Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


01 Haziran 2020

Su Felsefesi

Sufizm’de SU FELSEFESİ Suyun doğası bir felsefe anlatır. Mesela dağdan akan suyu düşünün. En az direnç gösteren yolu seçer akmak için. Yani önüne bir kaya çıkacak olursa onunla uğraşmaz, kayayla mücadele etmez, etrafından dolaşıp devam eder akmaya. Suyun bu doğasından alınan ilhamla şöyle der Sufiler: “Seninle uğraşan hiç kimseyle uğraşma, eğer uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın. Etrafından dolanıp devam et yoluna.” Diyelim ki dağdan akan su önüne çıkan kayanın etrafından dolaşamayacak bir yola denk geldi. O zaman ne yapar, birikip üstünden aşar. Yok eğer bu da olmuyorsa sabırla kayayı damla damla delmeye başlar. Kayayı delmeyi başaran suyun kuvveti değildir tabii ki, damlaların sürekliliğidir ki buna da “sabır” derler. Sabretmek hiçbir şey yapmadan oturmak değildir. “Sabır dikenin içinde gülü, gecenin içinde gündüzü hayal edebilmektir.” der Şems-i Tebrizi. Suyun doğası imkansızın bile başarılabileceğini, bunun için sabırlı ve istikrarlı olduğunu öğretir. Kayayı delen su elbette yine yoluna devam eder. Su hep akar. Bilir ki aktıkça temizlenir. Bazen dere kenarlarında su birikintileri oluşur, akmayan su bulanır, çamurlaşmaya başlar. Üzerine pislik birikir ve Sufiler bu yüzden derler ki: “Sen su gibi ak. Her daim yenilen. Her gün yenilen. İki günün aynı olmasın. Dünü dünde bırak yeni şeyler öğren.”
Mesela su değişimden hiç korkmaz. Ama insanlar değişimi sevdiklerini söyleseler de aslında bundan çok korkarlar. Su değişimi ne güzel de anlatır. Bazen yağmur olur, bazen kar olur, bazen buz olur, bazen buhar olur. Buhar olduğunda çıkar gökyüzüne yağmur olup iner yine yere.
Ayrıca su uyumludur. Çay bardağına koyduğunda çay bardağının şeklini alır, kovaya koyduğunda kovanın. Sürekli bulunduğu yere uyumlanır ama doğası hiç değişmez. Her yere her şeye uyum sağlar. Unutma ki dünyada her zaman doğaya uyum sağlayanlar hayatta kalır. Uyum sağlayanlar esnektir çünkü. Değişime direnenlerse katı. Fırtına en sert en güçlü ağaçları devirir ama esnek fidanlara, otlara hiçbir şey yapamaz. o yüzden esnek olanlar, uyum sağlayanlar hayatta kalır. Aynı zamanda akışa teslim olur. Teslimiyet içindedir. Çünkü bilir ki bütün dereler eninde sonunda büyük denizlere, okyanuslara akar. Elinden geleni yaptıktan sonra hayatın akışına teslim olmaktır bu. Su berraktır, şeffaftır. Olduğu gibidir yani. Paylaşımcıdır. Hep besleyicidir. İnsanları, hayvanları, doğayı besler. Hayatı başlatandır. Su olan her yerde bitkiler vardır, hayvanlar vardır, insanlar vardır. İşte suyun bu yapısından dolayı Sufiler birbirlerine “Su gibi ol Azizim” derler.

31 Mayıs 2020

SpaceX ilk insanlı uzay mekiği başarıyla fırlatıldı!.

SpaceX

Büyük bir merakla beklenen SpaceX fırlatışı geçtiğimiz günlerde olumsuz hava koşulları nedeniyle ertelenmişti. SpaceX'in "Crew Dragon" isimli uzay mekiğiyle ilk insanlı uçuş denemesi başarı ile gerçekleştirildi.

Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) ve California merkezli SpaceX firması tarafından uygulamaya konulan tarihi fırlatılış, Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden dün ABD doğu saati ile 15.22'de (TSİ 22.22) yapıldı.

İlk insanlı test uzay yolculuğu, NASA ve SpaceX'in sosyal medya hesapları başta olmak üzere birçok Amerikan televizyon kanalı tarafından canlı yayınlandı.

25 Mayıs'ta yapılması planlanan fırlatılışın, dakikalar kala hava şartlarının elverişsiz olduğu gerekçesi ile ertelendiğini duyuran NASA yetkilileri, bir sonraki fırlatılışın bugün gerçekleşeceğini bildirmişti.

Başarı ile gerçekleşen tarihi insanlı fırlatılış ve yeniden kullanılır roketle yapılan uzaya yolculuk neticesinde, NASA'nın dünya yörüngesinde bulunan Uluslararası Uzay İstasyonu'na astronot göndermek için her seferinde Rusya'ya koltuk başına ödediği yaklaşık 85 milyon dolarlık masraftan kurtulmasının da yolu açılmış oldu.

NASA, 2011 yılından bu yana mürettebatlı uçuş projesini askıya almasından dolayı astronotlarını uzay istasyonuna taşımak için Rusya'ya ait Soyuz uzay araçlarını kullanıyordu.

Rembrandt Eserleri Part 2

MD FSY 008 (1660-Le-Festin-D-Esther)

MD FSV 002 (1635-le-Sacrifice-D-Isaac)

MD FSV 003 (1635-Mise-Au-Tombeau) MD FSV 004 (1636-Detail-Capture-De-Samson) MD FSV 005 (1638-Apparition-A-Marie-Madeleine) MD FSV 006 (1638-Autoportrait-Avec-Saskia-Ou-Le-Prodigue) MD FSV 007 (1640-Le-Predicateur-Menonite-Cornelis) MD FSV 008 (1642-David-Et-Jonathan) MD FSV 009 (1644-Le-Christ-Et-La-Femme-Adultere) MD FSY 001 (1645-La-Sainte-Famille-Avec-Anges) MD FSY 002 (1645-Le-Songe-De-Joseph)MD FSY 005 (1659-De-La-Harpe-Pour-Saul) MD FSY 003 (1646-L-Adoration-Des-Bergers)

MD FSY 004 (1646-La-Sinte-Famille-Avec-Encadrement) 

 MD FSY 006 (1659-Le-Sacrifice-D-Isaac) MD FSY 007 (1660-Le-Combat-De-Jacob-Avec-L-Ange)

Part 3  MD FOF 004

İBNİ SİNA (980-1037)

Ünlü Türk filozofu İbni Sina (Ebu Ali el-Hüseyin bin Abdullah İbn-i Sina) Farabi'nin ölümünden otuz yıl sonra , Ağustos 980 tarihinde bugünkü Özbekistan sınırları içerisindeki Buhara şehrinin Afşane köyünde dünyaya gelmiştir ve bütün Ortaçağ Avrupa'sında felsefenin temel taşlarından birisi olarak kabul edilip “Avicenna” ismi ile ün kazanmıştır.

HAYATI

Çocukluk Ve Gençlik

On yaşındayken o devrin klasik eğitimini bitirip (Kur'an ve edebiyat) , geometri , fıkıh (İslam hukuku) , Grek felsefesi ve mantık öğrenir. Hocalarını geride bıraktığından kendi başına teoloji , fizik , matematik ve özellikle tıp çalışır.

Onaltı yaşında ünlü olan İbni Sina , idaresi altında hekimler çalıştırmaya başlar. Bir buçuk sene süresince kendini tamamen felsefeye adar ve bu süre içerisinde kendi ifadesi ile kırk kez okuyup anlamadığı Aristo “Metafiziğini” tesadüfen eline geçirdiği Farabi'nin yorumu ile anlar.

