Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


18 Ekim 2020

Azerbaycan

 

Azerbaycan, ya da resmî adıyla Azerbaycan Cumhuriyeti (Azerice: Azərbaycan Respublikası [ˈɑzæɾbɑjdʒɑn ɾespublikasɯ]), Batı Asya ile Doğu Avrupa'nın kesişim noktası olan Kafkasya'da yer alan bir ülke. Güney Kafkasya'nın en büyük yüzölçümüne sahip ülkesi olan Azerbaycan'ın doğusunda Hazar Denizi, kuzeyinde Rusya, kuzeybatısında Gürcistan, batısında Ermenistan ve güneyinde İran ile komşudur. Kendisine bağlı olan Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin ise kuzey ve doğusu Ermenistan ile, güneyi ve batısı İran ile çevrilmiştir, Türkiye ile de 17 km'lik sınırı bulunmaktadır.

Azerbaycan, zengin kültürel mirasa sahiptir. Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkeler arasında opera, tiyatro gibi sahne sanatlarını barındıran ilk ülke olma özelliğini taşır. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 1918 yılında kurulmuştur, ancak iki yıl sonra 1920, 26 Nisan'da Kızıl Ordu sınırı geçerek Azerbaycan'a girmiş, 28 Nisan 1920'de Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuş ve ardından Sovyetler Birliği topraklarına katılmıştır. Ülkenin tekrar bağımsızlığını kazanması 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılması ile gerçekleşmiştir. Karabağ Savaşı sırasında Ermenistan, Dağlık Karabağ bölgesini ve bu bölgenin çevresindeki yedi rayonu işgal etti. Dağlık Karabağ'da ortaya çıkan Dağlık Karabağ Cumhuriyeti, fiilen savaşın sona ermesinden bu yana bağımsız olmasına rağmen, diplomatik anlamda hiçbir devlet tarafından tanınmamaktadır ve Azerbaycan'a bağlı bir de jure bölge olarak kabul edilmektedir.

Azerbaycan, üniter bir anayasal cumhuriyettir. Türk Keneşi ve TÜRKSOY'un etkin üyesidir. 158 ülkeyle diplomatik ilişkisi ve 38 uluslararası kuruluşa üyeliği vardır. GUAM, Bağımsız Devletler Topluluğu ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'nün kurucu üyelerindendir. 1992'den bu yana Birleşmiş Milletler'e üyedir, 9 Mayıs 2006'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kurulan İnsan Hakları Konseyi'nin üyeliğine seçilmiştir. Ayrıca Bağlantısızlar Hareketi, AGİT ve Avrupa Konseyi'ne de üyedir, Barış İçin Ortaklık projesinde NATO ile iş birliği yapmaktadır.

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası'nda resmî din yoktur ve ülkedeki tüm ana siyasi güçler laik milliyetçidir ancak halkın çoğunluğu ve kimi muhalefet güçleri Şii İslam inancına sahiptir. Diğer Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri ile karşılaştırıldığında Azerbaycan, sosyal ve ekonomik gelişme ile okuryazarlık oranında yüksek seviyelere ulaşmıştır. İşsizlik ve intihar oranları da düşüktür. Azerbaycan, 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde iki yıllık daimi olmayan üyeliğe başlamıştır.

Steingass'ın Farsça sözlüğünde āẕar-ābād, آذر آبادگان āẕar-ābādgān Tebriz şehrinin eski adı olarak kaydedilmiştir. "Āzar" (Farsça: آذر‎) Ateş, baycan veya orijinal olarak bilinen haliyle "Pāyegān" (Farsça: پایگان‎) Muhafız/Koruyucu (Āzar Pāyegān = "Ateş Muhafızları") (Farsça: آذر پایگان‎) anlamına gelmektedir. Adların kökeni Zerdüştlük dönemi Perslerine (İran) dayanır. Müslümanların Pers'i fethetmesinden sonra birçok Farsça söz Arapça yazılmaya başlandı ve orijinal telaffuz şeklini yitirdi; örneğin "G / P / ZH / CH" sesleri Arapça'da herhangi bir karşılık bulamadı. Böylece "Azar Paigān", Azerbaycan olarak bilinir hale geldi.

Farklı bir görüşe göre, Azerbaycan adı Ahameniş İmparatorluğu'nda Midya satraplığının yöneticiliğini yapan ve imparatorluğun Büyük İskender tarafından fethinden sonra görevine devam eden Pers Atropat'tan türemiştir. Bu adın da Zerdüştlük dini kökenli olduğu düşünülmektedir. Atropat, Atropatena bölgesinde (günümüzde İran Azerbaycan'ı) egemenlik kurmuştur. Diğer bir görüşe göre ise o bölgede büyük bir devlet kurmuş olan ve Hazar Gölüne de adını veren Hazarlar'ın (Kazar, Kuzar, Xazar) adından kaynaklanır.

Tarihçe

Antik dönem

Azerbaycan'daki en eski insan yerleşimleri Taş Devri'ne kadar uzanır, bu yerleşimin bulgularına Azıh Mağarası'nda rastlanmıştır ve Kuruçay kültürü adıyla tanınır. Eski Taş Çağı ve Tunç Çağı ile ilgili kalıntılara ise Tağılar, Damcılı, Zar, Yatak-yeri adlı yerleşim merkezlerinde yer alan mağaralarda ve Leylatepe ile Saraytepe nekropollerinde ulaşılmıştır.

Azerbaycan'da milattan önce dokuzuncu yüzyılda, ilk İskit-Saka yerleşimleri başladı. İskitlerin ardından Manna Devleti (MÖ IX), sonra İranlı Medler (Persler), Aras Nehri'nin güneyindeki bölgeye egemen oldular (MÖ IIV).[26] Medler, MÖ 900-700 arasında büyük bir imparatorluk kurdular ancak MÖ 549 yılında yıkıldılar ve topraklarına Ahameniş İmparatorluğu sahip oldu. Ahamenişlerin, Azerbaycan topraklarını da ele geçirmesi üzerine buralarda Zerdüştlük yayılmaya başladı. Daha sonra Büyük İskender'in imparatorluğu Azerbaycan'da egemen oldu, devamında Selevkos İmparatorluğu'na bağlandı. Romalılar da Roma İmparatorluğu devrinde buraya yerleşti. Bölgenin asıl yerlileri olan Albanyalılar M.Ö dördüncü yüzyılda bir imparatorluk kurdular. Bu devirde Zerdüştlük, Atropatena ve Kafkasya coğrafyasında yayıldı.

Feodal dönem

Albanya, 252'de Sasani İmparatorluğu'nun vasal bölgesi haline geldi ve Kral Urnayr, dördüncü yüzyılda devlet dini olarak Hristiyanlığı kabul etti. Devlet, çok sayıda Sasani ve Bizans fethine rağmen dokuzuncu yüzyıla kadar bölgede varlığını sürdürdü. Abbâsî Halifeliği'nin gerilemesiyle oluşan otorite boşluğunda, Müsafiriler, Sâciler, Şeddadiler ve Büveyhîler gibi birçok yerel devlet bölgeye egemen oldu. 11. yüzyılın başında Orta Asya'dan batıya doğru ilerleyen Oğuz Türkleri, Azerbaycan'ı ele geçirdi; bölgeye sahip olan ilk Türk devleti Gazneliler oldu, 1030 yılında Azerbaycan olarak anılan bölgeye girdi.

Bölge 1136'da İldenizliler tarafından Tebriz'de kurulan atabeyliğin egemenliğine girmiştir. Moğol istilalarından sonra İlhanlıların egemenliğine girmiş ve bir süre Altın Orda'nın hakimiyetinde kalmıştır. 14. yüzyılda Karakoyunlular ve Akkoyunluların egemenliklerine girmiştir.

I. İsmail'in Kızılbaş ordusu Azerbaycan seferini gerçekleştirip 1500'de Cabani Meydan Muharebesi'nde Şirvanşah Ferruh Yasar'ın ordusunu yenmiş ve Tebriz'e girip Safevi Devleti'ni kurmuştur. Böylece Azerbaycan Safevi egemenliğine girmiştir. Daha sonra da Afşarlar, Zendler ve Kaçarlar tarafından yönetilmiştir. Zand Hanedanı'nın yıkılışı ile Kaçar Hanedanı'nın kuruluşu sırasında burada Bakü, Kuba, Şeki, Gence, Karabağ, Revan, Nahcivan, Derbent, Serab, Lenkeran, Şeki, Şamahı, Tebriz, Urmiye, Erdebil, Hoy, Maku, Marağa ve Karadağ gibi de facto bağımsız hanlıklar belirmiştir. 1804-1813 Rus-İran Savaşları'nın ardından 1813 yılında bu hanlıkların büyük bir kısmı Rus İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir. Türkmençay Antlaşması ile İran, Rusya'nın Revan Hanlığı, Nahçıvan Hanlığı ve Talış Hanlığı'nın güney bölümü üzerindeki egemenliğini tanımıştır

Modern tarih

Kız Kulesi
1828'de Rus İmparatorluğu'nun egemenliğine girmiştir.1918'de Mehmet Emin Resulzade Müsavat Partisi'ni kurmuş ve Rus ve diğer devletlere karşı millî bilinç ve millî kuvvet oluşturulmuştur. 1918-1920'de Kafkasya Kurultayı'nı toplamış ve 28 Mayıs 1918'de de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'ni kurmuşlardır. Bu devlet Orta Doğu'da ilk cumhuriyet olmuştur. Ancak 1920'de Kafkasya ötesi Sovyetler Birliği'ne katılmıştır. 30 Ağustos 1991'de SSCB çöküşüyle bağımsızlığını yeniden ilan etmiştir.

Bugüne kadar Kafkaslarda Türkçülük hareketlerinin merkezi hep Bakü olmuştur. Bu düşüncenin önde gelenleri Hüseyinzade Ali Turan, Ahmet Ağaoğlu, Alimerdan Topçubaşov idi.

Cumhuriyet tarihi

Mihail Gorbaçov tarafından uygulamaya konulan glasnost politikasının ardından, iç huzursuzluk ve etnik çatışmalar Azerbaycan SSC'nin sınırları içinde kalan Dağlık Karabağ da dahil olmak üzere Sovyetler Birliği'nin çeşitli bölgelerinde büyüdü. Azerbaycan'da rahatsızlıklar, Moskova'nın

Kızıl Ordu Bakü'de
ilgisizliğine cevap olarak zaten sıcak çatışmalara dönüşmüştü ve bu çatışmalar bağımsızlık ve ayrılık çağrısına yol açtı; olaylar Bakü'de yaşanan Kara Ocak'ta doruğa çıktı. 1990 yılından sonra, Azerbaycan SSC Yüksek Konseyi, başlıktaki "Sovyet Sosyalist" kelimesini kaldırdı, Azerbaycan Cumhuriyeti Bağımsızlık Bildirisi'ni kabul etti ve devlet bayrağı olarak Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin bayrağını kullanmaya başladı. 18 Ekim 1991'de Azerbaycan Yüksek Konseyi, ülkede yapılan referandum yoluyla Bağımsızlık Bildirisi'ni doğrulattı ve bağımsız oldu; Aralık 1991'de Sovyetler Birliği resmen dağıldı.

Bağımsızlığın ilk yılları, Ermenistan ile yapılan Dağlık Karabağ Savaşı'nın gölgesinde kaldı. 1994 yılında çatışmaların sonunda Ermeniler, Dağlık Karabağ da dahil olmak üzere Azerbaycan'ın yüzde 16 kadarını kontrolü altına aldı. Yaklaşık 30.000 kişi yaşamını kaybetti ve bir milyon kişi bulunduğu yerden ayrılmak zorunda kaldı. Dört Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı (822, 853, 874 ve 884), "Ermeni güçlerinin Azerbaycan'ın işgal altındaki tüm topraklarından çekilmesini istedi". 1970 nüfus sayımına göre 510.000 Rus ve 484.000 Ermeni Azerbaycan'da yaşamaktaydı; 1990'larda ise birçok Rus ve Ermeni, Azerbaycan'ı terk etti. 25-26 Şubat 1992'de Ermenistan'a bağlı kuvvetlerin Azeri sivilleri topluca katlettiği Hocalı Katliamı, İnsan Hakları İzleme Örgütü de dahil olmak üzere birçok uluslararası örgüt tarafından soykırım olarak kabul edilmektedir.

