Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


21 Ağustos 2020

Sabah insanı olmak için atmanız gereken 12 basit adım

Birçok kişi güne erken saatlerde başlayıp okul ya da iş için hazırlanmaya başlasa da bu sabahların sevildiği anlamına gelmiyor. Yani erken kalkmak herkesi sabah insanı yapmıyor. PsychCentral’da yayımlanan araştırmaya göre genç jenerasyonun sadece %7’si sabah insanıyken bu oran 60’lı yaşlara doğru artış gösteriyor.


Her ne kadar sabah insanı olmasanız dahi eğitimden egzersize, yaratıcılıktan beyin fırtınasına kadar birçok önemli şeyden sabah saatlerinde daha iyi sonuçlar alabiliyorsunuz. Erken yatıp erken kalktığınızda daha odaklanmış ve verimli bir gün geçiriyorsunuz. Sabahlara sempati duymasanız da gün içerisinde yaptığınız her şeyden daha çok verim almak, yani bir sabah insanı olmak işitiyorsanız uygulamanız gereken birkaç adım bulunuyor…

Erken yatın

Eğer erken kalkmak istiyorsanız erken yatmanız sizin için çok faydalı olacaktır. Uykunuzu almadığınız sürece sabah insanı olamazsınız.

Tüm ekranları kapatın

Uyumadan bir süre önce telefon, tablet ve televizyonu kapatın. Onun yerine yatağa girmeden önce ılık bir duş alabilir ya da kitap okuyabilirsiniz.


Organize olun

Aklınızda çok düşünce varsa uyumak zordur. Yatağa girmeden önce aklınızda beliren düşünceleri yazın. Bunun dışında yarın giyeceğiniz kıyafeti tasarlayın, çantanızı hazırlayın ve kahvaltıda ne yiyeceğinize karar verin. Uyandığınızda bunları düşünmek için fazladan zaman harcamanıza gerek kalmayacak.

Odanızı sakinleştirin

Odanızı dekore ederken sizi rahatlatacak eşyalara yer verin. Rahat bir yatak, lavanta aromalı yağ ve karanlık bir oda iyi uyumanızı sağlayacaktır.

Erken kalkma nedenlerinizi düşünün

Yatmadan önce yarın neden erken kalkmanız gerektiğini düşünün. Mesela işe gitmeden önce size çok iyi gelecek bir spor?

Hedeflerinizi belirleyin

Gün içerisinde tamamlamanız gereken işleri ya da hedefleri düşünerek motive olun.


Alkole ara verin

Uykunun en doğal olduğu zaman REM diye isimlendirilir. Alkolse REM uykusundayken sizi rahatsız edebilir.

Uyandığınız an ışığı açın

Gözlerinizi açtığınız gibi ışık almanız önemli. Odanız karanlıksa ışığı açın, değilse perdelerinizin tamamını açın ve bırakın güneş içeri girsin. Bu sinyal vücudunuzun daha hızlı uyanmasına yardımcı olur.

Sağlıklı bir kahvaltı edin

Kahvaltı güne hareketli bir şekilde başlamanız için size gerekli enerjiyi verir. Seçiminizi yumurta, smoothie veya meyve gibi sağlıklı yiyeceklerden yana kullanabilirsiniz.


Ağırdan alın

Rutininizi değiştirirken hedeflediğiniz saati belirleyin, kendinizi biraz ağırdan alın ve yatma ile uyanma saatlerinizi her gün 15 dakika öne çekin.

Her zaman aynı saatte uyanın

Rutininizi oturttuktan sonra her gün aynı saatte uyanın. Vücudunuz buna alışacak ve sabahları uyanmak sizin için çok daha kolay olacak.

Sabah için sizi heyecanlandıran bir şeyin planını yapın

Kahve içmek, yoga yapmak ya da güzel bir müzik dinlemek… Sizi heyecanlandıran şey neyse sabah uyandığınızda onu yapma fikrine akşamdan karar verin. Böylelikle sabah daha rahat uyanırsınız.


