Katkıda bulunanlar
İcatlar-Keşifler
![]() | FUTBOL |
BLOGLARIMIZ
09 Temmuz 2020
Garip ama Gerçek
08 Temmuz 2020
Uçak Havada nasıl Kalır
eşit bir taşıma kuvveti meydana getirmesi gerekir.
Uçak kanatı yapısı sayesinde kanadın üstünden daha hızlı hava akışı olur ve bu kısımda basınç düşer. Alt tarafta daha yüksek basınç olduğu için bu basınç farkı uçağın yükselmesini sağlar.
Wright kardeşlerin 17 Aralık 1903’de uçtuğu oldukça hafif “uçan makine” adını verdiği
uçaktan başlayarak, günümüzde tonlarca ağırlığı olan uçakların havada nasıl durduğu, nasıl uçtuğu anlaşılması zor olan bir konu değildir.
Uçuş sırasında uçak dört aerodinamik kuvvetin etkisi altında kalır. Bu kuvvetler; kaldırma
kuvveti, ileri çekici kuvvet, geri sürükleyici kuvvet ve yer çekimi kuvveti(ağırlık)’dır.
Uçuş sırasında uçağı etkileyen dört aerodinamik kuvvet
Kaldırma kuvveti:
Kaldırma kuvveti, uçağın havalanmasını ve havada uçmasını sağlar. Kaldırma kuvvetinin
oluşması, kanatların yapısı ile doğrudan bağlantılıdır.
Kanadın üst bölümü; ön taraftan arkaya doğru azalan oranda kavisli, alt kısmı ise düz bir
yapıya sahiptir. Bu nedenle, üst taraftaki hava akışı, alt tarafa oranla daha fazladır.
Kanadın üst tarafından, alt tarafa göre daha fazla olan hava akışı, oluşturduğu basınç
farkı nedeniyle kaldırma kuvvetini meydana getirir.
Kaldırma kuvvetinin tam olarak oluşması, kanat hücum açısının değiştirilmesi ile mümkün olur.
Kanat hücum açısı arttırıldığında, kaldırma kuvveti ile hava sürati ve geri sürükleyici
kuvvetlerde de değişiklik meydana gelir.
Kanat hücum açısı (Angle of attack)
K = Kaldırma Kuvveti
K k= Kaldırma Kuvveti Katsayısı (Havanın direnci ve hücum açısı ile değişir.)
S = Kanat Alanı
P = Hava Yoğunluğu
V2 = Hız Kare (Hız saniyede feet’dir.)
Uçuş seviyesinin korunmasını sağlamak için; uçağın hızı azaldığında hücum açısı küçültülmeli,
uçağın hızı arttığında hücum açısı büyütülmelidir. Diğer bir anlatımla, hücum açısı, uçağın
hızı ile ters orantılıdır.
Ayrıca, kaldırıcı kuvvete yardım eden flaplar kullanılarak, hücum açısı ve hız kontrol
altında tutulur. Kanatların arkasında yer alan flaplar, kanadın üst kısmındaki kavisi
uzattığı için büyük ölçüde kaldırma kuvveti meydana getirir. Bu nedenle, kalkışta ve düşük
hızın gerekli olduğu inişte kullanılan flaplar ile hücum açısı ve hız kontrol altında tutulur
ve düşük hızda uçağın havada uçmasını sağlayan yeterli düzeyde kaldırma kuvveti elde edilmiş
olur.
İleri Çekici Kuvvet:
İleri çekici kuvvet, düzenli ve verimli çalışan motorla sağlanır.
İleri çekici kuvvet, toplam geri sürükleyici kuvveti yenebilmelidir. Düz uçuşta ve sabit
hızda ileri çekici kuvvet, geri sürükleyici kuvvetin toplamına eşittir.
Eğer ileri çekici kuvvet, geri sürükleyici kuvvetten fazla olursa, uçağın hızı, ileri çekici
kuvvet ile geri sürükleyici kuvvet eşit olana kadar artmaya devam eder.
Palleri sabit pervaneler ile palleri küçük açılı olarak ayarlanmış pervaneler, düşük
hızlarda, yüksek devirle istenen ileri çekici kuvveti meydana getirir. Palleri ayarlanan
pervanelerde, yakıtın harcanmasında ekonomi sağlamak için, seyahat hızında büyük açı ve
düşük devir kullanılarak gerekli olan ileri çekici kuvvet elde edilir.
Motorun gücü ile ileri çekici kuvvet birbirine eşit değildir. Geri sürükleyici kuvveti yenen
veya dengeleyen ileri çekici kuvvet, motordan aldığı güç ile dönen pervane tarafından
meydana getirilir.
