Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


06 Ocak 2021

Karlı Havalarda Yürüyüş

Kar yağışıyla birlikte meydana gelen buzlanmada düşmelerinin engellemesi konusunda önerilerde bulunan Memorial Diyarbakır Hastanesi Optopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Necmioğlu, buzlanmada en fazla düşmelerin yaşandığı yerlerin kaldırımlar olduğunu belirterek, bunu önlemek için kısa adımların atılması gerektiğini söyledi.
p.txtMemorial Diyarbakır Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Nemcioğlu, karlı havalarda düşme sonucuyla meydana gelen kırık vakalarının önlenmesi konusunda uyarıda bulundu. Karlı havalarda ayakkabı seçiminin çok önemli olduğunu anlatan Necmioğlu, karda yürümelerde dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgi verdi. Necmioğlu, "Kar yağışı ve soğukların başlamasıyla beraber düşme ve kırık oranları daha fazla olmaktadır. Bölgemizde kar ve buzlanmadan dolayı çok sayıda kırık vakası yaşanıyor. Düşme ve kırıkların olmaması için birtakım önerilerim olacak. Özellikle soğuk havalarda, donma riski olan karlı havalarda, yaşlı, kemik erimesi yaşayanların, görmede kas zayıfı olan hastaların mümkün olmadıkça dışarıya çıkmamalarını öneriyoruz. Çıkmak zorunda olanlar da birtakım tedbir almalıdır. Bu tedbirler kapsamında ayakkabı seçimi çok önemli. Ayakkabıyla ilgili olarak, özellikle kauçuk tabanlı, yumuşak tabanlı ve tırtıllı ayakkabı giyilmesi gerekiyor. Kayma esnasında, ayak bileklerinin kırılmasını engellemek amacıyla, bot türü ayak bileklerini saran ayakkabıların giyilmesini tavsiye ediyoruz. Bazı durumlarda ayakkabı üzerine çorap giyinmesi de karda kaymayı önemli oranda azalttığını biliyoruz. Giyim anlamında özellikle yaşlılar, yünlü ve kalın kumaşları birkaç kat giymelerinde fayda var. Çünkü elbisede düşme esnasında kırılmayı önleyici fayda sağlar. Yürüme konusunda ise, sert, hızlı ve geniş adımlar atılmaması gerekiyor. Kısa adımlarla, sürünme şeklinde yavaş adımlarla yürümek gerekiyor. En fazla düşmenin yaşandığı yerler ise kaldırımlardır. Kaldırımlarda çıkma inme esnasında düşme oranı çok fazla. Kaldırımdan inerken, çıkarken çok dikkatli olmak gerekiyor. Yine yürürken elleri ceplere bırakmamak gerekiyor. Çünkü ellerimiz bir denge çubuğu şeklinde vücudu dengeliyor. Eller cepte olduğu zaman, kayıp düşmede kafa travmasıyla karşılaşabilmek mümkün. Bundan dolayı ellerin dışarıda olması büyük avantaj sağlıyor. Yürüme esnasında poşet taşınmaması gerekiyor. Ellerin dolu olmamasını sağlamalıyız" dedi. Karlı ve buzlu havalarda çocukların kucakta taşınmaması gerektiğini belirten Necmioğlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"Başka bir önerimiz ise, çocukların kucakta taşınmamasıdır. Çocukları kucakta taşıdığımızda kayma riski artıyor. Kayma esnasında çocukta da birtakım riskler oluşur. Trafikte kaldırımın olmadığı yerde yürünüyorsa, araçları karşıda görebilecek şekilde yürüme moduna girilmesi gerek. En çok yaşlı hastaların kalça kırıklıkları meydana geliyor. Bunlar basit bir problemle ortaya çıkıyor. Yine el bileği, dirsek, ayak bileği kırıklık vakalarını karla beraber çok sıklıkla görüyoruz".

