Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


17 Ekim 2020

D Vitamini bir efsane mi?

Havalar soğudu , hastalıklar başladı :(

Kedersiz, neşeli, kıpır kıpır bir hafta sonu olsun ..

.



Bilim insanlarının yaptıkları son araştırma, D Vitamini'nin soğuk algınlığını durdurmadığını ortaya koydu.

Yeni Zelandalı bilim insanlarının yaptıkları bir dizi test, D Vitamini hakkındaki yaygın inanışları kökten sarsacağa benziyor.

Zira 322 kişi üzerinde gerçekleşen testlerin neticesinde D Vitamini'nin soğuk algınlığını durdurduğuna dair yeterli kanıt bulunamadı.

Amerikan Sağlık Birliği'nin yayınladığı tıp dergisinde açıklanan sonuçlar tıp dünyasında büyük yankı yarattı.

Tam 18 ay boyunca 161 kişiye soğuk algınlığına karşı D Vitamini, diğer grupta yer alan 161 kişiye de ilaçmış gibi görünen fonsiyonsuz maddeler verildikten sonra soğuk algınlığı belirtilerine ilişkin iki grup arasında herhangi bir fark olmadığı ortaya çıktı.

Ancak kimi uzmanlar bu sonuçlara rağmen D Vitamini'nin bağışıklık sistemi için son derece önemli olduğuna dair elde yeterince veri olduğunu belirtiyor.

İngiltere Cardiff Üniversitesi'nde soğuk algınlıkları üzerine araştırmalar yapan merkezden Prof. Dr. Ronald Eccles, vücutta D Vitamini'nin eksik olması halinde kış aylarında tamamlayıcı tedavilere ihtiyaç olacağını söyledi.

İnsanlar D Vitamini'ni güneş ışığına maruz kalarak sentezliyor, bu vitamin ayrıca balık yağı ve yumurtada da bulunuyor.



ve mutlu son ...

  
Dikkat edin kendinize , iyi hafta sonlarıııı ...!! :))

16 Ekim 2020

Çıplak Kabile

MD CYL 002Halkın önemli bir kısmının kırsalda yaşadığı Papua Yeni Gine'de, çok ilginç kabileler bulunuyor. Ormanlarda yaşayan ve sayıları 250 bin olduğu düşünelen bu kabileler yakın zamana kadar kendileri dışında kalan dünyadan habersiz yaşıyorlardı.
Yeni Gine, Avustralya'nın kuzeyinde yer alan ve 785.753 km² yüzölçümü açısından dünyanın en büyük ikinci adasıdır. 779.452 km² lik Türkiye´den 6.301 km² daha büyüktür. Adanın batısı Endonezya'ya ait olup, doğusu Papua Yeni Gine olarak bağımsız bir devlettir.
Halkın önemli bir kısmının kırsalda yaşadığı Papua Yeni Gine'de, çok ilginç kabileler bulunuyor. Ormanlarda yaşayan ve sayıları 250 bin olduğu düşünelen bu kabileler yakın zamana kadar kendileri dışında kalan dünyadan habersiz yaşıyorlardı. Kadınların üstsüz, erkeklerin de altsız olarak dolaştığı bu ilginçkabilede erkekler cinsel organlarına kamış takıyorlar. Her sene taktıkları kamışın boyu biraz daha uzun oluyor. Köşün en yaşlısı en uzun kamışla dolaşan kişi oluyor.
MD CYK 009  MD CYL 001
Ormanda avlanarak hayatlarını sürdüren bu yerliler keşfedildikten sonra dış dünyayı tanıdılar.Bu yerlilerin varlığının ortaya çıkarılmasından haman sonra hıristiyan misyonerler bölgeye koştu. Ormanda kurulan kiliselerde çıplak yerlilerin bir kısmı hıristiyanlaştırıldı.
MD CYL 003    MD CYL 004MD CYL 005    MD CYL 006
Dünya`da baş döndürücü hızla herşey değişirken, onlar 20 bin yıldır aynı kalmayı başardı.
MD CYL 007
Papua Yeni Gine`de yaşayan yerli halk tam 20 bin yıldır hiç bir değişim yaşamadan, geleneklerini sürdürerek yaşamayı başardı. Ancak küreselleşmenin baş döndürücü hızı onlara da ulaştı.
MD CYK 008,   MD CYL 008
20 bin yıldır başarılamıyan bu değişimin bir kaç yıl içinde gerçekleşmesinden korkuluyor. Bu egzotik insanları yerinde görmek için turistik turlar düzenleniyor. Şimdi bu insanlar da kısa süre içinde küreselleşme kurbanı olacaklar.

