Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


19 Temmuz 2020

Şefika Kutluer

Şefika Kutluer (5 Mayıs 1961, Ankara), "Sihirli Flüt" lâkaplı Türk flüt virtüözü. 1998 yılında Kültür Bakanlığı Devlet Sanatçısı unvanını almıştır. Aynı zamanda UNICEF Türkiye İyi Niyet Elçisi'dir.
Kutluer'in babasının arkadaşı olan Ulvi Cemal Erkin'in Kutluer'e kulak testi yapması ve konservatuvara teşvik etmesi sonucunda müzik eğitimi başladı. İmtihanları kazandıktan sonra ilkokul dördüncü sınıfta Ankara Devlet Konservatuvarı'na girdi. Kâmuran Gündemir ile piyano çalıştı. Enstrüman seçimi yapan komisyon tarafından Kutluer "flüt"e seçilmiştir ve Saki Şarıl'la flüt öğrenimine başlamıştır. Şefika Kutluer Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan 3 sınıf atlayarak 1979 yılında mezun olmuştur. Aynı yıl Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nda çalışmaya başladı. İlk profesyonel konserinde Mithat Fenmen, Şefika Kutluer'e piyanoda eşlik etti.
Yüksek lisans derecesini İtalyan hükümetinin davetlisi olarak gittiği Roma'da, Santa Cecilia Akademisi'nde aldı. Santa Cecilia Akademisi'nde Prof. Ançillotti, Prof. Vinçenzoni, Prof. Balboni, James Galway ve Viyana Filarmoni'nin baş flütçüsü Prof. Werner Tripp gibi flütçülerle solistlik kariyer çalışmaları yaptı. Kutluer'i daha önce Roma'da dinleyen Werner Tripp, Kutluer'i Viyana’ya solistlik sınıfına davet etti İtalya'dan sonra çalışmalarını Viyana'da sürdürdü. Viyana'da ilk kez katıldığı Uluslararası Flüt Yarışmasında 3. olan sanatçı ertesi yıl aynı yarışmada dünya birincisi oldu. 1985'te Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Kültür-Sanat Madalyası'nı aldı. Kutluer'in flütleri Hammig ve Albert Cooper tarafından yapılmıştır.
Kutluer 5 Kıtada sayısız ülkede çeşitli konser turnelerine çıktı, uluslararası müzik festivallerine katıldı, radyo-televizyon programları yaptı, çok başarılı eleştiriler aldı. Uzmanlık sınıfı ve atölye çalışmaları yaptı.



