Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


10 Eylül 2020

33 SENELİK 2.ABDÜLHAMİD DEVRİNİN OSMANLI DEVLET ERKANI...

Bu ekibi Ermenistan Kabinesi sanmayın,

Sonra da, devlet batınca; "vay efendim Türkçülük başlamış da devlet çökmüşmüş..."

Peki bu Ekonomik ve Siyasi iflas tablosunda Türkler nerede...?

Halife-i Müslümin, 2. Abdülhamit’in nazırlarına (bakanlarına) ve bürokratlarına bakalım:

Hariciye Nazırları; Aleksandros Karateodori Paşa (1878-1879)
Gabriel Pasha ve Sava Paşa (1879-1880)

Hazine-i Hassa Nazırları: Agop Ohanes Kazazyan (1876-1891),
Mikail Portakalyan Efendi (1891-1897),
Ohanes Sakız Efendi (1897-1908)

Maliye Nazırı: Agop Ohanes Kazasyan Paşa (28-30 Ağustos 1885), (Aralık 1886 - Mart 1887) (1888-1891)

Nafia Nazırları: Ohanes Çamiç Efendi (1877-1878),
Aleksandr Karateodori Paşa (1878)
Sava Paşa (1878-1879)

Orman ve Maadin Nazırları; Mavrokordato Efendi (1908-1909),
Aristidi Paşa ( 1909)

Ticaret ve Ziraat Nazırları: Bedros Kuyumcuyan Efendi (1880)
Gabriel Noradonkyan Efendi (1908-1909)

Ayan Üyeleri(1876); Antopolos Efendi Aristarki Bey,
Daviçon Karmona Efendi,
Musurus Paşa,
Serviçen Efendi,
Stoyanoviç Efendi,
Dr. De Kastro Bey,
Mavroyeni Paşa, Karatodri Paşa,
Abraham Karakahya Paşa

Ayan Üyeleri(1908) Azaryan Efendi,
Basarya Efendi,
Bohor Efendi,
Fethi Franko Bey,
Gabriyel Noradonkyan Efendi,
Mavrokordato Efendi,
Mavroyeni Bey, Oksanti Efendi,
Yorgiyadis Efendi,
Aram Efendi,
Popoviç Temko Efendi,

Babıali Hukuk Müşaviri Gabriel Efendi;
Abdülhamit zamanında sürekli el üstünde tutulan bu Gabriel Efendi 2. Dünya savaşı sonrası düzenlenen Paris Konferansında Ermeniler için toprak talep etmiş, Lozan Konferansına da Ermeniler adına katılmıştır…

Elçilere göz attığımızda;
Y. Fotiades Bey ve Gobdan Efendi’nin Atina,
Azaryan Efendi’nin Belgrad,
E. Karatodri Efendi’nin Brüksel,
Blak Bey’in Bükreş,
Yanko Karaca, Misak Efendi ve Aritraki Efendi’nin Lahey,
K. Musurus Paşa, Alfred Rüstem Paşa ve Antopulo Paşa’nın Londra,
Naum Paşa’nın Paris, S. Musurus Bey ve Y. Fotiades Bey’in Roma,
Nikola Gobdan Efendi’nin Sofya,
A. Vogorides Paşa’nın Viyana,
L. Aristarki Bey ve A. Mavroyeni Bey’in Washington’da Büyükelçi-Elçi olarak görev yaptıklarını görüyoruz.

Konsolos ve kâtipliklerde de Türk unsurundan ziyade Ermeni ve bilhassa Rum memurlar kullanılmakta idi.
Valilik koltuklarının çoğunda da gayrimüslimler oturuyordu.