20 Ağustos 2020

Malta

MD ETJ 006MD ESB 007

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Avrupa'da, Akdeniz'de adalar, Sicilya'nın güneyinde yer almaktalar.
Coğrafi konumu: 35 50 Kuzey enlemi, 14 35 Doğu boylamı
Haritadaki konumu: Avrupa
Yüzölçümü: 316 km²MD ESB 008
Sınırları: 0 km
Sahil şeridi: 196.8 km
İklimi: Akdeniz iklimi
Arazi yapısı: Çoğunlukla alçak araziler, kayalıklar, düz ve bölümlere ayrılmış ovalar, kıyıda uçurumlar yer almaktadır.
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m
en yüksek noktası: Ta'Dmejrek 253 m
Doğal kaynakları: Kireçtaşı, tuz, işlenebilir arazi
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %32
daimi ekinler: %3
otlaklar: %0
ormanlık arazi: %4
diğer: %61 (1993 verileri)
Sulanan arazi: 11.45 km² (2000 verileri)

 MD ESB 002

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 405,165 (Temmuz 2009 verileri)
Nüfus artış oranı: %0.74 (2001 verileri)
Mülteci oranı: 2.37 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)
Bebek ölüm oranı: 5.83 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.1 yıl
erkeklerde: 75.64 yıl
kadınlarda: 80.79 yıl (2001 verileri)
Ortalama çocuk sayısı: 1.92 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.52 (1999 verileri)
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 den az (1999 verileri)
Ulus: Maltalı
Nüfusun etnik dağılımı: Maltalılar
Din: Roma Katolikleri %91
Diller: Maltaca (resmi), İngilizce (resmi)
Okur yazar oranı: 10 yaş ve üzeri için veriler
toplam nüfusta: %92.8
erkekler: %92
kadınlar: %93.6 (2003 sayımı)

MD ECS 003 MD ESB 004

MD ESB 003

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Malta Cumhuriyeti
kısa şekli : Malta
Yerel tam adı: Repubblika ta' Malta
yerel kısa şekli: Malta
Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet
Başkent: La Valletta
İdari bölümler: yok (Valletta'dan yönetilir)
Bağımsızlık günü: 21 Eylül 1964 (İngiltere'den ayrıldı)
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 21 Eylül (1964)

MD ESB 009MD ESB 005

MD ESB 006Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)

       MD ESC 001

Ekonomik Göstergeler

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 5.6 milyar $ (2000 verileri)
GSYİH - reel büyüme: %3.4 (2000 verileri)
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %2.8
endüstri: %25.5
hizmet: %71.7 (1999)
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.5 (2000 verileri)
İş gücü: 145,901 (1999)
İşsizlik oranı: %4.5 (2000)
Endüstri: Turizm, elektronik, gemi yapım ve onarımı, inşaat, yiyecek - içecek, tekstil, ayakkabı, giysi, tütün
Elektrik üretimi: 1.65 milyar kWh (1999)
Elektrik tüketimi: 1.534 milyar kWh (1999)
Elektrik ihracatı: 0 kWh (1999)
Elektrik ithalatı: 0 kWh (1999)
MD ESC 002Tarım ürünleri: Patates, karnabahar, üzüm, buğday, arpa, domates, narenciye, kesme çiçek, yeşil biber, domuz eti, süt, kümes hayvanları, yumurta
İhracat: 2 milyar $ (1999)
İhracat ürünleri: Makine ve taşıt araçları, sanayi malları
İhracat ortakları: ABD %21.4, Fransa %15.2, Almanya %12.6, İngiltere %9.3, İtalya %4.9 (1999)
İthalat: 2.6 milyar $ (1999)
İthalat ürünleri: Makine ve taşıt araçları, mamul ve yarı mamuller, gıda, meşrubat, tütün
İthalat ortakları: Fransa %19.1, İtalya %16.7, İngiltere %10.9, Almanya 1%0.0, ABD %8.5 (1999)
Dış borç tutarı: 130 milyon $ (1997)
Para birimi: Malta Lirası (MTL)
Para birimi kodu: MTL
Mali yıl: 1 Nisan - 31 Mart

  MD ESC 005

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 187,000 (1997)
Telefon kodu: 356
Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM 18, kısa dalga 6 (1999)
Radyolar: 255,000 (1997)
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 6 (2000)
Televizyonlar: 280,000 (1997)
Internet kısaltması: .mt
Internet servis sağlayıcıları: 2 (2000)
Internet kullanıcıları: 40,000 (2000)

MD ESC 004

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 0 km
Karayolları: 1,742 km (1997)
Su yolları: yok
Limanları: Marsaxlokk, Valletta
Hava alanları: 1 (2000 verileri)