Haldun Dormen

 Ahmet Haldun Ömer Dormen (d. 5 Nisan 1928, Mersin), Türk eğitmen, yönetmen, oyuncu, yazar, çevirmen.

Bulvar komedisi ve vodvil türünde uzmanlaşmış bir tiyatro yönetmenidir. 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.

Babası, Kıbrıslı aydın bir iş adamı olan Sait Ömer Bey, annesi İstanbullu bir paşa kızı olan Nimet Rüştü Hanım'dır. Bir yaşına basmadan, ailesi İstanbul, Şişli'ye yerleşti. Sahneye ilk defa Galatasaray Lisesi’nde ortaokul öğrencisi iken Demirbank oyununda yirmibeş kuruş rolüyle çıktı. Lise öğrenimini Robert Kolej’de tamamladı. Sekiz yaşında geçirdiği bir kaza sonucu sol ayağı sakatlandı.

Tiyatro eğitimini ABD'de Yale Üniversitesi’nde aldı. Yüksek lisans derecesiyle mezun oldu. İki yıl süreyle Amerika Birleşik Devletleri'nde çeşitli tiyatrolarda oyunculuk ve yönetmenlik yaptı. Hollywood'da Pasadena Playhouse'da 4 oyunda oynadı. İstanbul'a döndüğünde önce Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne'ye girdi ve Cinayet Var adlı oyundaki dedektif rolüyle ilk kez Türk seyirci karşısına çıktı. O sıralarda Beyoğlu Parmakkapı sokakta gençlerle birlikte 60 kişilik cep tiyatrosunu açtı.


22 Ağustos 1955 gecesi Süreyya sinemasında Dormen Tiyatrosu'nun ilk oyununu sergiledi. 1957 Eylül'de Küçük Sahne'nin kendisine teklif edilmesiyle oyunlarını sergilemeye orada devam etti. 1957'de Papaz Kaçtı komedisi ile Dormen Tiyatrosu'nu kurdu. Erol Günaydın, Altan Erbulak, Metin Serezli, Nisa Serezli, Erol Keskin, İzzet Günay, Yılmaz Köksal, Ayfer Feray gibi onlarca sanatçı yetiştirdi. Topluluk en parlak dönemini 1957-1972 yılları arasında yaşadı. 1961'de Türkiye'deki ilk Batılı anlamdaki müzikal olan Sokak Kızı İrma'yı sahneledi.Gülriz Sururi'yi buradaki İrma rolüyle Türkiye'ye adını duyurdu. 1962'de Beyoğlu'ndaki tarihi Ses Tiyatrosu'na geçti, 10 yıl süreyle çalışmalarını orada sürdürdü.  Oynadığı oyunlar arasında başlıcaları Bit YeniğiŞahane Züğürtler, Erol Günaydın ve Cemal Reşit Rey'in yazdığı Yaygara 70tir.


Bozuk Düzen ve Güzel Bir Gün İçin adlı iki film yönetti. Bu filmlerde Dormen kadrosunun yanı sıra Belgin Doruk, Ekrem Bora, Nurhan Nur, Müşfik Kenter, Nedret Güvenç gibi isimlerde yer aldı. Bu iki film 1966 ve 1967 yıllarında Altın Portakal Film Festivali'nde yedi tane ödül kazandı. Ama gişede bekleneni vermedi.

1972'de tiyatrosunu kapatmak zorunda kalıp televizyona, yazarlığa ve hocalığa yöneldi. Aralarında UnutulanlarAnılarla SöyleşiKamera ArkasıDadıPop Star gibi programlarn olduğu onlarca programla televizyonda devamlı yer aldı. Aynı yıllarda Milliyet gazetesinde Çeşitlemeler adlı köşesiyle gazeteciliğe başladı. Milliyet gazetesindeki yazılarını sekiz yıl sürdürdü.

