Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


01 Eylül 2020

1 Eylül Dünya Barış Günü

1 Eylül Dünya Barış günü, Almanya’nın 1939 yılında Polonya’yı işgal ederek İkinci Dünya Savaşı'nı başlattığı tarihi unutmamak ve barışın önemini hatırlamak için ilan edildi.


1 Eylül 1939 tarihinde 20. yüzyılın en kanlı savaşını başlatan Nazi orduları Polonya'ya saldırarak bir dünya savaşının başlamasına, bu süreçte milyonlarca kişinin ölümüne ve sakat kalmasına sebep olmuşlardı. 1 Eylül Dünya Barış Günü dünyaya barışın önemini bir kez daha hatırlatıyor. 

31 Ağustos 2020

Çırağan Sarayı

Beşiktaş kıyılarını süsleyen denize nazır saraylar ve bahçeler Lale Devri diye bilinen 'Çiçek ve Müzik Aşkı' döneminin en öneli simgelerinden sayılmıştır. Bu dönem, bir eğlence olduğu kadar bir kültür parlaklığı devriydi. Dönemin hükümdarı olan III. Ahmet buradaki mülkünü gözde Vezir-i Azam'ı İbrahim Paşa'ya hediye etmiş ve ilk yalı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından eşi Fatma Sultan (III.Ahmet'in kızı) için inşa ettirilmiştir. Kendisi burada Çırağan Şenlikleri denilen meş'ale şenliklerini düzenletmiştir. İşte bu olaylar dolayısıyla bu alan Farsça'da ışık anlamına gelen 'Çırağan' ismiyle anımaya başlanmıştır. 
Sultan II. Mahmut 1834'te bu alanı yeniden yapılandırma kararı alır. Önce mevcut olan yalıyı yıktırır. Yapının etrafında bulunan okul ve cami ortadan kaldırılır ve mevlevihane yakında bulunan bir yalıya nakledilir. Yeni saray için büyük ölçüde ahşap kullanılır gibi görünmesine rağmen esas bölümün temelinin yapımında tamamen taş kullanılmıştır. 40 adet sütun dikilerek klasik bir görünüm verilmiştir.
1840'da Çırağan Sarayi
Dreamworlds_Ciragan-PalaceAbdülmecit 1857'de Sultan II. Mahmut'un yaptırdığı ilk sarayı yıktırmış, batı mimarisi tarzında bir saray yaptırmayı planlamış ancak 1863'te vefat ettiğinden ve parasal sıkıntılar yüzünden sarayın yapımı yarım kalmıştır. 
Abdülaziz, yeni sarayın inşaatını 1871'de tamamlatmış ancak stil olarak batı değil, doğu mimarisi seçilmiş ve Kuzey Afrika İslam Mimarisi uygulanmıştır. Sarayın müteahhitliğini Sarkis Balyan ve ortağı Kirkor Narsisyan yapmıştır. Eski Çırağan Sarayı'nın tahta binası yıkılarak yerine yenisinin taştan temelleri konmuştur. Sarayın paha biçilmez işlemeli kapılarından bin altın değerinde olan biri Vortik Kemhacıyan'ın elinden çıkmış. Sultan II. Abdülhamit bu kapılardan bir tanesini, onları çok beğenen dostu Almanya İmparatoru Kayzer II. Wilhelm'e armağan etmiştir. Dünyanın her yanından nadide mermer, porfir, sedef gibi maddeler getirtilerek sarayın yapımı için kullanılmıştır. Yalnız sahil inşasında 400.000 Osmanlı lirası harcanmıştır. Yapımına 1863'te başlanan Çırağan Sarayı 1871'de bitirilirken 2,5 milyon altın harcanmıştır. 
Son kez 1876 yılının Mart ayında buraya gelerek bir süre dinlenen Sultan Abdülaziz, halk arasında mevlevihanenin yıktırılarak saray arsasına katılmasının uğursuzluk getireceği gibi söylentiler çıkması üzerine Çırağan Sarayı'nı terk ederek Dolmabahçe Sarayına yerleşmiştir.
