Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


27 Ocak 2021

İlhan Koman

komanTürk heykeltraş (d.1921 Edirne, ö.30 Aralık 1986 Stockhom). İlhan Koman, 1921'de Edirne'de doğdu. Edirne Lisesi'ni bitirdikten sonra, 1941'de İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'ne girdi. Bir yıl sonra heykel bölümüne geçti, Belling'in öğrencisi olarak 1945'te bu okulu bitirdi. 1947-50 arasında Fransa'da Academie Julian ve l'Ecole du Louvre'da çalışmalar yaptı ve ilk sergisini Paris'te açtı. 1958'e kadar İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde öğretim üyeliği yaptı, daha sonra İsveç'e yerleşti ve ölümüne kadar orada yaşadı. 1967'de Stokholm Uygulamalı Sanatlar Yüksek Okulu'na öğretim üyesi olarak kabul edildi. Bu dönemde yeni DCA4A0YJICAIB4Z66CA3DEI7UCALZJJK7CA5B576QCAWTYVDOCAKEB5NWCA0EB9ZVCAMG34RUCAICOVJICAA48X92CA1TV6IHCAI20TCACAZ6X5NPCASYXIKJCA9K1GZ3CAN87W90CASHHE6JCA2W6Z4Sgeometrik türevler ve yel değirmenleri gibi bilimsel buluşları tescillendi. Anıtkabir'in büyük rölyeflerinden doğu kanadını yaptı. 1954 Ankara Devlet Sergisi'nde ikincilik, 1955 Ankara Devlet Sergisi'nde birincilik ödüllerini aldı.1969'da İsveç'te Sundsvall'de bir alan düzenlemesi için açılan yarışmada birincilik ödülü, 1970'te de Oerebro Belediye Sarayı önüne konulmak üzere yaptırılan heykel yarışmasında da birincilik ödüllerinden birini aldı. İlhan Koman 1986'da 65 yaşındayken İsveç'in başkenti Stokholm'de hayatını kaybetti. Yapı Kredi Sigorta Genel Müdürlüğü binasının önünde bulunan Akdeniz Heykeli sanatçının Türkiye'de bulunan çalışmalarından en çok bilineni olarak sayılabilir

8CAZ24IN0CA1LW70ECA12V9FKCAQN593ECAWZ3VD6CAF0OT3JCAKRX0UNCAQM71TNCAYE0MU1CA0O7T28CAXAS7WZCAJCV26NCA6XF1S1CA9I7B8VCA5Q61QZCAWIY7Q5CAQ1WLDDCAV4XUWICA0RLKOCBCA9103BLCATDR8YTCAL3T7QCCAV78N8PCAYTN0Y3CAP3Y5SMCAQM1Y05CAS6Z6SECAE2RB85CAMFQY5GCA7VJOXMCADHQ20BCANIL76DCAHQ2PAFCAHP7LKDCAH155XECAQCCW2OCAXJSMQQCAF0TYM1FCAVEPYA7CA1SY200CAPIEVMJCAR0EVYGCAAE5M4PCALVJV3XCAW10G0BCASME9GCCA3T0A3GCA3C7RUNCALE6FPGCAEWHQLNCA16XMN3CAKPBJJKCAH5RMWRCAKF5SQMCANBZP47CA7JBFYRCAF6257Gjpbig11od8 PCAA6SP8ICA6DR997CAV8ZNR1CA2Y2037CANKFOH4CAW7LOM6CANC9YJ3CAY2AALUCAQ1BKOTCAAEUWPXCAQKW69SCA3JEJA3CAGZH6GTCA7XOB3ECA09WC11CAW0UB1XCA4KWU9HCAEWWH7QCAGLTHKLTCATAML6BCAPOE3E5CA3QXVS7CABJVZUJCAZJ0TDYCAG165F8CA6UJULECAD9IEVMCABWL2LTCA4L17OXCAZ3YGZ3CAWW9TMCCAPQ22AACAKA8FHYCARDS8T9CAICGIKTCAY8MG0XCAMIDHDRCAGV89FN ZCA7UKVJUCANYTM6FCAF3M1P8CA2UNBH9CAZPN7UNCAD7DMXMCAHHABVECAAWZA6CCA1HEX6LCAKLFNS9CAGX1KR3CA3Y3JW2CAV6HN2VCAG58NYPCAG2CMKCCAW3BIQFCAH8COL2CA2YT25JCAAQFJI5YCA4O8HTNCAVAXRF0CACO98LMCA9T7OWHCA6TUXLRCA4ZG8TRCAZ7E4QHCALT14ZQCA09EBIBCAIPUCG2CAFT0726CA384R8ZCA2BNWXNCA8R0U0PCA9RYP9OCAM3BFMKCA9X7KV9CAH796KCCANQ374NYCAZSBVBWCAFXOY1ZCA4THDQDCATKL2UCCAUOJXLXCAELK9NTCA1MS86UCAKMORRFCA6VJ47NCAOE2CG3CA0XIAJ8CAM3974PCA675WUGCAN276VECAIBWNYYCAQ2A3NUCAL7XGXICAQNBWEMCABHX9KRw

26 Ocak 2021

Ziya Paşa


Ziya Paşa, doğum adıyla Abdülhamid Ziyâeddin (D: 1829, İstanbul - Ö: 17 Mayıs 1880, Adana), Tanzimat devri devlet ve fikir adamı, gazeteci ve şair. Osmanlı İmparatorluğu'nda 19'uncu yüzyılın en önemli devlet adamlarından birisidir ve Tanzimat edebiyatının en fazla eser veren yazarlarındandır. Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte “Batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan Osmanlı aydınları arasında yer alır.

Sultan Abdülaziz döneminde Avrupa'ya kaçarak Jön Türkler'e katıldı. Çıkardığı gazete aracılığıyla devrin hükûmetini eleştirdi. Yurda döndükten sonra vali olarak hizmet verdi ve görev yeri olan Adana'da vefat etti.

"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" ve "Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir / Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" gibi kimi beyitleri darb-ı mesel olmuştur.

Adana'da 1950'li yıllarda ana cadde işlevi kazanan işlek yol, adını Ziya Paşa'dan alır.

Hayatı

1829 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Babası, Galata Gümrüğü'nde kâtiplik yapan Erzurum'un İspir ilçesinin Kerab köyünden Feridüddin Efendi, annesi Itır Hanım'dır. Asıl adı "Abdülhamid Ziyâeddin'"dir.

Öğrenimine İstanbul Kandilli başladı. Süleymaniye yakınlarındaki "Mekteb-i Ulum-i Edebiyye"ye devam etti. Arapça ve Farsça öğrendi.

Bir süre Sadaret Mektub-i Kalemi'nde katip olarak çalıştı. Bu sırada devam ettiği Arapça ve Farsça dersler ile klasik edebiyatta ustalığını ilerletti; devrin şair ve alimlerinin bir araya geldiği Lebib Efendi Konağı’ndaki toplantılara katıldı.