1981'de Egemen Bostancı ile tanıştı. Hisseli Harikalar KumpanyasıŞen Sazın Bülbülleri gibi müzikalleri yazıp yönetti. 1984'te Egemen Bostancı'nın ısrarıyla 17 yıl sürecek olan ikinci Dormen Tiyatrosu'nu yeniden kurdu. Aynı yıllarda Gencay Gürün'ün yapımcılığında İstanbul Şehir Tiyatroları'nda 30 yıl kapalı gişe oynayan Lüküs Hayat'ı sahneye koydu. Lüküs Hayat'ı daha sonra İzmir  ve Mersin Operalarında ve Eskişehir Şehir Tiyatroları'nda yönetti.

2002 yılında ekonomik nedenlerle tiyatrosunu kapatmış fakat çeşitli tiyatrolarda oyunculuğuna ve yönetmenliğine devam etmiştir.

Haldun Dormen dördü otobiyografik olan ("Sürç-ü Lisan Ettikse", "Antrakt", "İkinci Perde", “ Nerede Kalmıştık” ) beş kitap ve on iki oyun yazmıştır. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında kadın sahne sanatçılarının yaşadıklarına ışık tutan Kantocu adlı eseri İstanbul, Eskişehir, Ankara'da sahnelendi..

1997'de Yapı Kredi adına hâlen devam etmekte olan Afife ödüllerini başlattı.

Yaşamı boyunca iki yüz ellinin üstünde ödül kazanan sanatçı; İstanbul Üniversitesi Devlet 

Konservatuvarı'nda dersler vermiş; Hacettepe Üniversitesi tarafından Onursal Bilim Doktoru olarak ödüllendirilmiş; 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.

Dormen, 1959'da halkla ilişkiler alanında dünyaca tanınan bir isim olan Betül Mardin ile evlenmiş, sekiz yıl süren bu evliliğinden Ömer adlı bir oğlu dünyaya gelmiştir.

Hâlen İzmir'deki Sahne Tozu Tiyatrosu'nun sanat danışmanlığını yürütmekte olan Dormen onun adına yapılan salonda çeşitli oyunlar sahneye koymuştur (Sahne Tozu Tiyatrosu Haldun Dormen Sahnesi -İzmir) Aynı kuruluşun kurduğu Sahne Tozu Tiyatrosu Nişantaşı Akademisi'nde müzikal dersi vermektedir.

 

Yönettiği Bazı Tiyatro Oyunları

Kaç Baba Kaç
İkinin Biri
Dün Gece Yolda Giderken Çok Komik Bir şey Oldu
Onlar Ermiş Muradına
Bit Yeniği
Şahane Düğün
Bu Oyun Başka Oyun
Karma Karışık
Papaz Kaçtı
Kantocu
Amphitryon 2000
Bir Kış Öyküsü (Buzlar Çözülmeden)
Zafer Madalyası
Nice Yıllara (oyun)
Yukarıda Biri mi Var
Kare As
Bu Filmi Görmüştüm
Arapsaçı
Komik Para
Muhteşem İkili
Sevgilime Göz Kulak Ol
Beşten Yediye
Hastalık Hastası
Nerdeyse Kadın
Çılgın Sonbahar
Günaydın Mr. Weill
Kaç Baba Kaç
Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra
Lüküs Hayat
İkinin Biri
Hisseli Harikalar Kumpanyası
Gençliğin Tatlı sesi
Bir Kış Masalı
Gigi
Elden Ele
Evimizdeki Hayat
Paramparça
Ağa ile Uşağı Matti
Almanya'dan Bir Yar Gelir
Şahane Züğürtler (Tovarisch)
Ayı Masalı
Altın Yumruk
Sokak Kızı İrma
Sözde Melekler
Müfettiş
Zafer Madalyası
Çikolata Asker
Beş Parmak
Papa

Pompei

İtalya'da Pompei şehrinin tüm halkı günümüzden 1929 yıl önce taş kesilerek öldü… Vezüv yanardağı hepsinin üzerini lavla örtmüştü… Şehir haritadan silindi…


pompei 1 Tarih 23 Ağustos 79… Pompei'de Roma İmparatorluğu hüküm sürmekte… İmparatorluğun başında ise Caligula var… Tarihin gördüğü en gaddar ve en sapık hükümdarlarından biri… Şehrin "edepsizliğe" düşkünlüğü nedeniyle tarihten silindiğine inanç çok büyüktür. Hatta p32 bazılarına göre Pompei de, Sodom ve Gomore gibi Allah tarafından cezalandırılan şehirlerden biridir. İmparator Caligula zaten kendi kızkardeşine aşık olarak en büyük günahı işliyordu. Halkın ise ondan geri kalır yanı yoktu. Bir ticaret şehri olan Pompei'nin dört bir yanı genelevlerle çevriliydi. Ayrıca eşcinsellik de normal karşılanıyordu.