Geri Sürükleyici Kuvvet:
Uçak havalandığında, iki ayrı geri sürükleyici kuvvetin birleşmesinden oluşmuş, toplam geri
sürükleyici kuvvetin etkisi altına girer.
Birinci geri sürükleyici kuvvet:
Kanat hücum açısı arttırıldığında, kanadın üst ve alt kısmından farklı oranlarda geçen hava,
kanadın sonunda geri sürükleyici bir kuvvet meydana getirir. Buna ek olarak, kuyruk ve
gövdede de benzer şekilde geri sürükleyici bir kuvvet meydana gelir. Bu şekilde meydana
gelen geri sürükleyici kuvvet, hava sürati ve hücum açısının değerlerine bağlı olarak
değişir. Kanatlarda kaldırma kuvveti oluşmaya başladığında, geri sürükleyici kuvvet de
oluşmaya başlar.
İkinci geri sürükleyici kuvvet:
Gövdenin dışında bulunan iniş takımı/tekerlekler, radyo anteni ve benzeri parçaların hava
içinde meydana getirdiği direnç nedeni ile oluşur. Uçağın bu tür parçalarına aerodinamik
şekil verilerek, geri sürükleyici kuvvetin mümkün olan en alt düzeyde oluşması sağlanır.
Kanatlarda meydana gelen geri sürükleyici kuvvetin, hız arttığında azalmasına karşın,
gövdenin dışında yer alan parçaların meydana getirdiği geri sürükleyici kuvvet artar.
İki farklı şekilde meydana gelen geri sürükleyici kuvvet birlikte toplam geri sürükleyici
kuvveti meydana getirir.
Yerçekimi kuvveti (ağırlık):
Yerçekimi kuvveti veya ağırlık, uçağı etkileyen dört kuvvetten, herkes tarafından en fazla
bilinenidir. Yerçekiminden kaynaklanan uçağın ağırlığı (1 G) olarak tanımlanır. Normal
şartlarda “1 G” olan bu oluşum, uçağın yukarı doğru yaptığı hareketlerde hücum açısıyla
orantılı olarak artar.
Bu nedenle, uçak üretilirken, yük ve kullanma limitleri göz önünde tutularak gerekli
hesaplamalar yapılır ve kanat ile gövdenin uçuştaki dayanıklılığı sağlanmış olur.
07 Temmuz 2020
Ayrılığı Sordular
Zaman hazan, zaman hüzünlü, güçsüz, zaman sararmış... 06 Temmuz 2020
Karaoğlan Efsanesi
İşte bu dağlarda bir zamanlar Karaoğlan adında bir yiğit varmış. Bileği güçlü, yüreği dopdolu.Oralarda yakın köyden bir kız sevmiş. Kız yapyabancının biriymiş. Karaoğlan bir Türk yiğidi imiş. Yapyabancı Türklere kız vermezlermiş. Ama kızın yüreği Karaoğlan’a tutkunmuş. Bi rgün buluşup elele vermişler, dağlara çıkmışlar, dağlar bizim demişler. Demişler ama, arkadan çeteler yürümüş, eli tüfekliler çıkmış.
İki sevgili, iki yavuklu dağlarda, yamaçlarda epey zaman sürünmüşler. Ama nihayet dağ dediğin insana yurt yuva olmaz ya… Karaoğlan ovaya inmeyi hiç çetecilerle göğüs göğüse hesaplaşmayı kaçınılmaz görmüş. Yavuklusunu köyün imamına teslim etmiş. Sonra Yalnız başına dağa çıkmış, çetelerle hesaplaşmaya tutuşmuş, onları birer birer temizlemiş.
Günler geçmiş, Karaoğlan da işini bitirmiş, köye dönmüş. Ama ne denir ki, uğruna can koyduğu yavuklusunun ölüsüyle karşılaşmış. Kızı alıp iki dağ arasında bir yamacın ortasına gömmüş.
Bütün köy halkı gözyaşı dökmüş. Şimdi Batı Trakya dağlarında o yamaç arasından geçenler sularda, esen yellerde, çağıltılarda hep o ağıdı dinlerlermiş. Kimin düğünü varsa, kim mutlu güne ayak atmak istiyorsa önce o dağ yamacındaki yavuklunun mezarını ziyaret ederlermiş. O günden bugüne Batı Trakya’daki o yöre Karaoğlan adıyla bilinmektedir.