Şairlikte ve Sadaret Kalemi’ndeki başarılarını takdir eden Sadrazam Mustafa Reşit Paşa'nın aracılığıyla 1855'te sarayda Mâbeyn-i Hümâyun Katipliği'ne atandı. Bu sırada Fransızca öğrendi. Molière'in Tartuffe adlı eserini “Tartüf yahut Riyanın Encamı” adı ile çevirerek Türk edebiyatının ilk manzum tercüme piyesini ortaya koydu Louis Viardot’un “Endülüs Tarihi”, Cheruel ve Lavelle adlı yazarların “Engizisyon Tarihi” adlı eserlerini Fransızcadan Türkçeye çevirdi. Bir yandan da Hersekli Arif Hikmet Bey’in Laleli’deki evinde düzenlenen Encümen-i Şuara Topluluğu toplantılarına katıldı.

1859’da Mustafa Reşit Paşa'nın vefatından sonra sadrazam olan Mehmet Emin Ali Paşa ile anlaşamadığından yeni görevlere atanarak saraydan uzaklaştırıldı. Bu sırada yazdığı “Terci-i Bend” şiiri ile ilk defa edebiyat alanında ün sağladı. 132 beyit uzunluğunda, divan tarzında bir eser olan bu şiirde kainat ve dünyayı yeni bir bakışla kavrama çabası görülür ve devrin hükümeti üstü örtük olarak eleştirilir.

Saraydan uzaklaştırıldıktan sonra önce Atina elçiliğinde görevlendirilen Ziya Paşa, 1861'de Kıbrıs Mutasarrıfı oldu ve "Paşa" unvanını aldı; Kıbrıs’ta sıtmaya yakalandığı gibi bir çocuğunu ve babasını orada kaybetti; 1863'te Amasya, 1865’te Canik Mutasarrıfı oldu; 1866’da İstanbul'a dönebildi; Kıbrıs dönüşü hasta olan eşini de kaybetti.

Yönetime muhalif olan İttihak-ı Hamiyet Cemiyeti'nin (sonraki adıyla Yeni Osmanlılar) üyesi olan Ziya Paşa, Diyarbekirli Filip Efendi’nin çıkardığı "Muhbir" gazetesindeki hükûmeti eleştiren yazılar yayımlaması yüzünden Nisan 1867’de yeniden Kıbrıs'a atandı.

Avrupa’ya kaçışı

Kısa bir süre önce saraya küskün olarak Paris’e yerleşen Osmanlı devlet adamı ve Mısır prensi Mustafa Fazıl Paşa, İstanbul'a gönderdiği bir adamı vasıtasıyla Ziya Paşa’yı ve birkaç ay önce Erzurum’a vali muavini olarak atanan ancak gitmeyen Namık Kemal’i Paris’e davet etti; onlara geçimlerini sağlayacak kadar para tahsis edeceğini bildirdi. İki şair, Avrupa’ya gidip Mustafa Fazıl Paşa’nın koruyuculuğunda kalemleri ile hükümete muhalefet etme teklifini kabul ettiler. Kendilerine gerekli gördükleri kimseleri de beraberinde getirebilecekleri bildirilmişti. Ali Suavi ile Agah Efendi’yi de davete karar verdiler. Mithat Paşa’yı gidişlerinden haberdar ettikten sonra birlikte Fransız Büyükelçiliğinin yardımı ile ülkeden kaçarak İtalya’nın Messina Limanına gittiler.

Avrupa yılları

Ziya Paşa, Namık Kemal ve Messina’da buluştukları Suavi Efendi, 30 Mayıs 1867’de Paris’e vardı. Mustafa Fazıl Paşa’yı konağında ziyaret ettiler. Yaşça büyüklüğü nedeniyle Ziya Paşa grubun lideri durumundaydı.

Avrupa hayatı Paris’te başlayan Ziya Paşa, kısa bir süre sonra Paris sergisi için şehre Osmanlı Sultanı Abdülaziz’in gelecek olması nedeniyle geçici olarak ülkeden ayrılmayı uygun buldu. 30 Haziran 1867’de Namık Kemal, Âgah Bey ve Suavi Bey birlikte Londra’ya gitti. Ziya Paşa, Abdülaziz’in Avrupa seyahatinin devamında Londra’ya gelmesi üzerine Brighton’a çekildi ancak Sultan’a “Ziya Paşa’nın Arzuhali” adlı dilekçe şeklinde yazılmış eserini sundu. Eser, sadrazam Ali Paşa aleyhine yazılmış siyasi tenkit ve hicivdir.

Yeni Osmanlılar Cemiyeti, Abdülaziz’in seyahatinden sonra çalışma programını oluşturdular; bu programa göre Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın "Hürriyet" adlı bir gazete çıkarması kararlaştırıldı. Hürriyet'in ilk sayısı, 29 Ağustos 1868’de çıktı. Bu ilk sayıda Ziya Bey’in Osmanlı kabinesini yeren bir yazısı yayımlandı. Yazı, Abdülaziz ile barışıp İstanbul’a dönmüş olan Mustafa Fazıl Paşa’nın istediğinden çok daha ağır bir makale idi; Mustafa Fazıl Paşa bu nedenle Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin tahsisatlarını kesmekle tehdit etti. Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin eleştirilerine engel olmak için Hariciye Nazırı Fuat Paşa da daha önce Londra elçisine bir yazı göndererek bu yayınların İngiliz hükümeti ile anlaşarak durdurulmasını istemişti. Bu nedenle Ziya Paşa İngiltere’de soruşturmaya uğradı ve kefaletle serbest kalabildi.

Mustafa Fazıl Paşa’nın yardımlarının gittikçe azalması üzerine Mısır Hidivi İsmail’in desteğini kabul eden Yeni Osmanlılar, bu destek ile gazeteyi çıkarmayı sürdürdüler. Namık Kemal’in yönetiminde çıkarılan gazetede zaman zaman Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın birbirine zıt fikirler içeren makaleleri yayımlandı. Ziya Paşa’ya göre ülkenin içinde bulunduğu kötü durumun sebebi vezirlerin suistimali, Namık Kemal’e göre ise sistemin bozukluğu idi. Ziya Paşa yazılarında açıkça Ali Paşa hükümetine hücum ediyordu. Bu durum, Ali Paşa ile anlaşamayan Mısır Hıdivi’ni memnun ediyordu. Ancak Namık Kemal Mısır Hidivi aleyhine polemik yürütüyordu.[8] Aralarındaki anlaşmazlık, Namık Kemal’in Mustafa Fazıl Paşa’nın isteğine uyarak 6 Eylül 1869’da gazeteden ayrılmasına yol açtı.

Öfkeye kapılan Ziya Paşa, elindeki toplu parayı Mustafa Fazıl Paşa’ya geri gönderip Cenevre’ye çekildi. Hidiv İsmail’in kendisiyle temas kurup destek sağlaması üzerine 13 Eylül 1869’dan itibaren gazete Cenevre’de Ziya Paşa yönetiminde çıkmaya başladı. Ziya Paşa bir süre sonra Londra’ya geçti ve burada da Hürriyet'i yayımlamayı sürdürdü. Gazetenin 78. sayısında Ali Suavi’nin “Ali Paşa Muhakemesi” başlıklı makalesinde bulunan “Ali Paşa’nın öldürülmesi gerektiği” yolundaki ifadeler nedeniyle İngiliz makamları tarafından tutuklanan Ziya Paşa, kefalet ile serbest kalınca Fransa’ya kaçtı. 1870 yılı Nisan ayında İsviçre’ye geçti ve yeni bir matbaa kuramayınca Hürriyet'i 89. sayıdan itibaren taşbasması olarak çıkardı. Gazete, son sayısını 29 Mayıs 1870'te yayımladıktan sonra kapandı.

