Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


05 Ekim 2020

Jamaika

MD HCH 001 Coğrafi verileri

Konum: Karayipler, Karayip Denizinde Ada, Küba'nın güneyi Coğrafi konumu: 18 15 Kuzey enlemi, 77 30 Batı boylamı Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler Yüzölçümü: 10,991 km² Sınırları: 0 km Sahil şeridi: 1,022 km İklimi: tropikal; sıcak, nemli hava etkindir, iç kısımlarda ılıman iklim görülür. MD HCH 002Arazi yapısı: Arazisi çoğunlukla dağlıktır, kıyıda dar ovalar vardır. Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m en yüksek noktası: Mavi Dağ 2,256 m Doğal kaynakları: Boksit, alçıtaşı, kireçtaşı Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %15.83 daimi ekinler: %10.01 diğer: %74.16 (2005 verileri) Sulanan arazi: 250 km²(2002 verileri) Doğal afetler: Temmuz - Kasım ayları arasında kasırgalar

MD HCH 004Nüfus Bilgileri

Nüfus: 2,825,928 (Temmuz 2009 verileri) Nüfus artış oranı: %0.8 (2006 verileri) Mülteci oranı: -6.27 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini) Bebek ölüm oranı: 15.98 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini) Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 73.24 yıl erkeklerde: 71.54 yıl kadınlarda: 75.03 yıl (2006 verileri) Ortalama çocuk sayısı: 2.41 çocuk/1 kadın (2006 tahmini) HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı %1.2 (2003 tahmini) HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 22,000MD HCH 007 (2003 verileri) HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 900 (2003 verileri) Ulus: Jamaikalı Nüfusun etnik dağılımı: Siyah ırk %90.9, Doğu Hindistanlı %1.3, beyaz ırk %0.2, Çinli %0.2, melez %7.3, diğer %0.1 Din: Protestan %61.3, Roma Katolikleri %4, diğer %34.7 Diller: İngilizce, Creole Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler toplam nüfusta: %87.9 erkekler: %84.1 kadınlar: %91.6 (2003 verileri)

Yönetimi

MD HCH 008 MD HCH 009

Ülke adı: Jamaika ingilizce: Jamaica Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi Başkent: Kingston İdari bölümler: 14 bölge; Clarendon, Hanover, Kingston, Manchester, Portland, Saint Andrew, Saint Ann, Saint Catherine, Saint Elizabeth, Saint James, Saint Mary, Saint Thomas, Trelawny, Westmoreland MD HCH 006 Bağımsızlık günü: 6 Ağustos 1962 (İngiltere'den) Milli bayram: Bağımsızlık günü, Ağustosun birinci Pazartesi (1962) Anayasa: 6 Ağustos 1962 Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-15, G-19, G-77, IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO MD HCJ 001(Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), LAES, NAM, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OPANAL, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), UN (Birleşmiş Milletler), UN Güvenlik Konseyi, UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)

Ekonomik Göstergeler

MD HCJ 003 GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 12.71 milyar $ (2006 verileri) GSYİH - reel büyüme: %2.7 (2006 verileri) GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %5.3 endüstri: %33.9 hizmet: %60.8 (2006 verileri) Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %9.1 (2006 verileri) İş gücü: 1.197 milyon (2006) İşsizlik oranı: %11 (2006 verileri) Endüstri: Turizm, boksit, tekstil, gıda, hafif endüstri, rom, çimento, metal, kağıt, kimyasal ürünler Endüstrinin büyüme oranı: %-2 (2000 verileri) Elektrik üretimi: 6.913 milyar kWh (2004) Elektrik tüketimi: 6.429 milyar kWh (2004) Elektrik ihracatı: 0 kWh (2004) Elektrik ithalatı: 0 kWh (2004) Tarım ürünleri: Şekerkamışı, muz, kahve, narenciye, patates, sebze, kümes hayvanı, keçi, süt İhracat: 2.087 milyar $ (2006 verileri) İhracat ürünleri: Alüminyum, boksit, şeker, muz, rom İhracat ortakları: ABD %25.8, Kanada %19.3, UK %10.7, Hollanda %8.6, Çin %7, Norveç %6.4, Almanya %5.6 (2005) İthalat: 4.682 milyar $ (2006 verileri) İthalat ürünleri: Makine ve parça, yapı malzemeleri, yakıt, gıda, kimyasallar, gübre İthalat ortakları: ABD %41.4, Trinidad ve Tobago %14, MD HCH 005Venezuela %5.5, Japonya %4.6 (2005) Dış borç tutarı: 7.384 milyar $ (2006 verileri) Para birimi: Jamaika Doları (JMD) Para birimi kodu: JMD Mali yıl: 1 Nisan - 31 Mart