05 Ocak 2021

Alp Arslan (Büyük Selçuklu Devleti II. Sultanı)

AlpArslanAlp Arslan (d. 20 Ocak 1029 - ö. 24 Kasım 1072) (Adudüddevle Ebu Şüca Muhammed Alp Arslan bin Davud), Büyük Selçuklu Devleti'nin ikinci sultanı olan Türk hükümdar. Alp Arslan, Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya gelişlerini ve mücadelesini yöneten askeri komutan ve hükümdardır. Gerçek adı Muhammed olup, daha çok unvanı olan Alp Arslan adıyla tanınmaktadır.
Hayatı Büyük Selçuklu Devleti'nin kurucularından Horasan Valisi Çağrı Beyin oğlu ve Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey´in yeğeni olan Alp Arslan, bu devletin kuruluş dönemindeki güç koşullarda yetişti. Doğum tarihini çeşitli kaynaklar 1029 ile 1032 yılları arasında gösterir. Tarih yazarlarının çok yiğit bir savaşçı olarak tanımladıkları hükümdar çok küçük yaşta ata binip ok atmayı öğrendi. İlk gençlik yıllarında arkadaşlarından oluşan kendi birliğiyle katıldığı Dandanakan vb. savaşlardaki başarısıyla dikkati çekti ve babasının ölümünden sonra Horasan valiliğini üstlendi.
Tuğrul Bey 1063´de ölünce Selçuklu ülkesinde taht kavgaları başladı. Oğlu olmayan Tuğrul Bey, vasiyetinde Çağrı Bey'in oğullarından Süleyman'ın tahta geçmesini vasiyet etmişti. Selçuklu veziri Amid ül-Mülk bu vasiyeti yerine getirdi ve Rey kentinde Süleyman'ı sultan olarak tahta çıkardı. Ancak Çağrı Bey'in öteki oğlu Alp Arslan ve Arslan Yabgunun oğlu Kutalmış ile bazı emir ve şehzadeler Süleyman'ın sultanlığını tanımadılar. Kazvin şehrinde Alp Arslan adına hutbe okundu. Kutalmış'ın Rey önüne gelerek şehri kuşatması üzerine, vezir Amid-ül Mülk, Alp Arslan'dan yardım istediği gibi, hutbeyi de onun adına okuttu. Kutalmış ise, Alp Arslan ile yaptığı Dameğan yakınlarındaki savaşta hayatını kaybetti. Alp Arslan Rey şehrinde Selçuklu Devleti tahtına çıktı. Daha sonra Amid ül-Mülk'ü azlederek, yerine Nizamülmülk'ü tayin etti.
İlk seferini Gürcistan ve Doğu Anadolu'ya yaptı. Bu seferde oğlu Melikşah ve veziri Nizamülmülk de bulunuyordu. Bizans'ın elinde bulunan Kars ve Ani bölgesine kadar ilerleyerek buraları ele geçirdi. Bu fethi neticesinde Abbasi Halifesi Kaim bi-Emrillah, Sultan'a "Ebu'-Feth" (Fetihlerin babası) lakabını vermiştir (1064).
1065 yılı sonlarında Üst-yurd ve Mangışlak taraflarına bir sefer düzenledi. Bölgedeki Kıpçaklarla Türkmenleri idaresi altına aldı. Dedesi Selçuk Bey'in Cend kentindeki mezarını ziyaret edip,Merv kentine döndü Mayıs 1066. 1067 yılında Kirman meliki olan kardeşi Kavurd'un isyanı sebebiyle Kirman üzerine yürüdü. Melik Kavurd öncü kuvvetleri mağlup olduğu zaman,kalesine çekildi ve bir elçi göndererek affedilmesini istedi. Sultan bu isteği kabul ederek. Hatasına rağmen Kavurd'u affetmiştir ve Kirman Meliki olarak kalmasına izin vermiştir. 1068 yılında tekrar isyan eden Kavurd'un üzerine sefer düzenlese de ordudaki askerler arasında Kavurd yandaşlarının olabileceği sezgisiyle geri çekilmiştir.
Anadolu'da ise Tuğrul Bey tarafından yöneltilen Türkmen akınları devam etmekteydi.
Emir Afşin 1067 yılında Kayseri'yi ele geçirdi ve yağmaladı. Bunun üzerine Bizans İmparatoru IV. Romanos Diogenes Türkleri Anadolu'dan çıkartmak için 1068 yılında sefer çıktı ve Halep'e kadar ilerledi. Ancak bu hareket Türkler'in akınlarının ilerlemesinde engel olmadı, hatta Amorium kenti ele geçirildi. İmparator Romanos ikinci bir sefere çıktı ve bu sefer Fırat nehri kenarına kadar ilerledi. Selçuklu akıncıları başka kollardan akınlara devam ederek Malatya'ya hücum ettiler ve Konya'yı tahrip ettiler.