Birleşmiş Milletlerin 60. Yılı dolayısı ile Cenevre’de Birleşmiş Milletler Sarayında, İspanya sarayında Kral ve Kraliçe’nin huzurunda ve Japonya’da Prens Mikasa’nın himayesinde konserler verdi. New York Times eleştirmeninin verdiği "Sihirli Flüt" adıyla da tanınan Kutluer, dünyanın pek çok yerinde televizyon ve radyo programında çaldı. Zubin Mehta, Sir Charles Mackerras, Peter Breiner, İngiliz Royal Filarmoni Orkestrası, Berlin Filarmoni, İskoç Oda Orkestrası, Northern Sinfonia, Tokyo Senfoni Orkestrası, Litvanya Filarmoni, European Union Oda Orkestrası, Virtuosi Di Praga, Slovak Filarmoni Orkestrası, St.Petersburg Akademik Filarmoni Orkestrası, Zagrep Solistleri gibi ünlü şef ve orkestralarla konserler verdi, CD kayıtları yaptı. Ian Anderson Kutluer için “Şefika’s Tango” adlı bir eser besteledi. Kutluer Jethro Tull ile “Şefika’s Tango” eserini de seslendirdiği konserler yaptı. Claude Bolling ile Jean Pierre Rampal’in anısına konserler verdi. Dünyada sağladığı popülarite ile müzik organizasyonları ve festivallerin aranılan sanatçısı haline gelen Şefika Kutluer’in dünya piyasasında bulunan 16 CD’si Pan Classical, Gallo International, Naxos ve Sony Classical firmaları tarafından yayınlanmaktadır. Sanatçının kompakt diskleri dünya çapında aranan CD’ler arasındadır ve çok parlak eleştiriler almaktadır. Kutluer doğduğu kent Ankara’da bir Uluslararası Festival başlatmıştır.
Şefika Kutluer, iş adamı olan, kendisi gibi flüt çalmasını bilen 1974 Tarsus Amerikan Koleji ve ODTÜ Ekonomi – İstatistik bölümü mezunu Ahmet Refik Kutluer ile 1983 yılında evlenmiştir. Kendi mesleğiyle ilgili okumayı, kültürel geçmişimizle ilgili araştırmalar yapmayı, tarihimizle ilgili kitaplar okumayı seven Şefika Kutluer hâlen Ankara'da ikâmet ediyor.
YılAlbümKayıt yeriNotlar
Wiener Musikseminar International Contest Prize Winners' ConcertViyana
1994     Romantic Fluteİsviçre Radio LuganoPiyano: Namık Sultanov
Franz Krommer: Sinfonia ConcertanteNew CastleNorthern Sinfonia ile Klarnet: Dimitri Ashkenazy, Şef: Howard Griffits
Şefika KutluerBorusan Oda Orkestrası ile
1996Carmen FantasyReformierte Kirche, Oberarth - İsviçreGitar: Craig Ogden, Sony Classical tarafından çıkarılan bu albümü Altın CD Ödülü'ne layık görüldü.
1999Mozart, Şefika KutluerSlovakya Filarmoni Orkestrası'nın Konser Salonu'ndaSlovak Filarmoni Orkestrası ile
2000FantasiesSlovakya Filarmoni Orkestrası'nın Konser Salonu'ndaSlovak Filarmoni Orkestrası ile Şef: Bystric Rezucha
2001Tango Goes SymphonyBratislavaRazumovsky Orkestrası ile
J.S. Bach, Flute SonatasBratislavaÇello: Eugen Prochac, American Record Guide eleştirmenlerince yılın en iyi 2. CD'si seçildi.
2002J.S. Bach,KonçertolarBerlinBerlin Filarmoni Orkestrası ile Şef: Cord Garben
Coming Bach for Flute - Volume 1Sony StüdyolarıPeter Breiner Jazz Trio
Coming Bach for Flute - Volume 2Sony StüdyolarıPeter Breiner Jazz Trio
2004A. Vivaldi 6 Concerti, Op.10Andreas Kilisesi, BerlinBerlin Filarmoni Orkestrası ile
2005World of Lullabies (Dünya Ninnileri)Angel Studios, Londraİngiliz Kraliyet Filarmoni Orkestrası'yla kaydedildi.
2008Mevlana RumiModlitebna Ceskobratrské Kilisesi, PragŞef: Bystric Rezucha, Virtuosi di Praga Orkestrası'yla kaydedildi.
2014Latin RomanceSlovakyaSlovakya'da Bratislava Strings Orkestrası eşliğinde kaydedildi.
Yukarıda listelenmiş albümlerinin yanı sıra kaydettiği ancak henüz yayınlanmamış CD'leri de vardır.
Ödülleri
  • 1981 Veletri Primavera Musicale'de yorumculuk ödülü
  • 1985 Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Madalyası
  • 1985 Viyana Doblinger Uluslararası Flüt yarışmasında üçüncülük ödülü
  • 1986 Viyana Doblinger Uluslararası Flüt yarışmasında birincilik ödülü
  • 1995 Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Nişanı
  • 1998 Devlet Sanatçısı Unvanı
  • 2000 Macar Sahne Sanatları Derneği tarafından verilen Inter-Lyra ödülü.
  • 2009 İtalyan Devlet Nişanı
  • Gallo International firmasından "Gallo Altın CD Koleksiyonu" ödülü[5]

Kayıp Cennet ne anlatıyor?

image

(Telif hakkı Alamy)

John Milton'ın destansı şiiri Kayıp Cennet, etkisi bakımından İngiliz edebiyatında Shakespeare'in ardından ikinci sırada gelir. Milton'ın bu eseri ne anlatıyordu, neden önemliydi?

Milton'ın Kayıp Cennet adlı eseri bugün pek okunmuyor. Ama bu ay 350 yılını dolduran bu destansı şiir, bugün bile İngiliz edebiyatını şekillendiren eşsiz eserlerden biri olmaya devam ediyor.

10.000 mısrayı aşkın bu destanda cennete girme savaşı ve insanın cennetten kovulmasının hikâyesi anlatılır. Onlarca bölümde cennetin kaybedilmesini, gözden düşen Şeytan'ın ve insanın gözüyle anlama çabası görülür. Dinin eskisi kadar etkili olmadığı laik bir çağda bile bu destan okura isyan, hasret ve kefaret arzusu konusunda etkili bir tefekkürü ifade eder.