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 342,000 (2005) Telefon kodu: 1876 Radyo yayın istasyonları: AM 10, FM 13, kısa dalga 0 (1998) Radyolar: 1.215 milyon (1997) Televizyon yayını yapan istasyonlar: 7 (1997) Televizyonlar: 460,000 (1997) Internet kısaltması: .jm Internet servis sağlayıcıları: 21 (2000) Internet kullanıcıları: 1.067 milyon (2005)

MD HCJ 004Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 272 km Karayolları: 20,996 km(2004) Su yolları: yok Boru hatları: petrol ürünleri 10 km Limanları: Alligator Pond, Discovery Bay, Kingston, Montego Bay, Ocho Rios, Port Antonio, Rocky Point, Port Esquivel (Longswharf) Hava alanları: 35 (2006 verileri)

Jamaika slayt

Aspendos Antik Kenti

harita2Antalya - Alanya karayolunun 44. km.sinden kuzeye  dönen yolun 2. km.sinde yer alan Aspendos, sadece  Anadolu'nun değil tüm Akdeniz dünyasının en iyi korunan Roma Dönemi tiyatrosuna sahip olmasıyla ünlüdür. Şehir, bölgenin en büyük nehirlerinden Köprüçay (Antik Eurymedon) yakınlarındaki tepe düzlüğünde M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. İ.Ö. 5. y.y.da basılmış I sikkelerinde adı Estvediys olarak geçer. Anadolu kökenli  bu ad, şehrin çok eskilerden beri yerleşim gördüğünün  kanıtıdır. Akdeniz ile ulaşımını ve gelişmesini i yakınındaki nehre ve dolayısıyla çevresindeki bereketli topraklara borçlu olan Aspendos'ta bugün çoğunlukla M tiyatro ve su yolları ziyaret edilir. Şehre ait diğer yapıların kalıntıları ise tiyatronun yaslandığı tepenin düzlüğünde yer alır.
Tarihçiler şehrin yakınlarında akan nehrin kenarında İ.Ö. 467 yılında Yunanlılarla Persler arasında geçen, Eurymedon savaşı adıyla anılan savaşta Yunan tarafının kazandığından bahseder. Aspendos, Büyük İskender'e hileli yollarla direnme göstermeye çalışsa da sonuçta teslim olup, şehirde yetiştirilen ünlü atlar ve altın karşılığındaki vergi borcunu kabul etmişlerdir.
 