Coğrafya

Azerbaycan, Güney Kafkasya'da yer alan bir Avrasya ülkesidir. Bulunduğu konum, Doğu Avrupa ve Güneybatı Asya'dır. 38° ve 42° kuzey enlemleri ile 44° ve 51° doğu boylamları arasındaki coğrafı bölgeye yerleşmiştir. Sınırlarının uzunluğu 2.648 kilometredir. Bunun 1007 kilometresi Ermenistan, 756 kilometresi İran, 480 kilometresi Gürcistan, 390 kilometresi Rusya ve 17 kilometresi Türkiye sınırlarını oluşturmaktadır. Sahil şeridi 800 kilometre uzunluğundadır ve Hazar Denizi'nin Azeri kısmının en geniş alan uzunluğu 456 kilometredir. Ülke toprakları kuzeyden güneye 400 kilometre ve doğudan batıya 500 kilometre olarak uzanır.


Doğu sınırını oluşturan Hazar Denizi, kuzeydeki Büyük Kafkas Sıradağları ve merkezdeki geniş düzlükler, Azerbaycan'ın en baskın fiziksel nitelikleridir. Büyük ve Küçük Kafkas Dağları ile Talış Dağları ülkenin yüzde kırklık kısmını kapsar. Bazardüzü Dağı, Azerbaycan'ın en yüksek noktasını (4.466 m), Hazar Denizi ise en alçak noktasını (−28 m) oluşturur. Bunların dışında, Doğanın Yedi Harikası listesine eklenmek için aday gösterilen çamur volkanlarının yaklaşık yarısı Azerbaycan sınırları içinde kalmaktadır.

Yüzey suları, temel su kaynağıdır. Ancak, ülkedeki 8.350 ırmak arasından yalnızca 24 tanesinin uzunluğu 100 kilometrenin üzerindedir. Irmakların tamamı, ülkenin doğusunda kalan Hazar Denizi'ne dökülür. 67 km2 büyüklüğündeki Sarısu Gölü, Azerbaycan'ın en geniş gölüdür. En uzun ırmağı ise sınırlar dışındaki uzunluğu da eklendiğinde 1.515 kilometreyi bulan Kura Nehri'dir. Ayrıca ülke, Hazar Denizi'nde yer alan kimi adaların da iyesidir.

1991 yılında Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanmasından bu yana hükûmet, ülkede çevreyi korumak için köklü tedbirler almıştır. Ancak çevrenin ulusal anlamda korunması, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı'ndan sağlanan yeni gelirlerle devlet bütçesinin artması sayesinde 2001'den sonra gelişmeye başlamıştır. Dört yıl içinde korunan alanlar iki katına çıktı, günümüzde ise ülkenin yüzde sekizlik bir kısmını kapladı. 2001 yılından bu yana hükûmetin yedi büyük rezerv kurmak ve çevreyi korumak için ayırdığı bütçe, ikiye katlandı.

İklim

Güneyde Ermenistan'ın dağ kütleleri, kuzeyde ise yüksek Kafkas Dağları vardır. Azerbaycan'ın dağları; Büyük Kafkas Sıradağları (4.000-5.000 m) içinde yer alan Bazardüzü (4.466 m), Şahdağ (4.243 m), Pazaryurdu (4.126 m), Tufan (4.191 m), Yarıdağ (4.116 m), Ragdan (4.020 m) dağları, Küçük Kafkas Sıradağları içinde yer alan Kapıcık (3.906 m), Gazangeldağ (3.829 m), Biçenek Aşırımı (2.346 m), Karabağ Volkanik Yaylasında yer alan Delidağı (3.616 m), Murovdağ silsilesinde yer alan Kamışdağ (3.724 m), Hinal dağı (3.367 m), Kepez (3.066 m), Zengezur Sıradağları içinde yer alan Büyük Işıklı (3.550 m), Talış Sıradağları silsilesinde yer alan Kömürköy (2.493 m) ve Kızyurdu (2.433 m) dağlardır. Azerbaycan'ın en uzun ırmağı 1.364 km Hazar Denizi'ne dökülen Kura Nehri'dir. Aras Nehri ise 1.072 km'dir. En büyük doğal gölü 67,0 km2 ile Sarısu Gölü'dür. En büyük yapay gölü 605,0 km2 ile Mingeçevir Baraj Gölü'dür.


Çevresinin dağlar ve yüksek tepelerle çevrili olmasına rağmen Azerbaycan'ın büyük bir kısmı ovadır ve topraklarının en verimli yerleri arasında Kura ve Aras ırmaklarının karıştığı deltadır.

Azerbaycanda ılıman bir iklim vardır ancak Hazar Denizinden içeriye doğru, yüksek dağlarda ve diğer yüksek kesimlerde sert bir iklimle karşı karşıya kalınır. Yüksek kesimlerde kışlar uzun, soğuk ve kar yağışlı, yazlar ise serin geçer. Ovalarda ise kışlar serin ve yağmurlu ve kimileyin karlı, yazlar sıcak ve kurak geçer.

Azerbaycan ülkesi ovalarda genellikle bozkırdır, %25 ise bir kısmı dağlarda olmak üzere ormanlarlarla kaplıdır. Kuzey ve güney kesimlerinde dağların 2000 metre yüksekliğine kadar ormanlar görülür. Azerbaycan'ın doğal hayatında çoğunlukla bulunan hayvanlar, kızıl geyik, alageyik, karaca, dağ keçisi, karapaça, bizon, yaban domuzu, pars, Avrasya vaşağı, yaban kedisi, boz ayı, kurt, kızıl tilki, dağ faresi, sincap, Kafkas köstebeği Kafkas sivriburunlu faresi.

Azerbaycan iklimi dünyadaki 11 iklim çeşidinden 9'una sahiptir. Yıllık ortalama sıcaklığı 10 °C'ın üzerindedir.

Biyo çeşitlilik

Azerbaycan'da hayvan yaşamının zenginliği ve çeşitliliği ile ilgili ilk raporlar, doğu gezginlerinin seyahat notlarında bulunabilmektedir. Mimari anıtlar, antik kaya ve taşlar üzerindeki hayvan görüntüsü oymaları günümüzde kadar hayatta kalmıştır. Ülkedeki hayvanlar alemiyle ilgili ilk bilgiler ise 17. yüzyılda, doğa bilimcileri tarafından yapılan ziyaretler sırasında toplanmıştır.

Azerbaycan sınırları içinde yaşayan 106 çeşit memeli, 97 çeşit balık, 10 amfibik tür ve 52 çeşit sürüngen tespit edilmiştir. Ülkenin millî hayvanı olan Karabağ atı, bir dağ-bozkır yarış atıdır ve endemiktir; iyi huylu, hızlı ve zariftir. Günümüzde, türü tehlike altında olan hayvanlardandır.

Azerbaycan'da bitki örtüsü içinde 4.500'den fazla yüksek boylu bitkiler bulunur. Bitki örtüsü diğer Güney Kafkasya ülkelerinden farklıdır ve Kafkasya'da yetişen tüm türlerin yaklaşık yüzde 67'si Azerbaycan'da bulunabilir.

Siyaset

Azerbaycan siyasi sisteminin yapısal oluşumu, yeni Anayasanın 12 Kasım 1995 tarihinde kabul edilmesiyle tamamlanmıştır. Anayasanın 23. maddesine göre Azerbaycan Cumhuriyeti devlet sembolleri bayrak, arma ve millî marştır. Azerbaycan'daki devlet gücü sadece iç meselelerle ilgili yasa ile sınırlıdır, ancak uluslararası meseleler için ayrıca uluslararası anlaşma hükümleri ile sınırlıdır.

İcra, Yasama ve Yargı bölümlerinden oluşan Anayasa başkanlık cumhuriyeti olduğunu belirtiyor. Yasama yetkisi, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ndeki tek meclisli Ulusal Meclis ve Yüksek Ulusal Meclis tarafından tutulur. Millî Meclis olarak adlandırılan Azerbaycan Parlamentosu, 125 milletvekilinden oluşmakta ve seçilen her üye için 5 yıl olmak üzere, çoğunluk oylaması sistemine göre seçilmektedir. Seçimler her beş yılda bir Kasım ayının ilk Pazar günü yapılır. Parlamento hükûmetin oluşumundan sorumlu değildir, ancak Anayasa, Millî Meclis, Bakanlar Kurulunun onayını ve hâlihazırda Parlamentonun neredeyse 125 sandalyesinin tamamına sahip olan iktidar hükûmeti Yeni Azerbaycan Partisi'ne sadık bağımsızlar olmasının önemli şartlarındandır. 2010 Parlamento seçimleri sırasında muhalefet partileri, Müsavat ve Azerbaycan Halk Cephesi Partisi tek bir sandalye bile kazanamadı. Avrupalı gözlemciler, seçim sürecine ve seçim gününde sayısız usulsüzlük bulmuştur.

Yürütme yetkisi, yedi yıllığına doğrudan seçimle seçilen Başkan ve Başbakan tarafından yerine getirilir. Başkan, hem Cumhurbaşkanı hem de Millî Meclis'e karşı sorumlu olan bir yürütme organı olan Bakanlar Kurulunu kurmaya yetkilidir. Azerbaycan Bakanı öncelikle başbakan, milletvekilleri ve bakanlardan oluşur. Cumhurbaşkanı Ulusal Meclisi feshetme hakkına sahip değildir, ancak kararlarını veto etme hakkına sahiptir. Cumhurbaşkanlığı vetosunu geçersiz kılmak için parlamentonun çoğunluğu 95 oy almalıdır. Yargı yetkisi Anayasa Mahkemesi, Yüksek Mahkeme ve Ekonomik Mahkemeye verilmiştir. Başkan bu mahkemelerde hâkimleri aday gösterir. Avrupa Adalet Verimliliği Komisyonu raporu, yeni hakimlerin en iyi uygulama olarak seçilmesiyle ilgili Azerbaycan adalet modeline atıfta bulunmakta ve yeni bir demokraside yargının bağımsızlığını ve kalitesini sağlamaya yönelik belirli özellikleri ve gelişim yolunu yansıtmaktadır.

Azerbaycan'ın yönetim sistemi nominal olarak iki aşamalı olarak adlandırılabilir. Hükümetin üst veya en üst kademeleri, Başkan tarafından yürütülür. Başkan, Bakanlar Kurulunu ve diğer üst düzey yetkilileri atama hakkına sahiptir. Yerel Yürütme Otoritesi yalnızca Yürütme Yetkisinin devamıdır. Azerbaycan'daki yerel devlet idaresinin yasal statüsü, 16 Haziran 1999'da kabul edilen Yerel Yürütme Yetkisi Hükümü (Yerli Icra Hakimiyati) tarafından belirlenmektedir. Haziran 2012'de Başkan, Yerel Yürütme Makamlarına ek yetkiler veren ve güçlendirilen yeni Yönetmeliği onaylamıştır. Azerbaycan'ın

yerel işlerindeki baskın konumları Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası'nın 9. Bölümü, belediyelerin yasal statüsü, yerel öz yönetim organlarının türleri, temel yetkileri ve diğer resmi kurumlarla olan ilişkiler gibi yerel özyönetim ile ilgili önemli konuları ele almaktadır. Diğer nominal yönetişim kademesi belediyelerdir (Bələdiyə) ve belediye üyeleri her beş yılda bir Belediye seçimlerinde genel oyla seçilir. Hâlen ülke genelinde 1.607 belediye bulunmaktadır. Yerel yönetim alanında ilk kabul edilen Belediye Seçimleri Kanunu ve Belediyelerin Statüsü Kanunu 2 Temmuz 1999 tarihinde olmuştur. Belediye Servisi Kanunu, belediye çalışanlarının faaliyetlerini, haklarını, görevlerini, çalışma koşullarını ve sosyal yardımlarını düzenler ve yürütme aygıtının yapısını ve belediye hizmetinin organizasyonunu ana hatlarıyla belirtir. Belediyelerin Statüsü Kanunu, belediye organlarının rolünü ve yapısını düzenlemekte ve devletin yasal ve mali özerklik garantilerini özetlemektedir. Kanun, sosyal koruma, sosyal ve ekonomik kalkınma ve yerel çevre ile ilgili belediye programlarının kabulü ve yürütülmesine özel önem vermektedir. Azerbaycan, Avrupa Konseyi üye ülkeleri arasında büyükşehir belediyesi olmayan tek ülkedir.

Güvenlik Konseyi, başkanlık altındaki müzakere organıdır ve bunu Anayasaya göre düzenler. 10 Nisan 1997 tarihinde kurulmuştur. İdari bölüm, başkanlık ofisinin bir parçası değildir, ancak hem başkanın hem de ofisinin mali, teknik ve maddi faaliyetlerini yönetir.

