Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


09 Temmuz 2020

Garip ama Gerçek

Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlayıp aynı harfle biter.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Rusya'nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Einstein 9 yaşına kadar düzgün konuşamamıştır. Ailesı onun özürlü olduğunu düşünmüştür.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Eğer bir insan 8 sene, 7 ay ve 6 gün bağırabilseydi (aralıksız), bu bir kahveyi ısıtabilcek olan enerjiye eş bir enerji oluştururdu.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Kedilerin herbir kulağında 32 adele vardır.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki kaloriden daha fazladır.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Köpeklerin ter bezleri ayaklarındadır.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Atlar bir ay kadar ayakta kalabilirler.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Hayvanlar aleminde sadece domuzlar güneşten yanabilir.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Avustralya'daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Bir erkek, hayatının ortalama 3350 saatini tıraş olmak için harcar.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.





Çok az bilinen tuhaf gerçekler!

Her insanın dilinin izi de parmak izi gibi farklıdır.


08 Temmuz 2020

Uçak Havada nasıl Kalır

ghy Bir cismin havada uçabilmesi için uçuş anında cisme çarpan havanın en az cismin ağırlığına
eşit bir taşıma kuvveti meydana getirmesi gerekir.

Uçak kanatı yapısı sayesinde kanadın üstünden daha hızlı hava akışı olur ve bu kısımda basınç düşer. Alt tarafta daha yüksek basınç olduğu için bu basınç farkı uçağın yükselmesini sağlar.
Wright kardeşlerin 17 Aralık 1903’de uçtuğu oldukça hafif “uçan makine” adını verdiği
uçaktan başlayarak, günümüzde tonlarca ağırlığı olan uçakların havada nasıl durduğu, nasıl uçtuğu anlaşılması zor olan bir konu değildir.

Uçuş sırasında uçak dört aerodinamik kuvvetin etkisi altında kalır. Bu kuvvetler; kaldırma
kuvveti, ileri çekici kuvvet, geri sürükleyici kuvvet ve yer çekimi kuvveti(ağırlık)’dır.

Uçuş sırasında uçağı etkileyen dört aerodinamik kuvvet

Kaldırma kuvveti:

Kaldırma kuvveti, uçağın havalanmasını ve havada uçmasını sağlar. Kaldırma kuvvetinin
oluşması, kanatların yapısı ile doğrudan bağlantılıdır.
Kanadın üst bölümü; ön taraftan arkaya doğru azalan oranda kavisli, alt kısmı ise düz bir
yapıya sahiptir. Bu nedenle, üst taraftaki hava akışı, alt tarafa oranla daha fazladır.
Kanadın üst tarafından, alt tarafa göre daha fazla olan hava akışı, oluşturduğu basınç
farkı nedeniyle kaldırma kuvvetini meydana getirir.
Kaldırma kuvvetinin tam olarak oluşması, kanat hücum açısının değiştirilmesi ile mümkün olur.
Kanat hücum açısı arttırıldığında, kaldırma kuvveti ile hava sürati ve geri sürükleyici
kuvvetlerde de değişiklik meydana gelir.

Kanat hücum açısı (Angle of attack)

hhk Kaldırma kuvvetinin meydana gelmesinde hücum açısına ilave olarak; kanat alanı, hava yoğunluğu ve hız da önemli birer etkendir. Bütün bu etkenler aşağıdaki formülde yerini aldığında kaldırma kuvvetinin oluşması daha iyi anlaşılır.

K = Kaldırma Kuvveti
K k= Kaldırma Kuvveti Katsayısı (Havanın direnci ve hücum açısı ile değişir.)
S = Kanat Alanı
P = Hava Yoğunluğu
V2 = Hız Kare (Hız saniyede feet’dir.)

Uçuş seviyesinin korunmasını sağlamak için; uçağın hızı azaldığında hücum açısı küçültülmeli,
uçağın hızı arttığında hücum açısı büyütülmelidir. Diğer bir anlatımla, hücum açısı, uçağın
hızı ile ters orantılıdır.
Ayrıca, kaldırıcı kuvvete yardım eden flaplar kullanılarak, hücum açısı ve hız kontrol
altında tutulur. Kanatların arkasında yer alan flaplar, kanadın üst kısmındaki kavisi
uzattığı için büyük ölçüde kaldırma kuvveti meydana getirir. Bu nedenle, kalkışta ve düşük
hızın gerekli olduğu inişte kullanılan flaplar ile hücum açısı ve hız kontrol altında tutulur
ve düşük hızda uçağın havada uçmasını sağlayan yeterli düzeyde kaldırma kuvveti elde edilmiş
olur.

