Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


18 Mart 2020

Toprak sevdiklerimizi aldığı için mi böyle güzel kokar...

 
 
Biliyoruz, Pek Romantik Değiliz Ama...

Hayır, toprağa o kendine has kokusunu veren, "sevdiklerimizin/ölülerin içerisinde yatması" değildir.

İnsanın bu hoş duygularına hitap eden argümanın aksine, muhtemelen pek severek sarılmayacağı bir gerçekle karşılaşırız: Bu kokunun sebebi, Actinomycetes sınıfı "Streptomyces" türü bakteriler ve yakın akrabalarıdır.

Bu sınıfta yer alan bakteriler, toprak kuru ve nemsiz olduğunda sporlar bırakarak üremek için uygun zamanı beklerler. Ne zaman ki toprak yağmur veya başka yollarla ıslanır ve nemlenir, nemli hava aerosol etkisi göstererek sporları kolayca havaya taşır. Bu havada süzülen sporları soluduğumuzda, kimyasal yapılarında bulunan "geosmin" ve "2-methylisoborneol (MIB)" moleküllerinden ötürü koku tomurcuklarımız uyarılır ve "toprak kokusu" veya 
"yağmur kokusu" olarak algıladığımız, üzerine şiirler ve kitaplar yazılan, aşk hikayelerinin vazgeçilmezi olan, toz pembe rüyalara dalmamıza neden olan kokuyu duyarız. 

Halbuki kokladığımız üremekte olan bakterilerin kendi kokusudur! Bu konu bize güzel gelir, çünkü bu bakteriler, biz evrimsel tarih sahnesine çıkmadan çok önceleri de oradaydı ve benzer kimyasallara sahiplerdi. Hele ki atalarımız, ormanlarda yaşarken sıklıkla bu kokuyla iç içelerdi. Dolayısıyla, 6 milyon yıl önce başlayan evrimimiz sırasında, bu kokuya evrimsel bir yakınlık duymamız son derece normaldir. Öte yandan günümüzde, çoğunluğun aksine bu kokudan tiksinen veya hoşlanmayan insanlar da vardır. Bu, tür içerisindeki varyasyonlara (çeşitliliğe) örnektir.

Yani... Pek de "romantik" bir sebebi yok diyebiliriz. Ama gerçekler, bizim isteklerimize ve naif duygularımıza göre hareket etmiyorlar ne yazık ki. 

Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
 
 

17 Mart 2020

Cahide Sonku


Cahide Serap ya da bilinen adıyla Cahide Sonku (d. 27 Aralık 1919, San'a, Yemen - ö. 18 Mart 1981, İstanbul), Türk sinema ve tiyatro oyuncusu. Türk sinemasının ilk kadın film yönetmeni ve sinema oyuncusu.
O dönem Osmanlı Devleti toprağı olan San'a da doğdu. Babası bir Osmanlı subayı Yüzbaşı Necati Bey, dedesi Çorapsız İbrahim Paşa ise Osmanlı Ordusunda 7. Ordu Komutanı'ydı. Aynı yıllarda babası dedesinin emrindeydi. I. Dünya Savaşı'nın başlaması ve Yemen'in Osmanlı Devleti'nin elinden çıkmasının ardından aile San'a'dan ayrılarak İstanbul'a geldi. Babası Necati Bey bir süre sonra ailesini terk etti ve annesi Necati Bey'den boşandı. Aile paşa dedelerinin Fatih'teki konağına yerleşti. Çocukluğu zorluklara geçen Cahide'nin dedesi İbrahim Paşa'nın vefatının ardından çıkan bir yangında evleri yandı. Durumdan haberdar olan Necati Bey Cahide ve ablasını yanına almak istedi. Abla kabul etti ama Cahide annesinin yanında kalmayı tercih etti. İlk ve ortaokulu Fatih'te tamamladı. Sultan Selim'deki Cumhuriyet Kız Ortaokulu'ndan mezun oldu.



