dağları, çöller, hepsi bambaşka şartlara ve bitki örtüsüne sahip. Dolayısı ile farklı bölgelerin mutfakları da farklılık gösteriyor. Fakat ülkenin geneline baktığımızda, eninde sonunda, her mutfakta karşımıza çıkacak tek ürün: Patates. Zaten tüm dünyadaki patates türlerinin yaban atası da Peru’dan çıkma. Yani burası patatesin ana vatanı.

Patatesle öne çıkan spesyal yemekler arasında, ocopa (baharatlı yer fıstığı soslu patates), papa a la huancaina (krem peynir soslu patates), causa (deniz ürünleri, sebzeler veya tavukla doldurulmuş patates), papa rellena (kıyma ile dolu kızarmış patates kroketler) var. Patatesler aynı zamanda balık çorbası tarzı chupe içinde veya lomo saltado gibi et kavurma yemeklerin içinde var. Kısacası patatesler her yerde var. Umarız Peru’da olup da patatese alerjiniz yoktur.

Ayrıca bizdeki börek misali binbir çeşit malzemeyle hazırlanabilen, mısır yaprağına sarılı tamaleler de çok popüler yiyeceklerden. Türkçesi manyok olan sütleğengillerden bir kök bitkisi olan cassava veya mısırdan yapılan humita en çok tercih edilen versiyonları.
Bölgesel Peru Mutfakları
Kıyı Bölgeleri
Kıyı bölgelerinin yıldızı elbette deniz mahsulleri ve favorimiz ?ceviche?. Balık ve karides başta olmak üzere deniz mahsullerinin limon suyu, soğan, kişniş ve acı biber ile marine edilmesiyle soğuk olarak servis edilen bu başlangıç yemeği Peru için son derece sıradan bir yemek. Türkiye’de ve yurt dışında bazı şık restoranların menülerinde uçuk fiyatlara satıldığına bakmayın, burada sucuk ekmek gibi yaygın, sıradan bir yiyecek. Tabi nasıl sucuk ekmeği dağda 25 TL’ye satıyorlar, Peru’da da uçan ceviche fiyatları var tabi. Ceviche’de herhangi bir pişirme tekniği kullanılmıyor. Tüm olay, etin limon suyu içinde okside olması gibi tamamen kimyasal bir tepkimeden ibaret. Eğer ceviche’yi beğendiyseniz bir başka deniz ürünü kokteyli olan ve biraz da Japon mutfağından esinlenilen tiradito‘yu da deneyin deriz. Buna kremalı acı sos banyosu yapan jambon inceliğinde balık dilimleri diyebiliriz.
Eğer çiğ balık olayı size göre değilse Peru mutfağında balığın pişmiş binbir türlü hali var. Al ajo (sarımsaklı), frito (kızartma), a la chorrillana ( domates ve soğanla beyaz şarapta pişmiş)… Deniz mahsullü çorba ve güveçler de Peru mutfağında çok önemli. Aguadito (sulu risotto), picante (baharatlı yahni), chupe (kremalı deniz mahsulu çorbası) en popülerleri. Conchitas a la parmesana (parmesanlı deniztarağı), pulpo al olivo (zeytinyağlı ahtapot) ve choros a la chalaca (taze mısır salsalı midyeler) de klasik olarak kıyı bölgelerde her menüde olan seçenekler. Kuzey kıyılarında özellikle Chiclayo’da tortilla de manta raya (vatozlu omlet) en tipik yemeklerden.
Deniz mahsüllerine kendimizi boğmak varken, tavuk ve et yemek bize çok cazip gelmedi. Ama kıyılarında meşhur et ve tavuk yemekleri var: Aji de gallina (cevizli tavuklu güveç), arroz con pato a la chiclayana (kişnişli ördek ve pirinç yemeği), seco de cabrito (güveçte kişnişli ve acı biberli keçi eti) en sık yapılan et yemeklerinden.
Ayrıca kıyı bölgeleri Asya mutfağınından en çok etkilenen yerler. Çin pişirme teknik ve soslarını Peru malzemeleriyle buluşturan bu restoranlara chifas deniliyor. Daha çok Kanton mutfağı ağırlıklı ağır soslu ama basit yemekler yapılıyor.
And Dağları
And Dağları’nın serinliği, özellikle kabak, balkabağı, patates, taze yerel otlarla ve etlerle hazırlanan bol malzemeli besleyici çorbalar demek. Sopa a la criolla (kremalı etli veya sebzeli noodle ile hazırlanan hafif çorba) ve caldo de gallina (patatesli ve otlu tavuk çorbası) menülerin demirbaşları.
Arequipa civarındaki restoranlar ise chupe de camarones (nehir karidesiyle yapılan balık türlüsü) ile ünlü. Ve gelelim And Dağları’nın imza yemeği cuy’a (Guniea Domuzu). Bu domuz – fare görünümlü ama tadı tavşan gibi olan And Dağları’na özgü hayvanın etini pişirmenin en lezzettli yolları bütün olarak çevirme yapmak ve fırınlamak veya bizdeki tandır gibi bir yöntem olan chactado. Bu bölgede birnbir türlü hazılanan nehir alabalığı da diğer bir popüler opsiyon. Aslında Arequipa bölgesinin kendine has bir micro-mutfağı var diyebiliriz. Bu bölge picantes denilen beyaz peynirle servis edilen baharatlı yahnileriyle, solterito denilen fasulye salatasıyla ve rocoto relleno denilen etli acı biber dolmalarıyla meşhur. Ayrıca özel günlerde ve düğünlerde aileler, marine edilmiş etler, sebzeler, acı biber, peynir ve aromatik otların yerde sıcak kayalar üzerinde pişirildiği pachamanca yapmak için bir araya geliyormuş.
Amazon Bölgeleri
Her ne kadar Peru’nun diğer bölgeleri kadar popüler içeriklere sahip olmasa da Amazon bölgesi mutfağı da son zamanlarda yükselişe geçmiş durumda. Özellikle nehir salyangozu ve balıkları, Moriche Palmiyesi’nin  meyvesi olan aguaje, yuca adlı manyok (cassava) cinsi tropikal sebze, chonta (palmiye kalbi) bu bölgenin sık kullanılan malzemelerinden. Bölgenin imza yemeği ise bizdeki etli yaprak sarma gibi tavuk veya domuz etiyle hazırlanan pirinç ile doldurulmuş bijao yaprakları olan Juanes.
Dünyada Gurmelerin Yeni Gözdesi: Novoandina Akımı
Peru’nun gastronomi rönesansı asında 1980’lere dayanıyormuş. Yani ülkenin en karmaşalı, ekonominin de serbest düşüşte olduğu döneme. Tam da bu çalkantılı dönemde, bir gazete yayıncısı olan Bernardo Roca Rey, mutfağında And Dağları malzemeleriyle denemeler yapıyormuş. Özellikle de bugün bilinen ismiyle “quinotto” (Fırında Guniea Domuzu, kinoa risotto ve patatesli garnitürler) gibi deneysel çabalar içindeymiş. Aynı zamanlarda ünlü bir restoran şefi olan Cucho La Rosa, geleneksel Peru yemekleri üzerinde haşlama yerine buharda pişirme, kızartma yerine mühürleme gibi değişik pişirme teknikleri deniyormuş. Bunlar gibi gazete ve dergilere ulaşımı olan öncüler, keşfettikleri tarifleri ve teknikleri yayınlamaya başlamış sonunda Novoandina (yani “yeni Andlı” -And Dağları’na atfen) akımı çıkmış. Fakat dönemin yarattığı zor şartlar nedeniyle bu akım hiçbir zaman tam anlamıyla çığır açıcı bir etki yaratma fırsatı bulamamış.
1994’te şartlar değişmiş. Hem ekonomi düzene girmeyen başlamış, hem de politik sular durulmaya. İşte o zaman Cordon Bleu Paris’te eğitim alan ünlü şef Gastón Acurio, Astrid y Gastón adlı bir restoran açarak kendisinden önceki duayenlerin izinden giderek Novoandina Akımını devam ettirmiş. Temelde Peru’ya özgü geleneksel mutfağın, batılı gurme mutfağı ile yorumlanmasına dayanan akımla hazırlanan yemekler büyük ilgi ve beğeniyle karşılanmış. Şef Gastón Acurio’yu, Rafael Piqueras ve Pedro Miguel Schiaffino gibi yeni akım genç şefler takip etmeye başlamış. Zamanla Novoandina Akımı, Avrupa, Japon ve Çin mutfaklarından da etkilenerek kolektif olarak yayılmış ve bugün Peru mutfağını küresel bir gastronomi fenomenine çevirmiş.
Evde quinnotto denemek isteyenler buradan tarife bakabilirler: www.peru.travel/what-to-do/peru-of-today/food/peruvian-food-recipes/quinotto-de-hongos.aspx
Lima’nın En Özel Restoranları
Ámaz
Bu şık restoran Amazon’un bereketini ve kültürünü bir mutfakta birleştirmesi ile ünlü. Amazon’nun az bilinen lezzetlerini dünyaya duyurmayı  amaçlıyor.
www.amaz.com.pe
Av. La Paz 1079 Miraflores / Tel: (01) 221 9393 / (01) 221 9880
Huaca Pucllana Restaurant 