harita1İskender'in ölümünden sonra Ptolemaios egemenliğine giren şehrin, en parlak dönemi şüphesiz, ünlü tiyatro ve su yollarının inşa edildiği Roma İmparatorluk dönemidir. Aspendos Tiyatrosu, gerek mimari özellikleri gerekse iyi koruna gelmişliği ile Roma Devri tiyatrolarının günümüzdeki en seçkin temsilcilerinden biridir. Tanrılara ve devrin imparatorlarına adanan yapı, Roma tiyatro mimarisinin ve yapım tekniğinin son çizgilerini sergiler. Devrinin görkemli yapılarından biri olan Aspendos tiyatrosu 15-20.bin kişi alabilmekteydi, imparator Marcus Aurelius devrinde (i.S. 161-180) Theodoros'un oğlu mimar Zeno tarafından inşa edilmiştir. Girişin iki yanında Grekçe ve Latince yazıtlardan Curtius Crispinus ve Curtius Auspicatus adlı şehrin zengini iki kardeş tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Tiyatronun yanında şehrin ziyaret edilebilir en önemli kalıntıları suyollarıdır. Aspendos suyolu sistemi antik suyollarının günümüze dek koruna gelmiş en iyi örneklerinden biridir. Genel görünümü, yaklaşık 1 km. uzunluğundaki kuzey-güney konumlu kemerli köprünün her iki ucundaki su basınç kuleleri oluşturur. Şehrin suyu tepede yer yer görülebilen ana kayaya oyulmuş armut şekilli sarnıçlarda toplanırken, i.S. 2. ve 3.y.y. larda tüm yapılarla beraber su yolu sistemi geliştirilerek suyun daha düzenli elde edilmesi başarılmıştır. Tiyatronun yaslandığı, yer yer sur duvarları ile çevrili tepenin üzerinde ise şehir merkezinin yapıları olan agora, bazilika, anıtsal çeşme, meclis binası ile anıtsal tak, cadde ve Hellenistik tapınak, görülmesi gerekli kalıntılardır.
1b
Böylesine ufak bir ölçekte bir kentin Akdeniz dünyasının en geçerli parasını basması ve anıtsal yapılarla donanması ekonomisindeki rahatlıkla açıklanabilir. Şehir ekonomisini ayakta tutan en önemli ihraç ürünü bugün kurutulup pamuk tarımında kullanılan, yakınlarındaki Kapria gölünden elde edilen tuzdur. Diğer ihraç ürünleriyle beraber ulaşıma elverişli nehir aracılığıyla diğer Akdeniz pazarlarına gönderilen tuz, şehrin en önemli gelir kaynağıydı. Ayrıca bağcılık ve buna bağlı olarak şarapçılık, zeytin ve zeytinyağı ile diğer tahıl ürünleri ve yaş meyve şehrin tarıma dayalı diğer ihraç ürünleriydi. Tarihçiler Aspendos'ta yetiştirilen atların tüm Yakındoğu ve Akdeniz dünyasının en aranır atiarı olduğunu yazarlar. Ayrıca kilim ve benzeri tekstil ürünleri ile limon ağacından yapılmış mobilyaların başta Roma olmak üzere diğer Akdeniz merkezlerinin de en aranılır hediyelik eşyası olduğu kaydedilmektedir.
Aspendos Bizans ve Selçuklu dönemlerinde varlığını sürdüren şehirlerden biridir. Ünlü tiyatroda Selçuklu dönemi onarım izlerini özellikle dış cephe ortasındaki anıtsal kapı eklentisinde ve cephesindeki koyu kırmızı zigzag desenli sıva kaplamada görmek mümkündür. Selçuklu sultanlarının konakladıkları, kervansaray olarak düzenlendiği düşünülen sahne binasının günümüze dek sağlam kalabilmesinin en önemli nedeni de bu Selçuklu onarım ve korumacılığına bağlanır. Ulu Önder Atatürk 1930 yılında burayı ziyaret etmiş, "onarılıp yeniden kullanılması" için direktifler vermiştir.
Koordinatları : 36 56 20 K - 31 10 20 D
250px-Roman_theater_in_Aspendos 7443_asb3antalya-aspendos-2   aspendos 3aspendosas Aspendos-Tiyatrosuimages47CODGWA

04 Ekim 2020

Dağlık Karabağ Sorunu

 

Dağlık Karabağ, bugün bağımsız birer devlet olan Azerbaycan ve Ermenistan arasında, 20. yüzyılın başlarından bu yana yani Sovyetler Birliği döneminden kalma; 4 bin 400 kilometrekarelik bir sorun alanı.