Sultan Albdülaziz'in yeğeni olan V. Murat 30 Mayıs 1876'da padişah olmuş, 31 Ağustos 1876'da tahttan akli dengesini yitirdiği için indirilmiş ve bugün Beşiktaş Lisesi olarak kullanılan Harem binasına nakledilmiştir. 29 Ağustos 1904 tarihinde de bu ikametgahında vefat etmiştir.
1909'da Çırağan Sarayı yangını
dgf14 Kasım 1909'da Çırağan Sarayı Meclis-i Mebusan Binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bu dönemde sarayda II. Abdülhamid'in büyük sanat koleksiyonundan Rembrandt ve Ayvazovski'nin eserlerine yer verilmiştir. 
20 Ocak 1910 yılında Meclis-i Mebusan Salonu'nun üst bölümünde ve çatı katındaki kalorifer bacasından çıkan bir yangınla saray 5 saat içerinde yanmıştır. Çok değerli antikalar, II. Abdülhamid'in özel koleksiyonu ve V. Murat'ın kütüphanesi de yanarak kül olmuştur. 
I. Dünya Savaşı sonunda İstanbul'un işgal altında bulunduğu dönem içerisinde Çırağan Sarayı harabeleri 'Bizo Kışlası' ismiyle bir Fransız istihkam kıtası tarafından kullanılmıştır. 
1930'da Saray'ın bahçesi, Beşiktaş Futbol Kulübü tarafından ulu ağaçlar kesilerek "Şeref Stadı" adiyla bir futbol sahası haline getirilmişti. 
Daha sonradan da Prof. Bonatz ve ünlü Türk mimarı Prof. Sedat Hakkı Eldem tarafından, buraya turistik bir otel yapılmak üzere tetkiklerde bulunulmuştur. 1946 yılında Saray'ın bodrum katında bulunan mevlevi dervişlerine ait mezarlar, bir istihkam yüzbaşısının altın aramak için yaptığı kazılarda tahrip edilmiş aynı yıl içerisinde Saray çıkarılan bir kanunla İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bırakılmıştır. 
1987 yılında otel olarak kullanılmak amacıyla Japon Kumagai Gumi ve Türk Yüksek İnşaat tarafından restorasyonuna başlanmış 1990 yılında otel 1992 yılında ise Saray hizmete açılmıştır. Uzun süren tasarım ve inşaat çalışmaları sonrasında "Çırağan Sarayı Oteli" 1990 yılında açıldı. Tarihi Saray ise kapılarını 1992 yılında açtı. 
Saray'da bundan sonra yapılan renovasyon ise 20 Nisan 2006'da bitirildi ve Saray süitleri tamamen yenilendi.
Haliç ve Boğaziçi’nin en güzel yerleri fbsdsultanlar ve önemli kişilere saray, köşkleri ve yapıtlar için tahsis edilmişti. Zaman içinde bunların bir çoğu yok olmuştur. Büyük bir saray olan Çırağan’da 1910 yılında yanmıştı. Önceki bir ahşap sarayın yerinde 1871 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Saray Mimarı Sarkis Balyan’a yaptırılmıştı. 4 yılda 4 milyon altına mal olan yapının ara bölme ve tavanı ahşap, duvarlarda mermer kaplıydı. Yapımı için Avrupa devletlerinden borç alınmıştır. 
Taş işçiliğinin üstün örnekleri sütunları zengin döşenmiş, mekânlar tamamlardı. Odalar nadide halılarla, mobilyalar altın yaldızlar ve sedef kalem işleri ile süslüydü. Boğaziçi’nin diğer sarayları gibi Çırağan da birçok önemli toplantıya mekân olmuştu. Renkli mermerle süslenmiş cepheleri, abidevi kapıları vardı ve arka sırtlardaki Yıldız Sarayına bir köprü ile bağlanmıştı. Cadde tarafı yüksek duvarlar ile çevriliydi. 
Yıllar boyu harabe halinde duran kalıntı büyük tamirler sonunda yeniden ihya olmuş, yanına ilave edilen eklentiler ile bir sahil oteline dönüştürülmüştür.
Günümüzde birçok sosyal aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır. Yine birçok basın ve halkla ilişkiler ajansı tarafından hemen her gün bir başka basın toplantısına da ev sahipliği yapar.