Burası M.Ö. 500’den kalanPucllana Arkeolojik kalıntılarının neredeyse içinde sayılacak yakınlıkta, tarihi manzarasına yakışır ağırlıkta ve zariflikte bir restoran. Şehirin en saygın restoranlarından. Mick Jagger, Bill and Hillary Clinton, İspanya Kralı gibi önemli misafirleri ağırlamış. Bir ana yemek 25 dolar civarında. Porsiyonlar büyük, aklınızda olsun.
www.resthuacapucllana.com/en/
General Borgoño cdra. 8, Huaca Pucllana – Miraflores / Tel: 445 4042
Bütçenizi başka yerden kısın ama bu restoranlardan birinde yemeden Lima’dan dönmeyin. Novoandina akımını dünyaya duyuran bu restoranlar Peru’da yapılacak en iyi şeyler arasında.
Astrid y Gastón
Buraya her şeyin başladığı yer desek yalan olmaz. Lima’dan çıkma en ünlü şef, Novoandina akımının en eski temsilcilerinden Gastón Acurio’nun restoranı olan Astrid y Gastón’da temelde Fransız mutfağının Peru mutfağı ile kesiştiği mevsimlere göre güncellenen bir menü var. Ayrıca kabarık mor mısır krepleri ile servis edilen Pekin usulü cuy filetoları gibi fusion seçenekler de var. Dünyadaki en seçkin şarapların bulunduğu zengin şarap menüsünü de unutmamak gerek. Kısacası fine-dining bir Novoandina deneyimi yaşamak isterseniz burası tam adresi.
en.astridygaston.com
Av. Paz Soldán 290, San Isidro, Lima 27 – Perú T. +511 442-2775 (Pazartesi-Pazar 10.00 – 21.00)
Central
Asya ve Avrupa’nın en prestijli restoranlarında çalıştıktan sonra yerel buluşlara imza atmak için tekrar Peru’ya dönen şef Virgilio Martinez’in eleştirmenlerce “baştan çıkarıcı kreasyonları” var. Özellikle ahtapotlu deniz ürünleri başlangıç tabağı bir star ama domates, hardal ve armutla tatlandırılmış süt domuzu ise bir başyapıt. Ayrıca kullanılan balıkların sürdürülebilir balıkçılıktan, otların ise organik tarımdan gelmesi de buraya ayrı bir değer katıyor.
centralrestaurante.com.pe/en/
Santa Isabel 376. Miraflores Lima, Perú +5112428515 / 2428575 Öğle yemeği Pazartesi-Cuma 12.45’de, Akşam yemeği ise Pazartesi-Pazar 19.45’de başlıyor.
Lima’da Ceviche Nerede Yenir?
1.      Lima’nın en ünlüsü San Isidro’daki El Veridico de Fidel. Yerliler, yabancılar en iyi cevichenin burada yendiğine hem fikir.
Ucuz Seçenekler:
2.   Barranco’daysanız: Canta Ranita. Açık havada ceviche, yanında mısır birası (chicha) keyfi. Sadece öğlenleri açık 12.30- 16.00
3.   Plaza Mayor yakınlarındaysanız:  Palacio del Gobierno karşısındaki sokaktaki Pacifico restoran. Turist yok, yerlilerinse uğrak yeri. Öğlenleri içinde ceviche de olan çok ekonomik set menüler var.
 9 MİLLİ PERU YEMEĞİ
WHATSAPPJapon mutfağı dünyaya yayılmadan önce neydiyse, Peru mutfağı da şimdi o. Amerika kıtasında hızla popülerleşiyor. Şimdiye kadar duymadınız ama yakında daha çok duyacaksınız. Bundan 5-10 sene sonra Türkiye’de de Peru restoranı görürseniz, Biz Evde Yokuz söylemişti dersiniz.
? Ceviche
Bu yemeğin tarifi ve fotoğraf kaynağı için: delicious.com
Nedir? Kısaca çiğ deniz ürünleri. Balık ve karides başta olmak üzere deniz mahsullerinin limon suyu, soğan, kişniş ve acı biber ile marine edilmesiyle soğuk olarak servis edilen başlangıç yemeği.
Neden denemek lazım? Çünkü ceviche, büyük ihtimalle Peru mutfağının nimetleri arasında en popüleri olanı. Tüm Latin Amerika’da birçok varyasyonu olsa da Peru mutfağındaki genellikle beyaz etli balıklardan yapılan (levrek veya tilapia) versiyonu en bilineni.
? Cancha
Nedir? Restoranlarda yemek öncesi aperatif olarak veya yan yemek olarak ceviche gibi diğer yemeklerle birlikte servis edilen atıştırmalık kızarmış mısır. Bizdeki soslu kızarmış mısır taneleri gibi düşünebilirsiniz.
Neden denemek lazım? Çünkü mısır Peru mutfağının temel malzemelerinden biri ve cancha da bu geleneksel sebzenin en lezzetli hallerinden biri. Ayrıca beğenirseniz çok pratik oluşuyla binbir türlü versiyonunu eve döndüğünüzde deneme şansınız da var. Geleneksel olarak hayvansal yağ tavada ısıtılıp içine atılan mısır tanelerine tuz ekleniyor. Fakat siz bitkisel yağ kullanarak modern versiyonunu da yapabilirsiniz.
? Papa a la Huancaína
Nedir? Andean bölgesine özgü bu basit yemek, baharatlı lahana ve keramlı peynir sosu yatağında haşlanmış patates ve yumurta ile hazırlanan en klasik başlangıç yemeği.
Neden denemek lazım? Çünkü patates, uçuz olması ve kolay yapımıyla, Peru mutfağının en temel malzemelerinden bir diğeri ve Peru’daki bioçeşitlilik sayesinde oldukça fazla cinsi var. Yani sadece patates deyip de geçmemek gerek. Papa a la Huancaína Huancayoda şehrinden çıkma ama tüm Peru’da her restoranda bulabileceğiniz bir seçenek.
? Causa
Bu yemeğin tarifi ve fotoğraf kaynağı için: www.tonnino.com
Nedir? Tabanının sarı patateslerin ezilerek misket limonu ve acı biberle tatlandırılmasıyla oluşturulan, tavuk, ton balığı ve karides gibi deniz mahsülleriyle de üzerine kat çıkılan soğuk başlangıç yemeği.
Neden denemek lazım? Çünkü bu da patatesin başrolde olduğu bir diğer klasik Peru mutfağı yemeği. Bir nevi soğuk patates keki olan causa’nın henüz tam olarak belirlenememiş olsa da kökeninin kolonyal dönem öncesine dayandığı düşünülüyormuş. Onu Peru mutfağında değerli kılan yanı, çok sade ve basit bir malzeme olan patatesin diğer tüm malzemelerle uyum içinde olabilmesi.
? Arroz chaufa
Bu yemeğin tarifi ve fotoğraf kaynağı için: kitchen.coseppi.com
Nedir? Çeşitli sebzeler, yumurta ve etin soya sosu eklenerek pişirilmesi ile Çin mutfağından feyz alan, Peru usulü kızarmış pirinç. 
Neden denemek lazım? Çünkü Peru, tarih boyunca birçok topluluk tarafından istila edildiği ve dünyanın her yerinden göç almış olduğu için dolayısıyla çokkültürlü bir mutfağa sahip. Mutfaktaki bu çokkültürlülüğü deneyimlemek için Arroz chaufa, Çin kültürünü temsilen ideal seçeneklerden. Bu yemeği Çin pişirme teknik ve soslarını Peru malzemeleriyle buluşturan chifas denilen restoranlarda tatmanızı öneririz.
? Lomo saltado
Nedir? Bonfile et parçalarının soğan, domates, acı biber ve baharatlarla sotelenmesiyle hazırlanan ve kızarmış patatesle ve pilavla sunulan yemek.
Neden denemek lazım? Çünkü bu yemek inanılmaz lezzetli. Arroz chaufa gibi wokta pişmesi ile Lomo saltado’da da Çin etkisi var. Yemekteki temel prensip, içindeki malzemelerin yemeğin suyuyla güzelce karışmasını sağlamak.
? Anticuchos
Bu yemeğin tarifi ve fotoğraf kaynağı için: tarasmulticulturaltable.com
Nedir? Sığır kalbinin çeşitli Peru baharatlarıyla bir gece önceden marine edilmesi ve şişe geçirilmesiyle hazırlanan bir sokak lezzeti. Ayrıca restoranlarda yanında haşlanmış patatesle ana yemek olarak da bulunabiliyor.
Neden denemek lazım? Çünkü bizce bir ülkenin mutfağını hakkını vererek deneyimleyebilmek için o ülkenin sokak lezzetlerini de es geçmemek lazım. Anticuchos da Peru’daki en temel sokak yemeklerinden biri. Kökleri lamanın ana et kaynağı olduğu sömürgecilik öncesi döneme dayanıyor fakat İspanyol etkisiyle bugünkü versiyonlarında sığır eti kullanılıyormuş.
? Pachamanca
Nedir? Bizdeki mangal-tandır tarzı gibi eski bir pişirme yöntemi olan Pachamanca’nın olayı, zemine gömülmüş sıcak kayalar arasında taze otlarla harmanlanmış et ve sebze çeşitlerinin pişirilmesi.
Neden denemek lazım? Çünkü ana bölgesi And Dağları olan bu zahmetli yemek pişirme yönteminin kökleri, İnka Uygarlığı’na kadar uzanıyor. Bizce sadece bu tanım bile onu denemeye değer yapıyor.
? Cuy
Nedir? Kızarmış veya fırınlanmış bütün kobay faresi (guinea pig).
Neden denemek lazım? Hemen burun kıvrımayın, çünkü cuy, And Dağları’ndan çıkmış en imza yemek. Tadı tavşana benziyor.