Suda Boğulma nasıl oluyor

Yaz ayları ile beraber boğulma haberlerinde de artış var.
Nerdeyse tamamımız serinlemek için bir şekilde nehre, göle, denize, okyanusa giren insanlardan olduğumuz için de hepimizi bir yandan rahatsız ederken bir yandan da ilgilendiren haberler bunlar.
images
Hele de birbirini kurtarmaya çalışırken art arda boğularak trajediyi daha da derinleştiren aynı aileden kurbanlara ilişkin olanları...
Boğulma anına ilişkin görüntüler de üç aşağı beş yukarı aynıdır kafamızda. Suda boğulmaya başlayan kişi çırpınmaya ve bağırarak yardım istemeye başlıyor. İki şey oluyor ondan sonra kafamızdaki senaryoya göre: Ya çırpınıp bağırıp yardım isteyen kişi boğuluyor ya da yardım isteğine karşılık veren biri tarafından kurtarılıyor.
Filmlerde, haberlerde, televizyonlarda tekrar ve tekrar seyrettiğimiz için de boğulma olayına çok vakıfız sanıyoruz. En azından nasıl cereyan ettiğine.
Sahilde, nehirde birinin boğulmakta olduğunu hemen anlarız, değil mi?
Maalesef değil.
Boğulmanın nasıl gerçekleştiği konusunda televizyonlardan, sinemalardan beynimize kazınan görüntü tastamam yanlış.
Çocuklarının üzerine tir tir titreyen bir anne baba, beraber yüzdüğü yavrusunun boğulmakta olduğunu anlamayabilir.
Maalesef boğulma düşündüğümüzden çok daha korkunç olmakla beraber düşündüğümüzden kat be kat sessiz gerçekleşen bir vakadır.
h
BOĞULMAK DIŞARDAN BOĞULMAK GİBİ GÖRÜLMÜYOR
Mevzuya can yeleği giydirmeden önce bir vakayı aktarayım. Kendi adıyla yayın yapan web sitesinden teferruatlı bilgi alabileceğiniz deniz güvenliği uzmanı Mario Vittone, şimdilerde kaptanlık yapan bir eski cankurtaranın başından geçen o meşhur  olayı anlatıyor. Kaptanımız, elbiseleriyle tekneden atlayarak 15 metre kadar uzakta yüzmekte olan aileye doğru hızla yüzüyor. Kaptanın bu paniğine anlam veremeyen ve şaşkın şaşkın ne yaptığını soran ebeveyni geçip, anne-babasına sadece 3 metre mesafede boğulmakta olan 9 yaşındaki kızı suyun altından çıkararak boğulmasına engel oluyor. Baba, hemen yanıbaşındaki kızının boğulmakta olduğunu farketmiyor bile. Çünkü en ufak bir ses, çırpınma yardım çağrısı yok. Şükür ki kaptan boğulan kişiyi uzak mesafeden bile farketmesini sağlayacak tecrübeye sahip. Anne babanın ise boğulmanın nasıl gerçekleştiğine ilişkin bütün bilgisi televizyonda filmlerde gördükleriydi.
Tam 19 yıl ABD sahil güvenlik teşkilatında cankurtaranlık yapan Vittone, bütün tecrübesi boyunca öğrendiği en büyük gerçekle ilgili şu mesajı veriyor: ‘’Boğulmak, dışarıdan boğulmak şeklinde gözükmez’’
Bundan yaklaşık 40 sene önce, New York’un meşhur plajlarında cankurtaranlık yapan Frank Pia adlı bir genç, bu gerçeği farkediyor ve daha o yıllarda bunun üzerine gidiyor.  Pia, bugün bile cankurtaranların tekniklerini öğrendiği özellikle de boğulmakta olan kişiyi yüzerek sahile taşıma tekniği olan ‘Pia Carry’ tekniğine adını veren kişi.