Hürriyet'in kapanmasından sonra yeni bir gazete çıkarmak isteyen ancak bunu başaramayan Ziya Paşa'nın İstanbul’a dönmesine sadrazam Ali Paşa’nın ölümünden (8 Ağustos 1871) sonra izin çıktı.

İstanbul yılları

İstanbul’a döndükten sonra 1872-1876 arasında çeşitli memuriyetliklerde görevlendirildi. Bir süre geçim sıkıntısı çekti. Abdülaziz’in tahttan indirilmesi ve yerine II. Abdülhamit’in tahta çıkarılmasından sonra kurulan Anayasa Komisyonunda yer aldı. Bu sırada Maarif Müsteşarlığı görevinde idi ancak müsteşarlığın işlerinden ziyade anayasa hazırlıkları ile uğraştı. Anayasanın 23 Aralık 1876’da ilan edilmesinden sonra Genç Osmanlılar’ı tutuklama ve sürgünlerle çevresinden uzaklaştıran padişah Abdülhamit, Ziya Paşa’yı İstanbul’dan uzaklaştırmak için vezir rütbesi ile Suriye’ye vali olarak gönderdi.

Valilikleri

Üç buçuk ay süren Suriye valiliğinden sonra Konya’da bir yıl valilik yapan ve eğitimle ilgili çalışmalar gerçekleştiren Ziya Paşa, son olarak 1878 yılında Adana’ya vali olarak atandı. Adana’da eğitim ve kültür alanında faaliyet gösterdi. Bursa valisi Ahmet Vefik Paşa’yı örnek alarak bir tiyatro binası inşa ettirdi, temsil vermek üzere İstanbul’dan bir tiyatro heyeti getirtti ve Fransızcadan piyes tercüme etti. İmarla ilgili faaliyetlerde bulundu; Gülek nahiyesinde bir rüştüye açtı.

Ölümü

2 yıla yakın valilik yaptığı Adana’da 17 Mayıs 1880’de sirozdan hayatını kaybetti. Büyük bir cenaze töreninin ardından Adana Ulu Camii yanına defnedildi. 1881 yılında Adana valisi Abidin Paşa tarafından Ziya Paşa için türbe yaptırıldı. Türbenin etrafı 1960'larda park haline gelmiştir.

Çocukları

İki evlilik yapmış olan Ziya Paşa'nın ilk evliliğinden Hayali Bey, Seniha Hanım, Vahid Ziya Bey adlı üç çocuğu olmuştur; ikinci evliliğini Saadet Hanım ile yapmıştır.

Eserlerinin özellikleri

Tanzimat çağı yazarları arasında Namık Kemal ve Abdülhak Hamit Tarhan’dan sonra en çok eser verenlerden birisi Ziya Paşa’dır. Daha çok şiir tarzında eser verdi.

Eserlerinde baskıcı yönetime karşı özgürlükleri ve meşrutiyeti savundu. Batılılaşma yanlısı, yenilikçi Tanzimat Edebiyatı'nın öncüleri arasında yer aldı. Namık Kemal ve Şinasi ile birlikte yeni Türk edebiyatının temellerini attı. Türk edebiyatının kendi geleneğine sahip çıkmasını istedi, şiir ve yazı dilinin halkın dili olması gerektiğini savundu.

Şiirlerinde divan şiir biçimlerini kullandı ama içerikte hak, adalet, uygarlık, hürriyet gibi temaları işledi. "Terci-i Bend" ve "Terkîb-i Bend" isimli iki şiirinde ise insanın yargısı ve gerçeği kavramanın olanaksızlığı, Tanrı'nın mutlak egemenliği gibi metafizik konular üzerinde durdu. Bu iki ünlü manzume, başlıbaşına bir eser olarak pek çok defa basıldı.

1874-1875'te Arap, Fars ve Türk şairlerin şiirlerini “Harâbât” adlı 3 ciltlik ansiklopedide topladı. Antoloji için yazdığı manzum önsöz, “Mukaddeime-i Harabat”, ayrı bir eser olarak da basılmıştır. Bu önsözde divan edebiyatını övmesi, Namık Kemal ile aralarının bozulmasına sebep olmuş; Namık Kemal karşılık olarak "Tahrib-i Harâbât" adlı manzumeyi kaleme almıştır.

Ziya Paşa'nın manzum eserlerleri önce damadı Hamdi Paşa tarafından “Eş’ar-ı Ziya” adıyla, daha sonra Süleyman Nazif tarafından ”Külliyat-ı Ziya Paşa” adı altında birer ciltte toplandı. Ali Paşa’yı hicvetmek için yazdığı “Zafername” adlı bir manzumesi de vardır.

Ziya Paşa, şiir dışında siyasi konular üzerine küçük kitaplar kaleme aldı. “Rüya”, “Veraset-i Saltanat-ı Seniyye”, “Ziya Paşa’nın Arzuhali” bu eserlerdendir.

Gazetelerde yazdığı makaleler arasında Hürriyet’in 7 Eylül 1868 tarihli 11. sayısında yayımladığı “Şiir ve İnşâ” başlıklı makalesi çok meşhur olmuştur. Bu makalesinde şiirde halk şiirinden faydalanmak ve halkın anlayabileceği dili kullanmak gerektiğini söyler.

Engizisyon Tarihi ve Endülüs Tarihi adlı iki Fransızca tarih kitabını Türkçeye kazandırdı; Molière’in Tartüffe eserini Türkçeye çevrirerek Türk edebiyatının ilk manzum piyesini ortaya koydu. Jean-Jacques Rousseau’dan yaptığı "Emile" tercümesi yayınlanmış eserleri arasında yer aldı.

Ziya Paşa,

"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" şeklindeki deyimleşen beyitin de yazarıdır.