Azerbaycan bağımsızlığını kazanmasından bu yana birçok seçim yapmış olmasına ve demokrasinin resmi kurumlarının çoğuna sahip olmasına rağmen, Freedom House tarafından "kısmen özgür" olarak sınıflandırılmaktadır. Son yıllarda çok sayıda Azerbaycanlı gazeteci, blogcu, avukat ve insan hakları aktivisti Başkan Aliyev ve hükûmet yetkililerine yönelik eleştirileri nedeniyle toplanılarak ve hapse atılmışdır. Avrupa Parlamentosu tarafından Eylül 2015'te kabul edilen bir kararda Azerbaycan'ın "son on yılda tüm Avrasya'da demokratik yönetişimde en büyük düşüş yaşadığı" yönünde açıklamalar yapmış, ve bundan sonra 17 Mart 2016'da Azerbaycan Cumhurbaşkanı, bazı STK'lar tarafından siyasi mahkûm olarak kabul edilen bir düzineden fazla kişiyi affedecek bir kararname imzaladı.

Bu karar, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından olumlu bir adım olarak kabul edildi. 16 Mart 2017 tarihinde, siyasi mahkûm olarak kabul edilen başka kişilerin serbest bırakılmasına neden olan başka bir af kararı imzalandı.

Azerbaycan, Havyar diplomasisi olarak adlandırılan bir uygulama olan yabancı yetkililere ve diplomatlara yurtdışındaki nedenlerini desteklemek ve ülkedeki seçimlerini meşrulaştırmak için sert bir şekilde eleştirildi. Ancak, 6 Mart 2017 tarihinde, ESISC (Avrupa Stratejik İstihbarat ve Güvenlik Merkezi) tarafından yayınlanan raporda insan hakları STK'larına ve Azerbaycan'daki insan hakları ihlallerini ve yolsuzluğu eleştiren araştırma kuruluşlarına saldırdı. ESISC bu raporda, ESI tarafından hazırlanan "Havyar Diplomasisi" raporunun Azerbaycan'a karşı siyasi bir savaşa girecek ve Avrupa Başbakanlarından oluşan ağın iftira temelinde bir şüphe ortamı yaratmayı amaçladığını ileri sürdü. Freedom Files Analytical Center "Rapor otoriter propagandanın en kötü geleneklerinde yazılmıştır" fikrini öne sürmüştür.

Dış ilişkiler

Kısa ömürlü Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti, altı ülke ile diplomatik ilişkiler kurmayı başardı ve Almanya ile Finlandiya'ya diplomatik temsilciler gönderdi. Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti'nin uluslararası platformda tanınması ise yaklaşık bir yılı buldu. Azerbaycan'ı 6 Kasım 1996 tarihinde tanıyan Bahreyn, ülkeyi tanıyan en son ülke oldu. Misyonların karşılıklı değişimi de dahil olmak üzere tam diplomatik ilişkiler, ilk kez Türkiye, Pakistan, Amerika Birleşik Devletleri, İran ve İsrail ile kuruldu.Azerbaycan, Türkiye ilişkilerinin önemini özellikle vurguladı. İki devlet, birbiri arasındaki ilişkiler için "İki Devlet, Tek Millet" (İki dövlət, tək millət) ibaresini kullanmaktadır.

Azerbaycan, bugüne kadar 158 ülke ile diplomatik ilişkiler kurmuştur ve 38 uluslararası örgüte üyedir. Bu örgütlerden Dünya Ticaret Örgütü'nde gözlemci statüsüne sahiptir. 9 Mayıs 2006 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından İnsan Hakları Konseyi üyeliğine seçilmiştir. Görev süresi ise 19 Haziran 2006'da başlamıştır.

Azerbaycan'ın dış siyasetinin öncelikleri şunlardır: Her şeyden önce toprak bütünlüğünün korunması; Dağlık Karabağ ve çevresinde işgal altında olan yedi bölgenin işgal edilmesi sorunlarının ortadan kaldırılması; Avrupa ve Avrupa-Atlantik yapısına uyum; uluslararası güvenliğe katkı; uluslararası örgütlerle iş birliği; bölgesel iş birliği ve ikili ilişkiler; savunmanın güçlendirilmesi; iç siyaset sayesinde güvenliğin teşviki; demokrasinin güçlendirilmesi; ahlaki değerlerin bilimsel, eğitimsel ve kültürel politikalarla korunması; etnik ve dini hoşgörünün korunması; ekonomik ve sosyal kalkınma; iç güvenliği ve sınır güvenliğini artırmak; göç, enerji ve ulaşım güvenliği politikası.

2007 yılının sonlarında Azerbaycan Hükûmeti, Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ toprakları üzerinde uzun zamandır devam eden anlaşmazlığın çözülmemesi halinde yeni bir savaşın körükleneceğinin neredeyse kesin olduğunu belirtti. Hükûmet, askeri bütçesini artırma sürecindedir. Ayrıca, Azerbaycan ve Türkiye arasında Gürcistan üzerinden geçmesi planlanan tren yolu ulaşım projesinin gerçekleşmesinin Ermenistan'ı işgal ettiği Dağlık Karabağ'dan çekilmeye zorlayacağını düşünen Ermeni diasporası, Avrupa Birliği ve ABD'deki lobiler bu projenin karşısında olduklarını açıkça dile getirmektedirler.

Azerbaycan, terörle mücadele için kurulan uluslararası koalisyonların etkin bir üyesidir; Kosova, Afganistan ve Irak'ta barışı koruma çabalarına katkıda bulunmaktadır. NATO'nun Barış İçin Ortaklık programına da üyedir. Aynı zamanda Avrupa Birliği ile de iyi ilişkiler içindedir ve bir gün birliğe üye olmak için başvurabilir.

İdari bölgeler

Azerbaycan 10 ekonomik bölgeye ayrılmıştır; 66 rayonlar ve 12'si cumhuriyetin doğrudan yetkisi altında olan 77 şehir. Azerbaycan, Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ni içerir.[96] Azerbaycan Cumhurbaşkanı bu birliklerin valilerini atarken, Nahçivan hükûmeti Nahçivan Özerk Cumhuriyeti parlamentosu tarafından seçilir ve onaylanır


Abşeron İktisadi Rayonu

          Abşeron (Abşeron)

          Bakü (Bakı)

          Hızı (Xızı)

          Sumgayıt (Sumqayıt)

Aran İktisadi Rayonu

          Ağcabedi (Ağcabədi)

          Ağdaş (Ağdaş)

          Berde (Bərdə)

          Beylegan (Beyləqan)

          Bilesuvar (Biləsuvar)

          Göyçay (Göyçay)

          Hacıkabul (Hacıqabul)

          İmişli (İmişli)

          Kürdemir (Kürdəmir)

          Mingeçevir (Mingəçevir)

          Neftçala (Neftçala)

          Saatlı (Saatlı)

          Sabirabad (Sabirabad)

          Salyan (Salyan)

          Şirvan (Şirvan)

          Ucar (Ucar)

          Yevlakh (Yevlax)

          Yevlah (Yevlax)

          Zerdab (Zərdab)

Dağlık Şirvan

          Ağsu (Ağsu)

          Kobustan (Qobustan)

          İsmayıllı (İsmayıllı)

          Şamahı (Şamaxı)

Gence-Kazah

          Ağstafa (Ağstafa)

          Daşkesen (Daşkəsən)

          Gedebey (Gədəbəy)

          Gence (Gəncə)

          Kazah (Qazax)

          Göygöl (Göygöl)

          Goranboy (Goranboy)

          Naftalan (Naftalan)

          Samuh (Samux)

          Semkir (Şəmkir)

          Tovuz (Tovuz)

          Kovlar (Qovlar)

Kuba-Haçmaz

          Kuba (Quba)

          Kusar (Qusar)

          Haçmaz (Xaçmaz)

          Şabran (Şabran)

          Siyezen (Siyəzən)

Kelbecer-Laçın

          Kubadlı (Qubadlı)

          Kelbecer (Kəlbəcər)

          Laçın (Laçın)

          Zengilan (Zəngilan)

Lenkeran

          Astara (Astara)

          Celilabad (Cəlilabad)

          Lenkeran (Lənkəran)

          Lenkeran (Lənkəran)

          Lerik (Lerik)

          Masallı (Masallı)

          Yardımlı (Yardımlı)

Nahçıvan

          Babek (Babək)

          Culfa (Culfa)

          Kengerli (Kəngərli)

          Nahçıvan (Naxçıvan)

          Ordubad (Ordubad)

          Sederek (Sədərək)

          Şahbuz (Şahbuz)

          Şerur (Şərur)

Şeki-Zakatala

          Balaken (Balakən)

          Kabala (Qəbələ)

          Kah (Qax)

          Oğuz (Oğuz)

          Şeki (Şəki)

          Şeki (Şəki)

          Zakatala (Zaqatala)

Yukarı Karabağ

          Ağdam (Ağdam)

          Füzuli (Füzuli)

          Cebrayıl (Cəbrayıl)

          Hankendi (Xankəndi)

          Hocalı (Xocalı)

          Hocavend (Xocavənd)

          Şuşa (Şuşa)

          Şuşa (Şuşa)

          Terter (Tərtər)

 

 

Büyük şehirler

2019 nüfus sayımına göre Azerbaycanın en büyük idari birimi 2,277,500 kişi ile Bakü, en küçük idari birimi ise 16,400 kişi ile Hızı olmuştur.




Azerbaycan büyük şehir ve merkezleri
Devlet İstatistik Komitesi

Sıra

Şehir ismi

Rayon

Nüfus

Sıra

Şehir ismi

Rayon

Nüfus





1

Bakü

Bakü

2.150.800

11

Haçmaz

Haçmaz

64.800

2

Gence

Gence

328.400

12

Ağdam

Ağdam

59.800

3

Sumgayıt

Sumgayıt

323.000

13

Celilabad

Celilabad

56.400

4

Mingeçevir

Lenkeran

100.600

14

Hankendi

Hankendi

55.100

5

Lenkeran

Mingeçevir

220.780

15

Ağcabedi

Ağcabedi

46.900

6

Nahçivan

Nahçivan

82.552

16

Şamahı

Şamahı

43.700

7

Şirvan

Şirvan

80.900

17

Füzuli

Fuzuli

42.000

8

Şemkir

Şemkir

69.600

18

Salyan

Salyan

41.300

9

Şeki

Şeki

66.400

19

Berde

Berde

38.600

10

Yevlah

Yevlah

66.300

20

Neftçala

Neftçala

38.200



 

Ordu

Modern Azerbaycan ordusunun temeli, 26 Haziran 1918'de kurulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Ulusal Ordusu'na kadar dayanır. Ülke, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanınca, 9 Ekim 1991 tarihinde Silahlı Kuvvetler Kanunu'na göre, Azerbaycan Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri oluşturuldu. Günümüzde ülkede her yıl 26 Haziran, Silahlı Kuvvetler Günü olarak kutlanmaktadır. 2002 itibarıyla, Azerbaycan silahlı kuvvetlerinde 95.000 etkin çalışan personel vardır. Yarı askeri birliklerin sayısı ise 17.000'i bulmaktadır. Silahlı kuvvetlerin üç şubesi vardır: Kara Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri.


Silahlı kuvvetler, gerektiğinde devlet savunmasına dahil edilebilir ve çeşitli askeri alt grupları kucaklar. Azerbaycan Millî Muhafızlığı, Sınır muhafızları komutanlığı ve İç kuvvetler başka bir paramiliter güçtür. Bu kurum, yarı bağımsızdır ve cumhurbaşkanı emrindeki bir ajans olarak etkinlik göstermektedir.

Azerbaycan, Avrupa Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması'na bağlıdır ve tüm önemli uluslararası silah anlaşmaları imzalamıştır. Barış İçin Ortaklık ile Bireysel Ortaklık Eylem Planı kapsamında Türkiye'nin girişimleri ile NATO ile iş birliği yapmaktadır. Irak'a 151, Afganistan'a 184 barış kuvveti konuşlandırmıştır.

Ülkenin 2011 yılındaki askeri harcamaları $4,46 milyardır. Savunma sanayisi, küçük silahlar, küçük topçu sistemleri, tanklar, havacılık bombaları, pilotsuz araçlar, çeşitli askeri araçlar üretmektedir.

Ekonomi

1991 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra Azerbaycan, Uluslararası Para Fonu, Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, İslam Kalkınma Bankası ve Asya Kalkınma Bankası'na üye oldu. Azerbaycan'ın bankacılık sistemi Azerbaycan Merkez Bankası, ticari bankalar ve bankacılık dışı kredi kuruluşlarından oluşmaktadır. Ulusal Bankası, SSCB'nin eski Devlet Tasarruf Bankası'na bağlı olan Azerbaycan Devlet Tasarruf Bankası'na dayanarak 1992 yılında kuruldu. Merkez Bankası, Azerbaycan'ın merkez bankası olarak hizmet vermekte, ulusal para birimini, Azerbaycan manatını ihraç etme ve tüm ticari bankaları denetleme yetkisine sahiptir. İki büyük ticari banka UniBank ve Dr. Cahangir Hacıyev tarafından yönetilen devlete ait Uluslararası Azerbaycan Bankası'dır.