Mesela;
Şarkî Rumeli Valileri; Sava Paşa, Aleko Vogorides Paşa, Gavril Paşa Hristoiç, Alexandre de Battenberg, Ferdinand de Saxe-Cobourg et Gotha,
Sisam Beyleri; Mişel Gregoriyadis Bey, Aleksander Mavroyeni Bey, Yanko Vitinos Bey, Kostaki Karateodori Paşa, Yorgi Yorgiadis Efendi, Andrea Kopasis Efendi,
Cebelilübnan Sancağı Mutasarrıfları; Vasa Paşa, Naum Paşa, Yusuf Franko Paşa

Maliyesini, hariciyesini, tarımını, madenlerini ve de mülkiyesini gayrimüslimlere bırakmış devletin başında bir İslam Halifesi (!) vardır…

Türk dil Kurumuna bir ermeni dilbilgisi uzmanını, oda sadece Genel sekreter olarak atadı diye, ki, adam osmanlı memuru zaten, 100 senedir Atatürk'e demediğini bırakmayanlara soralım, insafinız varmı ?

ŞİMDİ ANLADINIMIZMI, MAREŞAL GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN, KİMLERİN TEKERİNE ÇOMAK SOKTUĞUNU VE KENDİSİNE KİMLERİN VE NE MAKSATLA SALDIRDIKLARINI...?

Kaynak kitap:

KUNERALP, Sinan, Son Dönem Osmanlı Erkan ve Ricali. Prosopografik Rehber, İstanbul: İsis Yayınları, 1999.

Petra (Antik Kent)


Petra, Ürdün'ün Lut Gölü ile Akabe Körfezi arasındaki toprakları üzerinde yer alan antik kenttir.
Amarna mektuplarında PelSaleh (Kaya) veya Seir olarak bahsedilen yerlerin Petra olduğu düşünülmektedir.
Rekem ismi; Tarihçi Josephus bölgeye Musa zamanında Medyanlılarca yerleşildiğini ve bunların beş kralından birisinin adının Rekem olduğunu yazar. Josephus şehrin Arap topraklarında en yüksek değeri kazandığını, yunanlılarca petra olarak isimlendirildiğini, araplar tarafından Rekem olarak anıldığını kaydeder. Bu isim Musa vadisinde kaya duvarına yazılmıştır.






Eski bir teoriye göre şehrin semitik (Arap, ibrani) ismi İbrani incilde geçen Sela (Arapça Saleh, kaya) olmalıdır. Ancak yerleşimin adını değil de kaya oyuntularını işaret eden bu isimlendirmenin geçersizliği durumunda şehrin Arapça/İbranice ismi belirsizliğini korumaktadır. Arkeolog ve islam tarihi araştırmacısı Dan Gibson şehrin arapça adının Bakka (veya bekke) olduğunu, Kur’anda bahsedilen yerin de Petra olduğunu ileri sürmektedir.
MÖ 400 ile MS 106 yılları arasında Nebatiler'e başkentlik yapmıştır. Roma İmparatorluğu tarafından işgal edilene kadar başkent olarak varlığını sürdürmüştür. 400'lü yıllardan sonra deprem ve ekonomik sıkıntılardan dolayı kent gözden düşmüş ve zaman içinde unutulmuştur. Petra'nın yapım amacı tarihçiler tarafından bulunamamıştı. Ancak yapılan son araştırmalarda Petra'daki El-Khazneh'nin (El-Hazne) altında gizli gömülü bir bölüm olduğu ve bu bölümün kral mezarları olduğu araştırmalar sonucunda kesinleşmiştir.

Petra, Nebati İmparatorluğu ile birlikte büyüyüp gelişti. Yıllar geçtikçe kuruluşundan itibaren büyüyen krallık bölgeden geçen ticaret yollarını da kontrol etmeye başlayarak bu topraklarda MÖ 400 ile MS 106 yılları arasında burada muhteşem bir kent kurdular. Kurdukları bu kenti de krallığın ticaret merkezi haline getirdiler.
Ticaretle gitgide zenginleşen Petra, Kızıldeniz'den Basra Körfezi'ne hatta Gazze'den Şam'a kadar ticarette önemli bir kavşak noktası haline döndü. Böylece Arabistan, Mısır, Suriye, Hindistan, Yunanistan ve Roma'yı birbirine bağlayan bir yer oldu. Bu sırada batıda Romalılar ve Yunanlılarla ve doğuda da Perslerle ticaret yapmaya başladılar.