Eserleri

Zafername (1869, düzyazı şiir)

Rüya (1868, Londra)

Veraset Mektupları (1868, Londra))

Eş'ar-ı Ziya (ölümünden sonra şiir, 1880)

Külliyat-ı Ziya Paşa (şiir)

Şiir ve İnşâ (makale, 1868, Londra)

Defter-i Amal (anı niteliğinde)

Terkîb-i bend (Ziya Paşa)

Tercî-i bend (1859)

Harâbât

Arz-ı Hal (1862, Londra)

Fihristi Ali Osman Zeyli (Osmanlı tarihi)

Tercümeleri

Endülüs Tarihi (Louis Viardot'tan)

Engizisyon Târihi (Lavalle ile Cheruel'den)

Emile (J.J. Rousseau'den)

Tartuffe (Moliere'den)

25 Ocak 2021

Bosna-Hersek

MD GDF 001 Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa'da, Adriyatik Denizi ve Hırvatistan sınırında bulunan bir ülke. Coğrafi konumu: 44 00 Kuzey enlemi, 18 00 Doğu boylamı Harita konumu: Kuzeybatı Balkanlar, Avrupa Yüzölçümü: toplam: 51,129 km² kara: 51,129 km² su: 0 km² Sınırları: toplam: 1,459 km Sınır komşuları: Hırvatistan 932 km, Karadağ 225 km, Sırbistan 302 km Sahil şeridi: 20 km MD GDF 002 İklimi: Sıcak yazlar ve soğuk kışlar; deniz seviyesinden daha yüksek bölgelerde yazlar kısa ve serin, kışlar uzun ve sert geçer; kıyı bölgelerinde kışlar ılıman ve yağışlıdır. Arazi yapısı: Arazi dağlık ve vadilerle kaplıdır. Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m; en yüksek noktası: Maglic 2,386 m Doğal kaynaklar: Kömür, demir, boksit, manganez, ormanlar, bakır, krom, kurşun, çinko, hidro güç Arazi kullanımı: Tarıma elverişli: %19.61 daimi ekinler: %1.89 diğer: %78.5 (2005 verileri) Sulanan arazi: 30 km² (2003 verileri) Doğal afetler: Yıkıcı depremler

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,613,414 (Temmuz 2009) Yaş yapısı: 0-14 yaş: %15.5 (erkek 359,739; kadın 336,978) 15-64 yaş: %70.1 (erkek 1,590,923; kadın 1,564,665) 65 yaş ve üzeri: %14.4 (erkek 265,637; kadın 381,034) (2006 verileri) Nüfus artış oranı: %1.35 (2006 verileri) Mülteci oranı: 8.77 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini) Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.07 erkek/kadın 15 yaş altı: 1.07 erkek/kadın 15-64 yaş: 1.02 erkek/kadın 65 yaş ve üzeri: 0.7 erkek/kadın toplam nüfus: 0.97 erkek/kadın (2006 verileri) 

MD GDF 003 (Osmanli cesmesi bascarsi saraybosna) MD GDF 004

Bebek ölüm oranı: 9.82 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini) Ortalama hayat süresi: toplam nüfus: 78 yıl erkek: 74.39 yıl kadın: 81.88 yıl (2006 verileri) Ortalama çocuk sayısı: 1.22 çocuk/1 kadın (2006 tahmini) HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 (2001 verileri) HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 100 den az (2001 verileri) Ulus: Boşnak, Hersek Nüfusun etnik dağılımı: Boşnak %48, Sırp %37.1, Hırvat %14.3, diğer %0.6 (2000) Dinler: Muslümanlar %40, Ortodoks %31, Roma Katolikleri %15, diğer %14 Dil: Hırvatça, Sırpça, Boşnakça Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler toplam nüfus: %96.7 erkeklerin: %99 kadınların: %94.4 (2000 tahmini)

MD GDF 005 MD GDF 006

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Bosna - Hersek Cumhuriyeti yerel adı: Bosna i Hercegovina ingilizce: Bosnia and Herzegovina Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi CumhuriyetMD GDF 007 Başkent: Saraybosna Bağımsızlık: 1 Mart 1992 (Yugoslavya'dan ayrıldı) Milli bayram: Ulusal gün, 25 Kasım (1943) Anayasa: 14 Aralık 1995 Hukuk sistemi: Genel hukuk kuralları çerçevesinde düzenlenmiştir. Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BIS, CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), MD GDF 008 IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNMEE (BM Etyopya-Eritre Misyonu), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)

Ekonomik Göstergeler

MD GDF 009 Ekonomiye genel bakış: 1991 yılında Bosna-Hersek bağımsızlığını kazandığında 3,5 yıl süren savaş ülke kaynaklarının çoğunun tükenmesine neden olmuştu. 1994 yılı Ağustos ayı itibariyle Bosna-Hersek Federasyonu hükümeti başlattığı makroekonomik istikrar programı sonucunda 1995 yılında ekonomide canlanma kaydetmiş ve hiperenflasyon kontrol altına alınmıştır. Savaş sonrası Bosna-Hersek'te ulaşım yolları büyük oranda tahrip olmuştur. Yurtdışı bağlantılı tek bir demiryolu kalmamış, telekomünikasyon ve radyo-televizyon tesisleri tamamen zarar görmüştür. Eski Yugoslavya'da elektrik mühendisliği, madencilik, metal işleme, tarım ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren bazı büyük firmalara ev sahipliği yapmış MD GDG 001 olan Bosna-Hersek'te üretimin büyük bir kısmı kamulaştırılmış olmasına rağmen küçük ölçekli pek çok özel firma da bulunmaktadır. Ticaretin büyük bir kısmı da özel firmalar tarafından gerçekleşmiştir. Sanayi altyapısına sahip olmasına karşın Bosna-Hersek Makedonya'dan sonra eski Yugoslav devletleri arasında milli geliri en düşük ülkedir. GSYİH: Satınalma gücü paritesi - 24.8 milyar $ (2006 verileri) GSYİH - reel büyüme: %5.3 (2006 verileri) GSYİH - sektörlere göre: tarım: %14.2 endüstri: %30.8 hizmet: %55 (2002 verileri)



  MD GDG 006 Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %8.2 (2006 verileri) İş gücü: 1.026 milyon İşsizlik oranı: %45.5 (2004 verileri) Bütçe: gelirler: 5.643 milyar $; giderler: 5.677 milyar $ (2006 verileri) Endüstri: çelik, kömür, demir, kurşun, çinko, manganez, boksit, araçlar, tekstil, tütün mamulleri, ahşap mobilya, tank ve uçak toplulukları, petrol arıtımı Endüstrinin büyüme oranı: %5.5 (2006 verileri) Elektrik üretimi: 12.98 milyar kWh (2006) Elektrik üretimi için kaynaklar: Fosil yakıtlar: %38.68 hidro: %61.32 nükleer: %0 


MD GDG 002 diğer: %0 (2004) Elektrik tüketimi: 11.03 milyar kWh (2004) Elektrik ihracatı: 3.05 milyar kWh (2004) Elektrik ithalatı: 2 milyar kWh (2004) Tarım ürünleri: buğday, mısır, meyve, sebze, canlı hayvanlar İhracat: 3.5 milyar $ (2006 verileri) İhracat ortakları: Hırvatistan, İsviçre, İtalya, Almanya İthalat: 8.25 milyar $ (2006 verileri) İthalat ortakları: Hırvatistan, Slovenya, Almanya, İtalya Dış borç tutarı: 3.927 milyar $ (2006 verileri) Para birimi: Marka (BAM) Para birimi kodu: BAM Mali yıl: Takvim yılı


MD GDG 003 MD GDG 004

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 968,900 (2005) Telefon kodu: 387 Radyo yayın istasyonları: AM 8, FM 16, kısa dalga 1 (1998) Radyolar: 940,000 (1997) Televizyon yayını yapan istasyonlar: 33 (1995) Internet kısaltması: .ba Internet servis sağlayıcıları: 3 (2000) Internet kullanıcıları: 806,400 (2005)