Harcama ve talep büyümesinin etkisiyle 2007 yılının ilk çeyreğinde enflasyon oranı %16,6'ya yükselmiştir. Nominal gelirler ve aylık ücretler bu rakama göre sırasıyla %29 ve %25 artmış, ancak petrol dışı sektördeki fiyat artışları enflasyonu teşvik etmiştir. Azerbaycan, enflasyona neden olan ve enerji dışı ihracatı daha pahalı hale getiren hızla büyüyen enerji sektörü nedeniyle sözde "Hollanda hastalığı" nın bazı işaretlerini gösteriyor.

2000'li yılların başında kronik yüksek enflasyon kontrol altına alındı. Bu, 1 Ocak 2006'da ekonomik reformları güçlendirmek ve istikrarsız bir ekonominin kalıntılarını silmek için yeni bir para birimi olan yeni Azerbaycan manatının piyasaya sürülmesine yol açtı.

          2008 yılında Azerbaycan Dünya Bankası'nın İş Yapma Raporu tarafından en iyi 10 reformcundan biri olarak gösterildi. Azerbaycan, düzenleyici reformun 10 göstergesinin yedisinde iyileştirmelerle 2007/08 döneminde dünyayı en iyi reformcu olarak yönetti. Azerbaycan, Ocak 2008'de bir iş kurmanın süresini, maliyetini ve prosedür sayısını yarıya indiren tek duraklı bir mağaza işletmeye başladı. Ticari kayıtlar ilk altı ayda %40 arttı. Azerbaycan ayrıca, kredi sicilinin kapladığı borçluların sayısını iki katından fazla artırarak 1.100 dolarlık minimum kredi indirimini de ortadan kaldırdı. Ayrıca, vergi mükellefleri artık formları dosyalayabilir ve vergilerini çevrimiçi ödeyebilir. Azerbaycan'ın kapsamlı reformları, genel iş yapma kolaylığı açısından 97'den 33'e yükseldi.        

Azerbaycan, 2010-2011 Küresel Rekabet Raporu'nda 57. sırada, diğer BDT ülkelerinin üzerinde yer almaktadır. 2012 itibarıyla Azerbaycan'ın GSYİH'sı 1995 seviyesinden 20 kat artmıştı. Dünya Bankası 2019 İş Yapma Raporu raporuna göre, Azerbaycan, iş yapma kolaylığı açısından 57'den 25'e yükseldi. İnşaat ruhsatı almak için zaman ve maliyet önemli ölçüde azaldı (80 gün zaman ve 12.563 AZN maliyet) gibi daha kolay hale geldi, elektrik şebekesini bağlama süreci ve kredi basitleştirildi.


Enerji

Azerbaycan'ın üçte ikisi petrol ve doğal gaz bakımından zengindir. Azerbaycan petrol endüstrisinin tarihi eski döneme kadar uzanmaktadır. Arap tarihçi ve gezgin Ahmed Al-Belaruri, Abşeron yarımadasının ekonomisini antik çağda tartışmış ve özellikle petrolünden bahsetmiştir. Azerbaycan'da birçok boru hattı mevcuttur.

Küçük Kafkasya bölgesi, ülkenin altın, gümüş, demir, bakır, titanyum, krom, manganez, kobalt, molibden, karmaşık cevher ve antimonun çoğunu oluşturur. Eylül 1994'te Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) ile aralarında Amoco, BP, ExxonMobil, Lukoil ve Equinor olmak üzere 13 petrol şirketi arasında 30 yıllık bir sözleşme imzalandı. Batılı petrol şirketleri Sovyet sömürüsünün dokunmasız derin su petrol sahalarına dokunabildiklerinden, Azerbaycan petrol arama ve geliştirme için dünyanın en önemli noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu arada Azerbaycan Devlet Petrol Fonu makroekonomik istikrarı, petrol gelirlerinin yönetiminde şeffaflığı ve gelecek nesiller için kaynakların korunmasını sağlamak için bütçe dışı bir fon olarak kuruldu.

SOCAR'ın bir yan şirketi olan Azeriqaz, 2021 yılına kadar ülkenin tam gazlaştırılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Azerbaycan, doğu-batı ve kuzey-güney enerji ulaşım koridorlarının sponsorlarından biridir. Hazar bölgesini Türkiye'ye bağlayacak Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının Temmuz 2017'de tamamlanması bekleniyor. Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ve Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) Azerbaycan Şahdeniz'den doğal Türkiye'ye doğal gaz, Avrupa'ya ise gaz temin edecektir.

Ayrıca, 14 Eylül 2017'de SOCAR ve ortak girişimler (BP, Chevron, INPEX, Equinor, ExxonMobil, TP, ITOCHU ve ONGC Videsh) tarafından imzalanan PSA'ya göre Azerbaycan, ACG'nin geliştirilmesi konusundaki anlaşmayı 2050'ye kadar uzattı.

Tarım

Azerbaycan bölgedeki en büyük tarım havzasına sahiptir.Azerbaycan'ın yaklaşık yüzde 54,9'u tarım arazisidir. 2007 yılı başında 4.755.100 hektarlık tarım alanı kullanılmıştır. Aynı yıl toplam ahşap kaynakları 136 milyon m³'ydi. Azerbaycan'ın tarımsal bilimsel araştırma enstitüleri çayırlar ve meralar,

bahçecilik ve subtropikal ürünler, yeşil sebzeler, bağcılık ve şarapçılık, pamuk yetiştirme ve tıbbi bitkiler üzerine odaklanmıştır. Bazı bölgelerde tahıl, patates, şeker pancarı, pamuk ve tütün yetiştirmek kârlıdır. Hayvancılık, süt ürünleri, şarap ve alkollü içkiler de önemli çiftlik ürünleridir. Hazar balıkçılık endüstrisi, mersin balığı ve morina balığının azalan stoklarına odaklanmaktadır. En son verilere göre Azerbaycan'da 1,5 milyon sığır, 5 milyon koyun, 30 milyon kümes hayvanı bulunmaktadır. Arıcılık gelişmiştir. 2002'de Azerbaycan deniz ticaretinin 54 gemisi olmuştur.

Daha önce yurt dışından ithal edilen bazı ürünler yerel olarak üretilmeye başlandı. Bunlar arasında Coca-Cola tarafından Coca-Cola Bottlers LTD., Baki-Kastel tarafından bira, Nehir tarafından parke ve EUPEC Pipe Coating Azerbaijan tarafından petrol boruları bulunmaktadır.

Turizm

Turizm Azerbaycan ekonomisinin önemli bir parçasıdır. Ülke 1980'lerde tanınmış bir turistik yerdi. Ancak, Sovyetler Birliği'nin çöküşü ve 1990'larda Dağlık Karabağ Savaşı, turizm endüstrisine ve Azerbaycan'ın turistik yer imajına zarar verdi.

Şahdağ Dağ Tesisi

2000'li yıllar sonrası turizm endüstrisi toparlanmaya başlamıştır ve ülke o zamandan beri turist ziyaretleri ve geceleme sayısında yüksek oranda büyüme yaşamıştır. Son yıllarda Azerbaycan din, spa ve sağlık turizmi için de popüler bir yer haline gelmiştir. Kış aylarında, Şahdağ Dağ Tesisi en son teknolojiyle donatılmış kayak olanakları sunmaktadır.

Bibiheybet Camii

Azerbaycan hükümeti Azerbaycan'ın gelişmesini elit bir turizm merkezi olarak öncelikli hale getirdi. Azerbaycan ekonomisine turizmin en büyük olmasa da büyük bir katkıda 

bulunması ulusal bir stratejidir. Bu faaliyetler Azerbaycan Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenmektedir. Bu ülkeye vizesiz seyahat hakkı olan 63 ülke var. Bunlardan biri de Türkiye'dir. E-vize ise vize alınması gereken ülkelerin yabancılarının Azerbaycan Cumhuriyeti'ne ziyareti için kullanılan çevrimiçi sistemdir.

Mardakan Kulesi

Dünya Ekonomik Forumu'nun 2015 Seyahat ve Turizm Rekabet Raporu'na göre Azerbaycan 84. sırada yer alıyor.

Kobustan Millî Parkı

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi'nin raporuna göre, 2010-2016 yılları arasında ziyaretçi ithalatında en güçlü artışı gösteren Azerbaycan ilk on ülke arasında yer aldı. Buna ek olarak, yüzde 46.1 oranla Azerbaycan en hızlı gelişmekte olan ülkeler arasında ilk sırada yer aldı.

Ulaşım

Azerbaycan'ın önemli uluslararası trafik yollarının kavşağında bulunması, İpek Yolu ve Güney-Kuzey koridoru üzerinde yer alması ülke ekonomisi için ulaşım sektörünün stratejik önemini artırmaktadır. Ülkedeki ulaşım sektörü, yollar, demiryolları, hava ve deniz taşımacılığını içerir.

Azerbaycan hammadde taşımacılığında da önemli bir ekonomik merkezdir. Mayıs 2006'da faaliyete başlayan 1.774 kilometre uzunluğundaki Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı (BTC), Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye topraklarından geçmektedir. BTC, yılda 50 milyon ton kadar ham petrol taşımak için tasarlanmıştır ve Hazar Denizi'ndeki petrolü küresel pazara aktarmaktadır. Ayrıca 2006 yılı sonunda faaliyete başlayan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye topraklarından geçen Güney Kafkasya Boru Hattı ise Şahdeniz doğal gazını Avrupa pazarına ek gaz olarak sunmaktadır.

Yapımı devam eden Bakü-Tiflis-Kars demiryolu, Türkiye'nin İstanbul Boğazı'ndaki Marmaray projesini de hayata geçmesiyle birlikte Avrupa demiryollarını Kazakistan ve Çin demiryolları bağlantıları ile Asya demiryollarına bağlanmıştır

Bilim ve teknoloji

21. yüzyılda yeni bir petrol ve gaz patlaması Azerbaycan'ın bilim ve teknoloji sektörlerindeki durumu iyileştirmeye yardımcı oldu ve hükümet modernleşme ve yeniliği hedefleyen bir kampanya başlattı. Hükümet, bilgi teknolojisi ve iletişim endüstrisinden elde edilen kârın büyüyeceğini ve petrol üretiminden elde edilecek karla karşılaştırılabilir olacağını tahmin ediyor.

Azerbaycan, 2007-2008 mali krizinden etkilenmeyen büyük ve istikrarlı bir şekilde büyüyen bir İnternet sektörüne sahiptir; hızlı büyüme en az beş yıl daha tahmin edilmektedir

Ülke ayrıca telekom sektörünü geliştirmede de ilerleme kaydetmektedir. İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı (MCIT), hem politika yapıcı hem de düzenleyicidir. Genel ankesörlü telefonlar telefon santralinden veya bazı mağaza ve büfelerden token satın alınarak yerel aramalar için kullanılabilir. Belirteçler süresiz çağrı yapılmasına izin verir. 2009 yılı itibarıyla 1.397.000 ana telefon hattı ve 1.485.000 internet kullanıcısı bulunmaktadır. Dört GSM sağlayıcısı: Azercell, Bakcell, Nar Mobile, Naxtel mobil şebeke operatörleri ve bir CDMA vardır.

 

21. yüzyılda Elçin Halilov ve diğer temel çalışmalarından esinlenilen önde gelen Azerbaycan jeodinamiği ve jeotektonik bilim adamı, şimdi Cumhuriyetçi Sismik Hizmetin büyük kısmını oluşturan yüzlerce deprem tahmin istasyonu ve depreme dayanıklı binalar tasarlamıştır.

Azerbaycan Milli Havacılık ve Uzay Ajansı, ilk uydu AzerSat 1'i 7 Şubat 2013'te Fransız Guyanası'ndaki Guyana Uzay Merkezi'nden 46° Doğu yönü pozisyonlarında yörüngeye başlatıldı. Uydu Avrupa, Asya ve Afrika'nın önemli bir bölümünü kapsıyor, TV ve radyo yayınlarının yanı sıra internet'in yayınına da hizmet ediyor. Bir uydunun yörüngeye fırlatılması, Azerbaycan'ın gelecekte kendi uzay endüstrisi ile ulus olma hedefini gerçekleştirme yolunda hayata geçirdiği ilk adımdır ve gelecekte daha fazla projeyi başarıyla uygulayabileceğinin göstericisidir.