Kütüphaneye Kabul

Onsekiz yaşındaki İbni Sina bilinen bütün ilimlere vakıftır. Bu sırada Buhara sultanının yanına çağırılarak onun çare bulunamayan hastalığını tedavi eder. Bu başarısı hayatının dönüm noktası olur çünkü emrine amade edilen sultanın değerli kütüphanesi , kendisine bilgilerini genişletme fırsatı verecektir. Yırmiiki yaşında İbni Sina , sultanların politik kararlarını vermeden önce danıştıkları bir kişi olmuştur.

Seyahatler

Saltanatın son günlerinde Buhara'dan ayrılan İbni Sina , Horasan ve Harizm illerini dolaşır ve kendisini takdir edip ağarlayacak bir saray çevresi arar.

1012 senesinde geldiği Cürcan'da , ölümüne kadar yanından ayrılmayacak olan talebesi Ebu Ubeyd el-Cüzcani ile karşılaşır ve Şirazi ile yakın dostluklar kurar. İbni Sina burada pek çok risale (küçük , kısa kitap) ve eser verir.

( El-Kanun'un başlangıcı , El-Mecesti özeti )

Bu dönemde kendi halini dile getiren kasidesinin (1) bir beyiti şöyledir.


Galiba yok bana dar gelmeyecek bir belde ,

Değerim çok , alacak müşteri bilmem nerede?

Politika

Hemedan emrinin veziri olan İbni Sina, hekim, bakan ve filozof olarak dolu ve hareketli bir hayat sürdürmeye başlar. Devlet işleri ile meşgul olduğundan geceleri ve hatta at üzerindeyken yazmaya devam etmektedir.

Uğradığı siyasi iftiralar , görevinden alınıp , Ferdecan kalesine kapatılmasına sebep olur. Bu olay , hapsedildiği dört ay süresince üç eser yazmasına engelleyemez. ( Hay Ibn Yakzan Risalesi , Kulunç Kitabı ve el Hidayat )

İsfahan

Hapisten çıkarılan İbni Sina , Hemedan'a dönmüştür fakat kendisini kıskananlar tarafından gözlenir ve gizlice İsfahan'a kaçar. İsfahan'da kendini özellikle ilmi çalışmalara verir. Bir çok eser kaleme alır. Sağlığı giderek bozulan İbni Sina 1037 ‘ de Hemedan'a döndüğünde elliyedi yaşında iken Kulunç hastalığından ölür.

ESERLERİ

İbni Sina hemen her ilim dalında eserler yazmış ve özellikle filozof dalında ün kazanmıştır.

Onyedisi sadece tıbba ait olan yüzaltmış küsur eseri vardır. Başlıca eserler :

El-Şifa
El-Kanun fi't-Tıp ( Tıp Kanunu )
El-İşaret ve't-Tenbihat
El-Necat

“Metafizik” ve “Kitab el-Nefs” adlı eserleri Latinceye en önce çevrilenleridir. Ortaçağda “Suffcientia” şeklini alan “”El-Şifa” onaltı sahifeden sadece onikisinin çevrildiği, içine mantığı , tabbi bilimler, psikolojiyi , fiziği ve metafiziği alan onsekiz bölümlük , geniş kapsamlı büyük bir eserdir. Meşşai felsefesinin en iyi eseri olan bu eseri İbni Sina Hamedan'da kaldığı sırada yirmi günde yazmıştır. Daha sonra bu eserin bir özeti niteliğindeki üç bölümlük “El-Necatı'ı” yazar El işarat vet–Tenbihat , El Necat üzerinde düzeltmeler ve değiştirmeler yapmak üzere yazdığı eseridir.

“El-Kanun Fit't-Tıbb” adlı eserinin bir kısmını Cürcan ve Rey'de yazmıştır ve esri Hamedan'da tamamlamıştır. Ondört bölümdür. Açıklama ve deneye dayanmıştır.