İnşasının bitmesi 500 yıl süren Petra Antik Kenti oldukça korunaklı bir yerde. Korunaklı diyoruz çünkü; şehre ulaşmak için Siq adı verilen yer yer birkaç metreye kadar daralan bir vadiden kente ulaşılıyor buraya. Görkemli bu kent dar geçitlere sahip bu vadinin, yaklaşık 1 km içerisinde bulunuyor. Böylesine gizli bir yerde bulunan kent krallığa şehrin korunması konusunda çok büyük avantajlar sağlıyor. Ayrıca vadide bir yandan kent inşa edilirken bir yandan da inşa edilmiş olan antik çağ barajı da, şehrin su ihtiyacını karşıladığı gibi bu görkemli kenti su baskınlarına karşı da korumuş.
Petra antik kentinde tiyatro, tapınak, ev gibi yapılar kireç taşına oyularak yapılmıştır. El-Hazne ve Roma döneminde yapılan amfitiyatro en bilinen yapılardır.
Kum taşından oluşan kaya bloklarına oyulmuş tapınaklar, amfi tiyatro, mezarlar ve rölyeflerden oluşan yapı, yaklaşık 100 kilometre kare alana yayılmaktadır.
Antik kentte dikkat çeken en görkemli yapılar, Al Khazneh (Hazine), Roma tarzında inşa edilmiş Amfitiyatro, Ad – Deir Manastırı, kayalara mezarların bulunduğu geniş kanyon Street of Facades, Kraliyet Mezarları, Hz Musa'nın Kardeşi Harun'un Mezarı (Aaron'un Mezarı). Bu görkemli ve şahane yapıtların çok büyük bölümü günümüze kadar ayakta kalarak gelmeyi başarabilmişlerdir. Eserlerin günümüze kadar korunarak gelmesinin temel nedeni ise; bölgenin hava olaylarına özellikle de yağmura maruz kalmamasıdır. Öyle ki konum olarak Petra Antik Kenti fazla yağış alan bir konumda olsaydı kayaya oyulmuş eserlerin büyük bir bölümü suyun etkisiyle ufalanarak yok olurdu.

   

Petra'nın kurucusu olan Nebatiler yaşanan savaşlar sonucunda M.S. 106 yılında Romalılara yenilerek yıkılmışlar ve kenti Roma İmparatorluğu'na teslim etmişler. Bu tarihten sonra Romalıların yönetimindeki görkemli şehir Roma İmparatorluğu'nun Hristiyanlığı benimsemesi ile tam bir Hıristiyan kenti olmuş.
Romanın ikiye ayrılması ile Bizans egemenliğinin hüküm sürdüğü topraklar yaklaşık 300 yıl sonra İslamiyet'le tanışır. 661'de Emevi Uygarlığı, 750 yılında ise Abbasi Uygarlığı renkli ve görkemli bu şehri ele geçiriyor.
Petra'da yaşanan bu hakimiyet savaşları, sürekli değişen dengelere bir de sık sık bölgede meydana gelen depremler, dünyadaki ticaret yollarının da yer değiştirmesi eklenince Petra'nın ticaretteki öneminin yanında tarihi önemi de kaybolmaya başlıyor. Yine hazin bir son ve Petra Antik Kenti yavaş yavaş kaderine terk ediliyor. Tam olarak kesin tarihi bilinmese de 1300'lü yıllarda bu görkemli şehrin tamamen terk edildiği düşünülüyor. Bu terk edilmişliğin etkisiyle antik Petra kenti uzun süre üzerinde insan yerleşimi bulunmadığı için de günümüze kadar hiçbir tahribata uğramadan gelebilmeyi başarmıştır.
Yaşanan tüm bu olumsuzluklarla gözden düşen Petra, zaman içerisinde terk edilmesinin yanında tüm dünya tarafından unutulup gitti. Nebatiler ise ardında bu kayıp kenti bırakarak yeryüzünden tamamen silindiler.


Kent, 1812 yılında İsviçreli gezgin Johann Burckhardt tarafından yeniden keşfedilmiştir. 6 Aralık 1985 tarihinde UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası listesine dahil edilen antik kent, 7 Temmuz 2007 tarihinde ise Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir. Peru'da yer alan Machu Picchu ile kardeş şehirdir.