Karaman


İç Anadolu bölgesinde yer alan bir ilimiz. Batı ve kuzeyinde Konya, güneyinde Mersin, güneybatısında Antalya illeri ile çevrilidir. 37°35’ ve 36°30’ kuzey enlemleri ile 34°04’ve 32°30’ doğu boylamları arasında yer almaktadır. Trafik kodu 70’tir. Önemli bir ticaret, kültür ve sanat merkezidir. MÖ 8000'lerden itibaren iskân edilen Karaman ve yöresi; yer altı şehirleri, mağaralar ve inanç merkezlerine sahiptir.
Tarihçe
Karamanoğulları Beyliğinin bir süre başkentliğini yapmıştır.

Şeyh Edebalı, Kazım Karabekir, Kemal Reis, Mevlana, Şair Ayni gibi pek çok Türk büyüğünü yetiştirmiş bir şehirdir. Ayrıca Atatürk'ün dedeleri, anne tarafından Sofuzade Feyzullah ve baba tarafından dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi'nin Karamanlı oldukları Yrd. Doç. Dr. Ali GÜLER tarafından "Hemşehrimiz Atatürk" adlı teze göre Mustafa Kemal Atatürk de aslen Karamanlıdır.




Türkiye'nin 58. büyük ili olan Karaman, koyunlarıyla meşhurdur.
Karaman, tarih bakımından önemli olan illerden birisidir.

Karaman kentinin ilk kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber yapılan arkeolojik kazılar neticesinde, önemli bir yerleşim bölgesi, ticaret ve kültür merkezi olduğuna dair belgeler bulunmuştur.
Karaman ve çevresinin M.Ö.8000 yıllarında yerleşik iskana sahip olduğu ortaya konulmuştur. İl, Hititler zamanında bir askeri ve ticaret merkezi olmuş daha sonra Firigya ve Lidya'lıların egemenliğine geçmiş, M.Ö.322 de Yunan Kralı Perdikkos ve Filippos'un işgaline ve talanına uğramıştır.
Karamanoğulları Anadolu Selçuklu Devletinin zayıflamasından ve yıkılmasından sonra bağımsızlıklarını ilan edip Karamanoğlu Devletini kurmuşlardır. Karamanoğulları OĞUZ'ların SALUR boyuna mensuptur. 24.Oğuz boyu şunlardır. 1.Kayı 2.Bayat 3.Alkaevli 4.Karaevli 5.Yazır 6.Döğer 7.Dondurga 8.Yaparlı 9.Avşar 10.Kızık 11.Beğdili 12.Karkın 13.Bayındır 14.Biçene 15.Çavuldur 16.Çepni 17.Salur l8.Eymür l9.Alayuntlu 20.Üreğir 21.Iğdiz 22.Büğdüz 23.Yuva 24.Kınık. Bu 24 boy 6 ata da birleşir. 1.Günhan 2.Ayhan 3.Yıldızhan 4.Gökhan 5.Dağhan 6.Denizhan.

Şehir Klasik dönemlerde LARENDE olarak bilinir. 1256'da Karamanoğulları devletinin başkenti olan Larende, Cumhuriyetin ilanından sonra Konya iline bağlı olarak KARAMAN adını almıştır.
Karamanoğlu Mehmet bey Konya civarında Moğollarla yaptığı savaşı kazanarak Konya'yı moğol işgalinden kurtarmış ve Karamanoğlu Devletinin başkenti yapmıştır. O tarihlerde Anadolu Selçuklularının resmi dili Arapça, edebiyat dili Farsça idi. Yönetenlerle yönetilenler arasında dil konusunda büyük farklılıklar meydana gelmişti. Dil farkı büyük reaksiyonlar doğurdu. Hacı Bektaş Veli, Tapduk Emre, Yunus Emre, Aşık Paşa, Sarı Saltuk ve Karamanoğlu Mehmet Bey başta olmak üzere daha birçok kültür tarihinin büyük simaları Türk kültür ve medeniyetinin tahrip edilmekte ve yok edilmekte olduğunu görerek, siyasi ve kültürel taarruza geçmişlerdir. Karamanoğlu Mehmet Bey Türk Milliyetçilik tarihine altın harflerle yazılması gereken 13 Mayıs 1277 yılında yayınladığı bir fermanla Türkçe'nin zaferini sağlamıştır. Bu fermanla "Bu günden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve seyranda Türk dilinden başka dil kullanmaya" diyerek Türkçe'den başka konuşulan ve yazılan dilleri yasaklamıştır.
Bugün Karaman halkının civar yerleşim bölgelerine nazaran daha düzgün bir lisan kullanmasını bu fermanda aramak lazımdır.
Karamanoğulları devletinin sınırları, en güçlü olduğu zamanlarda, Karaman, Konya, Sivas, Kayseri, Niğde, Adana, Antakya, Silifke, Anamur, Mut, Gülnar, Alanya, Gazipaşa, Antalya, Isparta, Beyşehir'e kadar uzanıyordu.
Karamanlılar kuvvetli düşmanlarının karşısında sarp yerlere bilhassa Toros dağlarına çekilerek korunurlar ve tehlike geçince tekrar İçel ve Larende (Karaman) tarafına geçerlerdi. Geçitler vasıtasıyla Konya'ya ulaşan ticaret kervan yollarını kontrol eden Karamanlılar, Ceneviz, Kıbrıs ve Malta tacirlerinden aldıkları vergiler ile mühim bir gelir temin ediyorlardı. Lamos, Silifke, Anamur, Manavgat gibi kendilerine ait limanlardan tahsil ettikleri gümrük resmi önemli gelirlerdendi. Karamanoğullarının Alaaddin Bey'den itibaren hedeflerinin gümüş sikkeleri görülmektedir.
Hıristiyan alemi tarafından kutsal sayılan ve antik şehir olarak bilinen DERBE kenti Avrupalı hıristiyan turistlerin dikkat ve ilgisini çekiyor. (Derbe Karaman'a bağlı Aşıran köyü yakınlarında yer alır) Hıristiyanların Hz. İsa Peygamber'den sonra kendilerine dini lider olarak bildikleri MICHAEL Derbe'de yatmaktadır. Burayı ve MICHAEL'in kabrini ziyaret edenler Hıristiyan inancına göre kendilerinin hacı oldukları edinilen bilgiler arasındadır.
Karaman 15 Haziran 1989 tarihinde Türkiye'nin 70. Vilayeti olmuştur.