Kaynak: Hakka Davet, S: 19, Gümülcine
05 Temmuz 2020
Paul Gauguin (1848- 1903) Hayatı ve Eserleri
Modern sanatın öncülerinden olan Gauguin, 1848 yılında orta halli bir ailenin çocuğu olarak Paris'te dünyaya gelmiştir. Üç yaşındayken ailesiyle birlikte Güney Amerika'ya gitmiş ve yedi yaşına kadar Peru'da yaşamıştır. Belki de, çocukluğunda yaşadığı bu tecrübe nedeniyle hayatı boyunca uzaklara özlem duyacaktır. Paris'e döndükten sonra, 1865 yılında deniz kuvvetlerine katılmış, 1871 yılında buradan ayrılarak borsada çalışmaya başlamıştır.
Başarılı bir kariyer ve düzenli bir aile hayatına sahip olan Gauguin, bu sırada izlenimci ressamların eserlerini toplamaya başlamıştır. Ancak onun resme duyduğu ilgi, bir koleksiyoner olmakla sınırlı kalmayacak; hafta sonlarını resim yapmaya ayırarak başladığı bu amatör uğraşı, onun sanat tarihinin en dikkat çekici isimlerinden birisi olmasına yol açacaktır.
1876 yılında, izlenimcilerin bilge büyüğü Pissarro'yla tanışmış ve aynı yıl Salon sergisine bir resmini yollamıştır. Nihayet, 1883'de sadece resim yapmaya yoğunlaşabilmek için mesleğini terketmiştir. Bu dönemde Monet, Sisley ve Pissarro etkisi altında izlenimci resimler üreten Gauguin, 1880- 1886 arasındaki izlenimci sergilerin dördüne katılmıştır. Ancak, resim tutkusu ailesinin geçimini sağlamasına yeterli olmayınca işinden sonra ailesini de terketmek zorunda kalmış ve 1886 yılında Kuzey Fransa'ya Pont Aven'e giderek burada uygarlıktan ve şehrin karmaşasından uzakta resim üretmeye yoğunlaşmıştır. 1888 tarihli Yakup'un Melekle Mücadelesi bu döneme ait önemli çalışmalarından birisidir.
Pont Aven'de genç sanatçı Emile Bernard ile birlikte sentetizm adını verdikleri yeni bir resim üslubunu geliştirmiştir. Bu; iki boyutlu resimde üç boyut hissini vermek için kullanılan göz aldatıcı teknikleri bir yana bırakan dekoratif bir üsluptur. "Renk iki boyutlu bir tabaka olarak imgenin kapladığı alanı örtecek biçimde sürülüyor ve kalın dış çizgilerle sınırlanıyordu." [RİCHARD, L.; Ekspresyonizm Sanat Ansiklopedisi, s.24]
Breton resimleri Gauguin'in sanatında yeni bir dönemi ortaya koyar ve onun halk sanatı ve ilkel sanata olan ilgisini yansıtır. Dönemin diğer önemli sanatçılarıyla da arkadaşlıklar kuran Gauguin, 1888'de Arles'a giderek bir süre Van Gogh'un yanında çalışmış ancak iki sanatçının arasındaki uyuşmazlıklar üst seviyeye çıkınca buradan ayrılmıştır. Sembolist edebiyat ve resim çevresiyle ilişki içerisinde olan Gauguin, bir süre Paris'te kaldıktan sonra tekrar Breton bölgesine dönmüş ve bu dönemde, baş yapıtlarından birisi olan Sarı İsa'yı gerçekleştirmiştir. Bu arada uzak dünyalara olan özlemi giderek artmaktadır. Nihayet, 1891 yılında Tahiti'ye gitmek üzere Fransa'dan ayrılır.
Uygarlıktan uzak bu cennette Gauguin, yerli halk ile birlikte yaşamış ve sanatsal üretimine yoğunlaşmıştır. Konusunu yerli halkın günlük yaşamından alan resimlerinde üslupsal gelişimini, klasik bir anlatım biçimine dönüştürmüştür. Nereden Geliyoruz? Kimiz? Nereye Gidiyoruz? (1897) adlı resminde sanatçı yaşamın kökenini, aşkın ve ölümün anlamını sorgulamaktadır.
1893 Temmuz'unda Paris'e dönen Gauguin'i, 1895'de yeniden Tahiti'de görürüz. Burada çok sayıda resim ve ahşap heykel üretmeye devam etmiştir. Resimleriyle 20.yüzyıl sanatını derinden etkileyen Gauguin, 1903 yılında yaşlı kıtadan çok uzaklarda, uygarlığın henüz kirletmediği bir yeryüzü köşesinde yaşama veda etmiştir









































Ana Sayfa