Petra'nın Bilinmeyen Arka Yüzü - El Hazne
Petra'da ayakta kalan en büyük ve en görkemli yapı: El Hazne. Petra'daki hiçbir yapıda El Hazne'deki mükemmellik yok. Çok yönlü bir mühendislik harikası olarak nitelendirilen El Hazne, 12 katlı bir binanın yüksekliğine sahip. Günümüzde ise uzmanlar neredeyse 200 yıldır inşaatının ardındaki mühendislik dehasını ve neden yapıldığını anlamak için uğraşıyordu. Ortaya atılan teoriler sürekli çürütülüyor ve değişiyor. Böylesine çorak bir çölde neden böyle görkemli bir yapı inşa edilmişti?
Cevap; son yapılan araştırmalar ile bu gizemli yapı yüzeyinin 6 metre altında kazı yapıldı ve 4 gömü odası bulundu. Bu odaların içinde ise 11 kişinin kemiklerine ulaşıldı. Böylece birçok bilgi daha ele geçti ve geçmeye devam ediyor.





Müslümanların ilk kıblesi olduğu iddiası
Arkeolojik araştırmalarda Mekke'nin rivayetlerin aksine yeni bir şehir olarak ortaya çıkışı, bilinen tarih kaynaklarında ve haritalarda adının 8. yüzyıl öncesinde geçmemesi, ticaret yolları üzerinde olmaması yanında tarım açısından arazinin uygunsuz oluşu, erken dönem İslam tarihi hakkında ipuçları veren Kur'an ve hadis rivayetlerinde tanımlanan bazı yer isimleri ve özellikleri ile Mekke coğrafi yapısının uyuşmaması araştırmacıları Mekke’ninneresi olduğu konusunda arayışlara yöneltmiştir. Muaviye'nin ölümü sonrasında çıkan iç karışıklıklarda Kâbe Yezid'in askerlerince mancınıklar kullanılarak taşa tutulmuş, isabet alan karataş üç parçaya bölünmüş, Kâbe yıkılmıştır. Kanadalı arkeolog ve İslam tarihi araştırmacısı Dan Gibson'a göre sözü edilen yıkım bugünkü Mekke şehrinde değil, bundan yaklaşık 1200 kilometre kuzeyde, Petra'da gerçekleşmişti. Dan Gibson, ulaştığı en eski camilerin kıble duvarlarının Petra'yı göstermeleri ve ayet, hadis ve siyer kaynaklarındaki diğer bazı ifadeler sebebiyle Hz.Muhammed (S.A.V) Petra'da yaşamış ve Medine'ye göç ettiğini iddia etmiştir. Ona göre Kur'an'da bahsedilen “bekke” veya “mekke” sözcükleriyle ifade edilen kıble ve nerede olduğu konusunda tartışmalar bulunan Mescid-i Aksa Petra'daydı.











09 Eylül 2020

Kanallar üzerine kurulan 7 kent

Eski çağlarda yüklü taşımacılığın gemilerle yapılması dolayısıyla kentleri kanalların üzerine kurma düşüncesi bugün kentlerin bambaşka bir çehre kazanmasına sebep olmuş. İşte kanallarıyla bildiğimiz 7 enfes şehir

VENEDİK

image

Dünyada kanalları ile ünlü şehir dediğimizde aklımıza gelen ilk şehir şüphesiz Venedik'tir. Filmlere, oyunlara ve kitaplara sık sık konu edilen şehir, güzelliğinin hakkını tam anlamıyla vermektedir. Kuzey İtalya’nın doğusunda yer alan Adriyatik kıyılarına 4 kilometre uzaklıktaki demir yolu ve kara yolu köprüleri ile birbirine bağlanan bir şehirdir. Venedik tam 118 adacık üzerine kurulmuş olup, bir ada şehri olarak anılmaktadır. 
kuzeydoğu İtalya'da birbirinden kanallarla ayrılmış ve köprülerle bağlanan 118 adanın üzerine kuruludur. Şehir, kıyı şeridi boyunca uzanan Venetian Lagoon bataklığında, Po ve Piave nehirlerinin deltaları arasına kuruludur. Venedik doğal güzelliği, mimarisi ve sanat eserleri ile ün yapmıştır. Bu şehir bütünüyle, deniz kulağı da dahil, Dünya Mirasları listesindedir.