Nüfusun yüzde 60'ı asil halktan, yüzde 40'ı köleden oluşuyordu. Asiller müthiş bir zenginlik içindeydi. Rivayete göre önce yemek yer, daha sonra yediklerini kaz tüylerini kullanıp kusarlardı. Nedeni ise daha fazla yemek yiyebilmek, yemek zevkinden sonuna kadar faydalanmaktı…


p33 Felaket günü şehirde normal hayat devam ediyordu. O gün hava her günkünden biraz daha boğucuydu… Üstelik çok hafif de bir deprem olmuş, ama önemsememişlerdi. Biraz sonra kül yağmuru başladı. İnsanlar önce umursamadı. Belli ki yaşlı Vezüv daha önce de böyle faaliyetlerde bulunmuştu… Ama bu seferki geçmedi, bitmedi… Paniğe kapılanların bazıları limana doğru koşmaya başladı, bir kısmı ise kendini evine kapadı…


Limana doğru koşanları kötü bir sürpriz bekliyordu… Deniz kabarmıştı, azgın dalgalar gemileri lavlara doğru atıyordu. Zaten gökten de iri kum taneleri şeklinde kızgın taşlar yağmaya başlamıştı…


p44 Evlerine sığınanlar ise, yoğun kükürt dumanından boğulmamak için kendilerini dışarı atmakta, bu defa da üzerlerine yağan taşlarla helak olmaktaydılar...


İlk kayıplar yere düşen gaz yüklü siyah taşların patlamasıyla verildi. Gökyüzü kararmıştı, göz gözü görmüyordu.


Tüm şehrin yok olması birkaç saat sürdü. Korkunç felaketten kimse kurtulamadı. 18 kilometrelik bir alan içerisindeki Pompei lavlar altında kalmıştı.


p45 Pompei'nin 16 bin kişilik nüfusunun büyük bir bölümü taş olmuştu. Vezüv öylesine kuvvetli püskürmüştü ki, kül bulutları, felaketi haber verircesine Anadolu, Suriye hatta Mısır'a kadar uçuşmuştu... Lavlar Pompei ve komşu şehirleri öylesine aniden yok etmiş ve taş kesmişti ki; bugün o insanların günlük yaşayışlarını, yeni kurulmuş bir film seti gibi görebilmekteyiz.


Ocaktan indirilmemiş bir domuz, fırından çıkarılamamış ekmekler, sırtlarındaki mücevher çuvalıyla sokak kapısını açmaya çalışırken yığılıveren kadın ve erkekler… Kiminin başı ellerinin arasında, kimi çocuğuyla kaçma derdinde… Bir yanda, şehir kapısı önünde üst üste yığılmış cesetler… Öte yanda, bir zengin evinde cenaze şölenine katılan ve yerlerinden kalkmaya bile fırsat bulamadan ölen insanlar…


p46 İsis tapınağı, tiyatro… Hepsinin de yaşadıkları son anları dondurulmuş bir şekilde duruyor. Yazıcı dükkânındaki balmumu tabletler, kitaplıktaki papirüs tomarları, hamamlarda kaşağılar, meyhane tezgâhlarında kadehler ve son müşterilerin bıraktıkları paralar… Ev ve dükkân kapılarında sahiplerinin isimleri, umumi tuvaletlerdeki pislik bulaşıkları bile aynen duruyor.


Tüm zenginlikler, makamlar, güzelliklerle birlikte Pompei'nin insanları taş oldu. O insanlar bugün İtalya'da açık hava müzesinde görülebilir… Jeologlara göre halkın ölüm sebebi kükürt gazı. Taşa dönmelerinin sebebi ise yanardığın püskürttüğü volkanik tozun sertleşmesi… Bu lavlar kalıp oluşturmuş, zamanla içerdeki vücut çürümüş fakat kalıp aynı kalmıştır..












p47 p49 p50 p51 p52 p53 p54 p55 p56 p57 p58 pomei 34 p48


15 Ekim 2020

Metafizik Olaylar

Alteroskopi: Süjenin diğer bir kimsenin bedeninde vuku bulan şeyleri görmesi ve anlaması... Medyumlar trans haline geçtikten sonra, karşılarındaki insanın teşhisini yapabilirler.