Ortaokul sıralarında sanatla tanıştı. Henüz 16 yaşındayken Darülbedayi'ye girdi, zamanla İstanbul Şehir Tiyatroları'nın gözde oyuncuları arasına girdi. Önce Halkevleri Tiyatrosu akabinde ise İstanbul Belediye Konservatuvarı, ardından da Muhsin Ertuğrul'un keşfiyle Darülbedayi'de (1932-Şehir Tiyatroları) "Yedi Köyün Zeynebi" ile oyunculuğa başladı. Muhsin Ertuğrul döneminin önemli isimlerindendir. 1933'te Söz Bir Allah Bir filmiyle sinemaya adım attı. Daha sonra, 1950 yılında kendi adına Sonku Film şirketini kurdu. Fedâkar Ana filmiyle ilkkez yönetmenliği denedi. Oyuncu Talat Artemel ile evlenip ayrıldı. Bir süre sonra Akabinde «Tütün Kralı» lakabıyla bilinen iş adamı İhsan Doruk ile 1943 yılında evlendi, bir süre sonra bu eşinden de ayrıldı. Bir süre sonra İhsan Doruk ile yeniden evlenen Cahide'nin bu evlilikten Ender adında bir kız çocuğu oldu. Daha sonra yeniden boşandı. Bataklı Damın Kızı Aysel adlı filmle ünlenen sanatçı, filmlerinde genel olarak erkeklerin kalbini kırıp, daha sonra kaçan güzel kadın rolüyle izleyicinin karşısına çıktı. Yıldız Dergisinin 1951 yılında açtığı yarışmada Vatan ve Namık Kemal "En İyi Film", başrol oyuncularından Cahide Sonku'da "En İyi Kadın Oyuncu" seçildi.



Kariyerinin tescillediği o yıllarda Marcel adında gayrimüslim genç bir iş adamı ile tanıştı ve âşk yaşamaya başladılar. Marcel, sinema ile özdeşleşen Cahide Sonku’nun hayranlarından biriydi. Ancak Müslüman bir kadının gayrimüslim birine aşık olması hoş karşılanmadığından aşklarını gizli yaşadılar. Artan dedikodulara aldırmadan birlikte yaşama kararı alan çiftin bu kararının ardından Cahide'nin Şehir Tiyatrolarından atılmasına karar verildi. Ancak buna Muhsin Ertuğrul'un karşı çıkması sonrası Cahide kariyerine devam etti. Fakat Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü Cahide'yi aralıklarla ifade vermeye çağırıyordu. Akabinde başlayan İkinci Dünya Savaşı sonrası Türkiye'de "Varlık Vergisi" Kanunu çıktı. Hükümet vergilerin yüzde 87'sini gayrimüslimlerden tahsil etmeye karar verdi. Cahide'nin sevgilisi Marcel'in taşınmaz mallarına el konuldu ve Aşkale'deki çalışma kampına gönderildi. Cahide, çevresi ve adli kurumlardaki etkili kişilerin baskısı sonucu Marcel'den ayrılmak zorunda kaldı.



Son yılları
1963 yılında bir yangın sonucu kurmuş olduğu Sonku Film şirketinin binasının yanması üzerine iflas etmiş, yaşamının geri kalan kısmında Muhsin Ertuğrul sayesinde kısa bir süre Şehir Tiyatrosunda çalıştı daha sonra buradan ayrılmış ve ömrünün son yıllarını alkol bağımlılığı ile sefalet içinde geçirmiştir.




1979 yılında Sinema Yazarları Derneği hizmet ödülünü aldı. 1981 yılında Alkazar Sineması'nda fenalaşarak 61 yaşında hayatını kaybetti. Zincirlikuyu Mezarlığına defnedildi. Heryıl anısına verilen Altın Portakal Cahide Sonku Ödülü vardır.