AMSTERDAM

image

Hollanda'nın birçok yerinde olduğu gibi, Amsterdam'da da kanallar bataklık olan bölgede öncelikle suları denetim altına almak için kazılmıştır. Bunun yanı sıra savunma ile ulaşım için de kullanılmıştır. Bazı kanalların üzerinde tekne evler bulunur. Bunlar genellikle eski tekneler ya da baştan ev olarak tasarlanmış teknelerdir. İlk olarak 60'lı 70'li yıllardaki konut sıkıntısının sonucu olarak ortaya çıkan tekne evler, bugünlerde yalnızca zorunluluktan değil, daha çok bir yaşam tarzı yeğlemesi olarak öne çıkmaktadır.

HAMBURG

image

Hamburg Almanya'nın kanallarıyla ünlü kenti. Kuzey Denizi'ne akan Elbe nehri kıyısındadır. Şehrin tam merkezinde iki büyük iç göl yer alır. Binnen- ve Aussenalster Gölleri. Ayrıca şehrin içinden bir sürü nehir akmaktadır, dolayısıyla bu özelliğinden dolayı şehirde tıpkı Amsterdam veya Venedik gibi çok sayıda irili ufaklı köprüler bulunmaktadır. Avrupa'nın en fazla köprüsüne sahip şehirdir. Amsterdam ve Venedik'in köprülerinin toplamı bile Hamburg'un köprü sayısını geçmemektedir. Dünya genelinde bir kıyaslama daha hiç yapılmadığı için sadece Avrupa genelinde kıyaslamayla kalmıştır. Elbe Nehri genişletilerek dünyanın en büyük limanlarından biri yapılmiştır. Hamburg eyalet'i Schleswig-Holstein ve Niedersachsen eyâletlerinin arasında yer alır. Hamburg'dan Elbe'nin haricinde Alster, Bille, Düpenau, Eilbek, Este, Flottbek, Isebek, Kollau, Osterbek ve Wandse nehirleride geçmektedir

BRUGGE

image

11. yüzyılda Avrupa'nın ticaret merkezi olan Brugge, seller ve coğrafi değişiklikler yüzünden denizle bağlantısını bir iki kanal dışında kesmektedir. Günümüzde şehir merkezinin Kuzey Denizi kıyısında bulunmamasına rağmen, denize yakınlığı nedeniyle hâlâ bir liman kenti olarak anılmaktadır. Şehrin içindeki kanallar günümüzde ulaşım maksadıyla kullanılmakta olup, bunlarda turistik geziler de düzenlenmektedir.
Avrupa'nın günümüze kadar gelebilmiş önemli Ortaçağ kentlerinden biridir. Kentin, ortaçağdaki boyutlarının dışına hiç taşmamış olması ilgi çekicidir. XII. yüzyıl malikanelerinin arasından dolaşan pırıl pırıl kanalları ve çiçek pazarlarıyla gerçek bir âşıklar kentidir. Yaz aylarında turist yoğunluğu olduğu için sezon dışında ziyaret edilmesi ayrı bir tat bırakmaktadır.

St. PETERSBURG

image

St. Petersburg 42 ada üzerine kurulmuştur. Sankt-Peterburg Baltık Denizi'nin Finlandiya Körfezi'nde Neva Korfezi kıyıları ile Neva nehri deltasında bulunan adalar üzerinde bulunan rakımı düşük orta "tayga" bölgesinde kurulmuştur. Bu şehirleşmiş adalar arasında en büyükleri Neva Körfezinde (Obvodniy kanalı ile Fontanka arasında bulunan Körfezdeki Kotin insan yapısı adalar ile doğal Vasilyevskiy Petrogradskiy ve Dekabristov adalarıdır. Krestovsky, Yelagin ve Kamenny adaları ise park alanlarıdır. Şehrin kuzeyinde bulunan Karelya Yarımadası şehrin popular mesire alanıdır. Kuzey'de Baltık Denizi-Ladoga Golü arasından İjora yaylasına bağlanır.