Sultan Alp Arslan 1067 yılında ikinci defa Gürcistan seferine çıkmak zorunda kaldı. Gürcü kralı IV. Bagrat; Alanlar ile birleşerek müslüman devleti olan Şeddadiler arazisine girmiş Erran'ı istila ve yağma edip,Gence'ye kadar ilerlemişlerdi. Sultan Alp Arslan 1067 yılında Erran'a geldi Şeddâdî emiri Fazl ile Şîrvân emiri Ebu'l-Esvâr itaatlerini bildirdikten sonra Gürcistan'a girdi, Şekki bölgesini aldı. IV. Bagrat ise,Selçuklular ile savaşa cesaret edemeyerek kaçtı. Sultan, Gürcistan'ın her tarafına akıncılar gönderip Tiflis'i ele geçirdi. Sonuç olarak Bagrat aman dileyerek Alp Arslan'a tâbi oldu.
Mekke Şerifi Muhammed b. Ebî Hâşim 1070 yılında Alp Arslan'ın huzuruna gelerek, Mekke'de hutbenin Abbasi Halifesi ve Selçuklu Sultanı adına okunduğunu bildirdi.
Sultan Alp Arslan, Fatımi devleti veziri Nâsır ed-Devle b. Hamdân'dan aldığı bir davet üzerine adı geçen devleti ortadan kaldırmak ve Mısır'ı ele geçirmek maksadıyla bir sefer düzenledi ve önce Bizans topraklarına girdi. Sultan ilk olarak Malazgirt ve Erciş'i ele geçirdi, Diyarbakır bölgesinde Süveyda(Siverek) ve Tulhum başta olmak üzere birçok kaleleri ele geçirdi. Daha sonra 1071 yılında Bizans hakimiyetindeki Urfa'yı kuşattıysa da başarılı olamadı. Urfa'dan Haleb'e hareket eden Sultan burayı kuşatarak Mirdasoğullarından Mahmûd tarafından şehrin anahtarlarını teslim aldı ve onu affederek makamını bağışladı. Şam'a yönelen Sultan; Bizans imparatoru IV. Romanos Diogenes'un büyük bir ordu toplayarak müslüman topraklarına sefere çıktığını haber aldı ve süratle geri döndü. İki ordu Malazgirt ovasında karşılaştı. Sultan Alp Arslan komutasındaki Selçuklu ordusu kendinden sayıca üstün olan Bizans ordusunu Hilal taktiğiyle mağlup etti ve Bizans imparatoru IV. Romanos Diogenes'i esir aldı.
Sultan Alp Arslan batıda olduğu kadar doğuda da topraklarını genişletmeye çalışmıştı. Nitekim o zaman anlaşmazlığa düştüğü Karahanlılar üzerine bir sefer düzenledi ve Ceyhun nehri'ni geçti. Ancak onun ölümü ile bu sefer yarıda kaldı. Yusuf El Harezmi adlı bir kale kumandanı Sultan'ı hançerleyerek ölümüne sebep oldu.
Bizans'la Savaş
190px-BnF_Fr232_fol323_Alp_Arslan_Romanus1068'te Bizans İmparatorluğu'na karşı savaş ilan ettikten sonra kazandıkları savaşlar Türkler'i Ortadoğu'ya doğru geri çevirmiş; bu başarılar Bizanslılar'ı, Türkler'i çıkarmak için Malazgirt'e kadar getirmiştir. Alp Arslan 1071 yılında, Türk tarihinin en önemli zaferlerinden biri olan Malazgirt Meydan Muharebesi'ni kazanmıştır.
Bu dönemde Bizans bir nevi fetret devri yaşamıştır. Alp Arslan, Bizans İmparatoru Romen Diyojen'in canını bağışlamış, onu sadece yıllık vergiye bağlayıp bir süre esir tutmuştur. Fidyesi ödenen Romen Diyojen ülkesine döndüğünde, tahtından indirilmiş ve VII. Mikhail'in yeni bir Bizans imparatoru olarak tahta çıkmış olduğunu görmüştür. Tahtını geri almak için yaptığı savaşlarda mağlup düşmüş; kaçtığı Kilikya'da bir küçük kalede yakalanarak gözlerine mil çekilmiş; İstanbul'a getirilmiş ve Proti adasında (Kınalıada'da) sürgün edilmiştir. Gözlerinin kör edilmesinden dolayı oluşan yaranın enfeksiyonu sonucu ölmüştür. Bu nedenle Malazgirt Savaşı sonunda esir düşen Romen Diyojen'in imzaladığı vergi ödeme vaadi geçersiz kalmıştır.
Türkistan seferi ve ölümü Sultan Alp Arslan, Karahanlılar arasındaki iç mücadele ve Selçuklu topraklarına yaptıkları tecavüzleri önlemek üzere 1072 yılının Eylül ayı sonlarında 200.000 kişilik büyük bir orduyla Türkistan bölgesine sefere çıktı. Seferde bir süre kuşatma altında tuttuğu Barzam kalesini teslim aldı. Huzuruna çıkan kale kumandanı Yusuf Hârizmi tarafından, çizmesine sakladığı küçük bir hançerle ağır şekilde yaralanan Alp Arslan dört gün sonra da hayatını kaybetti.
Türkmen takviminde 2002 yılından Temmuz 2008'e kadar Ağustos ayı Alp Arslan olarak adlandırılmıştır.
2005 yılından bu yana Yusuf Halaçoğlu başkanlığında yapılan kazı ve çalışmalarda mezarının Merv şehrinde olduğu tespit edilmiştir.