2280
BOĞULANLARIN HİÇ BİRİSİ YARDIM İSTEMİYOR
O yıllarda bir öğrenciye para ödeyerek 16 mm’lik kamerasıyla plajdaki boğulmak üzere olanların ve onların kurtarılmasını filme kaydettiriyor.  Bütün görüntüleri dikkatle analiz ettiğinde çarpıcı gerçekle karşılaşıyor: Boğulma anı Hollywood’un bize yansıttığı gibi değil kesinlikle.
Boğulanların neredeyse hiçbiri bağırmıyor ve yardım istemiyordu. Çok sessiz ve çok hızlı, çoğunlukla etraflarındakilere hiçbir şey söyleyemeden, sadece yüzeyde kalabilmek için en fazla 1 dakika mücadele ettikten sonra boğuluyorlar. Çocuk yaştakilerde ise bu nerdeyse sadece 20 saniye sürüyor.
‘’ Boğulanın etrafındakilerin boğulma olayının gerçekleşmekte olduğunu farketmemeleri istisna değil kaidedir’’ diyen Pia tesadüfen kaydettikleri bir vakayı anlatıyor: ‘’Bir defasında 12 yaşlarında bir erkek çocuk boğuluyordu. Hem de yanında onu korumak için yüzen bir yetişkin olduğu halde. Çocuğun gözlerinde yanındaki yetişkine baktığını görebiliyorsunuz. Ancak yetişkin yüzmeye devam ediyor. İlgisiz olduğu için değil, sadece çocuğun boğulmakta olduğunu farketmediği için...’’
HER KURTARMA GÖREVLİSİNİN OKUMASI GEREKLİ
Pia’nın ‘’Unobserved Drownings: The Unnoticed Struggle (Gözlemlenemeyen boğulmalar: Farkedilmeyen mücadele)’’ adlı uzun makalesini, her cankurtaranın her kurtarma görevlisinin okuması gerekiyor.
Boston Globe’dan Keith O’Brien’in aktardığına göre Pia, elde ettiği görüntülerle hazırladığı videoyu daha  1971 yılında “On Drowning (Boğulma Hakkında)” adıyla yayınlıyor ancak, o zamanın bütün yerleşik algı ve bilgilerine meydan okuyan bu video dikkate alınmıyor o yıllarda.
Günümüzde Pia’nın görüşleri artık alanın en uzman görüşleri olarak kabul ediliyor. Ancak her ne kadar su güvenliği uzmanları arasında bu fikirler kabul görmüş olsa da hala sen, ben, o, siz, onlar, ahali suda başı belada olan birini nasıl farkedebileciğimizi bilemiyoruz. Filmlerden televizyonlardan, boğulan kişinin bağırıp çağırdığı, elini kolunu salladığı, çırpındığı bir drama görüntüsü bekliyoruz. Tümüyle yanlış. Pia diyor ki, boğulmakta olan birine hatta çok sevdiğimiz biri de olsa bakmaya devam edebiliriz de boğulmakta olduğu hakkında en ufak bir ihtimal gelemez görüntüsünden. Çünkü, boğulmanın, çırpınmayla bağırıp çağırmayla, el kol sallayıp yardım istemekle alakalı olduğu yanlış bilgisine kendimizi fena halde şartlandırmışızdır.     
Oysa boğulan kişilerin nerdeyse tamamı, yardım isteyemez. Çünkü nefes almakta güçlük çekiyordur. Ayrıca kolları ise suyun yüzeyinde kalabilmek için uğraş vermekle meşguldür. Pia buna ‘içgüdüsel boğulma tepkisi’ diyor.
BOĞULMA ANINDA NELER OLUYOR?
Pia ve Vittone, Amerikan Sahil Kurtarma ve Arama dairesinin yayın organı olan ‘’On Scene’’ dergisinin 2006 sonbahar sayısında ortaklaşa yazdıkları makalede, ‘İçgüdüsel Boğulma Tepkisi’ni şu şekilde anlatıyorlar.