İbni Sina hemen her ilim dalında eserler yazmış ve özellikle filozof olarak ün kazanmıştır. Ortaçağda latinceye çevrilen eserleri “Avicennism” denilen etkiler yaratmıştır.

FELSEFESİ

İslam felsefesinin iki büyük okulu ; meşaiyye ve işrakkiye okullarıdır.

Meşailik : Platon-Aristotales uzlaştırılması , İşrakilik ; Platon– Tasavvuf uzlaştırılmasıdır.

Deneycilikle akılcılığı bağdaştıran İbni Sina bu bağdaştırmasında doğabilimsel islam felsefesinin kurucusu Razi ile Farabi'den yararlanır. Meşailikten işrakiliğe geçmiş bir düşünür olmasıyla da islam felsefesinde önemli bir rol oynamaktadır.

İbni Sina felsefesi üçe ayrılır.
• Yüksek bilimler ( Al-ilm-ül-ali)

Maddesinden tümüyle ayrışmış biçimlerin bilimiki bunlar : metafizik ve mantıktır.
• Aşağı bilimler ( Al- ilm-ül-efsel )

Maddesine bağlı biçimlerin bilimiki bunlar tabiat bilimleridir.
• Orta bilimler ( Al-ilm-ül-avsat )

Maddesinden ancak zihinde ayrılan bilimler ki bunlar matematik bilimleridir.

İbni Sina matematikten mantığa ve oradanda metafiziğe geçer Aristo gibi felsefeyi ikiye ayırır ;
• Nazari Hikmet ( Kuramsal felsefe )
• Amali Hikmet ( Eylemsel Felsefe)

Birincisinde tabiat felsefesi , matematik felsefe ve metafizik vardır. Eylemle değil , bilmekle ilgilidir.

İkincisi hem eyleme hem de bilgiye aittir. Medeni hikmet veya siyaset , ev hikmeti veya ekonomi ( El- hikmet ül-menziliye), ahlaki hikmet ( El-hikmet ül-hulkiye )

Mantık

Mantık, İbni Sina'ya göre ister felsefe içinde , ister ondan bağımsız görülsün bir alet'tir. Mantığın hedefi insanı yanlıştan koruyan belirtileri vermektir.(İşaret)

İbni Sina mantığı psikolojiden çıkarıp düşünce kanunlarını psikoloji üzerine kurmuştur. Önermeler ve kurucusunun Aristo olduğu tasım öğretisi ( tümdengelim yolulla sonuç çıkarma ) hakkındaki çözümlemeleri İslam Ortaçağında klasik olmuş ve sonraki bütün mantıkçılar ona dayandıkları gibi Kelamcılar da (2) Allah'ın ispatına dair eserlerinde ondan faydalanmıştır.

Bilgi Teorisi

İbni Sina, tüm bilgilerimizin sezgiyle elde edilen açık ilkelerden çıkarsama ( Ar. Alistintaç ) yoluyla oluşturduğu kanısındadır. Bilgi sürecinin duyum ve algıyla oluştuğunu kabul etmekle beraber gerçek bilginin ussal olduğunu ileri sürer.

Empirisme'i mantiki rationalisme in içinde açıklamaktadır. İbni Sina ya göre varlık ve düşünce aynıdır. Düşünce dışında varlık olamaz bu ilke varlıkla metafiziği birbirine bağlamakta ve mantıkta metafiziği çıkarma yolunu temellendirmektedir.

Tabiat ilimleri

İbni Sina'ya göre tabiat ilimleri metafiziğin başıdır. Tabiat ilimleri sıralamasında asıl fizikten ( Kitabul kiyan ) başlar , çeşitli tabiat basamaklarından insana kadar yükselir.

Bütün cisimlerin ibaret olduğu madde ve şekil , İbni Sina'ya göre hem mantık , hem fizik , hem metafiziği ilgilendirir.