Demografi

 
Tarihî nüfus
YılNüfus    
18971.806.700—    
19082.014.300%+11.5
19172.353.700%+16.8
19262.313.600%−1.7
19393.205.200%+38.5
19593.697.700%+15.4
19705.117.100%+38.4
19796.028.300%+17.8
19897.021.200%+16.5
19997.953.400%+13.3
20098.922.000%+12.2
20189.898.000%+10.9
20199.981.457%+0.8
202010.119.148%+1.4
Kaynak: Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet İstatistik Komitesi
Ocak 2019 itibarıyla Azerbaycan'ın toplam 9.981.457 nüfusunun %52.8'i kentsel, %47.2'si kırsaldır. Toplam nüfusun %50,1'i kadındır. Aynı yıldaki cinsiyet oranı kadın başına 0,99 erkek olmuştur.

2011 nüfus artış hızı dünya genelinde %1,09 iken, Azerbaycan'da %0,85 olmuştur. Nüfus artışını kısıtlayan önemli bir faktör yüksek bir göç düzeyidir. 2011'de burada -1.14/1.000 kişilik bir göç istatiği görülmüştür.

Azerbaycan diasporası 42 ülkede bulunur ve Alman kültür toplumu "Karelhaus", Slav Kültür Merkezi, Azerbaycan-İsrail Topluluğu, Kürt Kültür Merkezi, Uluslararası Talış Derneği, Lezgi Ulusal Merkezi, Azerbaycan-Tatar topluluğu, Kırım Tatarları topluluğu da dahil olmak üzere Azerbaycan içinde etnik azınlıklar için birçok merkez bulunmaktadır.

Etnik azınlıklar

2009 nüfus sayımına göre, ülkenin nüfusunun %91.60 Azerbaycanlılar, %2.02 Lezgiler, %1.35 Ermeni (hemen hemen tüm Ermeniler ayrılıkçı Dağlık Karabağ bölgesinde yaşıyor), %1.34 Rus, %1.26 Talış, %0.56 Avar, %0.43 Türk, %0.29 Tatar, %0.28 Tat, %0.24 Ukraynalı, %0.14 Sahurlar, %0.11 Gürcü, %0.10 Yahudi, %0.07 Kürt ve %0.21'nu diğer azınlıklar oluşturmaktadır.

Kentleşme

Azerbaycan'da toplam olarak 77 şehir, 64 daha küçük rayon düzeyi şehirler ve bir özel statülü şehir bulunmaktadır. Bunları 257 şehir tipi yerleşim ve 4620 adet köy tarafından takip edilmektedir.

Dil

Azerbaycan'ın resmi dili Azerice olup nüfusun %92'sinin ana dilidir. Azerice Türk dil ailesi'nin Oğuz grubu içerisindedir ve Türkçe, Kaşkayca ve Türkmence ile yakından ilgilidir. Buna karşın Türk Dil Devrimi gibi bir devrim Azerbaycan'da yaşanmadığı İçin Türkçeye oranla daha fazla Arapça-Farsça sözcük içermektedir. Türkiye Türkçesi ile olan yakınlığı kökensel açıdan etkinliği en fazla olan etken olsa da tarih çizelgesinde Fars ve Doğu dilleri ile olan teması hep yüksek düzeyde olmuştur. Ancak tüm bunlara rağmen halkın konuştuğu dil Balkanlardan Hazar Denizi'ne (klasik Türk-Osmanlı-Azerbaycan Türkleri yayılım alanı) kadar "anlaşılabilirlik" düzeyinde kalmıştır. Rus işgali ile sonuçlanan 19.yy ile birlikte Rusça tüm Kafkasya'da tanınırlık kazanmış ve bu durum Sovyet döneminde hızlanarak artmıştır. Günümüzde Rusça ikinci dil işlevi görmektedir (nispeten azalmış da olsa). Bununla birlikte Rusça ve İngilizce eğitim ve iletişimde ikinci ya da üçüncü dil olarak önemli rol oynamaktadır. Ülkede anadil olarak konuşulan çok sayıda diğer diller de vardır. Avarca, Buduhça, Gürcüce, Ermenice, Cuhuri, Hınalıkca, Krızca, Lezgice, Rutulca, Talışça, Tatça, Tsahurca, ve Udince diğer etnik gruplar tarafından konuşulmaktadır. Azerbaycan'da dil toplulukların çoğu küçüktür ve konuşanların sayıları azalmaktadır, ve bu yüzden bu dillerin çoğu soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ermenice ise hemen hemen tamamıyla ayrılıkçı Dağlık Karabağ bölgesinde konuşulur.

Din

Nüfusun yaklaşık %97'si Müslümandır. Müslümanların %85'i Şii Müslümanlar ve %15'i Sünni Müslümanlardan oluşur ve Azerbaycan Cumhuriyeti dünyanın en yüksek ikinci Şii nüfusu yüzdesine sahiptir. Diğer inançlar ülkenin çeşitli etnik grupları tarafından uygulanmaktadır. Anayasa'nın 48. maddesi uyarınca, Azerbaycan laik bir devlettir ve dini özgürlük sağlamaktadır. 2006-2008 Gallup anketinde Azerbaycan'dan yanıt verenlerin sadece %21'i dinin günlük yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu belirtmiştir. Bu Azerbaycan'ı dünyadaki en az dindar Müslüman çoğunluklu ülke yapar.

Temeli 743 yılında atılan Azerbaycan'ın en eski ve Kafkasya'ın ikinci en eski camiisi Şamahı Ulu Camiiekle

Bakü Roma Katolik Kutsal Bakire Meryem Kilisesi 
 
Bakü Rus Ortodoks Kutsal Bakire Meryem Katedrali 

Bakü Aşkenazi Yahudileri Sinagogu

Ülkenin dini azınlıklarından tahmini 280.000 Hristiyan (% 3.1) çoğunlukla Rus ve Gürcü, Doğu ve Ermeni Apostolik'dir (neredeyse tüm Ermeniler ayrılıkçı Dağlık Karabağ bölgesinde yaşamaktadır). 2003 yılında burada 250 Roma Katoliği vardı. 2002 itibarıyla diğer Hristiyan mezhepleri arasında Lüteranlar, Baptistler ve Malakanlar bulunmaktadır. Ayrıca küçük bir Protestan topluluğu da vardır. Azerbaycan ayrıca 2000 yıllık bir geçmişe sahip eski bir Yahudi nüfusa sahiptir; Yahudi örgütleri Azerbaycan'da 12.000 Yahudi'nin kaldığını tahmin ediyor. Yehova'nın Şahitleri topluluklarının yanı sıra diğer dini toplulukların taraftarları da burada vardır. Ülkedeki bazı dini cemaatler gayri resmi olarak dini özgürlüklerden kısıtlanmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili bir raporda, bazı Müslüman ve Hristiyan grupların katı üyelerinin tutuklandığından ve birçok katı dindar grubun Devlet Dini Organizasyonlarla Çalışma Komitesine kaydolmakta zorlandığı belirtiliyor

Eğitim


Azerilerin yüksek bir yüzdesi, özellikle bilimsel ve teknik konularda bir tür yükseköğrenim görmüştür. Sovyet döneminde okuryazarlık ve ortalama eğitim seviyeleri, standart alfabedeki iki değişikliğe rağmen, 1920'lerde Arap alfabesi'nden Latin alfabesi'ne ve 1930'larda Latin alfabesi'nden Kiril alfabesi'e geçilmiştir. 1992 yılında ise Latin alfabesine geri dönüldü.

Sovyet verilerine göre, erkek ve kadınların yüzde 100'ü 1970 yılında okuryazardı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Raporu 2009'a göre Azerbaycan'daki okuma yazma oranı %99,5'tir. Bu oranla, Azerbaycan, Türk ülkeleri arasında en çok okuryazarlık oranına sahip ülkedir.

Bağımsızlıktan bu yana, Azerbaycan Parlamentosu'nun kendisini Sovyetler Birliği'nden ayırmak için kabul ettiği ilk yasalardan biri, Kiril alfabesi'nin yerini almak için değiştirilmiş Latin alfabesi'ni benimsemek olmuştur. Bunun dışında Azerbaycan sistemi çok az yapısal değişikliğe uğramıştır. İlk değişiklikler arasında din eğitiminin yeniden kurulması (Sovyet döneminde yasaklandı) ve Azerbaycan dilinin kullanımını yeniden vurgulayan ve ideolojik içeriği ortadan kaldıran müfredat değişiklikleri yer almıştır. Eğitim kurumları: anaokul, ortaokul, lise ve meslek liseleri dahil olmak üzere binlerce okul içerir. 9. sınıfa kadar eğitim zorunludur.

Azerbaycan'da eğitimin tüm diğer Türk devlet ve topluluklarına göre çok ileri düzeyde olduğu görülür. 1991 istatistiksel verilere göre 4.775 okulda 1.503.000 öğrenci okumaktadır. Bugün okul sayısı 5.000'e, öğrenci sayısı 1.600.000'e ulaşmıştır. Azerbaycan'da 6.500 kültür tesisi, 4.605 kütüphane, 125 müze, 125 müzik okulu, 43 halk tiyatro salonu, 3.680 kültür evi bulunmaktadır.

Bakü-Azerbaycan Devlet Üniversitesi ve bağlı enstitüleri bütün Uygulamalı Matematik ve Ekonomik Sibernetik, Kimya, Jeoloji, Biyoloji, Tarih, Filoloji, İlahiyat, Coğrafya, Gazetecilik, Hukuk, Mekanik ve Matematik, Fizik, Sosyal Bilimler ve Psikoloji, Felsefe, Kütüphane Çalışmaları, Uygulamalı Matematik Bilimsel Araştırma Enstitüsü, Doğu Çalışmaları kollarında eğitim-öğretim yapmaktadır.

Özel ve devlet olmak üzere toplam 49 tane kanuni üniversite mevcuttur ve bu üniversiteler özellikle Türk ve birçok yabancı öğrenciye eğitim vermekte, eski doğu bloğu ülkeler arasında kaliteli eğitim veren ülkeler arasında sayılmaktadır.

Azerbaycan'da 38 devlet ve 11 özel üniversite bulunmaktadır. Bakanlık tarafından yayınlanan raporlar, 2016 yılında 34.224 öğrencinin sınavdan geçtiğini ve bir üniversiteye yerleştiğini bildirdi. Üniversiteler ülkede 11.566 profesör ve 12.616 öğretim üyesi istihdam etmektedir. Azerbaycan kültürü her zaman seküler öğrenmeye büyük saygı duyduğundan, ülke geleneksel olarak eski Sovyetler Birliği Müslüman halkları için bir eğitim merkezi olmuştur. Bu nedenle ve petrol endüstrisinin Azerbaycan ekonomisindeki rolü nedeniyle, Azerbaycanlıların nispeten yüksek bir yüzdesi, özellikle bilimsel ve teknik konularda bir tür yükseköğrenim görmüştür. Birçok meslek enstitüsü, petrol endüstrisi ve diğer birincil endüstriler için teknisyen yetiştirmektedir.

Kültür

Azerbaycan kültürü birçok etkinin sonucu olarak gelişmiştir. Günümüzde, küreselleşmiş tüketim kültürü de dahil olmak üzere Batı etkilerine rağmen ulusal gelenekler ülkede iyi korunmaktadır. Azerbaycan kültürünün ana unsurlarından bazıları şunlardır: müzik, edebiyat, halk oyunları ve sanat, mutfak, mimari, sinematografi ve Nevruz. Aile tatili olan Nevruz, eski İran Zerdüştlük dininde Yeni Yıl geleneksel kutlamalarından türemiştir.

Azerbaycan nüfusu, yukarıda belirtildiği gibi, Azerbaycanlıların yanı sıra ülkenin çeşitli bölgelerinde sıkıca yaşayan diğer milletlerden veya etnik gruplardan oluşmaktadır. Azerbaycan'ın ulusal ve geleneksel kıyafetleri Çuha ve Papak'dır. Ayrıca, ülkede devlet bütçesinden finanse edilen Rusça, Gürcüce, Kürtçe, Lezgice ve Talışça radyo yayınları var. Balaken ve Haçmaz'daki bazı yerel radyo istasyonları Avar ve Tat dillerinde de yayın düzenlemektedir. Bakü'de Rusça, Kürtçe, Lezgice ve Talışça gazeteler yayınlanmaktadır. Ayrıca, Yahudi toplumu haftalık "Sokhnut" Aziz gazetesini yayınlıyor.

Müzik ve halk dansları

Yaklaşık 1.000 yıllık geçmişi olan Azerbaycan müziği ritmik ve farklı melodiler üretmiş, müziğinin konularını Azeri halkının yaşantıları ve karşılaştıkları sosyal olaylarından konu almıştır. Azeri dili çoğunlukla Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli sözlerden etkinlendiğinden yapılan geleneksel Azeri müziklerde de Kafkas,Orta Asya ve İran ağırlıklı etkileri göze çarpmaktadır.