Birkaç istisna dışında boğulan kişi piskolojik olarak yardım isteyebilecek durumda değildir. Çünkü insan bedeninin önceliği nefes alıp vermektir, konuşmak değil. Nefes alıp verebilen konuşabilir, yardım isteyebilir.
Boğulan kişinin ağzı su yüzeyinde yardım istemesine yetecek kadar kalmaz. O kısa sürede de ancak bir parça nefes almaya çalışır.
Boğulan kişi elini ya da kolunu sallayarak yardım isteyemez. Doğal içgüdülerle boğulan kişi kollarını iki yana açarak suyun yüzeyine bastırmaya ve böylece bir parça yüzyde kalıp nefes alabilmeye çalışır.
Etrafındakilere kol sallamak ancak şuurla yapılabilecek bir harekettir. Bu şuurda hareket edebilmesi, kendisine atılan kurtarma cisimlerini yakalayabilmesi ya da kurtarma görevlilerine doğru yüzebilmesi içinde için boğulmaktan kurtulması gerek. Boğulmaktayken bunları yapabilecek şuurda değildir ve vücut içgüdüsel boğulma tepkisi verir sadece.
İçgüdüsel Boğulma Tepkisi sürecinde boğulmakta olan kişi suyun içinde aşağı yukarı dikey hareket eder ve dik durur. Yardım görmekte olduğunu hissetmediği sürece de ayaklarını oynatamaz. Sadece suyun yüzeyinde kalmaya çaba sarfeder. En fazla 60 saniye süren bu mücadele sonunda kendini tamamen bırakır ve suyun içine batar. Çocuklarda bu süre 20 saniye civarındadır.
Pia, boğulamakta olan kişi tek başınayken de iki kişi üç kişi beraber boğuluyorlarsa da aynı şekilde boğulduklarına dikkat çekiyor. Boston Globe’a konuşan çocuk uzmanı Dr. Julie Gilchrist ise, boğulmakta olan birçok çocuğun başlarına ne gelmekte olduğunu bile anlayamadığını ifade ediyor. Boğulmaktan kurtarılan bir çocuk, suyun altına girince uyuyacağını düşündüğünü söylüyor. Bu nedenle de özellikle çocukları ile sahile giden anne babalara, çocuk boğulmalarının çok daha hızlı ve çok daha sessiz gerçekleştiği uyarısında bulunuyor.
Bütün bu bilgiler boğulma vakaları şahitlerinin, ‘ne olduğunu anlamadık. Ordaydı bir de baktık kaybolmuş’ ifadelerini açıklıyor. Şüphesiz ki yüzmek vazgeçebileceğimiz birşey değil. Hepimizi suya çeken varoluşsal birşey var. Ancak boğulmanın sandığımız gibi bir görüntüye sahip olmadığını bilmek, kendimize de etrafımızdakiler de  çocuklarımıza da daha güvenli yüzme imkanı verecektir.
İNSANLARIN DUYUNCA ŞAŞIRMASI TUHAF
Frank Pia ve Mario Vittone’nin 40 yıl önce hazırladıkları bilgiler, bugünlerde normal insanlar arasında internette hızla yayılıyor.
Boğulmanın böyle birşey olduğunu öğrendiğimizde şok oluyoruz.
Pia haklı olarak bu yıllarda gördüğü ilgiden şaşırmış vaziyette: ‘’40 yıl önceden yayınladığımız bilgiler bunlar. Kızıl Haç’ın arama kurtarma çalışmalarının eğitim çalışmalarına bile girmiş. İnsanların duyunca şaşırması çok tuhaf’’ diyor.
Ah be Frank!
Televizyon ve sinemanın yarattığı sahte gerçekliğe ne derece boğulduğumuzu farkedebildik mi ki suda nasıl boğulduğumuzu farkedebilelim..