TARİHÇİLERE GÖRE KARAMAN

Eb-ül Fida'ya göre Karaman :

Rum Beldelerinin, birisi de KARAMAN topraklarıdır. Buralarda Türkmenler oturur. Karamanoğulları çevresindeki beyliklerin en güçlüsü ve en uzun ömürlü olanıdır. Konya'nın bir günlük Güneyinde Rum Beldesinden birisi de Larende (Karaman) dır.


Evliya Çelebi'ye Göre Karaman :

Evliya Çelebi, Karaman ve tarihi eserlerini incelemiş, Yunus Emre'nin de Karamanda olduğunu belirtmiştir.
Karaman Kalesinden, Aktekke (Mevlana'nın Annesinin mezarının bulunduğu cami), Nuh Paşa camii, Dikbasan camii, Karabaş Veli Camii, Kirişçi Baba camii ve bunlardan başka çok sayıda cami, medrese, çeşme, han, hamam ve imaretlerden bahseder. Evliya Çelebi bu tarihi eserlerden başka, büyük bir cadde üzerinde 470 dükkandan bahisle, Karamanlıların tarihlerde yaşantılarını ve binlerce evliyanın mevcudiyetini ve Yunus Emre'nin merkadi-nin (Mezarının) Karaman'da olduğunu yazmaktadır.



Katip Çelebi'ye Göre Karaman :

Katip Çelebi "Cihannüma"sında; Konya'nın kazalarını sıraladıktan sonra, Larende için "Konya'nın Doğu Cenubunda, arası bir menzil düz yerde kasaba ve kala'dır. Akarsuyu, bağ, bahçeleri, camileri ve hamamları vardır.
Katip Çelebi Karaman eyaletini şöyle yazmıştır. "Der beyan-ı Eyalat-ı Karaman:Osmanlılardan evvel bu yerlerde Al-i Karaman iskan etmekle, bu diyara Karaman denilmiştir. Daha evvel bu memleket, ta denizde sonra ererdi.

Konya Salnamelerinde Karaman:

1289, 1291 Hicri, (1872, 1874 Miladi) tarihli Konya Salnamelerinde Karaman Tarihi hakkında bilgi verildikten sonra, 88'inci sayfada şöyle deniliyor; "Karaman'da Kibar'ı Evliyaullahtan Tabduk Emre, Yunus Emre, Mader-i ve Birader-i Hz. Mevlana ve Kettaue Baba, Canbaz Kadı medfundurlar".
1294 -H. (1877 M.) tarihli salnamede de şunları yazıyor: "Karamanda büyük küçük 41 camii, 82 mescit, 17 medrese, l kütüphane, 5 tekke, 12 zaviye, l rüştiye mektebi ve biri Ermeni, diğeri Rum 2 adet kilise ve 51'i İslam ve 2'si Rum olan 53 mektep, ikisi çift ve yedisi tek olmak üzere 9 hamam 115 çeşme ve şadırvan, 422 dükkan, 7 han, 5 adet bezirhane, 11 yağhane, 33 değirmen, l imaret, 11 sebil, 12 sarnıç, l buzhane, 4 karlık, l adet Kala-i atik mevcuttur."

Lugat-ı Tarihiyye ve Coğrafiyye Müellifine Göre Karaman:

Karaman bugün Konya vilayeti dahilinde olup, evvelce Pizidi kıtasını teşkil eden ve sonra bir müddet emirlik halinde idare olunan Larende, Niğde, Ermenek, Konya, Kayseri, Akşehir, Beyşehir, Seydişehir ve Karahisar sancak ve kazalarını toplayan eyaletin ismidir. Bu eyaletin çok yeri dağlık ise de güzel üzüm, afyon yetişir ve tuzlaları vardır."

Şemseddin Sami Bey'e göre Karaman:

Sems'eddin Sami Bey (Kamus-ül A'lam'ında Karaman ilini) şöyle yazmıştır."Anadolu'nun orta kısımlarının Güney cihetine verilen isim olup, Konya, Niğde, İçel sancaklarından ibarettir. Bu bölge, Selçuk Devletinin çökmesinden sonra, İstiklâl kazanarak oralarda hüküm süren Karamanoğullarının adı ile anılır. Bu hükümetin ilk teşekkülünde Larende Kasabası merkez olup, sonra yine Konya'yı terke mecbur olmuşlar, Larendeye çekilmişlerdir. Şimdi dahi Karaman ilinin merkezi Larende ad olunup, bu kasabaya Karaman dahi denilir."

Yümaz Öztuna'ya göre Karaman:

Karamanoğulları, Anadolu Türkmen Beyliklerinin en mühimi, en büyüğü, en kudretlisi ve en devamksıdır. Karaman Türkmen Beyliği, 1250 yıllarından 1487'ye kadar takriben 237 yıl sürmüştür. Karamanoğulları Oğuzların Kaçar Boyu Beylerinden olan Ahmet Sadettin Bey'in oğlu Nure Sofi Beyden inmişlerdir.2,5 asırlık tarihleri sırasında, Karamanoğulları'nın toprakları zaman zaman büyüyüp küçülmüştür. Karaman Beyliği, Türkiye'nin şu vilayetlerine yayılmıştır: Konya, Karaman, Niğde, Aksaray, Ankara, Nevşehir, İçel, Kırşehir vilayetlerinin tamamı, Antalya'nın doğu yarısı, Karamanoğulları nüfuz ve tabiyetinde bulunmuştur. Karamanoğullan batıya doğru Antalya, İsparta, Afyon dolaylarında zaman zaman yukarıdaki sınırlarıda aşmışlar, akın mahiyetinde çok daha uzaklara gitmişler ve Bursa'ya da girmişlerdir. Yukarıda gösterilen topraklar 146000 km2 olup, o dönemde bu topraklar üzerinde 2 milyon insanın yaşadığı tahmin edilmektedir.