Psikoloji

İbni Sina'nın psikolojisi bir yandan fiziğe , öte yandan metafiziğe bağlıdır. Bitki nefsi (3) maddeye kadar iner insan nefsi de faal akılla Allah'a kadar yükselir. Böylece İbni Sina felsefesinde Psikoloji ikiye ayrılır.

• Deneysel ve ya empirik psikolojisi
• Rasyonel ve ya içe bakış psikolojisi

Ruhun Tanımı

İbni Sina'ya göre ruh manevi bir cevherdir (4) ruhun bedenden ayrı manevi bir cevher olduğunu kanıtlamak için insanı tair (l'homme volant , uçan insan) diye bilinen bir temsil kullanmıştır bu temsil bütün batı orta çağında yayılmış Bonaventura , Albertus Magnus tarafından sonradan kullanılmıştır.

İbni Sina'ya göre nefs birleşiceği bedeni almadan önce ferdi varlığı yoktur .

Metafizik

Aristo gibi İbni Sina da metafiziği varlık olması bakımından varlık olma ilmi diye tanımlıyor. İbni Sina üç katlı alem görüşünde tanrıcı felsefe (theisme) ile tabiatçı felsefeyi (naturalisme) birleştirir. Bu teorisi ile Augustin felsefesi arasında büyük benzerlik vardır.

Mistik Felsefe veya Tasavvuf

İbni Sina'nın insanın tanrısal alemle ilişki kurabilesi için öngördüğü yol bir çeşit manevi sezgidir.

Bu yolu “Hay İbn Yakzan” ve “Kitab üt-tayr-Kuş kitabı” gibi eserlerinde açıklamıştır. İbni Sina'ya göre Allah bütün varlıktır, sırf iyiliktir. Gerçek varoluş yalnız Allah'a mahsustur. Evrenin yalnız geçici bir varoluşu vardır.

Ahlak

İnbi Sina eserlerinin her birinde ahlaka felsefi açıdan yaklaşarak onu bölümlere ayırmıştır.

İbni Sina^ya göre üç türlü kötülük vardır;

• Fiziki kötülük ki İbni Sina buna kötülük der.
• Psikolojik kötülük; keder , elem şeklinde görülür.
• Metafizik kötülük ki İbni Sina “günah” olarak adlandırır.

Filozofa göre iyilik , yetkinlik ve mutluluk fikrinin doğması için kötülüğün olması gereklidir.

Mutluluk ise ruhun temizlendiği ve Faal Akla(5) yöneldiği eylemdir. Böylece mutluluğa yönelen insan , filozofun “ruhun temizlenmesi” dediği bir çeşit tasavvufi yükselmeyi uygulayacaktır.

Din Felsefesi

İbni Sina bu konuda Farabi'yi ve ansiklopedicileri tamamlar fakat dinle felsefeyi uzlaştırmada dine yakındır. İnancın aklı tamamladığını kabul eder , peygamberlere filozoflardan üstün değer verir ve şeriatın ;

• Siyasi
• Psikolojik ve ahlaki

olmak üzere iki rolü olduğunu söyler.

İBNİ SİNA OKULU

İbni Sina , İslam felsefesi içerisinde başlıbaşına bir okul olarak kabul edilebilir. Filozofa en yakın öğrencisi Behmenyar'dır. “Felsefi Konuşmalar” adlı kitabı Behmenyar ve başka bir öğrencisi olan İbn Zeyle'nin sorduklarına verdiği cevaplardan ibarettir.

Ebu Abdullah Masumi ise en sevdiği öğrencisi diye tanınmaktadır. İbni Sina'nın ölümüne kadar yanından ayrılmayan öğrencisi El-Cüzcani de filozofun hayatını kaleme almıştır.

Meymun Bin Necip Al-Vasifi, tanınmış astronom ve şair Ömer Hayyam , Ömer Hayyam'ın öğrencisi Ebu'l Maali , Behmenyar'ın öğrencisi Ebu'l Abbas Zevkeri, geometri, mantık ve felsefeyle uğraşan Abdürrezzak Et-Türki de İbni Sina okulundan sayılırlar.