Tekerleğin İcadı

tekerlek2  tekerlek23
Tabiatta hiç bir örneğine rastlanmadığı halde, bize son derece doğal gelen ve modern tekniğin ekseni olacak kadar önemli bir icadı, tekerleği de Güneybatı Asya'ya borçluyuz. Elimize, tekerleğin hangi tarihte icat edildiğini gösterecek hiç bir belge geçmemiştir. Ancak bu aracın günümüze en eski çağlardan geldiği de kesindir. Amerikalı arkeolog Speiser, Gawra'da, M.Ö. 3.000-2.500 yıllarının kalıntılarında tekerleğe rastlanmış; İngiliz meslektaşı Woolley de Ur'da, M.Ö. 2.950 yıllarından kalma mezardan bir tekerlek çıkarmıştı. Ne gibi bir ihtiyacın bu icada yol açtığı kesinlikle bilinmiyor. General Frugier'nin ilginç ve inandırıcı varsayımına göre; Yontma Taş Çağı'ndan başlayarak insan, avladığı hayvanı, kaya parçaları gibi bazı şeyleri taşıma ihtiyacını duymuştur. Bu soruna çare ararken, kesilmiş bir ağacın yuvarlandığını, böylece taşımayı kolaylaştırdığını fark eden insanlar yüklerini iki ağaç kütüğünün üzerine koymayı akıl ettiler. İngiliz tarihçisi Maccurdy'ye göre; tekerleğin atası, tomar denilen silindir biçiminde durulmuş kağıt ya da deridir. Bu gelişmeyi kazılar da doğrulamaktadır. Yapılan kazılarda Sümer ülkelerinde, M.Ö. 3.000'den kalma kızaklar ve arabalar çıkartılmıştır.
Tekerleğin icadını hemen arabanın izlediği kesindir. Bir çift tekerleği dingille birleştirmek ve buna demirsiz bir saban oturtmak işten bile değildir. Gerçekten de, M.Ö. 3.000 yıllarının Sümer kalıntılarında rastlanan arabalar böyledir. Sürücüsü, iki tekerleğin arasına konmuş bir eyere, ata biner gibi otururdu. Bu taslak çabuk gelişerek dört tekerlekli bir araç oldu; fakat henüz ön tekerlekler sabitti.
Bu araca ilkin hangi hayvan koşulmuştu? Fransız arkeologu Georges Contenau'ya göre, yaban eşeği. O dönemde, bu bölgede at bilinmiyordu ve henüz sözünü etmediğimiz Türkler atı ehlileştirmişlerdir.
tekerlek 
Ortaçağda önemli bir rol oynayacak olan bu ulus. Orta Asya, Doğu Sibirya ve Mançurya'da yaşamaktaydı. Henüz Yontma Taş Çağı'nda yaşayan bu göçebe halkın hayatı, Babil ve Mısır uygarlığının tam karşıtıydı. Ama onların buz gibi ve dümdüz steplerde uzanan ülkeleri. Yakın Doğu'nun güneşli ve serin vahasının da karşıtı değil miydi? Asyalı göçebe halkın hayatı, her çeşit yiyeceğe alışan bu yorulmaz hayvanın, atın sırtında geçiyordu. Onu gem'e alıştıran Türklerin Güneybatı Asya'ya akınları sonucunda, bu bölgede atı tanıdı, ilk uygarlıklar, insanlığın bu en soylu buluşunu, paha biçilmez armağanını onlardan aldılar.
Koşum kayışlarıyla arabaya bağlanan atla birlikte ilk savaş aracı da doğmuş oldu. Antik dünya, arabayı ve atları bu korkunç görünümüyle ilk defa tanıyordu. Sonra M.Ö. 2.000 yılında Mezopotamya'da görülen araba, giderek Sami ırkından Hiksosların akınıyla Mısır'a girince, Firavun'un ordusunda, 1917'de ilk müttefik tanklarının Alman askerleri üzerinde yarattığı paniğe benzer bir korku yarattı. Mısırlılar hayvan gücü olarak henüz öküz ve eşekten yararlanıyorlardı. Ancak tecrübeden çabuk ders almayı bildiler. istilâcıları ülkeden atar atmaz bu yeni savaş aracını kullanmaya başladılar. Öyle ki. Mısır tarihinin en parlak dönemi olan Yeni İmparatorluk'tan kalan belgeler, Firavun'u gelecek kuşaklara savaş arabasının üstünde, bir eliyle dizginleri tutar, ötekiyle de düşmanı yere serer biçimde gösterebilmiştir.
images
Bunu izleyen on yüzyıl boyunca, araba, savaş alanlarında fetih aracı olarak hizmet etti. Asurlular, M.Ö. 1.000 yıllarında bir sürücünün kullandığı, iki savaşçıyı çeken çift at koşulmuş arabaları sayesinde dünyaya egemen oldular. Asur'un ünlü kralları Surgon ve Assurbanipal birçok şehirleri, güçlü savaş makineleri halini alan arabalarıyla kuşattılar. Bu arabaların, tekerlekleri üzerine oturtulmuş ağır koçbaşlarıyla şehir kapılarına saldırdılar; savaşçılar kalkanlarının arkasına saklanarak kale duvarlarının üstüne yürüdüler. Ancak bu ağır "topçu gücü"nün yanı sıra yeni bir silahlı birlik daha meydana getirmişlerdi: Atlılar. Bir halı parçasının üzerinde oturan bu eyersiz ve üzengisiz Asur atlıları, İskender'in fetihlerine yol açan öncüler oldular.
Kaynak: http://www.msxlabs.org

19 Ağustos 2020

Tarih boyunca Türkiye-Rusya ilişkileri

haberrus-bayrak_XheuW6v

Prut Savaşı

image

Rusya'nın, Osmanlı Devleti ile mücadelesinde kendi lehine bir zemin yaratmak istediği savaş. Osmanlı içinde yaşayan Ortodoks toplumları kışkırtarak Osmanlı Devleti'ni zayıflatacak ve yapacağı savaşlarda daha önce kaybettiği toprakları geri almak isteyen Rusya Eflak ve Boğdan Beylerini Osmanlılara karşı kışkırttı. Rusya aleyhine yaptığı kışkırtmanın etkisi ile Sultan III. Ahmed 1710 yılında Rusya'ya karşı savaş ilan etti.