BEYLİK ÖNCESİ DÖNEM

Anadolu'nun merkezi bir yerinde bulunan Karaman; Batı Anadolu'dan Akdeniz'e ve özellikle Çukurova'ya inen yolların da geçiş noktasında yer almaktadır. Bu nedenle Karaman ovası, bereketli topraklara sahip olmasının yanında, bu stratejik konumu sebebiyle de ilk çağlardan itibaren insanoğlunun ilgisini çekmiş ve yerleşim alanı olmuştur. Karaman ve çevresinde arkeolojik kazılar henüz yeterince yapılmadığından, prehistorik çağlara ait bilgiler çok fazla değildir. Ancak 13 km. kuzeydoğuda yeralan höyüklerin satıh araştırmaları ve özellikle Canhasan höyüğünde yapılan bilimsel kazılar, Karaman ovasındaki uygarlığın sekizbin yıl öncesine uzandığını göstermektedir.
İlk çağlardaki durumu henüz aydınlanmamış olan Karaman, Hititler döneminde yarı bağımsız bir devlet olan Arzava Devleti'nin sınırları içinde yer almıştır. Bu devirdeki önemli askeri ve ticari bir merkez konumunda olduğu, Karadağ ve Kızıldağ'da bulunan, Hititlerden kalma kitabe ve roliyeflerin incelenmesinden anlaşılmaktadır.
M.Ö. VII. y.y.'da Frikyalıların, Vl.y.y.'da Lidyalıların saldırısına uğrayan Karaman, bu yüzyılın sonlarında Perslerin egemenliğine girmiştir.
Klasik devirlerde LARANDA olarak bilinen Karaman, Lykaonia bölgesinde yer almaktaydı. Büyük İskender'in haleflerinden Perdikkas ve Flippos'un M.Ö.322 yıllarında talan ve tahribatına uğrayan Karaman, daha sonra Antigon'un ve Selevkos'un eline geçmiş, M.Ö. I.y.y'a kadar Anadoldaki krallıkların elinde kalmıştır.
Karaman, Romalılar devrinde mahalli krallardan Derbe Hakimi Anlipütros'un idaresine girmiş, Galatla kralının Amyntos'u yenip öldürmesi üzerine, Galatlardın eline geçmiştir. Bu dönemde Lykaonia Birliği'ne bağlı önemli bir ticaret merkezi olarak kalmıştır Hristiyan alemi tarafından kutsal sayılan ve antik şehir olarak bilmen Derbe yeri konusunda tarihçiler arasında ihtilaf var ise de, merkez ilçeye bağlı Ekinözü (Aşıran) köyü yakınlarında bulunduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır Hristiyanların, Hz. İsa'dan sonra, kendilerine dini lider olarak kabul ettikleri Michael'in mezarı da Derbe'de bulunmaktadır.
Karaman M.S, Vll.ve IX, y.y.'larda Arap orduları tarafından birkaç kez, kısa süreli işgal edilmiş; Selçuklular dönemine kadar da Bizans egemenliği altında kalmıştır
Karaman M.S. 1165 yılında Anadolu Selçuklu Devleti'nin egemenliğine girmiş ve 1256 yılına kadar bu egemenlik devam etmiştir.




BEYLİK SONRASI DÖNEM

Karamanoğulları Beyliği yıkıldıktan sonra, Osmanlılar'ın devlet politikaları sonucu, Karamanlılar, başta Rumeli olmak üzere imparatorluğun değişik bölgelerine yerleştirilmişlerdir. Zaman İçinde, bir kısım Karamanlılar da Kıbrıs adasına göç etmişlerdir.
Ulu önder Atatürk'ün annesinin ailesi de, Kültür Bakanlığı yayınlarından bu Burhan Göksel tarafından yazılan "Atatürk'ün Soykütüğü Üzerine Bir Çalışma" isimli eserin 6.7. ve 10. sayfalarında verilen bilgilere göre, Rumeli'ye göçmüş Karamanlılardandır.
Kıbrıs Cumhurbaşkanı(eski) Rauf Denktaş'ın ailesinin de Karamanlı olduğu bilinmektedir.

Karamanoğulları Beyliği tarih sahnesinden silindikten sonra Konya, Osmanlı toprakları içinde önemli bir vilayet olmuş ve "Karaman Eyaleti" adını almıştır. İdarenin başında da, her zaman bir beylerbeyi bulunmuştur.
Larende (Karaman) ise, önce Konya Vilayetine bağlı bir sancak merkezi haline getirilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, ilçe merkezi olmuştur.

Karaman, Osmanoğulları döneminde, hiçbir zaman Karamanoğulları dönemindeki, parlak günlerine kavuşamamış, mütevazi bir Anadolu kenti olarak, Cumhuriyet dönemine kadar gelmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra, Konya iline bağlı şehrin "Larende" olan adı, "Karaman" olarak değiştirilmiştir. Nihayet, 15 Haziran 1989 tarihinde çıkarılan 3589 sayılı Yasa ile Türkiye'nin 70. ili olmuştur.

BAZI TARİHİ BİLGİLER

Karaman'ın tarih sahnesindeki yerini daha iyi değerlendirebilmek ve gelişimini izleyebilmek için, birtakım tarihi bilgileri de burada vermeyi uygun gördük.

Kanuni Sultan Süleyman zamanında, eski önemini kaybeden şehir, askeri teşkilat itibariyle Konya merkez sancağına bağlanmıştır. 1522 olan bu tarihte, Karaman'da 33 mahalle, 570 vergi mükellefi, 462 ev, 18 müslüman olmayan nüfus, bir imaret, 4 cami, 25 mescid, 7 medrese, l Hadis, 3 Hafız, l Öğretmen Okulu, 10 zaviye, l yoksullar yurdu, 7 hamam, 246 dükkan vardı. Bu tarihte şehrin nüfusunun, 1020 olduğu tahmin edilmektedir. Bugün de ismi kullanılan mahallelerden; Sekiçeşme (Sekizçeşme), Külhan, Alişahane (Alişahane), Hacıcelal, Koçakdede (Köçekdede), Abbas, Ahiosman, Çeltek, Tapucak/Topucak (Tabdukemre), Mansurdede, Kirişçi (Kirişçibaba), Hocamahmut, Kazalpa (Gazalpa/Gazialp), Emekseven o dönemden bugüne, ya aynen veya ufak tefek değişikliklerle gelmiştir.

III. Murad zamanında, 1587 yılında hazırlanan "Kanunname-i Karaman" defterinde, Karaman'ın merkez nüfusu 2027; kendisine bağlı bulunan 63 köyün nüfusu ise, 3603 olarak gösterilmiştir. Yine aynı kayıtta, o dönemde, Karaman'ın nüfus bakımından yoğun olan en büyük köyleri, 288 nüfusla bugünkü adıyla Güldere ve 255 nüfuslu Divle (Üçharman) köyleridir. Bugün 7 hanenin yaşadığı Değle'de Ahmedler, Kamereddin ve İydalı adında üç mahalle bulunuyor; bu mahallelerden birinde ise, müslüman olmayan halk yaşıyordu. Müslüman olmayan halk, inanç noktasında İslam olanlardan ayrılmasına rağmen; isim, gelenek ve kültür açısından bir bütünlük gösteriyordu. Bunların isimlerinin, Arslan, Şehriban, Murad, Bayram...gibi Türk-İslam isimleri olması da dikkate değer bir husustur.
İslam olmayan bu bölgede halkının, din hariç olmak üzere, diğer yaşayışlarının Türk halkıyla özdeşleşmiş olması, bu insanların, Hristiyan Türkler olduğu düşüncesini yaygınlaştırmıştır. Hatta Karaman'dan İstanbul'a göç eden bu insanların, Türkçe'de 12 ağızdan biri olarak bilinen "Karamanlıca"ağzını konuşmaları ve bu ağızla XVIII. asırda bir gazete ile birlikte, çeşitli kitaplar yayınlamaları; bu iddiaların doğruluğuna delil olarak kabul edilmektedir. Ana Britannica'da bu konuda yazılan "Karamanlıca" maddesine bir gözatalım.