İBNİ SİNA FELSEFESİNİN ORTAÇAĞ AVRUPASINDA ETKİLERİ

İbni Sina'nın eserleri onikinci yüzyılda latinceye cevriltmiştir. Bu eserlerinden biri olan “Metafizik”, Aristo'nun Metafiziğinden yarım asır önce tanınmış , Aristo'nun Metafiziğinin son iki kitabı çok daha sonra, hatta “Şifa'nın” tercümesinden bir asır sonra Batı'ya ulaşmıştır.

İbni Sina'nın özellikle Toledo'da tercümeleri yapılan eserleri daha sonra , Batı Üniversitelerinin temel ders kitapları haline gelmiş ve uzun süre okutulmuştur.

İbni Sina Ortaçağ batılı düşünürlerinin rahatça başvurdukları bir kaynak olduğu gibi düşüncelerinin üstadlarından biridir.

Filofofun Avrupa'ya ilk etkisi , yaklaşık bir asır kadar sürmüş olan ilk tyercümeler çağından 1230'a doğru , Paris Psikoposu Auvergne'li Guillaume'un Aristo ve takipçilerine (Farabi-Alpharabius, Gazzali-Algaxel ve İbni Sina-Avicenna) karşı açtığı kampanyaya kadar sürer.

İkinci etkisi, Aristo incelemelerine ve yorumlamalarına izin veren 1231 psikoposluk kararnamesinden Albertus Magnus'un derleme eserlerine kadar olan dönemdir(1260).

Üçüncü etkisi ise İbni Sina'nın Saint Thomas'ın sentezinde belirgin bir yer aldığı dönemdir.

Avrupa'da İbni Sina felsefesinin doruğu , Latin skolastiğinin doruğa ulaştığı dönemdir(XIII.yy.).

Batı düşüncesine etkisinde “Bilgi Teorisiyle” kronolojik olarak ilk sırayı alır. Bunu “Varlık Doktrini” ve “Fertleşme teorisi” izler.

İbni Sina “Bilgi Teorisiyle” St.Augustin'in bir tür gelişmesini sunarak , Fransisken ekolüde derin etkiler bırakır. Auvergne'li Guillaume, Robert Grosseteste, Hales'li Alexandra, Jean De La Rochelle ve Saint Bonaventura bu etkileri görebileceğimiz düşünürlerdir. “Varlık Doktrini” ile Albertus Magnus ve St. Thomas üzerinde etkili olmuştur.

Fertleşme teorisi de Robert Grosseteste , Albertus Magnus ve Bacon'ı etkilemiştir.

İbni Sina Ortaçağ batılı düşünürlerinin rahatça başvurduğu bir kaynak olduğu gibi düşüncelerinin üstadlarından biridir. St. Jean Damascene'den sonra Batı'nın inanıp güvendiği çok yüksek otoriteden biridir.

SONUÇ

Ortaçağ Türk İslam Felsefesinin ulaştığı yüksektepelerden biri olan İbni Sina , ünlü bir tıp bilgini olmasının yanısıra , dopdolu ve mücadeleli geçen yaşamı boyunca hayatın iksirini aramış , ardında zamanın bütün ilimlerini kapsayan bir kütüphane dolusu değerli eser bırakmış bir filozoftur.