MD GDG 005 MD GDG 007

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: toplam: 608 km Karayolları: toplam: 21,846 km asfalt: 11,425 km asfalt olmayan: 10,421 km Boru hatları: Ham petrol 174 km; doğal gaz 90 km (1992) Limanlar: Bosanska Gradiska, Bosanski Broa, Bosanski Samac, Brcko Orasje Hava alanları: 28 (2006 verileri) Helikopter alanları: 5 (2006)

MD GDG 008 MD GDG 009

Saray Bosna devletinin tarihi, turizmi, önemli şehirleri, yüzölçümü, ekonomik değerleri, doğal kaynakları, v.s. bilgilier aşağıdadır. Bilgilerinize sunarız… Devletin ismi: Bosna-Hersek Cumhuriyeti Başkenti: Saraybosna (Sarajevo) Yüzölçümü: 51.129 km2 Nüfusu: 4.523.000 Resmi dili: Sırpça-Hırvatça, Boşnakça Dini: İslamiyet Para birimi: Eski Yugoslavya Dinarı (1992)

MD GDH 001 Yugoslavya’da Komunist idarenin yıkılması ile kurulan cumhuriyetlerden biri. Doğu ve güneydoğudan Sırbistan ve Karabağ, kuzey ve batıdan Hırvatistan ile çevrilidir. Dalmaçya’da 20 kilometre uzunluğunda bir kıyısı vardır. Bosna adı, topraklarını sulayan Bosna Nehrinden gelir. Nevetre Nehrinin kuzey güney bölgeleri olan Hersek adı ise 15. asır ortalarında Bosna Kralına isyan edip kendini “St Sava Herseki”, yani dükü ilan eden Stephan Vokciç Kosora’nın unvanından gelmektedir.

Tarihi

Bosna-Hersek’in bilinen tarihi, Hint-Avrupa menşeli İlliryalılarla başlar. Bölge Romalılar tarafından ele geçirilince, Panoonia eyaletinin İllyricum bölümüne bağlandı. Slavlar bölgeye M.S. 7. asırda gelmeye MD GDH 002 başladılar. 961'den sonra Bosna, Sırbistan’ın diğer bölümlerinden ayrıldı. Bağımsız siyasi ve coğrafi bir birim olarak kabul edildi.

Bölgeye ilk Türk akınları 1386 senesinde başladı. Bu sırada Bosna tahtında Beşinci Tvartko bulunuyordu. Kosova Savaşında Sırpların mağlubiyeti ve ardından Üsküp’ün fethi Bosna’nın durumunda önemli değişikliklere sebep oldu. Son kral Stefan Tomeseviç Bosna’da yaşayan kalabalık Bogomil mezhebine bağlı olanlara Papanın isteği doğrultusunda adil davranmayınca, Fatih Sultan Mehmed Han bölgeyi rahatlıkla Osmanlı topraklarına dahil etti.

MD GDH 003 (travnik) Slav, Hırvat ve Avar karışımı olan Boşnaklar 10. asırda Bogomil mezhebine bağlıydılar. Teslisi ve hazret-i İsa’nın tanrının oğlu olduğunu kabul etmeyen inançları yüzünden uzun süre çevredeki diğer Hıristiyanların baskısı altında kaldılar. İnançları yüzünden, bölge Osmanlılar tarafından fethedilince, kolayca İslamiyeti seçerek Müslüman oldular. Anadolu’dan gelen dervişler yoluyla İslamiyet bölgede hızla yayıldı.

Bosna, Osmanlı yönetimine geçince bir sancak haline getirildi. Kanuni Sultan SüleymanHan zamanında Macaristan’da kalan kuzey toprakları da fethedilince eyalet statüsüne alındı. Bosna eyaletine atanan ilk beylerbeyi Gazi Ferhad Paşa oldu. 19. asırdaki gelişmeler ve Osmanlı İmparatorluğunun batıda aldığı yenilgiler, Bosna eyaletini önemli ölçüde etkiledi. 1827'de ilk ıslahatı gerçekleştiren ve gönüllü Yeniçeri Ocağını kaldıran Beylerbeyi Abdurrahman Paşa, güçlü bir askeri örgüt kurdu. Eğitim ve öğretim işlerini yürütmekle vazifeli maarif müdürlüğü kuruldu. Bu aynı zamanda Osmanlı Devletinde ilk maarif müdürlüğüydü. 1976'da Hersek ayrılarak önce mutasarrıflık, daha sonra da iki sancaklı küçük vilayet oldu. 1878'de yapılan Berlin Antlaşması ile Bosna’nın Avusturya-Macaristan’ın denetimine bırakılmasıyla büyük bir bunalım patlak verdi.

MD GDH 004 Resmen Osmanlı Devletine bağlı kalmasına rağmen, Berlin Antlaşmasına dayanarak Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Bosna-Hersek’i işgal etti ve eyaletin yönetim hakkını ele geçirdi. İkinci Meşrutiyetin ilanından faydalanan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bölgeyi 7 Ekim 1908 tarihli bir kararname ile kendi topraklarına ilhak etti. İlhak kararı Rusya, Sırbistan, Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu arasında çok yönlü bunalıma sebep oldu.

Avusturya-Macaristan yönetiminde, yeni anayasayla seçmenler üç seçim grubuna ayrıldı. Her grupta Ortodoks, Katolik ve Müslümanlar için sabit oranda sandalye belirlendi. Bu durum Sırp milliyetçiliğinin tepkisine sebep oldu ve gerginlik 28 Haziran 1914'te Avusturya Arşidükü (veliaht) Franz Ferdinand’ın Saraybosna’da Bosnalı bir Sırp öğrenci tarafından öldürülmesine kadar vardı. Bu olay da Birinci Dünya Harbinin başlangıcıdır.

Bosna-Hersek 26 Ekim 1918'de Sırp, Hırvat ve Sloven krallığının bir parçası olarak Sırbistanla birleştirildi. İkinci Dünya Savaşına kadar bu krallığın parçası olan Bosna-Hersek, 1946'da MD GDH 005 (vranduk) Yugoslavya’yı meydana getiren altı halk cumhuriyetinden biri oldu. Nüfusun çoğunluğunu meydana getiren Müslümanlar kökenlerine rağmen Sırp ve Hırvat milliyetinden olarak anılmayı kabul etmediler. 1971'de Yugoslavya Devlet Başkanı Tito, Müslümanlara ulus statüsü tanıdı ve Bosna-Hersek’te büyük “M” ile yazılan Müslüman kelimesi sadece din değil, bir milliyetin de adı oldu.

Yugoslavya’da 1980 senesinde Tito’nun ölümüne kadar durulmuş olan etnik ve dini çatışmalar yeniden alevlendi. Sovyetler Birliği ve doğu bloku ülkelerinde başgösteren reform süreci, Yugoslavya’da da büyük değişikliklere sebep oldu. 1991'de Anayasanın öngördüğü şekilde devlet başkanlığının, federasyon meydana getiren Hırvatistan’a geçmesi lazımken, Sırbistan, eski Yugoslavya’nın mirasçısı olarak tek başına sahip çıkması ülkede tam bir iç savaşa girmesine sebep oldu. Hırvatistan ve Slovenya’nın bağımsızlık kararı, Sırbistan yönetimi tarafından kabul edilmedi. Kanlı çarpışmalar AT ve Almanya’nın yoğun baskıları neticesinde sona erdirildi.