Azerbaycan ve Ermenistan, 1922'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'ne katıldı. Tarihi olarak iki toplum arasında sorunlu bir alan olan Dağlık Karabağ da, 1923'te Azerbaycan Cumhuriyeti'ne bağlı özerk bir bölge statüsü kazandı. Moskova'nın kararı, Ermenistan yönetimi tarafından hiçbir zaman kabul görmedi.

Sovyetler Birliği'nin dağılmaya başladığı dönem olan 1980'lerde, Birlik çatısı altında on yıllardır üzeri kapanan birçok sorun gibi Dağlık Karabağ sorunu da su yüzüne çıktı.

Moskova'daki yönetimin eski gücünü üzerinde hissetmeyen Dağlık Karabağ'da örgütlü Ermeniler, Sovyetlerin kuruluşunda "Türkiye'yi memnun etmek için bölgenin Azerbaycan'a bağlandığını" iddia ederek Bakü yönetiminden ayrılmayı talep etti. Ekim 1987'de Erivan'da bu talebe destek gösterileri düzenlendi. Gösterilerden birkaç gün sonra, 18 Ekim 1987'de, bugün hâlâ sınır bölgesinde zaman zaman yaşanan çatışmaların ilk temeli atıldı. Dağlık Karabağ'ın Çardaklı Köyü'ndeki Ermeniler, Bakü yönetiminden çıkmayı talep ederek bölgedeki Azeri nüfusa saldırı düzenledi.

Çardaklı olaylarının büyümesiyle birlikte Ermenistan'da yaşayan Azeriler Azerbaycan'a, Azerbaycan'da yaşayan Ermeniler de Ermenistan'a göç etti.

Dağlık Karabağ Savunma Birlikleri, Azerbaycan ordusuna karşı eğitimde

Şubat 1988'de ise Dağlık Karabağ Ulusal Konseyi üyesi Ermeni vekiller, bölge nüfusunun yüzde 70'ini Ermenilerin oluşturduğunu belirterek Bakü'den ayrılarak Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanmayı talep etti. Bakü bu talebi reddetti, Moskova da Bakü'ye destek verdi ve talebi reddetti. Bölgede Azeri ve Ermeni nüfus arasında yaşanan çatışmalarda 30'un üzerinde kişi hayatını kaybetti.

1988'in sonunda iki halk arasındaki çatışmaların durdurulması için, bugün Dağlık Karabağ'ın idari merkezi konumundaki Henkendi'den Azeriler çıkarılırken, Suşa'dan da Ermeniler çıkarıldı.

Sovyet barış gücü askerleri Bakü'de

Kasım 1989'da Moskova, Dağlık Karabağ'ın yönetimini doğrudan Bakü'ye devretmişti.

Bu tarihten sonra Dağlık Karabağ sorunu, bir süre sonra bağımsızlığını kazanacak Bakü ve Erivan için en öncelikli sorunlardan biri haline geldi.

Öyle ki, Moskova'nın kararının ardından Ermeni Ulusal Hareketi'nin lideri seçilen Levon Ter-Petrosyan, 1991'de Sovyetler Birliği'nden ayrıldığını ilan etmesinin ardından Ermenistan Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı seçildi.

Aynı yıl bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan'da da, Dağlık Karabağ bölgesindeki çatışmalar ve kayıplar, yönetimlerin istifasına ve cumhurbaşkanlarının sürgüne gönderilmesine yol açtı. 1993'te savaş devam ederken Haydar Aliyev cumhurbaşkanı oldu.

Ermeni askerleri 1992'de Dağlık Karabağ bölgesine doğru harekete geçti


1992-1994 arası savaşa giden yol

1991'de iki halk arasındaki çatışmalar arttığı sırada, Moskova Bakü'den yana tavır aldı. Mayıs ayında Sovyet Ordusu tanklarını, Azerbaycan'a bağlı birliklerle Dağlık Karabağ yakınlarındaki binlerce Ermeni'nin yaşadığı bölgeye sürmüştü.