Öte yandan Baltacı Mehmet Paşa ile Çariçe Katerina arasında bir tür ilişki kurulduğuna dair zaman içinde geniş kapsamlı söylentiler, tartışmalar ve literatür oluşmuştur. Bunun doğru olmadığı A. Akgündüz'ün tarafından yapılan Rus ve Osmanlı kronikleri incelemelerinden belgelenmiştir. Akgündüz'e göre, Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa ile Çariçe Katerina'nın olay sırasında karşı karşıya geldiği gibi bir durumun söz konusu olmadığı gibi hatta Katerina'nın o sırada oralarda olduğunu gösteren bir kaynak da mevcut değildir.

Rusların sıcak denizlere inme isteği (Panslavizm)

image

Bütün Slav ırkına ve milliyetine mensup unsurlari bir yönetim altında birleştirme ideali. Ruslar bunu sicak denizlere ulasmak için düşündüler.

Panslavizm, Rusya'nın, özellikle çarlık döneminde uyguladığı, varsayımsal slav ırkından olanları kendi hakimiyeti altında bir devlet halinde toplama siyasetiydi. 1875de Sırplar ve Karadağlılar bağımsızlık elde etme amacıyla Osmanlı Devleti'ne savaş açtılar. Osmanlı ordusu Sırp ve Karadağ kuvvetlerini yenilgiye uğratarak ayaklanmayı bastırdı. Rusya bu durumu ortodoksların katledildiği şekilde Avrupa'ya duyurdu. Böylece Balkan milletlerinin sözcülüğüne başladı. Osmanlı ordusunun kısa sürede ayaklanmaları bastırması, Karadağ'da duruma hakim olması ve Bosna Hersek de düzeni sağlaması, Rusya'yı endişeye düşürdü. Avrupa devletlerini de yanına alarak Sırplarla savaşı durdurması için Osmanlı Devleti'ne ultimatom verildi. Osmanlı Devleti Rusya'nın bu isteğini kabul etti.

Navarin Deniz Muharebesi

image

Osmanlı ve Mısır donanmalarıyla, birlikte hareket eden İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları arasında, 20 Ekim 1827 tarihinde geçmiş olan bir deniz muharebesidir. Bu muharebe Osmanlı tarihinde Navarin Olayı, Navarin Baskını veya Navarin Faciası adlarıyla da geçer.Bu olayin Birinci Dünya Savaş'ına kadar süren sonuçlari olmustur.

Kırım Savaşı

image

4 Ekim 1853-30 Mart 1856 tarihleri arasındaki Osmanlı-Rus savaşıdır. Birleşik Krallık, Fransa ve Piyemonte-Sardinya'nın Osmanlı tarafında savaşa dâhil olmasıyla savaş, Avrupalı devletlerin Rusya'yı Avrupa ve Akdeniz dışında tutmak amacıyla verdiği bir savaş halini almıştır. Savaş, müttefik güçlerinin zaferiyle sonuçlanmıştır.

Plevne Savaşı

image

1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında Rus ordusunun kuşattığı Plevne (Bulgaristan) kentinin Osmanlı ordusu tarafında büyük bir cesaretle savunulması olayıdır. Plevne tarihin akışını değiştiren tarihdeki birkaç olaydan biridir.A. J. P. Taylor, The Struggle for Mastery in Europe 1848-1918, (Oxford 1954) p. 245. Burada Osman Paşa 5 ay süre ile Rusları durdurarak ilerlemelerini geciktirmiştir. Ancak bu şehrin düşmesi Osmanlılar açısından 93 harbinin kaybedilmesinin önünü açmıştır.

Mustafa Kemal'in Lenin'e yazdığı mektup

image

Meclis'in açılmasından üç gün sonra Atatürk, Lenin'e yazdığı mektup mektup siyasi ve askeri nitelikli bağlaşma içerir.

1- Emperyalist Hükümetler aleyhine 26 Nisan 1920 harekatı ve bunların tahakküm ve esareti hakkında bulunan mazlum insanların kurtulması amacını güden Bolşevik Ruslarla işbirliği ve harekatı kabul ediyoruz.

2- Bolşevik kuvvetleri Gürcistan üzerine askeri harekat yapar veyahut takip edeceği siyaset ve göstereceği tesir ve nüfusla Gürcistan’ın da Bolşevik ittifakına dahil olmasını ve içlerindeki İngiliz kuvvetlerini çıkarmak üzere, bunlar aleyhine harekata başlamasını temin ederse Türkiye Hükümeti de emperyalist Ermeni Hükümeti üzerine askeri harekat icrasını ve Azerbaycan Hükümetini de Bolşevik devletler zümresine ithal etmeyi taahhüt eyler.