Geleneksel Azeri müziklerinde çalgı olarak tar ,kemençe, ut, bağlama, balaban, zurna, kaval, nağara, garmon , tütek, tef ve davul kullanılmaktadır. Ayrıca davul, garmon (küçük akordeon), tutek (düdük flüt), daf (davullar) ve nagara çalgılarıda melodilerde sıkça kullanılabilen enstrümanlardandır.

Muğam, Meyhana ve Âşık sanatı Azerbaycan'ın birçok müzik geleneği arasındadır. Muğam genellikle şiir ve enstrümantal araları olan bir süittir. Muğam okurken, şarkıcılar duygularını şarkı ve müziğe dönüştürmek zorundadır. Orta Asya ülkelerinin muğam geleneklerinin aksine, Azerbaycan muğamı daha serbest biçimli ve daha az katıdır; genellikle doğaçlama caz alanı ile karşılaştırılır. UNESCO, Azerbaycan muğam geleneğini 7 Kasım 2003 tarihinde Sözlü ve Somut Olmayan İnsanlık Mirasının Başyapıtı ilan etti. Meyhana, genellikle belirli bir konuda doğaçlama yapan birkaç kişi tarafından gerçekleştirilen bir tür geleneksel Azerbaycan halkının eşliksiz şarkısıdır.

Âşık, şiir, hikâye anlatımı, dans, vokal ve enstrümantal müziği Azerbaycan kültürünün bir sembolü olarak duran geleneksel bir performans sanatında birleştirir. Saz Azerbaycan müziğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu geleneğin kökeni eski Türk halklarının Şamanistik inançlarından kaynaklanmaktadır. Âşıkların şarkıları ortak üslerde yarı doğaçlamadır. Azerbaycan Âşık sanatı 30 Eylül 2009 tarihinde UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras listesine dahil edilmiştir.

Üzeyir Hacıbeyov
1960'lı yılların ortalarından bu yana, Batı'dan etkilenen Azerbaycan pop müziği, çeşitli şekillerde, Azerbaycan'da popülerlik kazanırken, rock ve hip hop gibi türler yaygın olarak üretildi ve popülerlik kazandı. Azerbaycan pop ve Azerbaycan halk müziği Alim Kasımov, Reşid Behbudov, Vakıf Mustafazade, Müslüm Magomayev, Şövket Alekberova gibi sanatçıların uluslararası popülaritesi ile ortaya çıktı. Azerbaycan, Eurovision Şarkı Yarışması'na hevesli bir katılımcıdır. Azerbaycan 2008 Eurovision Şarkı Yarışması'nda ilk övgüye değer yer tutmuştur. Ülke, 2009 yılında üçüncü, ertesi yıl beşinci oldu. Eldar ve Nigar, Azerbaycan'ın 2012'de Bakü'de yarışmaya ev sahipliği yapma hakkı veren "Running Scared" şarkısıyla 2011 Eurovision Şarkı Yarışması'nda birincilik kazandı.

Düzinelerce Azerbaycan halk dansları vardır. Genelde resmi kutlamalarda yapılırlar ve dansçılar Çuha gibi iyi korunmuş ulusal kıyafetler giyerler. Çoğu dansın çok hızlı bir ritmi vardır. Ulusal dans, Azerbaycan ulusunun özelliklerini göstermektedir.

Heykel

1940'lı ve 50'li yıllarda Azerbaycan'da heykellerin yaygınlığı artmıştır. Önemli eserler arasında Mirza Fetali Ahundov (Pinhos Sabsay, 1930), Nizami Genceviye (Fuad Abdurrahmanov, 1949), Hükûmet Evi'nin karşısında Lenin'e (Celal Karyağdı, 1954), Hurşidbanu Netəvana (Ömer Eldarov, 1960), Üzeyir Hacıbeyova (Tokay Memmedov, 1960), Mikail Müşfik (Münevver Rızayeva, 1968), Kara Karayev (Fazıl Necefov, 1968) gösterilebilir.

Azerbaycan sineması

Şimdiye kadar Azerbaycan'da 3000'den fazla film çekilmiştir. Bunlardan 300 kadarı uzun metraj sinema filmi, 100'den fazlası kısa metraj sinema filmi, 20'den fazlası uzun metraj televizyon sinema filmi, 30'dan çoğu kısa metraj televizyon sinema filmi, 20 kadarı dizi, 10 kadarı uzun metraj müzikal, 100'den fazlası televizyon tiyatro oyunu, 50 kadarı televizyon sinema-tiyatro oyunu, 100 kadarı çizgi film, 20 kadarı televizyon çizgi film, 50 kadarı uzun metraj belgesel, 1100'den çoğu kısa metraj belgesel, 20 kadarı uzun metraj televizyon belgeseli, 600'den fazlası ise kısa metraj televizyon belgeselidir.

Spor

Serbest güreş Azerbaycan'ın millî sporudur. Azerbaycan bu dalda toplam 14 madalya kazanmıştır. Günümüzde Azerbaycan'daki en yaygın sporlar satranç ve futboldur.

Bakü Olimpiyat Stadyumu

Azerbaycan millî futbol takımı uluslararası arenada düşük bir performans sergilemektedir. Bunun başlıca nedenlerinden birisi Azerbaycan merkezli futbol kulüplerinde oynayan yabancı uyruklu futbolcular olarak görülmektedir. 2009 yılının şubat ayında açılan Azerbaycan Futbol Akademisi'nin gençlerin futbola olan ilgisinin artmasında büyük bir adım atılmasının sağlayacağı düşünülmektedir. Azerbaycan merkezli en başarılı futbol kulüpleri Neftçi, Bakı, İnter Bakü, Karabağ ve Hazar Lankaran takımlarıdır. Neftçi 2012 yılında play-off maçlarında Güney Kıbrıs Rum Kesimi'nin APOEL takımını eleyerek 2012-13 UEFA Avrupa Ligi gruplarına kalarak Azerbaycan futbolunda bir ilki gerçekleştirmiştir. Ülke 2012 FIFA 17 Yaş Altı Kadınlar Dünya Kupası'nın düzenlemiştir. Futsal da Azerbaycan'da popüler olan sporlardan birisidir. Azerbaycan millî futsal takımı 2010 yılında Macaristan'da düzenlenen UEFA Futsal Şampiyonasında dördüncü olmuştur. Azerbaycan takımı Araz Nahçıvan UEFA Futsal Kupasının 2009-10 ve 2013-14 sezonlarında bronz madalya kazanmıştır.

Tavlanın Azerbaycan kültüründe önemli bir yeri bulunmaktadır. Tavla, Azeriler arasında çok popüler bir oyundur. Bu oyunun Azerbaycan'da birçok farklı oynanış tarzı vardır. Sovyetler Birliği döneminde olduğu gibi satranç Azerbaycan'da hâlen yaygındır. Teymur Recebov, Şehriyar Memmedyarov, Vladimir Makogonov, Vügar Haşimov, Zeyneb Mehmedyarova ve Garri Kasparov ülkede yetişen dünya çapında tanınmış satranç oyuncularıdır. Azerbaycan birçok uluslararası satranç turnuvasına ev sahipliği yapmış ve 2013 tarihli Avrupa Takım Satrancı Şampiyonası'nda ipi göğüslemiştir.

Dünya çapında üne sahip olan diğer Azeri atletler şunlardır: güreşte Namık Abdullayev, Tuğrul Askerov, Ruşen Bayramov, Şerif Şerifov, Mariya Standik, Ferid Mansurov, atletizmde Hayle İbrahimov, judoda Elnur Memmedli, Mevlüd Miraliyev, karatede Rafael Ağayev, voleybolda Valeriya Korotenko, Natalya Mammadova, halterde Nizami Paşayev, Intigam Zairov, Serdar Hasanov ve K-1 dövüşçüsü Zabit Samedov.

Maraton Savaşı

MD DJZ 001 (marathon-savasi)
MARATON SAVAŞI, eskiçağın en önemli savaşlarından biridir.
İÖ 490'da Atinalılar ile Persler arasında, Atina'nın 50 km
kuzeydoğusundaki Maraton Ovası'nda gerçekleşti
İÖ 490'dan önce Persler Anadolu'nun batı kıyılarındaki İyonya
kentlerini ve bazı adaları ellerine geçirmişti. İyonyalılar Persler'in
yönetiminden hoşnut değildi. İÖ 499'da Milet kentinde çıkan ayaklanma
kısa sürede öteki kentlere de yayıldı. Atina ve Eretria kent devletleri
İyonya'ya 20 gemi göndererek ayaklanmayı desteklediler. Bunun üzerine
Pers Kralı Darius Atinalılar'ı cezalandırmak için büyük bir orduyla
Yunanistan'a saldırdı, Eretria'yı yakıp yıkarak Atina'ya doğru ilerledi
Atinalılar, Sparta'dan ve öteki kentlerden yardım istediler. Ne var ki,
Sparta, kutlanmakta olan dinsel bayram sona ermeden yardım
gönderemeyeceğini bildirdi. Atina ordusu Persler'in Atina'ya gelmesini
beklemeden, Persler'in kamp kurduğu Maraton Ovası'na doğru yürüyüşe geçti.
20 bin kişilik Pers ordusuna karşılık Atina ordusu 10 bin kişiydi.
Atinalılar Persler'i üç yandan sararak denize doğru sıkıştırdılar.
Savaşta 6.000'den fazla asker yitiren Pers ordusu ağır bir yenilgiye
uğradı. Atinalılar ise, 192 ölü verdi. Efsaneye göre Pheidippides adında
bir asker zafer haberini ulaştırabilmek için Maraton ile Atina arasında
yaklaşık 40 kilometrelik uzaklığı koşarak aşmış, ama sonunda ölmüştü.
Günümüzde de sürdürülen maraton koşusu ilk kez bu askerin anısına
düzenlendi
Atinalılar Pers gemilerini ele geçirebilmek için birçok kez saldırdıysa
da, yedi gemi dışında kaçmayı başaran Pers filosu Atina'ya doğru yelken
açtı. Yunan ordusu da büyük bir hızla Atina'ya geri döndü. Kent
yakınlarında mevzilenen Atina ordusunu gören Persler, savaşı bırakıp
uzaklaştılar.