Azerbaycan Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan ettikten sonra, 1991 sonunda Dağlık Karabağ'ın özerklik statüsünü kaldırdığını açıkladı.

Bir ay sonra, 10 Aralık 1991'de Dağlık Karabağ Meclisi referanduma giderek Azerbaycan'dan ayrılmak istediğini duyurdu. Referandumu, çatışmaların ardından nüfusunun sadece yüzde 20'sini oluşturan Azeriler boykot etti. Dağlık Karabağ meclisi 1992 başında da bağımsızlığını ilan etti ancak bu ilanı sadece Ermenistan Cumhuriyeti tanıdı.

Ardından çatışmalar yoğunluk kazandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün o dönem "en kapsamlı sivil katliam" olarak nitelendirdiği Hocalı'da, Şubat 1992'de, Ermeni silahlı grupların baskınından kaçmaya çalışan en az 161 Azeri sivil hayatını kaybetti.

Silahlanan Dağlık Karabağ'daki Ermeni birlikleri, boşaltılan Suça kentini ve Ermenistan'ı bölgeye bağlayan Laçin koridorunu ele geçirdi.

1994'te sona eren savaşta 30 bin kişi hayatını kaybetti. Dağlık Karabağ bölgesi ile "rayon" adı verilen 7 bölge de Ermenistan tarafından işgal edilmiş oldu. Bu rayonlarda yerleşim yok, sadece Ermeni ordusuna bağlı askerler var. Bu durum, Dağlık Karabağ ile Azerbaycan arasındaki bağlantıyı da kopma noktasına getirdi. Bölgede kalan yaklaşık 600 bin Azeri de, mülteci durumuna düştü.

Savaş sonrası uluslararası toplum devrede

Bölgede zaman zaman çatışmalar yaşanıyor

Mayıs 1994'te ateşkesi sağlayan Bişkek Protokolü imzalandığında savaş resmen sona ermemiş ve ihtilaflı bölgeler üzerinde anlaşma sağlanmamıştı. Bu durum 26 yıldır hâlâ geçerliliğini koruyor.

1993'te Haydar Aliyev'in iktidara gelmesine kadar olan süreçte Azerbaycan'da yaşanan iç karışıklıklar, savaşın sonrasında da devam etti. Bu sebeple kaybedilen topraklarda Ermenistan, bölgeye kara ve demiryolu ulaşımını güçlendirdi. Dağlık Karabağ ile Ermenistan'ın bütçeleri tek bir çatı altında toplandı.

1994'te sorunun çözümü için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) önderliğinde Minsk Grubu oluşturuldu. Fransa, Rusya ve ABD'nin başkanlık yaptığı gruba Türkiye, Almanya, İtalya, Belarus, İsveç ve Finlandiya da üye. Teşkilat, on yılı aşkın süren müzakereler sonucunda, 29 Kasım 2007'de iki tarafın da olumlu yaklaştığı bir plan ortaya koydu.

Madrid Prensipleri olarak adlandırılan plana göre Dağlık Karabağ çevresindeki rayonların Azerbaycan'a teslim edilmesi; Dağlık Karabağ'a ara statü verilip nihai statü için görüşmelere başlanması; Ermenistan ile Dağlık Karabağ arasındaki koridorun açılması; yerlerinden edilmiş kişilerin topraklarına dönmesi, AGİT tarafından bölgeye barış gücü gönderilmesi öngörülüyordu.

Ancak 2007'den bu yana cephe hattında zaman zaman çatışmalar devam etti. Ateşkes ihlâllerinden iki taraf birbirini sorumlu tuttu.

Zaman zaman üst düzey görüşmeler de yürütüldü. Azerbaycan Ermenistan'ın işgal ettiği topraklardan çekilmesini talep ederken Ermenistan, Dağlık Karabağ'a kendi kaderini tayin edeceği bir statü sağlanmaması halinde bunu yapmayacağını duyurdu. İki taraf bugüne kadar anlaşmaya varmadı.