04 Ocak 2021

KKTC'nin yerli otomobili GÜNSEL

 


Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Ar-Ge ekipleri ile Otomotiv Mühendisliği Bölümü tarafından uzun yıllar süren çalışmalar sonucu ortaya çıkan, Şubat 2020'de tanıtımı yapılan KKTC'nin yerli ve elektrikli otomobili "GÜNSEL"in ilk modeli "B9"un test sürüşü Kasım 2020  başından bu yana devam ediyor.


Davetliler, GÜNSEL'i Yakın Doğu Üniversitesi kampüsünde GÜNSEL Üretim Tesislerinin sürüş alanında aracı test edebiliyorlar.

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, GÜNSEL'in KKTC, Türkiye ve Türk dünyasının dünyaya açılan kapısı olacağını söyledi.

Günsel, "Biz 10 yıldır bu proje üzerinde çalışıyoruz. 160 Türk mühendis ve tasarımcımız, gece gündüz heyecan ve şevkle GÜNSEL'i üretmek için çalıştı. Bugün 3 prototipimiz hazır, heyecanlıyız." dedi.



GÜNSEL'in şubatta yapılan tanıtımından hemen sonra test sürüşüne başlamak istediklerini ifade eden Günsel, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle bunun ertelendiğinin altını çizdi.