17 Ekim 2020

Çatalhöyük

Çatalhöyük, Orta Anadolu'da, günümüzden 9 bin yıl önce iskan edilmiş, çok geniş bir Neolitik Çağ ve Kalkolitik Çağ yerleşim yeridir. Doğu ve batı yönlerinde yanyana iki höyükten oluşmaktadır. Doğudaki Çatalhöyük (Doğu) olarak adlandırılan yerleşme Neolitik Çağ'da, Çatalhöyük (Batı) olarak adlandırılan batıdaki höyük ise Kalkolitik Çağ'da iskan görmüştür. Günümüz Konya Şehri'nin 52 km. güneydoğusunda, Hasandağı'nın yaklaşık olarak 136 kilometre uzağında, Çumra İlçesi'nin 11 km. kuzeyinde, Konya Ovası'na hakim buğdaylık arazide bulunmaktadır. Doğu yerleşimini, en son Cilalı Taş Devri sırasında ovadan 20 metre yüksekliğe kadar ulaşan bir yerleşim birimi oluşturmaktadır. Ayrıca, batıya doğru da ufak bir yerleşim birimi ve birkaç yüz metre doğuya doğru da bir Bizans yerleşimi bulunmaktadır.
Höyükler kabaca 2 bin yıl kesintisiz iskan edilmiştir. Özellikle neolitik yerleşimin genişliği, barındırdığı nüfusu, oluşturduğu güçlü sanat ve kültür geleneği ile son derece dikkat çekicidir. Yerleşimde 8 bin üzerinde insan yaşadığı kabul edilmektedir.Çatalhöyük'ün diğer neolitik yerleşimlerden temel farkı, bir köy yerleşmesini aşıp kentleşme evresini yaşamakta olmasıdır. Dünyanın en eski yerleşimlerinden biri olan bu yerleşimin sakinleri, ilk tarımcı topluluklardan da biridir. Bu özelliklerinin bir sonucu olarak 2009 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne önerilmiştir. UNESCO tarafından 2012 yılında Dünya Miras Listesi'ne dahil edilmesine karar verilmiştir.
Araştırma ve kazılar
image     image
Doğu Höyük (Çatalhöyük (Doğu)), muhtemelen, bugüne kadar bulunmuş en eski ve en gelişmiş Neolitik Çağ yerleşim merkezidir. 1958 yılında James Mellaart tarafından keşfedilmiş, ilk kazıları 1961-1963 ve 1965 yıllarında yapılmıştır. 1993'te yeniden başlayan ve günümüze kadar devam eden kazılar Cambridge Üniversitesi'nden Ian Hodder tarafından yönetilmektedir ve İngiltere, Türkiye, Yunanistan, ABD'li araştırmacılardan oluşan karma bir ekip tarafından yürütülmektedir. Kazı çalışmaları ağırlıklı olarak "ana höyük" olarak görülen Doğu Höyük'te yürütülmüştür. Buradaki kazı çalışmalarının 2018 yılına kadar sürdürülmesi planlanmaktadır.
Batı Höyük'te ise 1961 yılında höyüğün üzerinde ve güney yamaçta iki derinlik sondajı gerçekleştirilmiştir. Doğu Höyük'te 1993 yılında ikinci dönem kazıları başladığında Batı Höyük'te de yüzey araştırması ve yüzey sıyırması çalışmaları başlatılmıştır.Tarih öncesi yerleşim birimleri Tunç Çağı'ndan önce terk edilmiştir. Bir zamanlar iki yerleşim birimi arasında Çarşamba Nehri'nin bir kanalı akmaktadır, ve yerleşim birimleri, ilk tarım zamanlarında elverişli sayılabilecek alüvyonlu toprak üzerine kurulmuştur. Evlerin girişleri üst kısımlarında bulunmaktadır.
Tabakalanma
• Çatalhöyük (Doğu)
Kazı çalışmalarında MÖ. 7400 - 6200 yılları arasına tarihlenen 18 neolitik yerleşim katmanı açığa çıkarılmıştır. Romen rakamlarıyla gösterilen bu katmanlardan XII - VIII katmanlar Erken Neolitik'in (MÖ 6500 - 6000) ilk evresine tarihlenmektedir. Erken Neolitik'in ikinci evresi ise VI. katman sonrasıdır.
• Çatalhöyük (Batı)
İlk kazı yılında tepede ve güney yamaçta gerçekleştirilen açmalarda elde edilen çanak çömlek buluntularına dayanılarak Höyük'teki yerleşmenin, iki evreli Erken Kalkolitik Çağ yerleşmesi olduğu ileri sürülmüştür. Mellaart tarafından Erken Kalkolitik I'e tarihlenen mal grubu Batı Çatalhöyük malı olarak adlandırılır. Erken Kalkolitik II mal grubu ise öncekinden kaynaklanıp Can Hasan 1'in 2B tabakası ile ilişkili daha geç bir yerleşme tarafından üretilmiş görünmektedir. Doğu Höyük'te kazı çalışmaları devam ederken Batı Höyük'te başlanılan yüzey toplamalarında Bizans Dönemi ve Helenistik Dönem çanak çömleği toplanmıştır. 1994 yılında yapılan yüzey taramalarında da Binzas Dönemi'ne ait mezar çukurları ortaya çıkarılmıştır.
Doğu Höyük'teki Kalkolitik Çağ tabakaları MÖ 6200 - 5200 yılları arasına tarihlenmektedir.
Buluntular
Mimari
• Çatalhöyük (Doğu)
Kuzey kesimdeki mimari diğer kesimlerden farklı görünmektedir. Buradaki ışınsal düzen muhtemelen yerleşmenin merkezine uzanan sokaklar, geçitler, su ve drenaj kanallarına bağlıdır. Bu kesimde mimari, konutlar ve açık alanlardan oluşmakta, saray, tapınak, ortak kullanıma ait büyük depolama alanları bulunmamaktadır.
Yerleşimin genelinde evlerin birbirine bitişik inşa edildiği, dolayısıyla duvarların ortak kullanıldığı, aralarında avluya açılan dar geçitlerin bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bu avlular bir yandan hava ve aydınlatma sağlayan, diğer yandan da çöp alanı olarak kullanılan alanlardır. Avlular etrafından yapılmış bu konutlar mahalleleri oluşturmuştur. Bu mahallelerin yan yana sıralanmasıyla da Çatalhöyük kenti ortaya çıkmıştır.
Konutlar birbiri üstüne, aynı plana göre inşa edilmiştir. Bir önceki konutun duvarları, bir sonrakinin temelleri olmuştur. Konutlaın kullanım süresi 80 yıl gibi görünmektedir. Bu süre dolduğunda ev temizlenmiş, toprak ve molazla doldurulmuş, üstüne aynı planda yenisi inşa edilmiştir.
image  image
Konutlar dörtgen biçimli kerpiç tuğlalarla taş temel kullanılmadan dörtgen planlı olarak yapılmıştır. Ana odalara bitişik depo ve yan odalar bulunmaktadır. Aralarında dikdörtgen, kare ya da oval biçimde geçişler vardır. Çatılar, saz ve kamış damların üstlerinin, günümüzde bölgede ak toprak olarak adlandırılan kalın bir kil tabakasıyla sıvanmasıyla yapılmıştır. Bu çatıları taşıyan ahşap kirişlerdir ve duvarların içine yerleştirilen yine ahşap dikmelere dayanmaktadır. Arazinin farklı eğilimleri yüzünde konut duvarlarının yüksekliği de farklıdır ve bu farklılıktan yararlanılarak batı ve güney duvarlarının üst kısımlarında, ışıklandırmayı ve havalandırmayı sağlamak üzere pencere boşlukları bırakılmıştır. Konutların tabanları, duvarları ve içlerindeki tüm yapı ögeleri beyaz renkte bir sıva ile kat kat sıvanmıştır. Yaklaşık 3 cm. kalınlıktaki bir sıvada 160 kat belirlenmiştir. Sıva, beyaz kalkerli, milli bir kil kullanılarak yapıldığı anlaşılmıştır. Çatlamaması için içine ot, bitki sapları ve yaprak parçaları katılmıştır. Konutlara giriş çatıda açılan bir delikten, büyük olasılıkla tahta bir merdivenle sağlanmaktadır. Yan duvarlarda giriş yoktur. Konut içindeki ocak ve oval biçimli, üstleri düz bırakılan fırınlar çoğunlukla güney duvarında yer almaktadır. Her konutta en az bir platform bulunmaktadır. Bunların altlarına, zengin gömüt armağanlarıyla ölüler gömülmüştür. Depo odalarının bir kısmında açkılama taşları, baltalar ve taş aletlerin konduğu kilden yapılma kutular ele geçmiştir.
Höyüğün erken tabakalarında Mellaart'ın saptadığı yanmış kireç topaklarına üst tabakalarda rastlanmamaktadır. Zaten alt tabakalarda sıva olarak kireçten yararlanıldığı, ancak üst tabakalarda sıva için kil kullanıldığı görülmektedir. Kazı başkanı Hodder ve İngiliz Arkeoloji Enstitüsü'nden Wendy Matthews, kireç kullanımının, çok fazla odun gerektirdiği için daha sonraki evrelerde terk edildiği görüşündedir. Kireç taşı, 750 dereceye kadar bir ısıda fırınlandıktan sonra sönmemiş kirece dönüşmektedir. Bu ise çevreden büyük miktarda ağaç kesilmesini gerektirmekteydi. Arkeologlar benzer sıkıntıların Ortadoğu neolitik yerleşimlerinde de yaşandığını, örneğin Ayn Gazal'ın 8.000 yıl önce, yakacak odun sağlamak uğruna çevreyi yaşanamayacak hale getirmeleri yüzünden terk edilmiş olduğunu kabul etmektedirler.
Bir kutsal mekan olduğu düşünülen yapının kuzey ve doğu duvarlarında 1963 yılı kazıları sırasında Çatalhöyük kent planı olduğu anlaşılan bir harita ortaya çıkarılmıştır. Günümüzden yaklaşık olarak 8200 yıl öncesine tarihlenen (radyokarbon tarihleme yöntemi ile saptanan yaşı MÖ 6200 ± 97) bu çizim, dünyanın bilinen ilk haritasıdır. Yaklaşık olarak 3 metre uzunluğa ve 90 cm. yüksekliğe sahiptir. Halen Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir.
• Çatalhöyük (Batı)
James Mellaart başkanlığındaki 1961 yılındaki kazılarda Erken Kalkolitik I'e tarihlenen bir yapı açığa çıkarılmıştır. Kerpiç duvarlı, dörtgen planlı bu yapıda duvarlar yeşilimsi sarı renkte bir sıvayla sıvalıdır. Erken kalkoliltik II tabakasında ise, etrafı hücre tipi odalarla çevrili, görece büyük ve iyi inşa edilmiş merkezi odalardan oluşan bir yapı ortaya çıkarmıştır.
Çanak çömlek
• Çatalhöyük (Doğu)
Doğu Höyük'te çanak çömlek, önceden biliniyor olmasına karşın ancak V. yapı katından sonra yaygın biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Bunun nedeni, ahşap ve sepet konusunda gelişkin bir beceriye sahip olunmasıdır. XII. yapı katına ait çanak çömlek ilkel görünümlü, kalın, siyah özlü, bitki katkılı ve kötü pişirilmiştir. Renk, devetüyü, krem ve açık gri olup alacalı ve açkılıdır. Biçim olarak ise derin kaseler, daha az da dar ağızlı çömlekler yapılmıştır.
• Çatalhöyük (Batı)
Mellaart'a göre Batı Höyük'ü çanak çömleği tabakalanmaya bağlı olarak iki gruba ayrılmaktadır. Erken Kalkolitik I malı, devetüyü ya da kırmızımsı hamurlu, taşçık ve mika katkılıdır. Kullanılan boya kırmızı, soluk kırmızı ve açık kahverengidir. Boya sonrasında açkılanmış bu mallarda genellikle astar bilinmez.
Küçük buluntular
• Çatalhöyük (Doğu)
Ele geçen çok çeşitli küçük buluntulardan bazıları, obsidiyen aynalar, topuz başları, taş boncuklar, eyer biçimli el değirmenleri, öğütme taşları, havanlar, havanelleri, açkı taşları, taş yüzükler, bilezikler, el baltaları, keserler, oval bardaklar, derin kaşıklar, kepçeler, iğneler, bizler, cilalanmış kemikten kemer kopçaları ve kemik aletlerdir.
Pişmiş kilden damga mühürler, damga mühürlerin ilk örneklerinden sayılır. Dokuma ürünleri ve ekmek gibi çeşitli baskı yüzeylerinde kullanıldıkları düşünülmektedir. Çoğu oval ya da dikdörtgen biçimli olmakla birlikte çiçek şeklinde bir damga mühür de bulunmuştur ve dokuma desenlerinde görülmektedir.
Ele geçen heykelcik buluntuları pişmiş toprak, tebeşir, sünger taşı ve su mermerinden oyulmuştur. Tüm heykelcikler birer tapınma nesnesi olarak görülmektedir.
Kültür – Çatalhöyük (Doğu)
Yaşam tarzı
Konutların bu denli iç içe, yan yana yapılmış olması ayrı bir araştırma konusu olmuştur. Bu konuda kazı başkanı Hodder, savaş ve yıkım izlerine hiç rastlanmadığı için bu sıkışık yapılanmanın savunma endişesine dayanmadığı görüşündedir. Muhtemelen birçok kuşağı kapsayan aile bağlarının kuvvetli olmasıydı ve konutlar, sahiplenilmiş arsalar üzerine, birbiri üstüne inşa ediliyordu.
Konutların temiz ve bakımlı tutulduğu düşünülmektedir. Kazılarda konutların içinde herhangi bir çöp ya da kalıntı bulunmamıştır. Bununla birlikte çöplerin ve küllerin konutlar dışında yığıntılar oluşturduğu görülmüştür. Damlar, sokak olarak kullanıldığı gibi bir çok günlük etkinliğin de özellikle havanın iyi olduğu günlerde damlarda sürdürüldüğü düşünülmektedir. Daha geç evrelerde damlarda ortaya çıkarılan büyük ocakların, bu tarzda ve ortaklaşa kullanıldığı kabul edilmektedir.
Çocuk gömütlerinin daha çok odalardaki sekilerin altına, yetişkinlerin ise oda tabanına gömüldükleri görülmektedir. Bazı iskeletler başsız olarak bulunmuştur. Bunların başlarının bir süre sonra alındığı düşünülmektedir. Bazı bedensiz başlar da terk edilmiş konutlarda bulunmuştur. Özenle örülmüş sepetlere konularak gömülen çocuk gömütlerinin incelenmesinde, bazılarının göz çukurlarının çevresinde olağandan fazla delik olduğu saptanmıştır. Bu durumun yetersiz beslenmeye dayanan kansızlıktan kaynaklanmış olabileceği ileri sürülmektedir.
Ekonomi
Çatakhöyük'ün ilk yerleşimcilerinin avcı-toplayıcı bri topluluk olduğu anlaşılmaktadır. Yerleşimin sakinlerinin 6. Tabakadan itibaren Neolitik Devrim'i gerçekleştirdikleri, buğday, arpa ve bezelye gibi bitkilerin tarımını yapmaya başladıkları, yoğun biçimde avcılığa devam ederken sığırı evcilleştirdikleri belirlenmiştir. Ekonomik faaliyetlerin bununla sınırlı olmadığı, Hasan Dağı'ndan obsidiyen ve Ilıcapınar'dan tuz üretildiği, kasaba kullanımını aşan üretim fazlasının civar yerleşimlere satıldığı düşünülmektedir. Akdeniz kıyılarından geldiği düşünülen ve takı olarak kullanılan deniz kabuklarının varlığı, bu ticaretin yayılımı hakkında bilgi vermektedir. Öte yandan ele geçen kumaş parçaları dokumacılığın en eski örnekleri olarak tanımlanmaktadır. Çanak çömlekçilik, ahşap işçiliği, sepetçilik, kemik alet üretimi gibi zanaatlerin de gelişkin durumda olduğu belirtilmektedir
Sanat
image
Konutların iç duvarlarında panolar yapılmıştır. Bazıları bezeksiz, kırmızının çeşitli tonlarında boyalıdır. Bazılarında geometrik bezekler, kilim desenleri, iç içe geçmiş daireler, yıldızlar ve çiçek motifleri bulunmaktadır. Bir kısmında el ve ayak izleri, tanrıçalar, insan, kuş ve diğer hayvanlar, av sahneleri ile doğal çevreyi yansıtan çok çeşitli tasfirlerle bezenmiştir. Kullanılan diğer bir bezeme türü kabartma betimlemelerdir. İç düzenlemelerde platformlara oturtulmuş boğa başları ve boynuzları ilginçtir. Birçok evin duvarında gerçek boğa başlarının kille sıvanmasıyla yapılan kabartmalar mevcuttur. Bazı mekanlarda bunlar bir dizi halindedir ve Mellaart tarafından bu yapıların kutsal mekan ya da tapınak olduğu ileri sürülmektedir. Bina 52 olarak adlandırılan yapının yangın geçirmiş odasında bütün halinde in situ bir boğa başı ve boynuzları bulunmuştur. Duvarın içine yerleştirilmiş olan boğa başı açkılanmamıştır. Üst kısımda ise 11 sığır boynuzuyla bazı hayvan kafatasları bulunmaktadır. Bir dizi boğa boynuzu, boğa başının hemen yanındaki bir sekide yer almaktadır.
Konut duvarlarında yer alan tasvirler av ve dans sahneleri, insan ve hayvan resimleridir. Hayvan resimleri akbaba, leopar, çeşitli kuşlar, geyik ve aslan gibi hayvanlardır. Ayrıca 8800 yıl öncesine ait, kilim motifleri denilebilecek motifler de görülmektedir ve günümüz Anadolu kilim motivleriyle ilişkilendirilmektedir. Figürin buluntular sığır, domuz, koyun, keçi, boğa, köpek ve tek olarak sığır boynuzlarıdır.
İnanç
image
Doğu Höyük, Anadolu'da kutsal yapılara rastlanan en eski yerleşimdir. Kutsal mekan olarak tanımlanan odalar diğerlerinden daha geniştir. Bu odaların ayin ve yakarı için ayrıldığı düşünülmektedir. Duvar resmi, kabartması ve heykeller, diğer konut odalarına oranla daha yoğun ve daha farklıdır. Doğu Höyük'te bu tarz kırktan fazla yapı ortaya çıkarılmıştır. Bu yapıların duvarları av ve bereket büyüsü ile inançları yansıtan betimlemelerle süslenmiştir. Ayrıca kabartma olarak leopar, boğa ve koç başları, boğa doğuran tanrıça figürleri yapılmıştır. Bu durvarlarda geometrik süslemeler de sıkça yer almaktadır. Diğer yandan toplumu etkileyen doğa olaylarının da betimlendiği görülmektedir. Örnek olarak yakınlardaki volkanik Hasan Dağı'nı patlaması olduğu düşünülen bir betimleme açığa çıkarılmıştır.
Çatalhöyük Doğu Höyük'te III. tabakadan X. tabakaya kadar olan tabakalarda, kutsal yapıların içinde çok sayıda pişmiş kilden yapılma Ana tanrıça heykelcikleri, boğa başı ve boynuzları ile kadın göğsü rölyefleri bulunmaktadır. Ana Tanrıça, genç kadın, doğuran kadın ve yaşlı kadın olarak betimlenmiştir. Bu buluntuların tarihlendirilmesiyle Anadolu'da en eski Ana Tanrıça Kült merkezlerinden birinin Çatalhöyük olduğu kabul edilmektedir. Bereketi simgeleyen Ana Tanrıça Kültü'nde erkek ögeyi boynuzlu boğa başlarının temsil ettiği düşünülmektedir. Güleryüzlü ve sevecen betimlemeler Ana Tanrıça'nın doğaya sunduğu yaşamı ve bereketi simgelerken, kimi zaman korkunç denebilecek betimlemeler de, bu yaşam ve bereketi geri alabilme yetisini ifade etmektedir. Elinde akbaba olabileceği düşünülen yırtıcı bir kuşla betimlenen tanrıça heykeli ile yarı ikon tarzı ürkütücü heykelcik ise, Ana Tanrıça'nın ölüler ülkesiyle bağını temsil etmektedir. İki yanındaki leoparlara dayanmış durumda doğum yapan şişman kadın figürü ile aslanlı tahtlarda oturur biçimde tasvirlerine rastlanan Tunç Çağı Mezopotamya'sının İnanna - İştar'ı ve Mısır inancındaki İsis - Sekhmet'i arasındaki benzerlik dikkat çekicidir.
Öte yandan Çatalhöyük Neolitik yerleşiminde konutun sadece barınmak, erzak ve eşya depoplamak / güven altına almak gibi işlevlerinin olmadığı, aynı zamanda bir dizi sembolik anlam üstlendiği anlaşılmaktadır. Hem konutlarda hem de kutsal mekan olarak görülen yapıların duvar resimlerinde ana tema boğa başlarıdır. Günümüzde yabani sığır olarak tanımlanan boğaların alın kemikleri, alın kemiklerinin boynuzların oturduğu kısımlar ve boynuzlar, kerpiç dikmelerle birleştirilerek mimari öge olarak kullanılmıştır. Konutlardaki duvar resimlerinin, ölülerin gömülmüş olduğu kesimlerde daha yoğun olduğu dikkati çekmiş, bunun belki de ölülerle bir çeşit iletişim kurma amaçlı olduğu ileri sürülmüştür. Öyle ki duvar resimlerinin üstünün tekrar sıvanmasından sonra, sıva altında kalan resmin aynen yeni sıva üzerine boyanmış olduğu saptanmıştır.
İlginç bir buluntu da bir evin gömüt çukurunda bulunan dişlerin, bir alt evredeki evin gömüt çukurundaki çene kemiğinden geldiğinin saptanmasıdır. Böylece evden eve geçen insan ve hayvan kafataslarının miras ya da önemli eşya olarak görüldüğü anlaşılmaktadır.
Değerlendirme ve tarihlendirme
Kazı başkanı Hodder, yerleşmenin uzak bölgelerden gelen göçmenler tarafından değil, küçük bir yerli topluluk tarafından kurulduğunu, zaman içinde nüfus artışına bağlı olarak büyüdüğü düşünmektedir. Gerçekten de ilk katmanlardaki konutlar, üst katmanlarla karşılaştırıldığında daha seyrektir. Daha üst katmanlarda ise iç içe girmiş durumdadırlar.
Öte yandan Orta Doğu'da Çatalhöyük'den daha eski neolitik yerleşmeler vardır. Örneğin Eriha Çatalhöyük'ten bin yıl daha eski bir neolitik yerleşimdir. Yine de Çatalhöyük, daha eski ya da çağdaşı yerleşimlerden farklı özelliklere sahiptir. Başta, onbin kişiye ulaşan nüfusudur. Hodder'e göre Çatalhöyük "köy kavramını mantıksal boyutların ötesine taşıyan bir merkez"dir. Pek çok arkeolog Çatalhöyük'teki olağanüstü duvar resimlerinin ve aletlerin, bilinen neolitik geleneklerle bağdaşmadığı görüşündedirler. Çatalhöyük'ün bir başka farklılığı da, belirli bir büyüklüğe ulaşan yerleşimlerde merkezileşmiş yönetim ve hiyerarşinin ortaya çıktığı, genellikle kabul edilmektedir. Oysa Çatalhöyük'te kamusal binalar gibi toplumsal işbölümüne ilişkin kanıtlar bulunmamaktadır. Hodder, son derece büyük bir nüfusu barındırır hale gelmesine karşın Çatalhöyük "eşitlikçi bir köy" niteliğini yitirmemiştir. Çatalhöyük hakkında,
    « Bir yandan daha geniş bir örüntünün parçası, öte yandan da tümüyle özgün bir birim, Çatalhöyük'ün en şaşırtıcı yanı da bu. » demektedir.
Daha sonraki araştırmalarda, diğerlerinden daha fazla gömüt barındıran (en fazla 5-10 iken bu evlerden birinde 30 gömüt bulunmuştur), mimari ve iç dekoratif unsurların çok daha iyi çalışıldığı konutlara dikkat çekilmiştir. Kazı ekibi tarafından "tarih evleri" olarak adlandırılan bu yapıların, üretimde (ve tabi dağıtımda) daha fazla kontrol sahibi olduğu, daha zengin olduğu düşünülmüş, Çatalhöyük toplumunun başlangıçta düşünüldüğü kadar eşitlikçi bir toplum olmayabileceği ileri sürülmüştür. Ancak elde edilen çeşitli veriler, bu tarih evlerinin iç dekorasyon ve fazla gömüt sayısı dışında diğer evlerden farklı olmadığı, bir sosyal farklılaşma bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yapılan araştırmalar, Çatalhöyük neolitik kültürünün devamına ilişkin bir ipucu vermemiştir. Neolitik yerleşimin terk edilmesinden sonra neolitik kültürün gerilediği ifade edilmektedir.