Bosna-Hersek’te 1990 senesi sonlarında yapılan seçimleri kazanarak devlet başkanlığına gelen Aliya İzzet Begoviç, Mart 1992'de bir referandumla bağımsızlığını ilan etti. Bunun üzerine Bosna-Hersek Sırplı milislerin yoğun saldırısına maruz kaldı. Bölgeye insani yardım ulaştırmak için bulunan Birleşmiş Milletler askerleri birçok katliama göz yummaktadır. Bosna-Hersek Başbakanı Hakkı Turayliç, Birleşmiş Milletlere ait arabadan indirilerek Sırplar tarafından öldürülmesi, büyük tepkilere sebeb oldu. Sırplar Müslüman kadınlara tecavüzleri hat safhaya ulaşmasına rağmen batılı devletler olaya sadece seyirci kalmaktadır. Günümüzde hala Bosna-Hersek’te katliam sürmekte ve tam bir soykırımı yaşanmaktadır (Şubat 1993).

MD GDH 006 (zenica)Zenica

Fiziki Yapı

Bosna-Hersek, üçgene benzeyen dağlık bir arazi yapısına sahiptir. Dağlık arazi Sava ve Neretva ırmaklarının sularıyla parçalanır. Ülkenin güneybatısının en belirgin özelliği olan yarıklar, çukurlar ve hendeklerle dolu kireçtaşlarından meydana gelen bir karst yüzey yapısıdır. Aralarda küçük çöküntüler halinde ekilebilir topraklar vardır. Ülkeye adını veren Bosna Irmağı, İgman Tepesinin eteğindeki bir kaynaktan doğduktan sonra 271 kilometrelik bir yol izledikten sonra Sava Nehri ile birleşir. Ülke topraklarının kuzeyinde ekilebilir verimli topraklar vardır.

İklimi

Bosna-Hersek yazları sıcak, kışları soğuk geçen bir iklime sahiptir. 20 km’lik deniz kıyısında Akdeniz iklimi hüküm sürer. Dinar Alplerinde iklim daha serttir.

Tabii Kaynaklar

Bosna’nın orta ve Sırbistan’a bakan doğu kesimleri ormanlarla kaplıdır. Ormanlar çam, kayın ve meşe ağaçlarından meydana gelir.Yer altı zenginliklerinin başlıcaları, kömür, demir, bakır, manganez, kurşun, cıva ve gümüştür.

Nüfus ve Sosyal Hayat

4.5 milyondan fazla olan Bosna-Hersek nüfusunun % 44'ünü Müslüman % 31'ini Sırplar, % 18'ini Hırvatlar, % 5'ini Yugoslavlar, % 2'sini de diğer unsurlar meydana getirir. Nüfusun büyük çoğunluğunu meydana getiren Müslümanların milliyetleri, Sırp, Hırvat veya Yugoslav olarak değil sadece Müslüman olarak gösterilmiştir.

Müslümanların % 90'ı Boşnakça konuşmaktadır.Türklerle aynı dinden oldukları için Bosna-Hersek’in yerli Müslüman halkı kendilerine Türk dedikleri gibi, bazan Türklerden ayırt edilmek amacıyla Boşnak ismini kullanmışlardır. Bu isim 19. asrın ilk yarısından itibaren yaygınlık kazanmıştır.

Bosna-Hersek’in en büyük kenti 500.000 nüfuslu başkent Saraybosna’dır. İkinci sırada Banyaluka gelir. Hersek’in merkezi ise Osmanlı mimarisinin eşsiz örnekleri ve bu arada Drina Irmağı üzerinde MimarSinan’ın inşa ettiği köprüyle simgeleşen Mostar şehridir.

Başkent Saraybosna, birçok bakımdan sadece Bosna-Hersek’in değil aynı zamanda eski Yugoslavya’nın en ilginç şehridir. Zira Saraybosna, Yugoslavya’daki Müslüman nüfusunun, Sırp Ortodoks Metropolitinin ve Katolik Başpiskoposunun makamlarının bulunduğu yerdir.

Bosna-Hersek’te eğitim ileri düzeydedir. İkinci Dünya Savaşından sonra şarkiyat çalışmaları hızla artmıştır. 1949'da kurulan Saraybosna Üniversitesinde Türk, Fars, Arap dilleri ve edebiyatları ile ilgili kürsü bulunmaktadır. Burada hem Osmanlı hem de Türkçe kurslar verilmektedir. 1950'de kurulan Saraybosna Şarkiyat Enstitüsü, Saraybosna Devlet Müzesinden devralınan yazma ve Türk tarihiyle ilgili malzemelerden değerli bir kolleksiyona sahiptir.

Siyasi Hayat

Bosna-Hersek, cumhuriyetle idare edilen bir ülkedir. Cumhurbaşkanı ve meclis üyeleri beş yılda bir seçilir. Meclis 240 sandalyeden meydana gelir.

Ekonomi

Bosna-Hersek ekonomisi tarıma dayanır. Başlıca tarım ürünleri tahıl ve patatestir. Ayrıca sebze, şekerpancarı, keten ve tütün de yetiştirilir. Ormancılık ve koyun besiciliği ekonomide önemli yer tutar. Bosna’nın orta ve kuzey kesimlerinde meyvecilik gelişmiştir. Erik, meyvecilikte önemli yer tutar. Hersek’te ise bağcılık gelişmiştir. Sanayi ürünleri arasında kereste, demir-çelik, tütün, deri ve şeker önemli yer tutar.

Saraybosna ve Mostar yakınlarında kömür, Vereş ve Ljubija yakınlarında demir, Gornjivakuf yakınlarında bakır ve çeşitli bölgelerde manganez, kurşun, cıva ve gümüş çıkarılmaktadır.

24 Ocak 2021

Kanın Yapısı ve Görevleri

Kan damarlarımızda sürekli dolaşan yaşam için temel oluşturan canlı bir sıvıdır. Dolaşımda ki toplam kan hacminin normal değeri vücut ağırlığının % 8’idir.Bu değer 70 kg’lık bir insanda 5600 ml.’dir. Bunun yaklaşık %50-60'ı plazma adınıalan sıvıdan ve %40-50'si ise hücrelerden oluşur. Plazmanın büyük kısmı sudur. Bu su içinde besin maddeleri, proteinler ve diğer yaşamsal önemde kimyasal maddeler bulunur. lyuvar (eritrosit), Akyuvar (lökosit) ve kan pulcukları (trombositler) ise kan hücrelerini oluştururlar. 

Görevleri: 
3 önemli görevi vardır;
1- Taşıma:

Birincil önem taşıyan görevi oksijenin taşınmasıdır. Kan, oksijeni (O2) akciğerlerden dokulara taşır. Hücreler de oksijeni kandan alırlar ve enerji üretiminde kullanırlar. Enerji üretimi sırasında hücre içinde karbondioksit (CO2} açığa çıkar. Açığa çıkan bu CO2, hücre dışına atılır. Kan, karbon dioksiti solunumla vücut dışına atılması için akciğerlere taşır.