"GÜNSEL'in tasarımı, Ar-Ge'si ve mühendisliği tamamen Türk mühendislere ait" 

Günsel, "GÜNSEL'in tasarımı, Ar-Ge'si ve mühendisliği tamamen Türk mühendislere aittir. GÜNSEL'in birçok parçası tedarikçilerimiz tarafından üretiliyor fakat şase, gövde ve gövde panellerinin hepsi bizim üretimimiz. Otomobil üretmek her parçasını üretmek değildir ancak tasarımına, ARGE'sine ve mühendisliğine sahip olmak çok önemlidir. Biz elimizden geldiğince ülkemiz ve Türkiye sanayisinin ürünlerini kullanıyor, maksimum yerlilik oranını korumaya çalışıyoruz. Her bir aracın içerisinde en az 40 ülke var derler, GÜNSEL için 350'si Türkiye'den olmak üzere 800 tedarikçiyle birlikte çalıştığımız ancak kendi tasarladığımız bir araç." diye konuştu.

Salgın sürecini çalışma anlamında iyi değerlendirdiklerini kaydeden Günsel, 2021'in son çeyreğinde GÜNSEL'in seri üretimine başlamayı hedeflediklerini söyledi.

Günsel, test sürüşleri için sarı, kırmızı ve mavi olarak 3 farklı rengi seçtiklerini belirterek, kırmızının bayrağı, sarının KKTC toprağını ve mavinin de Mavi Vatanı simgelediğini vurguladı.

Ortaçağda Giyim Nasıldı ?

Yırtık pırtık mı yoksa ipekten yapılmış tören kıyafetini mi tercih ederdiniz?
Ortaçağda böyle bir seçim şansınız yoktu.Eğer köylü birinin çocuğu olsaydınız ne bulursanız onu giymek durumundaydınız. Kraliyet ailesine ait bir çocuk olsaydınız ipek cübbe giyerdiniz.Ortaçağda giyisiler kaba ve kaşındırıcıydı.Fakat ne kadar zengin olduğunuza bağlı olarak iyi dikilmiş kıyafetler giyme şansınız vardı.
Bugün hala varolan birkaç yol o zamanlar çok kötü durumdaydı,köprüler neredeyse yoktu ve

haydutluk yaygındı.Bu sebepler yüzünden insanlar derebeyi efendilerinin şatosu çevresinde yaşamak zorundaydı.İnsanlar diğer şehirlere sadece festival olduğu zaman gidebiliyorlardı.Bunlar sadece insanların kendi yaptıkları yiyecekleri ve kumaşları satmak ,değişik şeylere bakmak yada almalarını sağlayacak özel fırsatlardı.Korku insanların hayatlarını kontrol ediyor ve askerlerin korunması altında olmaya itiyordu.Yaşam zordu ve insanlar kıyafetlerini evde dikiyorlardı.Fakat bunlar kaba ve şekilsizdi.Pantolan,tunik ve şallar soğuktan korunmak için kullanılıyordu.Şallar yünden yada kürkten yapılırdı.Ayakkabılar ise ayağın etrafına sarılmış derilerdi.Renkler gri,kahverengi,koyu mavi ve kırmızı gibi sade renklerdi.Konik şapkalar giyilirdi. Ortaçağda zengin insanların kıyafetleri terziler tarafından yaratılırdı.

Fakat nüfusun birçoğu kıyafetlerini kendi yapardı. Krallar

ve kraliçeler genelde parlak renkli ipekler ve taç giyerlerdi.Bu pahalı kıyafetleri alabilecek paraya sahiplerdi. Ayakkabıcılar ve onların eşleri şapka takarlar ve kürk kollu yün kabanlar giyerlerdi. Kutsal görevde olan papazlar kukuletalı pelerin giyerdi.Üzerinde tahta boncuklar olan ve dua edenleri saymaya yarayan ipten kemerleri vardı. Fötr şapkalar ve kahverengi ceketler lordların günlük kıyafetleriydi.Köylüler ise kendilerinin yaptığı hasır şapka,keten gömlek giyerlerdi.