3- Evvela, milli topraklarımızı işgal altında bulunduran emperyalist kuvvetleri tart ve ileride emperyalizm aleyhine vuku bulacak müşterek mücadelemiz için dahili kuvvetlerimizi organize ettirmek üzere şimdilik ilk taksit olarak beş milyon altının ve kararlaştırılacak miktarda cephane vesaire harp vesaiti ve sıhhiye malzemesinin ve yalnız doğuda harekat icra edecek kuvvetler için erzakın Rus Sovyet Cumhuriyetince temini rica olunur.

Yüksek hürmetlerimin ve samimi duygularımın kabulünü rica eylerim.

T.B.M.M. Reisi

Mustafa Kemal

Kafkas Savaşı

image

I. Dünya Savaşı'nda Osmanlı İmparatorluğu'nun Rusya İmparatorluğu, daha sonra Britanya (Dunsterforce), Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti ve Merkezi Hazar Diktatörlüğü ile karşı karşıya geldikleri cepheye verilen isimdir. Kafkasya Cephesi, savaş sırasında Doğu Anadolu içlerine kadar genişlemiş, Trabzon, Bitlis, Muş ve Van şehirlerine kadar yayılmıştır. Kara harbi, Karadeniz Bölgesinde bulunan Osmanlı İmparatorluğu deniz gücü ve Rus donanması tarafından desteklenmiştir.

Bu cephede savaş sona erdiğinde Doğu Anadolu ve Kafkasya’da 1,200,000 Müslüman göçmen durumuna duşmuşdu. Doğu Anadolu’da 1.000.000 Kafkas Müslümandan Anadolu'ya gelen 130.000 sivil halk hayatını kaybetmiştir.Yolda salgın hastalık, açlık, sefalet ve Ermeni çeteleri yüzünden kırılınlar tahmini olarak eklendiğinde ölü miktarı 2,5-3 milyon arasında değişmektedir.Müslümanların Van ilinde %62’si, Bitlis ilinde %42'si, Erzurum ilinde %31’i, Diyarbakır ilinde ise %26'sı ölmüştür.

Stalin'in boğazları istemesi

image

Soğuk Savaş sırasında Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki kısa süreli bölgesel krizdir. Türkiye, II. Dünya Savaşı'nın sonuna kadar tarafsızlığını korumayı başarmıştı. Sovyet hükümeti tarafından Türk hükümetine, Rus nakliye gemilerinin Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan Türk boğazları'ndan serbestçe geçebilmesi için baskı yapılmaya başlandı. Türk hükümetinin, Sovyetler Birliği'nin taleplerini kesin bir dille reddetmesi, bölgedeki tansiyonu arttırarak, krizi bir güç gösterisine dönüştürdü. Bu olay, daha sonra Truman Doktrini'nin ortaya çıkmasına belirleyici bir faktör olarak hizmet etti. Bu kriz Türkiye'nin yüzünü tamamen Batı'ya, yani Amerika Birleşik Devletleri ve NATO'ya döndürmesine neden oldu. Bu tarz olaylar Türkiye'nin günümüzde dünya üzerindeki gücünü pekiştirdi.

Mavi Akım projesi

image

Mavi Akım projesi, Ankara ile Moskova arasında 1997 yılında imzalanan anlaşmaya göre, 25 yıl süreyle, Türkiye’nin Rusya’dan yılda 16 milyar metre küp doğalgaz satın almasını öngörüyordu. 1213 kilometre uzunluğunda doğalgazı taşıyan boru hattının, yaklaşık 380 kilometresi, Karadeniz’in altından geçmektedir. Deniz altındaki boru hattı, 2150 metre derinlikle, yeryüzünün en derindeki boru hattıdır. Hattın yapımını, İtalyan ENİ şirketi üstlenmişti. Yıllık 16 milyar metre küp kapasiteli boru hattından Türkiye, 2002 yılı sonundan bu yana gaz almaktadır.

Türkiye ve Rusya arasında Suriye savaşı krizi

image

Suriye'de Beşar Esad rejiminin değişmesini isteyen batılı devletler ve ABD, Özgür Suriye Ordusuna yardımlarda bulunurken , krizin çözümünde Türkiye batı yanlısı, Rusya ise Esad yanlısı olduğunu beyan etmektedir.

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!