İleri Çekici Kuvvet:

İleri çekici kuvvet, düzenli ve verimli çalışan motorla sağlanır.
İleri çekici kuvvet, toplam geri sürükleyici kuvveti yenebilmelidir. Düz uçuşta ve sabit
hızda ileri çekici kuvvet, geri sürükleyici kuvvetin toplamına eşittir.
Eğer ileri çekici kuvvet, geri sürükleyici kuvvetten fazla olursa, uçağın hızı, ileri çekici
kuvvet ile geri sürükleyici kuvvet eşit olana kadar artmaya devam eder.

Palleri sabit pervaneler ile palleri küçük açılı olarak ayarlanmış pervaneler, düşük
hızlarda, yüksek devirle istenen ileri çekici kuvveti meydana getirir. Palleri ayarlanan
pervanelerde, yakıtın harcanmasında ekonomi sağlamak için, seyahat hızında büyük açı ve
düşük devir kullanılarak gerekli olan ileri çekici kuvvet elde edilir.

Motorun gücü ile ileri çekici kuvvet birbirine eşit değildir. Geri sürükleyici kuvveti yenen
veya dengeleyen ileri çekici kuvvet, motordan aldığı güç ile dönen pervane tarafından
meydana getirilir.

Geri Sürükleyici Kuvvet:

Uçak havalandığında, iki ayrı geri sürükleyici kuvvetin birleşmesinden oluşmuş, toplam geri
sürükleyici kuvvetin etkisi altına girer.

Birinci geri sürükleyici kuvvet:

SCA22LK5KCA3S33BHCACG00TRCABCFN9KCAFB2D4ZCA4DMPJZCA6914H8CAE8M4Q1CAF089W9CAEGR5KSCAXYQASNCASK6RHQCAS7G3X4CA28ZBSGCA0NQTZYCAV0SB2XCAEY4A8DCAH29MC1CAR6KHST

Kanat hücum açısı arttırıldığında, kanadın üst ve alt kısmından farklı oranlarda geçen hava,
kanadın sonunda geri sürükleyici bir kuvvet meydana getirir. Buna ek olarak, kuyruk ve
gövdede de benzer şekilde geri sürükleyici bir kuvvet meydana gelir. Bu şekilde meydana
gelen geri sürükleyici kuvvet, hava sürati ve hücum açısının değerlerine bağlı olarak
değişir. Kanatlarda kaldırma kuvveti oluşmaya başladığında, geri sürükleyici kuvvet de
oluşmaya başlar.

İkinci geri sürükleyici kuvvet:

Gövdenin dışında bulunan iniş takımı/tekerlekler, radyo anteni ve benzeri parçaların hava
içinde meydana getirdiği direnç nedeni ile oluşur. Uçağın bu tür parçalarına aerodinamik
şekil verilerek, geri sürükleyici kuvvetin mümkün olan en alt düzeyde oluşması sağlanır.

Kanatlarda meydana gelen geri sürükleyici kuvvetin, hız arttığında azalmasına karşın,
gövdenin dışında yer alan parçaların meydana getirdiği geri sürükleyici kuvvet artar.
İki farklı şekilde meydana gelen geri sürükleyici kuvvet birlikte toplam geri sürükleyici
kuvveti meydana getirir.

şş

Yerçekimi kuvveti (ağırlık):

Yerçekimi kuvveti veya ağırlık, uçağı etkileyen dört kuvvetten, herkes tarafından en fazla
bilinenidir. Yerçekiminden kaynaklanan uçağın ağırlığı (1 G) olarak tanımlanır. Normal
şartlarda “1 G” olan bu oluşum, uçağın yukarı doğru yaptığı hareketlerde hücum açısıyla
orantılı olarak artar.
Bu nedenle, uçak üretilirken, yük ve kullanma limitleri göz önünde tutularak gerekli
hesaplamalar yapılır ve kanat ile gövdenin uçuştaki dayanıklılığı sağlanmış olur.

07 Temmuz 2020

Ayrılığı Sordular

Zaman hazan, zaman hüzünlü, güçsüz, zaman sararmış...
Toplar ateşleniyor, namlunun ucu alev alev,
Ayrılığı sordular bana...
Ayaz kapıya dayanmış...
Gökyüzü gri, silik, dağların tepesine çökmüş sis..
Bir başağrısı, gardı düşmüş kalabalık köşebaşlarında zafer nidaları atar
sessizlik
Cehenneme döner herşey, köprüler çöker, yollar yarılır binalar toz duman
Lavlar fışkırır vurgun yemiş yüreğinden; boğazında düğümlenir
Çevre buz kesmiş, adımlar aksak, yavaş; kurumak bilmez yanaklar
geçmeyi unutmuş zamanda
Yığılmış düşünceler çatı kurar beyninde,pencereler vurur,perdeler uçuşur
rüzgar olmasada
Yorgun düşer yalnızlığın kahrettiği körelmiş beden;yıldızların öksüz bıraktığı gizemli gecelerde