İran’da Ömer Hayyam’ın kabrini ziyarete gittiğimde toprak üstünde oturan yaşlı bir kadının bana seslendiğini gördüm. Önce dilenci zannettim. Kendisi bana medyum olduğunu ve falıma bakmak istediğini söyledi. İnanmadığımı söyleyince “o zaman niye bu ilimle uğraşıyorsun?” diye bana sordu. Bunun üzerine teklifini kabul etmek zorunda kaldım ve bana geçmişimle ilgili çok ilginç ve doğru bilgiler verdi.

Bu kadının yaptığı çalışma alteroskopi örneğiydi.

Apor: Fiziksel medyumluk tecrübelerinde, tecrübe yapılan yerde mevcut olmayan eşyanın birden peydah olmasıdır.

image 1997 senesinde Kavacık’ta tekinsiz bir evde seans yapıyorduk. Gece yarısı yaşadığımız bu olayda salonun ortasında yarımşar saat arayla halının üzerinde birden bire ıslaklık ve koku oluştu. Kedi pisliği gibi kokuyordu ve evde kesinlikle kedi beslenmiyordu. Ev sahibi çok kültürlü bir işadamıydı. Bu olay “apor”un bir örneğidir.

Astral beden: Astral beden ruh ile maddi beden arasında mutavassıt rolünü oynar. Yıldızlar âlemi ile de ilgilidir. İki türlü tesir alır: yukardan ilahi aşk (ulvi tesirler) ve aşağıdan ihtiras, kin, egoizm gibi süfli tesirler. Astral beden arzu bedenidir. Her türlü hisleri bedene aktarır. Yanda temsili olarak astral seyahat görülmektedir.

image Astroloji: Asıl temeli, yıldızların, güneşin ve ayın insanlar üzerinde tesiri olduğu inancına dayanır. Ay ruhsal dengemize, güneş ise zihinsel faaliyetimize tesir eder. Aristo astrolojiyi tabii bilimler olarak, Farabi ve İbn-i Haldun ise matematik bilimlerinden astronomiye sokarlar. Güneş etrafında dünyanın dönerken on iki yıldız takımının (burç) yaydıkları ışınlar burada önemlidir.

Aura: İnsan vücudunu (hayvan ve bitkilerde de... ) bir zar gibi saran ışıklı haleler topluluğudur. Yaş, cinsiyet, zihni melekeler ve sağlıkla ilgilidir. (eterik çift 0,5 cm, iç aura 2–8 cm ve dış aura) Yandaki resimde insanın aura merkezleri görülmektedir.

Bilokasyon: Aynı anda iki ayrı yerde görünüm olayı... Aslında kendi dubleleri, fantomları gözükür.

Bursa’da Somuncu Baba’nın aynı anda caminin ayrı kapılarında görülmesi olayında olduğu gibi ya da bir insanın hiç hacca gitmemesine rağmen hacda görülmesi gibi…

Ruhsal tedavi: Biyoenerjiyle yapılan tedavi bu çeşittendir.

Büyü: Gizli metotlarla elde edilen ve olağanüstü kuvvetleri olan bir sanattır. Eski İran rahipleri ile başlamıştır. Maj kelimesi Zerdüşt din rahiplerinin diğer bir adıdır. Sonra Yunanistan’a geçmiştir. Nitekim Heredot, yaşlı cadılardan bahsetmiştir eserlerinde l2 yy Okültistler’de Huges de Saint-Victor’a göre beşe ayrılır:

l-kehanet:

a. necromancie: Ölülerden haber alma

b. geomancie: Yer cinlerinden haber alma

c. hydromancie: Su perilerinden haber alma

d. aeromancie: hava perilerinden haber alma

e. pyromancie: ateş perilerinden haber alma

2-matematik (remil sanatı):

a. aruspice: Bağırsak falı

b. augure: Kuş falı

c. horoscope: Yıldız f alı

3. efsun, tesir: Büyücünün şahıs üzerinde biyoenerji, telkin ve hipnoz tesiridir.

4. garibe, mucize: Tabiatın alışılmış akışına karşı bir tesirde bulunmak, gaibden haber verme

5. meş'um tesir:

a. Incaintation demoniague: Şeytani yakarıma.

b. magie blanche: Ak büyü.

c. magie noire: Kara büyü.

image Cin: gözün görme frekansının dışında bulunan (titreşim alanında) yaşayan varlıklardır.     