Yakut

Yakut, parlak kırmızı renkte değerli bir taş. Alüminyum oksitin (Al2O3) bir mineral şekli olan korundumdan meydana gelen kırmızı renkli, şeffaf, kıymetli taş. Yakutun mavi renkteki yakutkorundum türüne safir (gökyakut) ismi verilmiştir. Elmastan sonra en sert taştır. Yakutun kristal yapısı rombohedral sisteminde olup, içerisinde çatlak gözükmemesine rağmen çok düzgün bir şekilde kesilebilir. Renkleri kırmızının tonları ve hatta mordur. En kıymetli olanları güvercin kanı renginde olanlardır.
Yakut çok nadir olarak rastlanan mineraldir. En çok Burma’da bulunur. Yakuta, kireçtaşı, granit ve yakut toprağı diye adlandırılan yerlerde rastlanır. Burma’dan başka Afganistan, Seylan, Hindistan, Kamboçya, Tayland ve Tanzanya’da da çıkarılmaktadır.
Divan Edebiyatında benzetmelere, mazmunlara konu olan yakutun en kıymetlisine “yakut-ı Gürgani” denir. Güneş ışınları nereye dik vurursa, oradaki madenin çok kıymetli olacağı inancı vardır ki Gürgan yakutu böyledir. Mesela, Bedehşan’da çıkarılan la’l taşına da “la’l-i Bedehşan” adı verilir.
yakut2Yakut ve safir sun’î yoldan aslına çok yakın özelliklerde elde edilebilmektedir. Yakut’un çok küçük parçalarının da sıkıştırılmasından daha büyük parçalar elde edilebilir. Sun’î olarak elde edilen yakutların içi incelendiğinde tabiî olanda bulunmayan mikroskobik kabarcıklar ve oyuklara rastlanır. Sentetik olarak elde edilen yakut ve safir ışıkla birlikte ultroviyole ışınını ve kızılötesi ışınını da yansıtmadan geçirdiği için optik sanayinde, ısıya dayanıklı cam yapımında, çeşitli ilmî ve teknik cihazlarda kullanılır.
Yakutun tarihî önemi de vardır. Hindistan, Çin ve Orta Asya’da Türkler kama, kılıç ve diğer silahlarını zümrüt ve yakutla süslemişlerdir. Osmanlı Devletinde de hanımların küpe, toka, broş, gerdanlık gibi ziynet eşyalarında yakut daima birinci sırayı almıştır.

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!