Sızlayan göz kapaklarında yok olur, parlaklığını kaybedip bir bir...
Yamalı sevinçlerinde irileşmiş gözbebeklerinden dudaklarına sızar tembel
tebessümler
Verimsizdir ufuk çizgisinde sınırlarını tanımlayamadığın sevgi tarlalarında
tohum...
Boynunu bükmüştür meyva bahçelerindeki ağaçlar...
Efkarlı türkülerde, içli bestelerde hep ıslaktır gözler...
Yüz arza yapışır, hayaller arş'a asılmayı beklerken...
Güneşin batışıdır iliklerine kadar karanlığı çökerten...
Tan yeri çerçevelere sıkışıp tablolarda kalmıştır her an.
Yaban aydınlanır, sana kandiller bile küs.
Duvarlara asarsın, gölgeni hergün defalarca...
Konuşursun aynaya bakıp kendinle, dün umut dolu dediğin yarının puslu bugün olduğunu...
Bir meltem bile kasırgadır, posası kalmış hayatta...

Tokaçların uğultusu, raylarda kopup giden vagonların armonisi kulak kıvrımlarında gezinir...
Titrek arzuların kırıntıları yüzünde yansıdıkça, maytaplar saçılır rengarenk cılız heveslere...
Kurumuş yaprakların tütsüsü yayılır, cemrelerin ısıtamadığı çıplak tenine...
Kirpiklerinden kayan yorgun akşamların nemli ışık tanecikleri
gamzelerinde dizilir
Gülmeye hasret dudaklarının kavisli gölgelerinde dans ederler
Yüreğinde azılı tutkular, tırnaklarını geçirdiğin çamura
bulanmış avuçlarındaki sıcaklıkta boğulur.
Buğulu gözlerine esir düşmüş damlaların hüznü, yanaklarında
gelgit yapar
Dalgalara teğet geçen martılarda ararsın yitik çareyi...
Tepende tufan, ayrılıkçı bulutlar kavgada, şimşekler çakar asık çehrelere...
Dinmek bilmeyen yağmurlarda gömülü hayali, toprakta bitirir yolculuğunu...
Gönül hasta, akıl yasta, soran olmaz, kapını çalan nafile...
MD-2002

06 Temmuz 2020

Karaoğlan Efsanesi

Karaoğlan dağları İskeçe’ye bağlı Sünnetçiköy’ün hemen eteklerinde başlar. Bu dağların şirinliği, hele yazın serinliği insanı kendisine bağlar.
İşte bu dağlarda bir zamanlar Karaoğlan adında bir yiğit varmış. Bileği güçlü, yüreği dopdolu.
Oralarda yakın köyden bir kız sevmiş. Kız yapyabancının biriymiş. Karaoğlan bir Türk yiğidi imiş. Yapyabancı Türklere kız vermezlermiş. Ama kızın yüreği Karaoğlan’a tutkunmuş. Bi rgün buluşup elele vermişler, dağlara çıkmışlar, dağlar bizim demişler. Demişler ama, arkadan çeteler yürümüş, eli tüfekliler çıkmış.
İki sevgili, iki yavuklu dağlarda, yamaçlarda epey zaman sürünmüşler. Ama nihayet dağ dediğin insana yurt yuva olmaz ya… Karaoğlan ovaya inmeyi hiç çetecilerle göğüs göğüse hesaplaşmayı kaçınılmaz görmüş. Yavuklusunu köyün imamına teslim etmiş. Sonra Yalnız başına dağa çıkmış, çetelerle hesaplaşmaya tutuşmuş, onları birer birer temizlemiş.
Günler geçmiş, Karaoğlan da işini bitirmiş, köye dönmüş. Ama ne denir ki, uğruna can koyduğu yavuklusunun ölüsüyle karşılaşmış. Kızı alıp iki dağ arasında bir yamacın ortasına gömmüş.
Bütün köy halkı gözyaşı dökmüş. Şimdi Batı Trakya dağlarında o yamaç arasından geçenler sularda, esen yellerde, çağıltılarda hep o ağıdı dinlerlermiş. Kimin düğünü varsa, kim mutlu güne ayak atmak istiyorsa önce o dağ yamacındaki yavuklunun mezarını ziyaret ederlermiş. O günden bugüne Batı Trakya’daki o yöre Karaoğlan adıyla bilinmektedir.
 Karaoğlan, daha sonra bir süre yaşamış, kendi adını verdiği Balkanı’da vefat etmiş. Bugün de türbesi Karağolan Dağının tepesindedir.
Kaynak: Hakka Davet, S: 19, Gümülcine