Dedüblüman: Çift bedenlenme, çift görünüm.

Degajman hali: Ruhsal gevşeme... Spiritizm’de, medyumun transa geçmeden önce kendini etraftan bir konsantrasyon vasıtasıyla tecrit etmesi, bedensel alakalardan sıyrılması, ruh beden münasebetini gevşetmesi...

Dejavu: Evvelden görmüş olmaklık hissi.

Demateryalizasyon: Maddelikten çıkmadır. Gibier'in ABD’deki deneylerinde, E. Palladino’nun celselerinde ispat edilmiştir.

Dezenkarnasyon: İnsan ruhunun bedeni terk ederek serbest hale gelmesi, yani cesedi terk...

Durugörü (klervoyans): Beş duyunun dışında eşyaları ve düşünceleri idrak etmek ve görmektir. E.Osty'e göre...

—basit durugörü: sadece etrafındakileri...

—mekân içinde durugörü: uzak mesafe ve kap alı mekân.

—zaman içinde durugörü: geçmiş ve gelecek hakkında

Duruişiti: Hiçbir maddi vasıta olmadan bedensiz varlıklardan, uzak muhitlerden gelen sesleri duymak... Süre kulağı ile değil ruhu ile işitir.

Düsünce intikali: Transmition of thoughd, hassalar kimseler uzaktan dokunulmadan, uzaktan uyutulabilir veya yönlendirilebilir.

Ekminezi: Geçmişi yaşama... Hipnoz ile gerçekleştirilebilir.

Enkarnasyon: ruhun dünyaya gelmek üzere bir bedene girilmesi.

Envokasyon: Ruh daveti... Tevrat’ta krallar kitabının 2. bölümünde bu konu geçmektedir.

Havvas ilmi: Gizli ilimler, okültizm.

İlham: İnsan ruhunun kudreti ve liyakati nispetinde hami, rehber varlıklardan aldığı sezgi ve bilgilerdir (Allah’ın izni ile tabii) melekler vasıtası ile gelen hayırlıdır şeytandan gelen ise vesvese...

İmisiyasyon: Bir imisiyatörün (mürşit, şeyh, büyük üstat) kontrolü altında geçirdikleri tek tek imtihanların sonunda fertlerin bizzat ruhlarında yaşadıkları hakikatlerin toplantıdır. İmisiyasyonda üç ana konu vardır: Allah, insan, tabiat.

İzolman yapmak: ruhsal, mistik çalışmalarda kişinin, duyular yoluyla zihni dağınıklığa uğratılması için ses, ışık, dokunum yoluyla gelen uyaranlara karşı tecrit edilmesi... Böylece degajman hali başlar.

Kehanet: Tabiat üstü bir ilhamıyla geleceğe ait şeylerin bilinmesidir. İkiye ayrılır. 1. Akılsal, 2. sezgisel. akli: astroloji, el çizgileri, yazı ve insan simalarına göre... sezgisel: psikometri, görücülük, radyestezi, remil, ishare.

Kriptopsisi: İnsanların uzaktan birine tesir etmesi.

Kriptoskopi: Uzak bir yerde vuku bulan olayı, aynı anda hissedebilme, görebilme...

Ksenoglosi: Medyumlar seans esnasında tamamen bilmedikleri veya meçhul lisanlarda konuşmaları ve yazmaları...

levizasyon: Spiritik deneylerde eşyaların ve/veya medyum'un görünürde hiçbir maddi yardım almaksızın yerden havaya yükselmesidir.

Meditasyon: tek bir konu üzerinde özel bir şekilde düşünme eylemi... Sabah ve akşam aç karna oturulup gözler kapatılır. Bir saat sürer kelinle tekrarları olur (mantra). Zihin karıştığında mantra kullanılır (bizde Esma’ül Hüsna gibi). Zihin boş tutularak da uygulanabilir.

Meydum: Bedensiz varlıklarla, ruhsal alaka kurup, insanlarla cinler arasında muhavere yapılabilmesini sağlayan hassas yapılı özel melekelere malik kimse.

Otomatizma: Bedensel hareketlerimiz, organlarımızın çalışması görünürdeki irademizin haricindeki bir irade ve şuur tarafından yürütülmektedir.