Varlıklı bir aileden gelmesine rağmen Milton'un dünya görüşü kişisel ve siyasi mücadelelerle şekillenir. İngiltere'nin iç savaş sürecinde (1642-51) sıkı bir cumhuriyetçi olarak tanınır. 1649'da İngiliz kralı I. Charles'ın idamından iki ay sonra Milton yeni cumhuriyette Yabancı Diller Sekreteri sıfatı ile diplomatlık yapar. Zira İngilizcenin yanı sıra Yunanca, Latince, İtalyanca, Felemenkçe, Almanca, Fransızca, İspanyolca dillerinde şiir yazan, İbranice, Aramice (Suriye'de konuşulan) ve Süryanice okuyabilen bir şairdi.

image

(Image caption Michael Munkacsy bu resminde Milton'ı Kayıp Cennet'i kızlarına yazdırırken resmetmiş.)

 

Avrupa'da Milton, İngiltere'deki radikal yeni rejimin ve Cumhuriyetin bilge savunucusu olarak ün kazanmıştı. Fakat gözleri iyi görmediği için diplomatik seferlerini sınırlamak zorunda kaldı. 1654'te tamamen kör olmuştu. Yaşamının son 20 yılında şiirlerini kendisi söylemiş, başkaları yazmıştı.

Kayıp Cennet'te Milton kör peygamberlerin ruhunu çağırmak için klasik Yunan şiirinden, Homeros'tan yararlanır, aklın gözüyle gören Teb kâhini Tresias'tan yardım umar.

Milton 1658'de Kayıp Cennet'i yazmaya başladığında yastaydı. O yıl hem 23. Sonesinde ölümsüzleştirdiği ikinci karısını, hem de Koruyucu Lord unvanı ile Cumhuriyet döneminde İngiltere'yi yöneten Oliver Cromwell'i kaybetmişti. Onun ölümü cumhuriyetin yıkımını hızlandırmıştı. Kayıp Cennet işte bu yıkılan dünyaya bir anlam verme, Tanrı'nın işlerini insanın ve Milton'un kendi gözünde meşru kılma çabasıydı.

Fakat bu kişisel özellikler, şiirde teolojinin tuttuğu yeri gölgeleyemez. Edebiyat eleştirmeni Christopher Ricks'in dediği gibi "Sanat sanat için midir? Sanat Tanrı içindir." Milton'ın bugün fazla okunmamasının nedeni, 'yıkılan' bir dünyayı dini bir lafızla açıklamaya çalışmasıdır. Zira onun döneminde gözde olan bu dinsel ifadeler artık kullanım dışıdır. Püriten Milton hoşgörü, boşanma ve kurtuluş gibi çok çeşitli konularda teolojik tartışmalarla geçirmişti ömrünü.

image(

Image caption John Martin'in bu resmi Kayıp Cennet'te cehennemin başkenti olarak anılan Pandemonium'u gösteriyor.)

 

Kayıp Cennet "Hain Melek" olarak bilinen Şeytan'ın yaratıcısı Tanrı'ya karşı isyanının ardından cehenneme gönderilmesi ile başlar. "Cennetin Tiranlığı" olarak gördüğü şeye itaat etmeyi reddeden Şeytan, Tanrı'nın yarattığı insanı günaha teşvik ederek intikam alır. Milton kurtuluş yolunu göstermeden önce "İnsanın İlk İtaatsizliği"nin canlı bir dökümünü verir.

Rick Kayıp Cennet'in "Tanrı'nın adaleti konusunda ateşli bir tartışma" olduğunu ve Milton'ın Tanrı'sının katı ve zalim olduğunu söylüyor. Tersine Şeytan'ın ise karanlık bir karizması ("kulağa hoş gelir sözleri") ve kendi kaderini eline alma gibi devrimci bir talebi vardır. Konuşmalarını demokratik yönetim diliyle, "özgür tercih", "rıza", "halkoyu" gibi kavramlarla süsler ve "Cennette kul olacağıma Cehennemde kral olurum" der.

Cromwell gibi Milton da görevinin Tanrı'nın yeryüzündeki krallığında yol göstermek olduğuna inanıyordu. 'Kralların kutsal hakkı' konseptinden nefret etmekle birlikte, Benjamin Franklin'in ifadesiyle "Tiranlara Karşı İsyan Tanrı'ya İtaattir" düşüncesiyle Milton kendisini Tanrı'ya teslim etmektedir.

image(

Image caption Milton'ı "gerçek bir şair" olarak anan William Blake Kayıp Cennet'ten çok sayıda ilüstrasyon yapmıştı.)

Kayıp Cennet çoğunlukla siyasi ve dini tartışmalara konu olsa da aslında aşk da içerir. Milton'a göre Havva biraz da Adem'e yakın olmak için günaha girmiş, Adem de "seni kaybetmek kendimi kaybetmektir" sözleriyle onu takip etmiştir.