05 Temmuz 2020

Paul Gauguin (1848- 1903) Hayatı ve Eserleri

MD GDT 001 Modern sanatın öncülerinden olan Gauguin, 1848 yılında orta halli bir ailenin çocuğu olarak Paris'te dünyaya gelmiştir. Üç yaşındayken ailesiyle birlikte Güney Amerika'ya gitmiş ve yedi yaşına kadar Peru'da yaşamıştır. Belki de, çocukluğunda yaşadığı bu tecrübe nedeniyle hayatı boyunca uzaklara özlem duyacaktır. Paris'e döndükten sonra, 1865 yılında deniz kuvvetlerine katılmış, 1871 yılında buradan ayrılarak borsada çalışmaya başlamıştır.
Başarılı bir kariyer ve düzenli bir aile hayatına sahip olan Gauguin, bu sırada izlenimci ressamların eserlerini toplamaya başlamıştır. Ancak onun resme duyduğu ilgi, bir koleksiyoner olmakla sınırlı kalmayacak; hafta sonlarını resim yapmaya ayırarak başladığı bu amatör uğraşı, onun sanat tarihinin en dikkat çekici isimlerinden birisi olmasına yol açacaktır.
1876 yılında, izlenimcilerin bilge büyüğü Pissarro'yla tanışmış ve aynı yıl Salon sergisine bir resmini yollamıştır. Nihayet, 1883'de sadece resim yapmaya yoğunlaşabilmek için mesleğini terketmiştir. Bu dönemde Monet, Sisley ve Pissarro etkisi altında izlenimci resimler üreten Gauguin, 1880- 1886 arasındaki izlenimci sergilerin dördüne katılmıştır. Ancak, resim tutkusu ailesinin geçimini sağlamasına yeterli olmayınca işinden sonra ailesini de terketmek zorunda kalmış ve 1886 yılında Kuzey Fransa'ya Pont Aven'e giderek burada uygarlıktan ve şehrin karmaşasından uzakta resim üretmeye yoğunlaşmıştır. 1888 tarihli Yakup'un Melekle Mücadelesi bu döneme ait önemli çalışmalarından birisidir.

MD GDT 002     MD GDT 003

Pont Aven'de genç sanatçı Emile Bernard ile birlikte sentetizm adını verdikleri yeni bir resim üslubunu geliştirmiştir. Bu; iki boyutlu resimde üç boyut hissini vermek için kullanılan göz aldatıcı teknikleri bir yana bırakan dekoratif bir üsluptur. "Renk iki boyutlu bir tabaka olarak imgenin kapladığı alanı örtecek biçimde sürülüyor ve kalın dış çizgilerle sınırlanıyordu." [RİCHARD, L.; Ekspresyonizm Sanat Ansiklopedisi, s.24]
Breton resimleri Gauguin'in sanatında yeni bir dönemi ortaya koyar ve onun halk sanatı ve ilkel sanata olan ilgisini yansıtır. Dönemin diğer önemli sanatçılarıyla da arkadaşlıklar kuran Gauguin, 1888'de Arles'a giderek bir süre Van Gogh'un yanında çalışmış ancak iki sanatçının arasındaki uyuşmazlıklar üst seviyeye çıkınca buradan ayrılmıştır. Sembolist edebiyat ve resim çevresiyle ilişki içerisinde olan Gauguin, bir süre Paris'te kaldıktan sonra tekrar Breton bölgesine dönmüş ve bu dönemde, baş yapıtlarından birisi olan Sarı İsa'yı gerçekleştirmiştir.
MD GDT 004Bu arada uzak dünyalara olan özlemi giderek artmaktadır. Nihayet, 1891 yılında Tahiti'ye gitmek üzere Fransa'dan ayrılır.

Uygarlıktan uzak bu cennette Gauguin, yerli halk ile birlikte yaşamış ve sanatsal üretimine yoğunlaşmıştır. Konusunu yerli halkın günlük yaşamından alan resimlerinde üslupsal gelişimini, klasik bir anlatım biçimine dönüştürmüştür. Nereden Geliyoruz? Kimiz? Nereye Gidiyoruz? (1897) adlı resminde sanatçı yaşamın kökenini, aşkın ve ölümün anlamını sorgulamaktadır.
1893 Temmuz'unda Paris'e dönen Gauguin'i, 1895'de yeniden Tahiti'de görürüz. Burada çok sayıda resim ve ahşap heykel üretmeye devam etmiştir. Resimleriyle 20.yüzyıl sanatını derinden etkileyen Gauguin, 1903 yılında yaşlı kıtadan çok uzaklarda, uygarlığın henüz kirletmediği bir yeryüzü köşesinde yaşama veda etmiştir

MD GDT 005   MD GDT 006 MD GDT 007 MD GDT 008 MD GDT 009 MD GDU 005 MD GDU 006MD GDU 001 MD GDU 002 MD GDU 003 MD GDU 004   MD GDU 007

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!