Parakinezi: Hafif el teması ile büyük cisimleri hareket ettirme, parmağın eşya ya teması, psişik kuvvetin cisme geçmesi, bir nevi endüklemenin meydana gelmesine yaramaktadır.

Parapsikoloji: Paranormal (normal ötesi) güçleri, olguları ve yetenekleri inceleyen bilim dalıdır. Bu kelime, 1920’lerde, Dr. J. B. Rhine tarafından, Fransız psikoloğu Emil Boriac’ın psikoloji ötesi anlamında kullandığı parapysychique kelimesinden uyarlanmış ve 1953’te Hollanda, Utrech’te toplanan Uluslar arası Psişik Araştırma Konferansı’nda parapsişik araştırma yapanların kendi aralarında kullanmaları için onaylanmıştır.

Konusu telepati, durugoru, telekinezi (psikokinezi) ve prekognisyondur (geleceği bilme). Materyalist bir yaklaşımdır (Oesterreich ve Boirac). Oysa psikoloji ile psişik arasında bariz farklar vardır. Yukarıdaki konular psişiktir. Yani beyin dışı bir ruhsal güce ve yeteneğe dayanır.

Perispiri: Ruhun ince ve seyyal bir bedenidir. Ruhu çevreleyen manasındadır (ruhun mantosu). Perispiri ruhun güçlü tesirini bir transformatör gibi tadil ederek bedene aktarır ve bedenden gelen tesirleri de ruha iletir.

Prekognisyon: gelecekteki bir olayı muhakeme yürütmeden bilmektir. Bunda süjenin rolünden ziyade rehber varlıkların etkisi daha çoktur. Aynı husus hayvanlarda da mevcuttur (depremi önceden hissetme gibi).

Premonisyon: Önsezi... Gelecekteki bir olayı kendiliğinden hissetme hassasıdır...

Psikokinezi: fiziki bir varlık üzerine insan ruhu tarafından meydana getirilen direkt tesirlerdir (telekinezi).

Psişik-psişizm: normal dışı ruhsal olaylar. Başka ruhsal kuvvetlerin tesiri ile tezahür eden ruhsal hadiseler.

Radyestezi: Maddesel ışınımlar, vasıtası ile insan organizmasında meydana gelen duyumları tayin etmek, anlamak melekesidir (çatal, çubuk vb.). Çinliler, Mısırlılar, Keldaniler kullandı.

Reenkarnasyon: Tekrar bedenlenme... Varlık kendi özel kaderini kendisi meydana getirir. Sürekli tekâmül söz konusudur.

Rüyet (vision): Durugörü çalışmalarında süjenin reel olarak mevcut olmayan şeyleri ruhsal bir kabiliyetle görmesi, onlar hakkında bilgi vermesi... Görme organının yardımı yoktur. Zihinde meydana gelen manzaradır. Halüsinasyon değildir. Uyku, vecd veya trans halinde meydana gelir. Uyanık hallerde de olabilir (cinleri görme gibi…)

Ruhsal tedavi: Şifacı (gerizör) iki şekilde çalışır. 1. Manyetik ve telkinsel usul kullanarak… 2. Bedensiz varlıklarla... Ruhsal şifacının tedavi esnasında moral seviyesi yüksek olmalı, insanlara derin bir ilgi ve fark gözetmeden bir sevgi ve bağlılık göstermesi gerekmektedir.

Senestezi (koenestezi): Otoskopinin sakin şekli… İç duyum, organsal hassasiyet…

Spatyum: Bedenden ayrılan ruhun intikal ettiği mekândır.

Spirithalizm: Ruhiyat mesleği. Maddeciliğin karşıtıdır. Bütün âlemin iz ve cevherinin ruh olduğunu kabul etmekle maddecilik ile zıtlık oluşturur. Hayat fiziksel-kimyasal ve mekanik görüşlerle açıklanamaz. Ruhun yaratıcı kudreti ile izah edilir.

Şuur: Bilinç. Şuur bir bilgi tavrıdır. Her bilgi şuurdan meydana gelmiştir. Bizzat kendi kendimizi müşahede etmek kudretidir. Maddeliğe iltifat etmez. Ruhun tekâmülü onun şuurlanması demektir.

Şuuraltı: Şuuraltı ile gayrişuur birbirinden farklıdır. Hafızada birikmiş fakat bu anda kendilerini düşünmediğimiz hatıralar gayrişuurî ve gizlidir. Ama şuuraltında değildir. Fakat itiyatlar şuuraltıdır.