  • Sindirim sisteminde besinlerden emilen yağlar, amino asitler, glikoz ve su, kan ile dokulara taşınır. Böylece hücreler için gerekli olan temel besin, enerji maddeleri ve su sağlanmış olur.
  • Kan taşıdığı hormonlar, vitaminler ve inorganik maddeler aracılığıyla hücreler ve organlar arasındaki iletişimi ve düzeni sağlar.

2- Düzenleme:

  • Vücudun asit-baz ve ısı dengesini sağlar.
  • Vücutta su ve tuz dengesinin korunmasına yardım ederek bütün hücrelerin belirli bir gerginlik içinde görevlerini sürdürmelerini sağlar.
  • Biyokimyasal reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan ısıyı içine alır ve vücut yüzeyinden uzaklaşmasına yardım eder. Böylece vücut sıcaklığını belirli sınırlar içinde sabit tutar.

3- Koruma:

  • Kan çeşitli hücrelerin yardımıyla vücudu yabancı maddelerin, mikroorganizmaların ve toksinlerin etkisinden korur. Bu fonksiyonu fagositoz ve bağışıklık reaksiyonları ile yapar.
  • Organizmada hücrelerdeki biyokimyasal etkinlikler sonucu ortaya çıkan asit ve bazları, tampon maddeleri (kanda bulunan bikarbonat, fosfat, protein ve hemoglobin) ile nötralize eder ya da bu asit ve bazları akciğer ve böbreklere taşıyarak organizmadan uzaklaştırır.
  • Kan taşıdığı pıhtılaşma faktörleri ile gerektiğinde pıhtı oluşturur ve kan kaybını önler.
Kan Hücreleri 

Erişkin bir insanda alyuvarlar(kırmızı kan hücreleri),trombositler(kan pulcukları) ve birçok akyuvarlar(beyaz kan hücreleri) kemik iliğinde üretilmektedir. Bir kısım akyuvar kemik iliği dışında üretilmektedir.
Kan hücreleri 3’e ayrılır;

1)  Alyuvarlar (eritrositler): 

Kana kırmızı rengi veren hücrelerdir. Yapılarında hemoglobin denilen ve eritrosit ağırlığını 1/3 ünü oluşturan bir protein içerirler. Bu proteinin görevi oksijen(O2 ) taşımaktır. Çekirdek ve organelleri olmadığı için bölünemezler ve yaşam süreleri kısıtlıdır(120 gün).1 mm3 kanda kadınlarda ortalama 4,8 milyon, erkeklerde 5,4 milyon alyuvar bulunmaktadır. 

2) Akyuvarlar (lökositler)

Beyaz kan hücreleri olarak da adlandırılan akyuvarlar, belirli şekilleri olmayan, çekirdekli kan hücreleridir. Vücudumuzun savunma sisteminin hareketli elemanları olan lökositler, organizmayı bakterilere, virüslere, parazitlere ve tümörlere karşı savunurlar. 1 mm3 kandaki sayıları 4.000 -10.000 arasında değişebilir. Lökositler kılcal damar duvarını aşarak çevre bağdokuya geçebilir ve burada bizzat savunma görevi üstlenebilirler.

3) Kan pulcukları (trombositler):

Trombositler, küçük, renksiz, çekirdek içermeyen küçük çaplı hücrelerdir. Yuvarlak veya oval bikonveks diskler şeklindedir. 1 mm3 kanda 150.000 - 350.000 trombosit bulunur. Ömürleri 5-7 gündür. En önemli özellikleri; biçimsel değişme ve yapışkanlık göstermeleridir. Kanın pıhtılaşmasını uyarıp, damarlardaki çatlakların onarılmasını sağlar ve kanın damar dışına çıkmasına engel olurlar. Trombositler damar yaralanmalarında, damarın iç yüzüne yapışarak yaralı bölgeyi tıkarlar. Salgıladıkları trombokinaz enzimiyle pıhtılaşmada rol oynarlar. Pıhtı meydana geldiğinde katılaşarak yaranın ağzını büzerler ve kanamayı durdururlar.

Kan Grupları

Kan Grubu Nedir?
Kan grubu; kanda bulunan kırmızı kan hücrelerinin (eritrositlerin) üzerinde bulunan antijen çeşitlerine göre yapılan bir sınıflandırmadır.
Kan Grupları Nelerdir?
Kandaki eritrositlerin üzerinde birçok antijen çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan en önemli ve güçlü olanları A-B ve Rh antijenleridir. Kan grubu sınıflandırmaları özellikle bu iki antijen grubu üzerinden değerlendirilmektedir.

A-B Antijen Tiplendirmesi:

Kandaki eritrositlerin A ve B antijenlerini bulundurup bulundurmamasına göre yapılan kan grubu sınıflandırmasıdır. Buna göre kişinin kanında A antijeni varsa A kan grubu, B antijeni varsa B kan grubu, hem A hem B antijeni varsa AB kan grubu, A ve B antijenlerini içermiyorsa 0 kan grubu olarak nitelendirilir.
(Esasen A antijeni kendi içerisinde farklı tipleri bulunur. Bunlar içerisinde en baskın ve sık rastlananı A1 antijenidir. A1 antijenine tüm A antijenleri içerisinde %90 oranında çoğunlukla rastlanır.)

Rh Antijen Tiplendirmesi:

Kandaki eritrositler üzerinde 50 civarında Rh antijeni bulunmaktadır. Bunlardan en önemli ve baskın olanı Rh(D) antijenidir. Bir kişinin kanındaki eritrositlerde Rh(D) antijeni varsa Rh(D) pozitif olarak değerlendirilir. Eğer bu antijeni kanındaki eritrositler muhteva etmiyorsa Rh(D) negatif olarak değerlendirilir. Dünyada tüm insanların %85’i Rh(D) antijenine sahipken %15’i Rh(D) antijenine sahip değildir. Genellikle ABO Kan grubunun bir parçası olarak iki test beraber çalışılmaktadır.

Sonuç olarak A-B ve Rh antijenlerine göre kan grubu sınıflandırması yapıldığında karşımıza 8 adet kan grubu çıkmaktadır. Bu kan grupları ve insanlarda rastlanma sıklığı aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Ülkemizde Kan Grubu Dağılımı Grafiği (%)


Kan Grubu

A RH Pozitif

O RH Pozitif

B RhD Pozitif

AB RhD Pozitif

A RhD Negatif

O RhD Negatif

B RhD Negatif

AB RhD Negatif

Sıklığı

% 37,8

% 29,8

% 14,2

% 7,2

% 4,7

% 3,9

% 1,6

% 0,8

Türkiye ekonomisinin kırılma noktası: 24 Ocak İstikrar Kararları

Cumhuriyet tarihin en radikal ekonomik hamlesi 24 Ocak kararlarıdır.

Bundan tam Kırk bir yıl önce, 1980 12 Eylül askeri darbesi öncesinde Türkiye’nin ekonomik hayatı için milat sayılan 24 Ocak “İstikrar Kararları” hayata geçirilmiştir.