KARAMANLICA AĞZI

Karamanlı Türkçesi olarak da bilinen, Türkçe'nin bu ağzını Karamanlı Ortodoks Hristiyanlar konuşur. Bu dili konuşan Karamanlılar, bazılarına göre Türkleşmiş Rumlar; bazılarına göre ise, Selçuklular döneminde Bizansla yakın ilişki sonucu Hristiyanlığı benimsemiş Türk'lerdir. Osmanlı belgelerinde "Zımmiyan-ı Karaman", ya da "Karamanian" adıyla anılan bu Karamanlılar, bazı değişikliklerle Yunan alfabesini kullanmışlardır. XVIII. yy.'dan başlayarak Türkiye ve Avrupa'da bazı kitaplar yayınlamışlardır.
Karamanlıca'nın Türkiye Türkçesi'ne göre başlıca ses farklılıkları, ünlü türemesi ve ünlü değişmesidir.
Örnek: Secde/secide; sıcak/ısıcak; uğramak/oğramak; ihtiyar/ehtiyar; gümüş/gömüş...
Ünsüz Değişmesi: Değil/deil; niyaz/niaz; kulübe/gulübe; vücut/ücut; cevap/coğap...
Bazen de çoğul ekleri sesuyumu dışında kalır: Onlar/anler; ayaklar/ayekler...
-meçe ulaç eki bu ağızda sıkça kullanılır: "İbret almaca" gibi...
Hatta bu insanlar, hristiyanlığa bağlı olmalarına rağmen, hristiyanlığı da kendi anlayışları içerisinde yaşamışlardır. Çünkü buradan İstanbul'a göç edenler, İstiklal Savaşı sırasında, Milli Hükümet'in koruması altında, İstanbul Rum Patrikhanesi'nden ayrılarak yeni bir patriklik kurmuşlardır. (İslam Ansiklopedisi)


Tarihi ve Turistik Yerleri

Tarihi Eserler ve Turistik Yerleri 

Sekiz bin yıllık zengin bir tarihi olan Karaman, tarihi eser yönünden zengindir. Başlıcaları şunlardır:

Ermenek Kalesi: Firan Kalesi olarak da bilinir. Ermenek ilçesinde, şehrin kuzeyindeki kayalıklar üzerine kurulmuştur. Kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı belli değildir. Osmanlı Devletinin son devrine kadar önemini korumuş, son devirde ise, zindan olarak kullanılmıştır.

Mennan Kalesi: Ermenek ilçesinde Erik Deresi ile, Ermenek Suyunun birleştiği yere yakın bir tepe üzerinde kurulmuştur. Kalede pek çok yapı kalıntısı vardır. Kimin tarafından ve ne zaman yapıldığı belli değildir.

Karaman Kalesi: On ikinci asırda Anadolu Selçukluları tarafından yapılmıştır. İç içe üç surdan meydana gelen kalede yalnız içkale sağlam olarak günümüze kadar gelmiştir. Dış kaleden günümüze pek az iz kalmıştır.

Yunus Emre Camii ve Tekkesi: Sinle Mahallesinde, cami, türbe, zaviye ve hazire bölümlerinden meydana gelen bir külliyedir. On dördüncü asırda yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Cami ve türbe kesme taştan yapılmıştır. Tekke kısmı harabe halindedir. Kitabeli mihrabı çok güzel işçilikle süslenmiştir. Çeşitli zamanlarda tamir edildiğinden özgün yapısını kaybetmiştir. Türbede Yunus Emre ve hocası Tabduk Emre’nin medfun bulunduğu söylenir.

Nuhpaşa Camii: Koçakdede Mahallesinde Nuh Paşa tarafından 1596’da yaptırılmıştır. Tek kubbeli olan cami Osmanlı mimari tarzını aksettirir. Tavanları çok ince sanat eseri oymalarla süslenmiştir.

Hacı Beyler Camii: Karamanoğlu Emir Seyfeddin Hacı Bey tarafından 1356’da yaptırılmıştır. Kesme beyaz taştan yapılmıştır. Kapısının kemer taşlarını yüksek kabartmalarla çiçek dal ve yapraklar süsler. Giriş kapısının üstünde kuhi hat ile çok güzel bir kitabesi vardır.

Aktekke (Valide Sultan Camii): 1370 yılında Karamanoğullarından Alaaddin Bey tarafından Mevlana'nın annesi Mümine Hatun için yaptırılmıştır. Caminin türbesinde Mümine Hatun'un, Alaaddin Çelebi'nin, Karamanoğlu Seyfettin Süleyman Bey'in olmak üzere 21 adet taştan yapılmış sandukalı mezar bulunmaktadır. Camide bulunan kalemişi süslemeleri dikkat çekicidir. Karaman’ın merkezi yerinde, İmaret Mahallesi’nde bulunmaktadır. Camii çevresinde hamamı, derviş hücreleri, güney ve batısında haziresi (mezarlığı) ve içerisindeki türbe ve mezarları ile bir külliye halindedir.



Arapzade Camii: Hatip Mahallesindedir. Karamanoğlu Alaeddin Halil Bey 1374’te Karamanoğulları döneminde yaptırmıştır. Caminin batı kapısı çok güzeldir. Kapısının üstünde nefis bir sülüs ile kitabesi vardır.

Çelebi Mescidi: Gazi Dükkan Mahallesindedir. Kitabesi yoktur. Karamanoğulları devrinde yapıldığı tahmin edilmektedir. Yanında bir mescidi vardır. Mihrabı çok nefis bir zambak kabartmalarla süslüdür. Minare ahşaptır.

Dikbasan Camii: Şahruh Mahallesinde 1493’te yapılmıştır. Üç kapısı vardır. Minberi ahşaptır. Birçok defa tamir görmüştür.

Ulu Cami: Kazımkarabekir ilçesindedir. On dördüncü asırda yapılmıştır. Mihrabı çinilerle süslüdür. Osmanlılar devrinde mavi beyaz çiniler ilave edilmiştir. Anadolu Türk çini sanatının 15. asra kadar olan en güzel örneklerini toplamıştır.

İlisra Ulu Cami: Yollarbaşı köyündedir. Mihrabı çok güzeldir. Ahşap olarak yapılan cami 1533’te tamir edilmiştir.

Ulu Cami: Ermenek ilçesinde Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından 1302’de yaptırılmıştır. Mihrabı kilim motifli çinilerle süslüdür. Ceviz ağacından yapılmış kapılar geometrik ve bitki motifleriyle süslüdür.

Sipas Camii: Ermenek ilçesi Çınarlısu Mahallesindedir. Ebü’l-Feth Alaeddin Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Çok güzel motiflerle süslü bir camidir.

Mimar Emir Rüstem Paşa Camii: Ermenek ilçesi Meydan Mahallesindedir. Kubbesi ve minaresi ile ilgi çeken bir camidir. Yapım tarihi ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Çeşitli zamanlarda tamir görmüştür.

Akça Mescid: 1300’de Hacı Ferruh Bey tarafından yaptırılmıştır. Ermenek ilçesindedir. Bu ilçedeki en eski camilerdendir. Ahşap kapıları günümüze ulaşmış ağaç işçiliğinin özgün örneklerindendir.

Hatuniye Medresesi: 1381’de Sultan Birinci Murat Hanın kızı ve Karamanoğlu Alaeddin Beyin hanımı Nefise Sultan tarafından yaptırılmıştır. Karamanoğlu mimarisinin en muhteşem örneklerindendir. Klasik medrese tarzıyla yapılmıştır.

Emir Musa Medresesi: On dördüncü asır ortalarında Emir Burhaneddin Musa Bey tarafından yaptırılmıştır. Kesme taştan tek katlı bir medresedir. Tek şerefeli minare girişin sağındadır.

İbrahim Bey İmareti Medresesi: Karamanoğlu İbrahim Bey 1432’de yaptırmıştır. Medrese, mescit, darülkurra, tabhane, türbe ve çeşme yapılarıyla külliye olarak yapılmıştır. Güneybatısında İbrahim Bey’in türbesi yer almaktadır. Medrese türbe ve çeşme günümüzde tamir edilmiştir.