30 Ağustos 2020

Tarih boyunca Ay yolculukları

Bugün yeryüzünde aya ayak basan hiçbir astronot hayatta değil. Peki tarih boyunca aya kaç insan gitti.. Ay yolculukları nasıl gerçekleşti..
AY'LA İLGİLİ İLK BİLGİLERİ YUNANLARDAN ALDIK
image
Milyonlarca yıl önce bir kaya gezegeniydi Dünya... Dünya’ya çarpan büyük bir göktaşı sonucu oluştuğu tahmin edilen doğal uydusu olan Ay'la ilgili ilk metin, Eski Yunan yazar Lukianos'a ait. Tarih, M.S. 2 yüzyıl.
AY'LA İLGİLİ İLK KİTAP
image
Ay'la iligili ilk kitabı 1705'te Daniel Defoe yazdı. "Consolidoter or Transactions From The World to the Moon"; yani "Birleştirici ya da Dünya’dan Ay’a İletişim".
EDEBİYATTA VE SİNEMADA "AY" ETKİSİ
image
1865’te “Dünya’dan Ay’a" adlı kitabında Jules Verne 900 ayak uzunluğundaki bir toptan fırlatılan füzenin 4 gün sonra Ay’a ulaşacağını anlatır. Ama hesaplanamayan bir göktaşına çarpan füzenin yönü değişir...
1918 yılında ise Georges Méliès olağanüstü sinema hileleriyle "Aya Seyahat" adlı filmi çekti.
APOLLO PROJELERİ BAŞLARKEN...
image
1960'ların başlarında SSCB uzay yarışının lideri olarak görülüyordu.
ABD, Sovyetler Birliği'ni geçmek için büyük bir adım attı ve Ay'a insan gönderdi.
John F. Kennedy ABD başkanlık koltuğuna, Ay'a inme vaatleriyle oturdu.
Sovyetler Birliği'nin de bu yönde bazı projeleri vardı ama ekonomik olarak zayıflamaya başlaması ve uzay teknolojisinin beyni Sergey Korolyov'un erken ölümü SSCB'yi bu yarıştan çekilmeye zorladı.
9 yıl gibi kısa sürede projeyi gerçekleştiren ABD, Ay'a "Apollo Projesi" adı altında birçok iniş gerçekleştirdi.
ÜÇ ASTRONOT AY'DA 21 SAAT KALDI
image
İlk insanlı Ay yolculuğu, 16 Temmuz 1969'da gerçekleşti.
Apollo 11'de Neil Armstrong, Edwin Aldrin, Michael Collins vardı.
20 Temmuz 1969'da Ay yörüngesine girdiler.
Neil Armstrong Ay yüzeyinde yürüdü.
15 dakika sonra onu Edwin Aldrin izledi.
Ay üzerinde toplam 21 saat 36 dakika kaldılar.
5 AY SONRA APOLLO 12 YOLA ÇIKTI
image
Apollo 12 ekibi Charles Conrad, Richard Gordon ve Alan Bean, 14 Aralık 1969'da Ay görevi için yola çıktılar.
2 YIL SONRA APOLLO 14
image
31 Ocak 1971 tarihli bu yolculuğun ekibi, Alan Shepard, Stuart Roosa ve Edgar Mitchell'den oluşuyordu. 
APOLLO 15
image
26 Temmuz 1971 tarihli bu yolculuğun ekibi, David Scott, Alfred Worden ve James Irwin'den oluşuyordu. 
APOLLO 16
image
16 Nisan 1972 tarihli bu yolculuğun ekibi, John Young, Thomas Mattingly ve Charles Duke'den oluşuyordu. 
APOLLO 17
image
7 Aralık 1972 tarihli bu yolculuğun ekip, Eugene Cernan, Ronald Evans ve Harrison Schmitt'den oluşuyoru. Schmitt bir jeologdu.
AY'A YAPILAN SON YOLCULUK
image
1972 tarihli Apollo 17, Ay'a yapılan son yolculuktu.
Artık insanlı seferlerin başka gezegenlere yapılma fikri doğmuştu; ama yolculuk zamanlarının çok uzun ve projelerin aşırı masraflı olması bu düşünceleri şimdilik bastırmış durumda.
Gelecekte uzay teknolojisinin ilerlemesiyle bu tür yolculuklar da mümkün olaacak.
Apollo 17'nin yolculuğundan sonra Ay'a bir daha insanlı yolculuk yapılmaması da kamuoyundaki heyecanı söndürdü.
Yolculukların bir anda kesilmesi farklı inanışlar doğurdu.
"Ay'da uzaylıların tesislerine mi rastlandı?" ya da "Uzaylılar insanlığın Ay'dan uzak durmasını mı söyledi?" gibi dedikodulara inanan kitle hiç de yadsınacak boyutta değil...