Nostradamus'dan 2021 Kehanetleri

 2020’yi Özletecek Cinsten 6 Nostradamus Felaketi

2021 kehanetleri ünlü Fransız kahin Nostradamus'un ortaya attığı, 2021 yılında tüm dünyayı olumsuz etkileyecek felaketler olarak biliniyor.


2020 yılı hepimiz için felaketlerle dolu bir yıl oldu. Koronavirüs salgını, doğal afetler, siyasi çatışmalar, işsizlik derken koca bir yılı devirdik. Derken, çoğumuz 2021’den medet ummaya başladı ve yeni yılın güzelliklerle gelmesini diledi. Ancak bu dilekler için hemen heyecanlanmayın, zira Nostradamus’un 2021 kehanetleri sizi yeniden hayal kırıklığına uğratabilir😒 Tabii yine de bunun bir kehanetten ibaret olduğunu unutmamakta fayda var diyelim ve Nostradamus’u dinleyelim, bakalım neler söylemiş?

1. Zombi salgını

16. yüzyılda yaşamış kahin ve astrolog Nostradamus (asıl adı Michel de Nostredame idi), Rusya’nın biyolojik bir silah tasarlayacağını söylüyor. Bu biyolojik silah ise yeni bir virüs salgınını ortaya çıkaracak ve salgına yakalanan kişiler ise zombiye dönüşecek.

2. Beynine çip yerleştirilmiş askerler

Aklınıza Black Mirror’ın “Men Against Fire” bölümünün geldiğini tahmin edebiliyoruz😄. Dizinin bu bölümü, beynine implant yerleştirilen bir askerin kontrol edilmesini ve gerçekliğin korkunç bir şekilde değişmesini konu ediyordu.

İşte Nostradamus, yaşadığı dönemde tam da buna benzeyen bir kehanet ortaya atmış. Ancak ünlü kahine göre yeni bir teknolojiyle beyinlerine çip yerleştirilen bu askerler, insanlığı kurtarmak için mücadele verecek.

3. Göktaşı çarpması


2021 felaketleri arasında bir de göktaşı çarpması yer alıyor. Bilim kurgu filmlerini aratmayan Nostradamus felaketlerine göre göktaşı çarpması, daha büyük doğa felaketlerine yol açacak.

Hatırlarsanız bazı bilim insanları NASA’nın incelediği 2009 KF1 isimli göktaşının gezegenimize çarpma ihtimali olduğunu belirtmişti. Bu ihtimal, Nostradamus’un 2021 felaketleri ile birlikte düşünüldüğünde daha da kaygı verici bir hale bürünüyor😱

4. Kitlesel kıtlık


Ünlü Fransız kahin, 2021 kehanetleri arasında bütün dünyayı etkileyecek bir kıtlığın yaşanacağını söylüyor. Kuraklığın ve iklim krizinin zirve yaptığı bu dönemde belki de Nostradamus haklıdır, kim bilir😩 Nostradamus’un kehanetlerine göre bu büyük kıtlık, salgınların ve depremlerin artmasıyla ortaya çıkacak.

5. Büyük depremler

2020’de hem Türkiye hem de dünyada büyük depremler olmuştu. Elazığ, Van, İzmir gibi şehirlerimizde gerçekleşen depremler yıkıcı etkiler yaratmıştı. Nostradamus’un 2021 felaketleri ise 25 Kasım 2021’de Amerika kıtasında büyük bir depremin olacağını söylüyor.


6. Güneş fırtınası


2020’de yaşadığımız doğa felaketleri yetmiyormuş gibi Nostradamus’a göre 2021’de bir de büyük bir güneş fırtınası yaşayacağız. Ayrıca bu durum, kitlesel göçleri başlatacak ve kaynakların azalmasıyla birlikte devletler savaşa girecek.

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!