Ancak bu esnada Ermenistan Parlamentosu, Dağlık Karabağ bölgesinden gelen milletvekillerinin, bölgenin bağımsızlığının tanınması yönünde verdiği yasa tasarılarını da reddetti.

Haziran 2010, Haziran 2012, Ocak 2014, Ocak 2015 ve Nisan 2016'da ölümcül çatışmalar yaşandı. Her seferinde birkaç gün süren ve gerilimi tırmandıran çatışmalar sonrası, 20 yılı aşkın süredir devam eden statükoya dönüldü.

1993'te Rus lider Boris Yeltsin, Azeri, Ermeni ve Gürcü mevkidaşları Haydar Aliyev, Levon Ter-Petrosyan ve Edvard Şevardnadze ile Moskova'da buluştu.


İki ülke arasındaki çatışmalarda Rusya'nın rolü

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından Ermenistan bağımsızlığını kazansa da, hem diplomatik, hem askeri hem de maddi anlamda büyük ölçüde Rusya'nın etkisini üzerinde hissetmeye devam etti.

İki ülke arasında (Belarus, Kırgızistan, Kazakistan ve Tacikistan'ın da taraf olduğu) Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü çerçevesinde yürüyen bir askeri ittifak var. Bu kapsamda Ermenistan'da Rus ordusuna ait üsler de bulunuyor. İki ülke, aynı zamanda (Belarus, Kırgızistan ve Kazakistan'ın da taraf olduğu) Rusya öncülüğünde oluşturulan Avrasya Ekonomik Birliği'nin de üyesi.

Sovyetler Birliği dağılana dek bölgeyi Bakü'ye bağlı özerk bir bölge olarak tutmaya çalışan ve askeriyle birlikte Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne destek olan Moskova, bu dönemde kendi liderliğinde bir uluslararası gücün bölgede barış gücü olarak konuşlandırılmasını istiyordu.

Her ne kadar bu konuda Moskova'nın desteğini alsa da Bakü de Erivan gibi bu plana karşı çıktı.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından çıkan çatışmalarda Ermenistan'ın kullandığı ağır silahların tamamına yakınının Rusya'dan geldiği biliniyor. Ancak Rusya, kamuoyuna açık şekilde taraf belli etmektense her seferinde "diyalog" çağrısı yapıyor.

2016'daki çatışmaların ardından Putin arabulucu oldu

2 Nisan 2016'da, iki ülke ordular arasındaki cephe hattında yeniden çatışmalar başladı. Dört gün süren çatışmalarda iki taraftan da aralarında sivillerin de bulunduğu onlarca kişi hayatını kaybetti. 5 Nisan'da önce Azerbaycan, ardından Ermenistan ateşkes ilan etti.    

Toprak kayıplarıyla ilgili çelişkili açıklamalar gelse de, Azerbaycan'ın bazı kasabaları Ermenistan'dan geri aldığı biliniyor.

Bu dönemde Rusya, Ermenistan'a açık bir destek vermek yerine diyaloğun sürdürülmesi yönünde açıklamalar yaptı. Ermenistan ise, Azerbaycan'a açıkça destek ilan eden Türkiye'yi eleştirdi. Dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Serkisyan, "Türkiye, Karabağ'daki çözüm sürecinden tamamen uzak durmalı. Uluslararası toplum Karabağ'da güç kullanımını tartışırken, Azerbaycan'a dolaylı olarak desteğini açıklayan tek ülke Türkiye oldu" açıklaması yapmıştı.

Ateşkesin kalıcı hale gelmesi için 16 Mayıs 2016'da Azerbaycan lideri İlham Aliyev ve Serj Sarkisyan Viyana'da ABD, Rusya ve Fransa'nın arabuluculuğunda görüştü. Bu görüşmeler, 2008 sonrası ağırlık kazanan görüşmeler arasında en kapsamlısı oldu.