KOPENHAG

image

Kopenhag, Danca'da "ticaret limanı" veya "tüccar limanı" anlamındadır. Koben tüccar ve "havn" Danca'da "liman" demektir.
Kopenhag'da İsveç ve Norveç diline yakın olan Danca ana dildir.
Şehir merkezinin ana yolu, City Hall Square’dan Kongens Nytorv’ya akan yaya caddesi olan Strøget’tır. Şehir merkezi; Sortedam Gölü, Peblinge Gölü ve Skt Jørgens Gölü'nü içeren alandır ve hem şehrin orta kısımlarını hem de Christianshavn’ı içine alır. Burası ayrıca Copenhagen K. olarak da bilinir

BANGKOK

image

Tayland'ın başkenti Bangkok'ta kanallarını şehir içi ulaşımlarında kullanmaktadır. Kanalların etrafı yeşil doğal güzelliklerle kaplıdır. Kanalların ortasına yapılan gecekondu tarzında evler, insanların yaşamlarına değişik bir hava katmıştır. Kanalların içindeki gecekondularda yaşayanların kişisel tekneleri mevcuttur.

08 Eylül 2020

9 Eylül 1922 İzmir'in Kurtuluşu


Tarih, 9 Eylül 1922… Mustafa Kemal komutasındaki Türk askeri, tarihe altın harflerle yazılan zaferlerine yenisi ekledi… Yaklaşık 3 yıldır Yunan işgali altında olan Ege'nin incisi İzmir'i düşmandan kurtardı… İşte tarihe geçen o destanın öyküsü…
Tarih: 15 Mayıs 1915… 1. Dünya Savaşı sonrası Yunan Ordusu, İzmir'i işgal etti. Anadolu'nun neredeyse tamamı düşman askerleriyle doldu. O gün, gazeteci Hasan Tahsin Kordonboyu'nda Yunanlılara ilk kurşunu sıktı. Kurtuluş mücadelesinin ilk kıvılcımını ateşledi. İzmir'in işgalinden sadece 4 gün sonra, 19 Mayıs 1919 günü Samsun'da vatan ve millet aşkıyla dolu bir milletin düşmana karşı kurtuluş mücadelesi başladı. O mücadelenin başında Mustafa Kemal Atatürk vardı…

İZMİR'E HALKIN HEDİYE ETTİĞİ OTOMOBİLLE GİTTİ
Mustafa Kemal kurmaylarıyla birlikte, İzmir'e halkın hediye ettiği üstü açık bir otomobille gitti. Her yer beyaz güllerle süslenmişti. Çiçeklerin arasında bir de kuzu vardı. Atatürk, yanındakilere “Aman! Çabuk gidin söyleyin; kuzuyu kesmesinler” dedi… Ancak bunu engelleyemedi.

HALK SEVİNÇLE KARŞILADI
Her türlü zorluğa rağmen Mustafa Kemal komutasındaki ordu, zafer üstüne zafer kazandı. Anadolu'yu ve Rumeli'yi tek tek düşmandan kurtardı. 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz başladı. Türk askerinin ilerleyişi karşısında düşman orduları kaçmaya başladı. Ve 1 Eylül 1922… Mustafa Kemal o tarihi emrini verdi: Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri! Kurtuluş sırası artık İzmir'deydi… 9 Eylül sabahı da ilk birlikler İzmir'e girdi. Türk askeri halkın sevinç gösterileri ile karşılaştı. Hükümet Konağı'na ve Kadifekale'ye Türk Bayrağı çekildi. Mustafa Kemal 9 Eylül 1922 günü karargahı ile Belkahve'ye gitti. Bir incir ağacının altında Kadifekale'de şanlı bayrağımızın dalgalandığı İzmir'i seyretti. Ve Ankara'ya, İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Rauf (Orbay) Bey'e şu telgrafı çekti:
“BU BAŞARI MİLLETİNDİR”
“Birliklerimiz İzmir doğu sırtlarında düşmanın son direnişini kırdıktan sonra bugün mağlup düşmanla beraber İzmir'imize zaferle girdik.”
Mustafa Kemal, 10 Eylül 1922 günü Hükümet Konağı'na gitti. Halk, Ulu Önder'i büyük bir sevinç ve coşkuyla karşıladı. Atatürk, konağın balkonundan, meydanı hınca hınç dolduran İzmirlileri, selamlayıp kısa bir konuşma yaptı: “Bu başarı milletindir.”