Tol Medrese: Ermenek ilçesinde Karamanoğlu Emir Musa Bey tarafından 1339’da yaptırılmıştır. Tek katlı bir medresedir. Medresede bulunan lahidlerin üzerindeki çiniler Karamanoğulları dönemi özgün örneklerindendir.

Karamanoğlu İmareti ve Türbesi: Ermenek ilçesine bağlı Balkusan köyündedir. Karamanoğlu dönemi ilk eserlerindendir. Kesme taştan yapılmış olan eser türbe ve namazgah bölümlerinden meydana gelmiştir. Namazgah yıkık vaziyettedir.

Alaeddin Bey Kümbeti: Karamanoğlu Alaeddin Bey için yaptırılmıştır. Kesme taştan 12 köşeli yivli konik kulaklı ilgi çekici bir eserdir. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tamir ettirilmiştir.

Bıçakçı Köprüsü: Karaman-Ermenek yolunda Göksu Çayı üzerindedir. 80 m uzunluğunda 20 metre genişliğinde olan köprü Karamanoğulları döneminde yapılmıştır.

Ala Köprü: Ermenek ilçesinde Karamanoğulları döneminde yaptırılmıştır. Ermenek-Anamur yolunda Göksu üstünde dar, kayalık bir boğazda kurulmuştur. Karayolları tarafından tamir edilmiştir.

Yedi Oluklu Çeşme: Ermenek ilçesi Gülpazarı semtindedir. Karamanoğulları döneminde yapılan çeşmenin mermer ayna taşı sütun yazıyla çevrelenmiştir. Çeşitli zamanlarda tamir gören eser günümüzde kullanılmaktadır.

İncesu Mağarası :Karaman Merkez Taşkale Köyü sınırları içerisinde İncesu Deresi'nin doğu yamaçlarında yer alır. Uzunluğu 1.356 metredir. İçerisinde sarkıt, dikit ve travarten havuzları bulunur. Doğa harikası bu mağaranın diğer bir özelliği astım,bronşit ve kalp yetersizliği gibi hastalıklara iyi geldiğidir.

Manazan Mağaraları; Karaman'a uzaklığı 40 kilometre olan mağaralar, Yeşildere Vadisi’nin doğusunda Yeşildere Taşkale yolunun kenarındadır. Mağaralar içerisinde kil oranı yüksek kireçtaşı arazide, yüksek bir kaya kütlesine tamamen insan eli ile oyulmuş beş katlı toplu meskenler halindedir. Vadiyi kontrol edebilecek stratejik konuma sahiptir. Mağaraların Bizans Devrinde 6.- 7. yüzyıllarda oyulduğu ve yerleşildiği anlaşılmaktadır.
manazan-magarasi-shutter

Karaman Müzesi: 1980 yılında ziyarete açılan müze, Turgut Özal Caddesi üzerinde ve Karamanoğulları Beyliği’nin en güzel mimari örneklerinden birisi olan Hatuniye Medresesi’nin arkasında yer alıyor. İki katlı ve her katı 550 metrekare olan müzede arkeolojik, etnografik ve sikke eserleri kronolojik olarak iki sergi salonunda sergilenmektedir.

Madenşehir Ören Yeri :Karaman’a 37 kilometre uzaklıkta olan Madenşehir Öreni içerisinde günümüzde Madenşehir adında bir köy yerleşmesi vardır. Madenşehir Örenyeri’nde 4.ve 9. yüzyıllar arasında yapılmış bir çok kilise, bazilika, şapel, manastın mezar yapısı, sarnıç, konut ve askeri yapılar bulunmaktadır. Köyün girişinde yer alan Binbirkilise yapılarının en büyüğü ve bir numaralı bazilikasıdır. Bazilikadan kuzeye doğru giden yolun her iki tarafında Nekropol (mezarlık)alanı bulunmaktadır. Bu alanda yüzeye yayılmış lahit ve lahit kapakları görülebilmektedir Bu lahitlerden bazılarının dış yüzleri kabartma figürlerle süslüdür.
karaman-shutter

Maraspoli Mağarası :Karaman’ın Ermenek ilçesinde bulunan Ermenek Kalesi’nin altındadır. Mağara 196 metredir. Mağarada bulunan yeraltı nehri şehrin ve yöresinin su ihtiyacını karşılamaktadır. Mağaranın iki girişi bulunmaktadır. Dünyanın üç büyük mağarasından biridir.

ZEYVE PAZARI

Yaklaşık 500 yıllık bir tarihe sahip olan Zeyve Pazarı; Ermenek ilçesine 26 kilometre uzaklıktaki İkizçınar Köyü ile Yayla Pazarı köylerini ayıran dere üzerinde ve çevresinde kurulmuş; sayısı 300'e varan tarihi ulu çınarları, doğal güzellikleri, soğuk suları, yerleşim durumu, otantikliği, su değirmenleri, su hizarı, fırını, pazarı ile eşsiz bir doğal güzelliğe sahip yerdir. Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında köylüler yetiştirdikleri sebze ve meyvelerini pazar günleri kurdukları pazarda satarlar. Kolayca ulaşılabilen günübirlik gidilebilen güzel bir mesire yeridir.

Fiziki Yapı
Dağları: Karaman topraklarının büyük kısmı geniş ovalarla kaplıdır. İlin güneyi dağlıktır. Toros Dağları batıdan doğuya uzanır. Denizden yüksekliği 1014 metredir. Kuzey batıdaki Karadağ’ın en yüksek yeri 2288 metredir. Karadağ volkanik sönmüş bir yanardağdır.

Yuntdağı (2227 m), Oyukludağı (2427 m), Özyurt Dağı (2481 m) ve Kartaltepe (2226 m) önemli dağlarıdır.

Ovaları: Karaman geniş ovlar üzerine kurulmuştur. Karaman Ovası 20 km genişliğinde 30 km uzunluğundadır. Ayrancı Ovası ise, Karaman ile Ereğli Ovaları arasındadır. Kocadere Vadisinin tabanındadır. Yüksek dağlardan doğan akar sular derin vadiler meydana getirerek bu ovaları sular. Ermenek ilçesi yüksek yaylalarla çevrilidir.

Akarsuları: Karaman ili sınırları içinde önemli akarsu yoktur. En büyük akarsuyu Göksu Çayıdır. Taşeli Yaylasından geçen Geyik Dağları suları ile beslenip Akdeniz’e dökülen bu ırmağın Hadim ve Ermenek kolları Karaman’dan geçerek, Mersin’in Mut ilçesinde birleşirler. Yüksek dağların arasından inerken derin vadiler meydana getirirler.

İbrala Deresi, Toros Dağlarının kuzey yamaçlarından doğar, Sudunağı, Beydilli, Akçaşehir yolundan akarak Akgöl bataklığına dökülür.

İklim ve Bitki Örtüsü Karaman’da tipik bir kara iklimi hüküm sürer. Kışları soğuk ve sert, yazları sıcak ve kurak geçer. Yüksek yaylalarda dağlık kesimlerde kara iklimi hüküm sürer. Göksu Çayının geçtiği düzlüklerde Akdeniz ikliminin özellikleri görülür. Sıcaklık kış aylarında -17°C’ye kadar düşer. Yaz aylarında ortalama sıcaklık 30°C’dir. Senelik yağış ortalaması 300-450 mm arasında değişir.

İl toprakları, bozkır alanı içinde kaldığından bölgeye has bitki örtüsü step bitkileridir. Dağlık bölgelerde ağaç ve ağaççıklardan meydana gelen ormalar vardır. Ormanlar meşe, ardıç, karaçam, kızılçam, dişbudak ve akasya ağaçları ile kaplıdır.

Ekonomi Karaman’ın ekonomisi tarıma dayalıdır. Etkin nüfusun % 58’i tarımla uğraşmaktadır.