Şuurüstü: resmi psikolojide telepati, durugörü olayları, spiritüalizmde ise beden dışı varlık cevherinin şuur halidir.

Telekinezi: Medyumların eşyaları, elle veya başka bir maddi eşyayı vasıta kullanmadan hareket ettirmeleridir.

Teleoptik: Cereyan eden olayların görüş sahası dışında, psişik bir kuvvetle bir medyum tarafından görülmesi olayıdır.

Dokunmadan yapılan olağanüstü sanılan bu olay medyumun biyoenerjisinden de kaynaklanabilir ve hiç de sanıldığı gibi olağanüstü değildir. Kişisel çalışmayla geliştirilebilen ve her insanda bulunan bir yetenektir.

Telepati: Düşüncenin uzak yerdekilerle doğrudan doğruya bağlantı kurmasıdır. Zihnin ve ruhsal kapasitenin (enerji) nispetinde devamlı çalışılarak geliştirilebilir.

Telestezi: İnsanın duyma ve anlama kabiliyetlerinin olağanüstü bir kesinlik kazanması… Durugörü, duruişiti, telepati vb.

Teozofi: Tanrı bilimle felsefe arasındaki vahdet-i vücutçu (panteist) mistizm anlayışına dayanır. Konusu, mutlak başlangıç ilmi, âlemin yaradılışı, ruhsal bilimler, tabiatçılık (natüralizm), ilahi amel vb gibidir. Doğu teozofisi Hint inançlarına dayanır. Spritik bilgiler = Okültizm + Hint teozofisi + Hıristiyan Felsefesi

Metampsikoz: Bir ruhun bir bedenden diğerine geçmesine denir. Bu geçiş tenasüh (transmigration) tarzındadır. Aslı Hint dinlerine bağlıdır. Önce Mısır’a, sonra Pisagor tarafından Yunan’a geçti. Reenkarnasyondan farklıdır. Sadece insandan insana geçer. Ruhi intikal sadece yeryüzünde olmamaktadır.

Metapsişik: Tanımlayan Charles Richet’dir. Tabii hayatta veya zihinsel yaşamda klasik ilmi metotlarla açıklanması mümkün olmayan bütün olaylara denir. 1. sübjektif metapsişizm: Kürede vizyon, ksenoglg. 2. objektif metapsişizm: Telekinezi, aporlar.

image Mystery: Başkasına söylenmesi uygun olmayan bir haber, ibret verici bir olay.. Yeni tarikata girenlerde sıkça görülür... Aklın üstünde olaylardır.

Mistiklik: Tasavvuf... Allah’a varmak için akıl yolundan başka riyazat ve nefis terbiyesi uygulayarak Mutlak’a ulaşmaktır. Buna da vecd (ekstaz) halinde ve istiğrafta ulaşılır. Bu süreçte dış âlemle bütün rabıta kesilir

Obsesyon: Psikolojide iradenin haricinde olarak kendisini direnilmesi güç hale getiren kendisini zihne zorla kabul ettiren kelime, düşünce... Spiritüalizm'de; bir bedenli varlığın bedensiz bir varlığa tahakküm etmesi... Derece derece nüfuz ederler, irade dışı sujeyi yönlendirirler.

Od'sal: Alman sanayici ve kimyager C. von Reichenbach’a göre manyetik akım art üzerinde toplanmaktadır. Bu manyetik kuvvet insanda da birikir. En fazla, el, göz ve baş kısmında olur. Bu kuvvetler sevk ve idare edilebilir mıknatısta, kristalde ve insanda daha çok toplanır.

Okültizm: Gizli bilim. Konusu; ölüm ötesinde ve berisinde ne vardır? Nereden gelip nereye gidiyoruz? Tabiat kuvvetlerinden en uygun yararlanma şekli ne olmalıdır? Okültizmin araştırmaları arasında; nekromansi (ruhlara danışarak gelecek hakkında insanın kaderini öğrenme), kabala (Yahudi mistizmi) maji, alşimi (ilm-i simya) astroloji (ilmi nücum) konuları da vardır.

Otoskopi: Bir kimsenin vizyon halinde kendi iç organlarını fizyolojik işleyişlerini idrak etmesidir.

Psikografi: Ruhların tesirleri altına giren medyumun kolu, bir kalem ve kâğıt vasıtası ile otomatik yazı yazar.

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!