Lemur (Maki)

Maki (Lemur) Yaşadığı yerler: Madagaskar ve çevresindeki adaların sık ormanlarında. Özellikleri: Madagaskar ormanlarına mahsus uzun kuyruklu gececi hayvan. Çeşitleri: Cüce maki, kedi maki, kibar maki, mongos makisi, sporcu maki en Ünlü türleridir. Makigiller familyasından, Madagaskar ve çevresindeki ormanlarda yaşayan, iri gözlü, uzun kuyruklu bazı memeli hayvanların genel adı. Maymunlar takımındandır. Gündüzleri ağaç dallarında dinlenir, gece faaliyet gösterir. Nebati ve hayvani gıdalarla beslenir. Uzun kuyruklu ve yumuşak tüylüdür. En küçük türleri fare büyüklüğündedir. Kedi makilerin gündüzleri besin aramak için yerde dolaştıkları olursa da, bu, sabah ve akşam serinliğinde olur. Hiçbir maki yerde yuva yapmaz. Ağaç kovukları veya ağaç dalları arasında yuva kurar. Kedi maki, hiçbir zaman yuva
yapmaz. Yüksek ağaç dallarına sarılarak uyur. 
Makilerin en çok bilineni cüce makilerdir.


Çoğu fare büyüklüğündedir. Genellikle 60 gr ağırlıktadırlar. Kuyruğu ile beraber 13 cm olanları vardır. Kırmızımtrak tüylüdürler. Bazı cüce makiler ağaç dalları arasında kuş yuvasına benzer yuva kurarlar. Bir kısmı ise ağaç kovuklarında barınırlar. Erkekler, üreme mevsimlerinin dışında yalnız yaşarlar. Dişiler 10-15 bireylik gruplar halinde bir arada bulunurlar. Ağustos ayına rastlayan çiftleşme dönemlerinde, erkekler yuvalarını paylaşırlar. İki aylık gebelik dönemi sonunda altı gram ağırlığında bir ila iki yavru doğururlar. Yavrular ortak yuvada büyütülür. 




Üç ila dört ay sonunda erginlerin boyuna ulaşırlar. Yıl sonunda da erginleşirler. Geceleri besin aramak için daldan dala ustaca sıçrarlar.
En çok Güneybatı Madagaskar'da yaşarlar. Kedi makiler 35 cm uzunluktadır. Kuyrukları ise 40-50 cm'yi bulur. Gözlerinin ve ağızlarının etrafı siyahtır. Yerde gezinirken siyah-beyaz halkalı kuyruklarını yukarı kaldırırlar. Kedi miyavlamasına benzer sesler çıkarırlar. Çoğunlukla bitkisel besinlerle beslenirler. Ağaçtan ağaca rahatça sıçrarlar. Kulakları oldukça büyüktür. Madagaskar'ın güney kısımlarında boldur. Mayıs aylarında çiftleşirler. İlk zamanlar yavrularını
göğüslerinde taşırlar. Yavru geliştikçe annenin sırtına çıkar. Mongos makileri kedi büyüklüğündedir. Gri kahverenkli tüylüdür. Gruplar halinde yaşarlar. Madagaskar'ın kuzeybatı kısımlarında barınırlar. Parlak sarı gözlü makilerin 50 cm boyu ve 50 cm uzunluğa varan kuyruğu vardır. Boynunun çevresinde yakaya benzer kızıl renkli lekeden dolayı bunlara yakalı maki de denir. Postları siyah beyaz karışımıdır. Düz siyah ve beyaz türleri de vardır. İki ila üç yavru doğururlar.                                                                                                                   
Dişi, postundan yolduğu tüylerle yuvasını döşer. Yavrusunu bazan ağzında ta
şır. Makilerin çoğu, gececi hayvanlardır. Gündüzleri yuvalarında veya ağaç dallarında uyuklayarak dinlenirler.

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!