29 Ağustos 2020

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!

Kutlu Olsun! 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın Şanlı Tarihini Gururla Anıyoruz!

30-agustos-_ic

image

Mustafa Kemal Atatürk'ün başkumandanlığında, zaferle gerçekleşen Büyük Taarruz'u anmak için 30 Ağustos 1922'den beri kutladığımız bayramdır

Büyük Taarruz ya da Başkumandanlık Meydan Muhaberesi ise Kurtuluş Savaşı sırasında Türk Ordusu'nun Yunan Kuvvetleri'ne karşı başlattığı harekatın ismidir.

image

14 Ağustos 1922 tarihinde kolordular taarruz için harekete geçtikten sonra, 26 Ağustos'ta saldırı başlamıştır. 9 Eylül'de Türk Ordusu İzmir'e girmiş, 18 Eylül'de de Yunan Ordusu'nun Anadolu'yu tamamen terk etmesiyle savaş başarıyla kazanılmıştır.

9 Eylül 1922'de İzmir, Yunan işgalinden tamamen kurtuldu. Ancak 30 Ağustos, işgalcilerin topraklarımızı tamamen terk ettiği sembolik bir tarih olarak belirlendi.

image

İlk kez 1924 yılında Afyon'da Başkumandan Zaferi adıyla törenlerle kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye'de 1926'dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

Zaferi kutlamak için 1922'den 1924'e kadar 2 yıl beklendi...

image

Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin en önemli nedeni, 1923 yılının yeni Türkiye açısından hem ulusal hem de uluslararası alanda yoğunluğun had safhada olmasıydı.

1924'den beri kutladığımız bu bayram, Şanlı Türk Ordusu'nun ve halkın yazdığı bir destanın hatırasıdır.

image

Donanmasıyla, hava kuvvetleriyle tek bir amaç için vatanlarını koruyan insanlardı onlar...

Mustafa Kemal Atatürk'ün, silah arkadaşlarının ve şehitlerimizin bu vatan uğruna yaptıklarını sadece biz değil, bizden sonra gelen nesiller de unutmayacak!

image

Onun ilkelerinde yürüyen gençler olarak her adımda biraz daha gururlu, biraz daha mağrur olmanın şansını yaşıyoruz.

image

Vatan sana minnettardır Atam! Yolundan ayrılmayacağız...

image

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun!

image

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI

546139_10151198731758784_894117376_nGÜNÜN ANLAMI VE ÖNEMİ
   Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.
   Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Amasya Genelgesi'nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920'de TBMM'yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı'nın merkezi Ankara oluyordu.
   TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. "Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü"nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu'da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar'a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, ordularına: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi.
   Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal'e "gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verildi.
   Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı'ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.
1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld". İstanbul'daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal'in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos'ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis'te vardı.
Bu savaş, Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık
Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.
   Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline "dur" diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!