Haziran ayında da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan lideri İlham Aliyev ve Serj Sarkisyan'la St. Petersburg'da bir araya geldi. Görüşmelerin ardından Azeri yetkililer, Ermeni ordusunun Dağlık Karabağ'daki bazı illerin sırasıyla terk edeceğini ve kalan bölgelerle Ermenistan arasında bağlantının sağlanacağını; ardından da bölgenin statüsü için görüşmelere başlanacağını açıklamıştı. Ancak Ermeni yetkililer bu açıklamaları yalanladı ve görüşmeler sonuçsuz kaldı.

Türkiye ile ilişkilere etkisi ne oldu?


Ermenistan bağımsızlığını ilan ettiğinde Türkiye hemen tanımış ve iki ülke arasında diplomatik ilişki kanalları açılmıştı.

Ancak 1993'te, Ermenistan'ın Dağlık Karabağ'ı işgalinin ardından Azerbaycan'ın yanında yer alan Türkiye, Ermenistan sınırını kapattı ve diplomatik ilişkileri sınırlandırdı.

Ankara, sınırını açmak için işgalin sona ermesini beklediğini duyurdu.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Türkiye'nin Azerbaycan'a ihracatı 2019 yılında 1,6 milyar doları bulurken, bu ülkeden ithalatı 394,8 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Böylece toplam 2 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşıldı. Ancak iki ülke liderleri, Şubat ayında yaptıkları görüşmede ikili ticaret hacmini 15 milyar dolara ulaştırmayı hedeflediklerini söyledi.

Azerbaycan'dan gelen doğalgaz ve petrolün Türkiye'ye ve buradan Avrupa ve dünya piyasalarına geçişi için yapılmış doğalgaz boru hatları da kritik önemde. Azerbaycan, Avrupa'nın doğalgaz ve petrol talebinin yüzde 5 'ini karşılayarak bölgenin Rusya'ya olan bağımlılığını azaltıyor.

2016'da yaşanan çatışmalar, bu boru hatlarına çok yakın bir bölgede gerçekleşmişti.

2019 yılında Azerbaycan ihracatında Türkiye yüzde 14,6 ile ikinci sıradayken yüzde 3,7'si Rusya'ya gerçekleşmişti. İthalatta ise yüzde 16,8 ile Rusya birinci sırada, yüzde 12 ile Türkiye ikinci sırada geliyor.

Dört yılın ardından Dağlık Karabağ'da yeniden çatışma başladı

Temmuz 2020'de daha önce hiç çatışma yaşamayan Azerbaycan-Ermenistan sınırının Tovuz bölgesinde, ağır silahların da kullanıldığı çatışmalar meydana geldi.

BBC Azerice Servisi editörü Könül Halilova, bölgedeki uzmanların, hem Ermenistan, hem de Azerbaycan liderlerinin koronavirüs salgını sürecini iyi yönetemediklerini, işsizliğin arttığını ve bu nedenle liderlerin halkın ilgisini başka yöne çekmek için böyle bir çatışmaya girmiş olabilecekleri yorumunu yaptıklarına dikkat çekti.

BBC Rusça Servisi editörü Famil İsmailov da hem Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın, hem de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in siyasi güç ve otoritelerini sağlamlaştırma sürecinde olduklarını söyledi.


Ermenistan'da 27 Eylül'de sıkıyönetim ilan edildi.


Kısa süren bu çatışmalarda Rusya, güvenlik işbirliği içinde olduğu Ermenistan'a açık askeri destek vermezken Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Azerbaycan'ı destekleyen nitelikte açıklamalar yaptı:

"Ermenistan'ın saldırganlığını örtme çabasının uluslararası camia tarafından da hiçbir şekilde kabul görmemesini temenni ediyoruz. Türkiye, toprak bütünlüğünü koruma mücadelesinde tüm imkanlarıyla Azerbaycan'ın yanında yer almaya devam edecektir."

Dağlık Karabağ bölgesinde çatışmalar Pazar günü yeniden başladı.