Tarım: İl topraklarının % 36’sı tarıma elverişlidir. %26’sı çayır ve mera, % 30’u orman % 8’i tarıma elverişsizdir. Geniş ovalara sahib olmasına rağmen, akarsularının az olması yüzünden topraklardan gereği gibi faydalanılamamaktadır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, patates, kimyon, arpa, mercimek, nohut, ayçiçeği, soğan, pancardır. Ermenek ve Gülsu Vadisi boyunda domates, kavun, karpuz, lahana başta olmak üzere her çeşit sebze yetiştirilir. Elma, üzüm, armut, ayva, şeftali erik, kiraz, vişne, nar, incir, zeytin ve antepfıstığı ilde yetiştirilen meyvelerdir.

Hayvancılık: Çayır ve meralarda hayvancılık yapılır. Karaman ve Akkaraman koyunları meşhurdur. Bu koyunların özelliği kuyruklarının çok büyük olmasıdır. Koyun, keçi, sığır, beslenmektedir. Arıcılık gelişmiştir.

Ormancılık: İl topraklarının % 30’u ormanlarla kaplıdır. Ermenek ve Toroslar üzerindeki ormanlardan tomruk, teldireği, madendireği ve sanayi odunu ve yakacak odun elde edilir. Kızılçam ormanlarından senede ortalama 70.000 kg reçine üretilmektedir. 88 köy orman içi veya kenarı köyüdür.

Madenleri: Karaman, maden bakımından fazla zengin değildir. Ermenek linyit kömürü çıkarılarak, çevrenin yakacak ihtiyacı karşılanır. İl topraklarında manganez ve magnezit vardır.

Sanayi: Karaman’da tarıma dayalı sanayi gelişmiştir. Yeni il olması yüzünden sanayi yeni gelişmektedir. Ziraat alet - makina sanayii gıda sanayii ve gıda sanayisinin hammaddeleri alanlarında kurulmuş fabrikaların önemlileri, Bifa, Biskot, Hazal Bisküvi, Saray ve Şimşek Bisküvi Fabrikaları,Som Ambalaj, AR-UN un fabrikası, Karaman Yem Fabrikaları, Bumas,Duru Bulgur Sanayi dir.

Ulaşım: Ankara’yı Akdeniz’e bağlayan en kısa karayolu Karaman’dan geçer. Adana-Konya demiryolu Ayrancı ilçesinden geçer. Konya’ya 103 km Ankara’ya 365 km, Adana’ya 305 km uzaklıktadır.

Nüfus ve Sosyal Hayat Nüfusu: 2009 sayımına göre, toplam nüfusu 232.000 olup, 156.051’i il ve ilçe merkezlerinde, 75.485’i bucak ve köylerde yaşamaktadır.Merkez ilçe nüfusu 136.000´dir. Yüzölçümü 9237 km² olup nüfus yoğunluğu 25’tir.

Örf ve adetleri: Eski devirlerden beri pek çok kavim, millet ve medeniyetlerin gelip geçtiği bu bölgede Türk-İslam kültürü hakimdir. Diğer kültür ve milletlerin örf ve adetleri unutulmuştur. Türkmen ve yörüklerin tesirleri büyüktür. Ovalarda yerleşik olan halk yazın yaylalara çıkarlar. Halk misafirperverdir. Karaman çevresinde düğün öncesi kına geceleri meşhurdur. Mahalli yemeklerden en meşhuru sac kebabıdır.

İdari Yapı
2010 TUIK verilerine göre ilimizde merkez ilceyle beraber 6 ilce, 10 belde ve 156 köy vardir.

İLÇELERİ

Karaman; Merkez, Ayrancı, Beşyayla, Ermenek, Kazımkarabekir ve Sarıveliler olmak üzere altı ilçeden meydana gelmiştir.

Ayrancı: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 14.600 olup 2927’si ilçe merkezinde 11.673’ü köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 22 köyü vardır. Konya’nın Ereğli ilçesine bağlı bucakken, Karaman’ın il olması üzerine 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe haline getirilerek Karaman’a bağlanmıştı. Karaman’ı Çukurova ve Doğu Anadolu’ya bağlayan yol üzerinde kurulmuştur. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanır. İl merkezine 48 km uzaklıktadır. Konya-Adana demiryolu ilçeden geçer.

Başyayla: 1990 sayımına göre, toplam nüfusu 12.446 olup 5042’si ilçe merkezinde, 7404’ü köylerde yaşamaktadır. Ermenek’in tepebaşı bucağına bağlı bir köyken Karaman’a bağlanmış daha sonra da 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe merkezi haline getirildi.

Ermenek: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 34.443 olup 12.592’si ilçe merkezinde 21.851’i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 16, Kazancı bucağına bağlı 7 köyü vardır.

İlçe merkezi, Toros Dağlarının yaylalarından Taşeli yaylasında kurulmuş tarihi bir ilçedir. İç Anadolu ile Akdeniz bölgesinin geçiş yerinde bulunduğundan ikili bir iklim özelliği gösterir. Yüksek yaylalarla dağlık kesimlerde kara iklimi, Göksu Çayı vadisindeki düzlüklerde Akdeniz iklimi hüküm sürer.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Buğday, mısır, mercimek, nohut ve pamuk başlıca tarım ürünleridir. Halı, çuval dokumacılığı ekonomisinde önemli yer tutar. Ormancılık ve meyvecilik de gelişmiştir.

Konya’ya bağlı ilçe merkezi iken, Karaman’ın il olması üzerine Karaman’a bağlanmıştır. İl merkezine uzaklığı 161 km’dir.

Kazımkarabekir: 1990 sayımına göre, toplam nüfusu 12.879 olup, 3737’si ilçe merkezinde, 9142’si köylerde yaşamaktadır. Karaman’a bağlı bucak merkeziyken, Karaman’ın il olması üzerine, 19 Haziran 1987’de 3392 sayılı kanunla ilçe haline getirildi.

Düz bir arazide kurulmuştur. Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. İlk ismi Gaferiye idi. Kazım Karabekir Paşanın babasının doğum yeri olduğu için sonradan Kazım Karabekir ismi verilmiştir. İl merkezine 21 km uzaklıktadır.

Sarıveliler: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 17.241 olup, 5228’i ilçe merkezinde, 12.013’ü köylerde yaşamaktadır. Ermenek’in Göktepe bucağına bağlı belediyelik köyken, 9 Mayıs 1990’da 3644 sayılı kanunla ilçe merkezi oldu. Merkez bucağa bağlı 13 köyü vardır.

İlçe merkezi Başdere vadisinde kurulmuş tarihi bir yerleşim merkezidir. Ekonomisi meyvecilik ve arıcılığa dayanır. Elma ve erik başlıca yetiştirilen ürünlerdir. Hayvancılık ve halıcılık ekonomide önemli yer tutar.

Rapunzel

Rapunzel; Alman edebiyatının önemli hikâye ve masal yazarlarından Grimm Kardeşlerin aynı adlı masalının ana kahramanı.
Rapunzel-rapunzel-and-flynn-18190799-1600-1200
Hikaye oldukça fakir bir çiftin yeni doğan kız evlatlarını yaşlı bir cadıya vermek zorunda kalmaları ile başlar. Cadı ile komşu olan çiftin erkeği, parasızlık ve annenin sürekli bu komşunun bahçesindeki marulları aşermesi sebebiyle bir gün cadının bahçesinden marul çalar; ancak ikinci kez çalarken yakalanır. Cadının büyü yapmasından çekinen baba, doğan kızını ona vermeyi kabul eder. Cadı doğumdan sonra kız çocuğunu alarak ona aslında bahçedeki marulların türünün adı olan Rapunzel ismini verir.
Masalın sonraki kısımlarında cadı Rapunzel'i kaçmaması için bir ormanın göbeğindeki yüksek ve merdivensiz bir kuleye kapatır. Buraya her ziyaretinde kulenin tepesine çıkabilmek için Rapunzel'in seneler içinde kulenin tepesinden yere dek uzayan örgülü sarı saçlarını tıpkı bir merdiven gibi kullanmaya başlar. Grimm Kardeşlerin bu masalının hemen herkes tarafından bilinen esas kısmı da budur.

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!