Filmleri

YılFilmGöreviNotlarKaynak
OyuncuMüzik yönetmeniSenaristYapımcıRolü
1933Söz Bir Allah BirEvet
1934Bataklı Damın Kızı AyselEvetAysel
1940Şehvet KurbanıEvet
1940Akasya PalasEvet
1942KıskançEvet
1945Yayla KartalıEvetNermin
1946Senede Bir GünEvetNazlı
1947Yuvamı YıkamazsınEvet
1949Fedakar AnaEvet
1951Vatan ve Namık KemalEvet
1952Günahını Ödeyen AdamEvet
1953Beklenen ŞarkıEvet
1955İlk ve SonEvet
1956Büyük SırEvet
1962Ayşecik - Yavru MelekEvet
1965Yahya PeygamberEvet
1965KorkusuzlarEvet
1965Düşman KardeşlerEvet
1965Beyaz Atlı AdamEvet
1965Sevgim ve GururumEvet
1966Sevda ÇiçegimEvet
1966Kovboy AliEvet
1966El KızıEvet
1966ÇalıkuşuEvet
1966At, Avrat, SilahEvet
1966Sokak KızıEvet
1967Serseriler KralıEvet
1967Bizansı Titreten YiğitEvet
1971MıstıkkEvet

14 Mart 2020

Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır.

 
 
 
Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker.Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer.
 
O anda bilge düşünür:
-Benim bundan öğrendiğim şu oldu,der.
-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır.
 
Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür.
 
Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için...
 

09 Mart 2020

Konuşmadan Önce

 KONUŞMADAN ÖNCE
“Sizin için en kötü şey, bir başkasını o yokken yermek olsun”
Rehber Varlık
Bir gün bir tanıdığı büyük filozof Sokrates’e rastladı ve dedi ki, “Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?”
“Bir dakika bekle” diye cevap verdi Sokrates. “Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna ‘Üçlü Filtre Testi’ deniyor…”
“Üçlü Filtre?”
“Doğru,” diye devam etti Sokrates. “Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir.
Birinci filtre ‘Gerçek Filtresi’: Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçeği yansıttığından emin misin?”
“Hayır,” dedi bir süre duraklayan adam… “Aslında bunu sadece duydum ve…”
“Tamam,” dedi Sokrates. “Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.
Şimdi ikinci filtreyi deneyelim; ‘İyilik Filtresi’. Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi bir şey mi?”
“Hayır, tam tersi…”
“Öyleyse,” diye devam etti Sokrates. “Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı. ‘İşe Yararlılık Filtresi’. Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı?”
“Hayır, gerçekten pek işine yaramayabilir…”
“İyi,” dedi Sokrates derin bir nefesin ardından. “Eğer, bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar, faydalı bir şey de değilse bana niye söyleyesin ki?”
Bu Sokrates’in iyi bir filozof sayılmasından önce, aklı ile büyük itibar, saygı görmesinin sebebiydi. Aklı ile kendini ve dostlarını toplumsal travmalardan korumasını bildiği gibi, bu konuda örnek bir eğitmendi de..
Yakın ve sevdiğiniz herhangi bir arkadaşınız hakkında başıboş konuşmalar duyduğunuz her sefer bu üç filtre testini kullanınız. Hem ilişkinizi, hem saygınlığınızı korumanız için faydalı bir yoldur.
 
 

 
 
 

07 Mart 2020

Ne güzel insanlar vardı eskiden...

 
 
 
Ne güzel insanlar vardı eskiden.
Çocukluğumuzu kaplamışlardı.
Bize masal anlatırlardı
Cinlerden, perilerden.
Büyük anneler, büyük babalar vardı.
O zaman hepsi uzaktı ölümden.
Hem sevdirir hem korkuturlardı.
Acı hikâyeleri bile tatlı başlardı.
Demek bunun için gittiler hikâyelerden.
Ne güzel insanlar vardı eskiden.

Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Gençliğimizi donatırlardı.
Hep iyi şeyler hatırlatırlardı
Geçip gitmiş devirlerden.
Sevgi ve ümid yaratırlardı.
O zaman her şey uzaktı ölümden.
Yanık şarkılar bile neşeli başlardı.
İster istemez saadet taşardı
Gamsız günlerimizden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.

Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Hayâl içinde yaşatırlardı.
Güldürür ağlatırlardı
Duymadan biz, düşünmeden.
Her an bir asır kadardı.
O zaman herkes uzaktı ölümden.
Candan sevdiklerimiz vardı.
Hepsi başka güzeldi, bizi tanımazlardı.
Bütün yollarımız geçerdi gül bahçelerinden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.

ÖZDEMİR ASAF
 
 

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!