İki taraf da birbirini suçlarken, Türkiye Azerbaycan'a destek veriyor. Pazartesi günü konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bölgede Dağlık Karabağ'ın işgaliyle başlayan krize artık bir son verilmelidir. İşgale uğrayan topraklar Azerbaycan toprakları. 'Artık hesap vakti geldi' diyen Azerbaycan kendi göbeğini kendisi kesmek zorunda kalmıştır" ifadelerini kullandı.

Ermenistan ise Türkiye'yi "gerilimi artırmakla" suçluyor. Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Türkiye'nin Azerbaycan'a askeri uzmanlar, F-16 uçakları ve insansız hava araçları gönderdiği belirtildi. Azerbaycan iddiaları reddetti.

Bugüne kadar yaşanan her çatışmada olduğu Azerbaycan bölgedeki bazı köy ve kasabaların kontrolünü geri aldığını açıklarken, Ermenistan iddiaları yalanlıyor.

Merak edilen sorular-cevaplar

image
image
image
image
image

Çıplak Öfke

ıuugılu
Kırmızı rujlu bir fahişe hayat... Ağzında kirli bir gülüş, dudaklarında iştahlı bir açgözlülük... Göz altlarındaki mor halkaların derininde sakladığı, uçurumlarla uzanıyor bedenime... Çürüyor gövdem, mor bir leke düşüyor dudaklarıma. Tuhaf bir üşüme sarıyor her yanı, sızlıyor içimdeki coşku; bir resim yırtılıyor, bir mum sönüyor. Çırılçıplak bir firar, derinleşen bir karanlık... Ben! Dilim keskin bir bıçak darbesi şimdi, kanatıyor cansız sözlerimi. El sürüyorum bu kanlı nefrete, bilmediğim zehirlerle almak istiyorum ruhunu. Canından can koparmak, mayın tarlalarında alnından süzülen kanı içmek... Köklerinden söktüğüm saçlarını sürümek. Ayaklarının dibine atmak alevimi... Sonrası bela, sonrası çakal sesleri...
Yığılıp kalmış bir fahişe hayat... Ezberden sövüp duruyor etrafa. Ağzından sızan kırmızıyı sıvazlayıp, kine bulanmış ellerimle vuruyorum tekrar yüzüne. Yağmur yetişiyor imdadıma, fikrime sızıyor, sokul diyor ıslaklığıma. Haydi diyorum al ve arıt beni. Düş üstüme, gövdeme seril. Üstüme sıçramış tüm düşmanlıkları dönüştür berrak çağlayanlara. Değip bereketiyle bedenime, çekiliyor o da sonrasında. Dokunuşunun ferahlığıyla sendeliyorum bir an. Çam kokuları, yürüyen bir kalabalık, çimlerin yeşili, eteklerimdeki kıpırtı, direnen bir coşku... An geliyor kurtuluyorum bu düşten, silkinip atıyorum üzerime serilen damlacıkların o beni benden alan serinliğini, bir çabuk kurutuyorum ateşimle...
Yine ellerim,
Yine parmak izlerim...
Koynumdaki acının o kekremsi sesi ve yine kendim...
Kurşun sıkmalı diyorum bu ayak direyen kadına... Çekip öfkeyle bağırmalı. Kem gözlerinin devinime aldanmayıp, vurmalı kavrayarak kollarından yerlere. Ensesine düşmeli ölümün o bildik soğuğu. Yükselen kahkahasını bastırmalı, nehrin yaslı sesi. Dudaklarındaki kırmızı ruj, inleyen bir kan çelengi olmalı yüzünün orta yerinde. Ama nafile! Koşmak yetmiyor ötelere, ayaklarımın zincirleri kırılmıyor. Yüzüme yayılan gece düşü, gökyüzüne savrulup tutkusuz bir zamanın boşluğunu bırakıyor avuçlarıma...
Tutunmak diyorum...
Susuyorum.
Şarkım alev alıyor...
Ben kırmızı rujlu bir fahişenin, yanık tenli kurbanı oluyorum...
Alıntı

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!