Ferim ÇIKGEL

Yararlanılan Kaynaklar :
- Doç.Dr.Mehmet N. Balay,”İbni Sina”, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay. Ankara 1988
- Hilmi Ziya Ülken,”İslam Felsefesi”, Ülken Yay. İstanbul 1983
-“Uluslatrarası İBN TÜRK, HAREZMİ, FARABİ ve İBNİ SİNA SEMPOZYUMU BİLDİRİLERİ”, Ankara 9-12 Eylül 1985, Ank.Kültür Merkezi Yay. Sayı 42.
- Felsefe Arşivi, Sayı:22-23, Edebiyat Fakültesi Matbaası İstanbul 1981
- Doç.Dr. M. Naci Balay,”FARABİ ve İBNİ SİNA'DA KAVRAM ANLAYIŞI”, M.E.B. Yay. İstanbul 1989.
- Orhan Hançerlioğlu, Felsefe sözlüğü, Remzi Kitabevi Yay. İstanbul 1982
- Prof.Dr. A.M. GOICHON, İBNİ SİNA FELSEFESİ ve ORTAÇAĞ AVRUPASINDAKİ ETKİLERİ, Doğuş Yayın ve Dağıtım A.Ş. İstanbul 1986, Tercüme: Y.Doç.Dr.İsmail Yakıt

(1) Kaside : Onbeş beyitten aşağı olmayan ve çoğu kez büyükleri övmek için yazılan koşuk.
(2) Kelamcılar : İslam tanrıbilimcileri (Os. Mütekellimin, Fr. Mutaklimins)
(3) Nefs : Ruh, can, hayat.
(4) Cevher : Değişen yüklemlere desteklik eden değişmez gerçeklik. Kendi varlığı dışında bir varlığa gereksinim duymayan.
(5) Faal Akıl : Bütün alemin ruhu ve bedeni .

On yaşındayken o devrin klasik eğitimini bitirip (Kur'an ve edebiyat) , geometri , fıkıh (İslam hukuku) , Grek felsefesi ve mantık öğrenir. Hocalarını geride bıraktığından kendi başına teoloji , fizik , matematik ve özellikle tıp çalışır.

30 Mayıs 2020

NEDEN MUTLU DEGILIZ....


Bağırıp çağırmayı, stres yapmayı, kaba davranmayı, önyargılı olmayı, hüzünlenmeyi eleştirmeyi, hep kötü şeyler beklemeyi alışkanlık haline getirmişiz, iyimserlikleri raflara dolaplara saklamışız...
Asık suratla yaşamayı tercih ediyoruz, basit bir gülümsemeyi kendimize ve çevremizdekilere çok görüyoruz...
Geçmişle ilgili aklımıza hep yaşanan köyü şeyleri getiriyoruz... Yaşanan güzellikler nedense aklımıza getirmiyoruz...

Olumsuzluk üretilen meclisleri terk edip kalmak yerine orada oturup onları dinlemeyi tercih ediyoruz...
Hep oturuyoruz... Hep daracık evlere ve ofislere sıkışmış kalmışız... Aklımıza doğaya çıkmak, bir akşam yürüyüşü yapmak nedense gelmiyor...