24 Ocak kararları Türkiye ekonomisinin kabuk değiştirmesi anlamında çok önemli bir dönüm noktasıdır. Cumhuriyet tarihin en radikal ekonomik hamlesi 24 Ocak kararlarıdır.

Türkiye ekonomisine getirdiği yenilikler ve açılımlarla 24 Ocak kararları Türkiye’nin kapitalistleşme ve liberal ekonomiye geçiş sürecinde bir kırılma noktası olarak çok önemli bir yer tutmaktadır.

1980 yılı başında bir azınlık hükümeti kuran Süleyman Demirel, Turgut Özal’ı tam yetki ile donatarak ekonomi yönetiminin başına getirmiş, Özal’da kurduğu ekiple 24 Ocak Kararları diye bilinen istikrar paketini hazırlamıştır.

Ekonomi paradigmasının değişmesi
24 Ocak kararlarıyla Türkiye ekonomisinin temel paradigması değişmiştir. Bu kararlardan sonra Türkiye’nin ekonomi anlayışı, yeni bir anlayışla, “piyasa ekonomisi”yle hayat bulmuştur.

24 Ocak kararlarıyla birlikte ekonomi serbest piyasa anlayışıyla kapitalist dünyaya entegre edilmeye çalışılırken, kar maksimizasyonu ve rekabetçi fiyat politikaları üzerine yeni bir ekonomi anlayışı dizayn edilmiştir.

Türkiye o güne kadar uyguladığı dışa kapalı devletçi politikalardan vazgeçmiştir. Planlı kalkınma modeliyle ülkenin ihtiyaç duyduğu her türlü malın ülke içinde üretilmesi anlayışıyla, “ithali ikame” etmeye çalışan Türkiye yerine, dış âleme açık bir Türkiye tercih edilmiştir.

Ülkenin makro ekonomik hesapları, 24 Ocaktan sonra dış âlemi de hesaba katarak yapılmıştır. Özel sektörün ve girişimciliğin önü açılmaya çalışılmıştır. Bu kararlarla devletin ekonomideki payının küçültülmesi amaçlanarak, süregelen “Devletçilik Politikası” sınırlandırılmıştır. Yabancı sermaye girişinin kolaylaştırılması ve yabancı sermaye yönelik teşvik edici uygulamalar hayata geçirilmiştir.

24 Ocak kararlarına kadar gelinen süreçte ithal ikameci ve devletçilik politikalarının yanlış anlaşılması ve uygulanması neticesinde; ülke karaborsa cennetine dönüşmüş, ekonomik olarak iflas etmiş ve ülke toplumsal bir kaosa sürüklenmiştir. Yaşanan bu sıkıntılar ve döviz darboğazı nedeniyle adeta 24 Ocak kararlarının uygulanması zorunluluk haline ge/tiri/lmiştir.

24 Ocak kararlarında temel olarak;
- İstikrar paketi tam anlamıyla Türkiye’nin “serbest piyasa ekonomisine” geçmesini ve uluslararası sermaye ile entegrasyon sağlanmasını amaçlıyordu.
- Dışa kapalı bir ekonominin yerine, dünya sermayesi ile bütünleşen bir ekonomi modeline geçiş hedeflenmekteydi. Yabancı sermayeye ilk kez kapılar bu kadar net olarak aralanıyordu.
- Dışarıdan almaktansa içeriden temine dayalı “ithal ikameci” politikaların yerine döviz girişi sağlayacak, ihracata dayalı bir ekonomi modelinin benimsenmesi amaçlanıyordu.
- Kamunun fiyat denetimlerinde mümkün olduğunca taraf olmaması ve fiyatlar genel seviyesinin piyasada oluşan arz-talebe göre belirlenmesi hedefleniyordu.
- Kamunun ekonomi içindeki payı azaltılacak. Özel kesim öne çıkarılacak. Sermaye piyasaları oluşturulacak, kambiyo rejimi serbestleştirilecek. Tüm bunların yapılabilmesi için ise kurumsal ve yapısal düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Bu aynı zamanda Cumhuriyet Türkiye’sinde, Devletçilik ilkesinin yeniden anlamlandırılması da oluyordu.
- Faiz hadlerinin artık devlet tarafından değil piyasa tarafından belirlenmesi ve enflasyon üzerinde faizin hayata geçirilmesi yani reel faizin oluşmasına imkân sağlanıyordu.

24 Ocak kararlarının paradigması
24 Ocak istikrar programı aslında IMF destekli bir Ortodoks programdır. O dönem dünyada yaygın olarak kullanılan IMF politikalarından oluşan bir istikrar programıdır. Program ilke olarak faizlerin yükseltilmesi, sıkı para ve maliye politikaları, emek ücretlerinin baskı altında tutulması, kamu mallarına zam yapılması, kamumun piyasadan çekilerek özel sektörün önünün açılması gibi Ortodoks IMF programlarından biridir. O nedenle 24 Ocak istikrar kararlarının ana paradigması IMF ve Dünya Bankası güdümlüdür…

Gözden kaçan önemli bir ayrıntı: 24 Ocak kararlarına asker desteği
12 Eylül 1980 askeri darbesi Türkiye’deki birçok siyasi yapılanmanın kırılma noktası olurken, darbe yönetimi 24 Ocak kararlarına müdahale etmeyip devam ettirerek, Türkiye ekonomisinin bu yeni programının bir nevi teminatı olmuştur.

İstikrar planı 1980 askeri darbesinden önce Demirel tarafından Özal’a hazırlatılsa da, darbe sonrasında da asker tarafından desteklenmiş ve Özal kurulan darbe hükümetinde de ekonomik işlerden sorumlu başbakan yardımcısı olarak görev yapmıştır. Turgut Özal 24 Ocak kararlarının mimarıdır. İstikrar kararlarının uygulandığı 1980-1988 arası dönemde Özal hep icrada olmuştur.

Kararların uzun vadeli olumsuz sosyo-ekonomik etkileri
24 Ocak 1980 İstikrar Programı’nın uygulanmasında yurtiçinde tasarruf ve sermaye miktarını artırmak adına, sermaye belli ellerde yoğunlaştırılmıştır. Yüksek reel faizle yıllarca beslenen sermaye grupları, sermayelerini üretmeden devletin (halkın) sırtından faizle büyütmüşlerdir.

Türkiye’deki gelir dağılımın bozulmasında en fazla etkiyi, 1980 sonrası uygulanan ekonomi politikaları yapmıştır. 24 Ocak kararlarıyla başlayan ihracata dayalı kalkınma stratejisi modeli ve yüksek faiz politikalarının bir sonucu olarak; ücretler ve ücretlileri baskı altına almıştır. Baskı altındaki ücretler, gelir dağılımından ve servetten alınan payı ücretliler aleyhine bozmuştur.

Evet, Türkiye ekonomisi 24 Ocak kararlarıyla serbest piyasa ekonomisine adım atarken, devletin hazinesi de uzun yıllarca kendi doğurduğu bu piyasaya mahkûm olmuş ve gelir dağılımını bozucu şekilde faizle beslenen bir sermaye grubu oluşturmuştur. Ekonomide yaşanan rant mantığı toplumsal gelir uçurumunu büyütmüştür…

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!