Birilerinin evine gittiğimizde kendi evimizle onun evini karşılaştırıyoruz... Ya ne güzel bak gezmeye gelmişsin stresini atsana... Hayır... Kendi evimizdeki eksiklikler kafamıza takılıyor... Evimizdeki fazlalıkları nedense kafaya takmıyoruz...
Kendimizi çoğu zaman salıveriyoruz kendimize bakmıyoruz... Daha sonra aynanın karşısına geçip ne kadar çirkin birisiyim diyoruz...
Birkaç kişi bir araya geldiğimizde her şeyin çok güzel olduğunu söyleyen birine rastlamıyoruz... Herkes hayat denizinde nasıl boğulduğunu anlatıyor... Ruhları dindiren bir konuşma yapmıyoruz... Paramız yok, geçimimizi zor sağlıyoruz, hepimiz hastayız, kayınvalidem bana neler çektiriyor, ülke satılıyor, hayat beni bu aralar boğuyor, eşimle sürekli kavga halindeyiz. vs...
Ev sahibi değilken hep evimiz yok diye sızlanıyorduk... Başımızı sokabileceğimiz bir ev aldık... Daha güzel bir ev alsak ne olurdu diyoruz. Allah onu da nasip ediyor bize, Şimdide keşke birde yazlığımız olsa diyoruz...
İkinci bir el arabamız olsun ayağımızı yerden kessin yeter diyoruz... Çok şükür dileğimiz yerine geldi, ama rahat durmuyoruz bir de sıfır araba alabilsek diye yakınıyoruz...
Karşınızda bir hata yapan var ise onu affetmek yerine cezalandırmayı tercih ediyoruz...
Komşumuza rahatlayalım diye gezmeye gidiyoruz... Yeni aldıkları plazma televizyonu görünce birden huzurumuz kaçıyor... Gezme boyunca onu kafaya takıyoruz bizim ki niye yok diye... Rahatlayalım diye gittiğimiz gezmeden iyice rahatsız olup evimize dönüyoruz...
Apartmanın kapısından girerken alt komşunun kapısı açık ne oluyor diye soruyoruz...o da pencereleri PVC yaptırıyoruz,birde balkona katlanabilir cam taktırıyoruz diyor..moralimiz iyice bozuluyor..akşam bizimkisi gelsin bunları bir bir anlatacağım biz neden yaptırmıyoruz...
Basit bir hastalığa yakalanıyoruz hayata lanet okuyoruz..başkaları niye hastalanmıyor diye sızlanıyoruz..Bizlerden daha kötü iyileşme umudu olmayan hasta ve hastalıklar var onları düşünüp nedense halimize şükretmiyoruz... hastanelerin onkoloji bölümünde yatan sürekli kemoterapi ve radyoterapi gören kanser hastalarını düşünmüyoruz...
Birisinin bir hareketini hemen üstümüze almaya hazırız,onunla kavga etmeye ona küsmeye onu kırmaya programlamışız beynimizi...en ufak bir tartışmaları kafaya takıyoruz ve günlerce onu düşünüyoruz ..olaylardan çabuk kurtulmayı beceremiyoruz veya becermek istemiyoruz...
Çarşıda bir giysi almaya çıkıyoruz ilk önce şehrin tüm mağazalarını dolaşıyoruz maalesef beğenemiyoruz...ikinci kez tekrar çıkıyoruz..maalesef tekrar hangisini alacağımıza karara veremiyoruz...ve her gün çıkıyoruz...hayatımız hep kararsızlıklarla geçiyor
Hayatı hatasız yaşamak istiyoruz... Hayatı hep sağlıklı geçirilecek bir olgu olarak düşünüyoruz... Mükemmeliyetçi olarak yaşamanın daha iyi olduğunu zannediyoruz... Yine bu adam pijamasını kaldırmamış, yine çoraplar ortada, bu perdenin ucu niye eğri duruyor, bir hafta sonra günüm var şimdiden temizliğe başlayayım, baharda yaklaşıyor en az on gün evi temizlemem lazım, sehpanın örtüsü azıcık kıvrılmış onu düzeltmem lazım, ya mutfakta iki kirli bardak kalmış kalkıp onları yıkayayım, yarın ne yemek yapa cam, diş macununun kapağını kim kapatmıyor, kâğıt havlu böylemi koparılır... ve kafaya taktığımız daha nice şeyler...
Komşularımızla birlikte bir araya geldiğimizde hep ağlatan programlar seyredip ,batsın bu dünyayla başlayan şarkılar dinliyoruz,daha neşeli,insanı motive eden, eğlendiren,güldüren programları seyretmiyoruz...nedense hüzünden melankoliden hoşlanıyoruz..

Çocuklarımıza iyi bir eğitim veremediğimizi onlarla yeterince
İlgilenmediğimizi, onlara her istediğini almadığımızı düşünüp hayıflanıyoruz... Çocuk yuvalarında annesiz ve babasız, bakıcıların elinde büyüyen bebek ve çocukların hallerini düşünmüyoruz...
Aslında mutlu olmamız için o kadar çok şey var ki yeter ki beynimizi lüzumsuz kaygı ve streslerden uzak tutalım ve bizde var olan güzellikleri görebilelim..

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!