Kayıp Cennet 1667'de Londra'da yayımlandığında Milton artık gözden düşmüştü. 1660'ta Stuart hanedanlığı yeniden tahta geçmeden birkaç ay önce Milton bir bildiri yayınlayarak krallığı reddetmişti. Bunun üzerine eserleri yakılmış, Londra Kalesi'nde hapsedilmiş, idamdan kıl payı kurtulmuştu.

Oysa Kayıp Cennet kraliyet yanlıları tarafından bile övgüyle karşılanmıştı. "İnsan beyninin ürettiği en üstün eserler" arasında yer aldığını söyleyenler vardı.

Milton ayrıca sansüre karşı duruşuyla bilinir. "Bilme, konuşma ve vicdanıma göre özgürce tartışma özgürlüğü olmalı" diyordu bir yazısında. Şiir dili de yeniydi; kendi ifadesiyle "kafiyenin sıkıntılı ve modern sınırlarından arınmış" bir tarz kullanıyordu.

image

(Image caption Philip Pullman'ın 'Altın Pusula' adıyla filme çekilen 'His Dark Materials' kitabı da Kayıp Cennet'ten esinlenmişti.)

 

Frankenstein'ın yazarı Marry Shelley'nin Kayıp Cennet'ten esinlendiği, ünlü İngiliz şair Wordsworth'un de ünlü Londra 1802 sonesine başlarken Milton'a yakardığı bilinir.

Ancak 20. yüzyılda bir "Milton Tartışması" çıktı ortaya ve onun mirasını eleştirenler oldu. Bunlar arasında TS Eliot ve "Milton en kötü zehirdir" diyen Ezra Pound da vardı. Destekçileri arasında ise CS Lewis gibi inançlı Hristiyanlar da "Bu destanın bu kadar iyi olmasının nedeni Tanrı'yı kötü gösterdiği içindir" diyen William Empson gibi ateistler de vardı. Malcolm X de hapisteyken Kayıp Cennet'i okumuş, Şeytan'a sempati duymuştu.

Son yıllarda Kayıp Cennet yeni hayranlar yarattı. Bazıları kelime kullanımı ve müzikalite bakımından Milton'ın Shakespeare'i aştığını iddia ediyor.

Milton'ın mısralarıyla bitirecek olursak: "Akıl kendi mekânın yaratır, kendi başına cehennemi cennete, cenneti cehenneme çevirebilir."

18 Temmuz 2020

Bilimin Cevap Bulamadığı Keşifler

MD DCK 003Resimde gördüğünüz çekiç bir kum taşı içinde bulundu. Yani prensibe göre, bu kum taşı oluşurken çekiç oradaydı. Keşif 1844 yılında Fizikçi David Brewster tarafından yapıldı. (Kingoodie, Myinfield-İngiltere). İngiliz jeoloji arştırma merkezinden Dr. A. W. Med tarafından yapılan analizlerde bu kum taşının yaşının 360 ile 460 milyon yıl olduğu saptandı. Yani çekicin de o kadar eski olması gerekiyor. Ama bilim dünyasına göre böyle bir şey imkansız!

MD DCN 009
1945 yılında Waldemar Julsrud adlı deneyimli bir arkeolog El Toro dağı (Meksika) eteklerinde gömülmüş vaziyette kilden yapılmış küçük heykelcikler buldu. Daha sonra El Tro şehri yakınlarında ve şehrin diğer tarafında Chivo Dağ yakınlarında poselenden yapılmış 33.000'den fazla heykelcik bulundu. Buluntular Chupicuaro, klasik kültür öncesine aitti. (M.Ö. 800 'den M.Ö. 200 'e kadar olan dönem) Bulunan heykelcikler, 65 milyon yıl önce yok oldukları düşünülen çeşitli türlerdeki dinozorları kusursuzca tasvir ediyordu. Modern bilim döneminde, neye benzedikleri ancak çözümlenen tarih öncesi bu yaratıkları ,nasıl oldu da böyle eski bir uygarlık kusursuzca sanat eserlerine yansıtabilmişti ? İnsan görmeden tasvir edemez.
MD DCM 006
Lübnan'ın Ballbek şehri yakınlarındaki işlenmiş dev kaya blokları. Bu taşlar binlerce yıl öncesinde buraya getirilmişti. Resimde gördüğünüz parça 1050 ton ağırlıkta ve 25 metre uzunluğundadır. Bu "momolit" takma adlı yekpare blok dünya üzerindeki işlenmiş en büyük taş bloktur. Soru şu: Bu taşları kimler ve nasıl buraya getirebilmişti ?
MD DCK 007
Japonya'nın Yonaguni adasının yakınında, denizin 23 metre altında insan yapısı olduğu apaçık belli olan piramitler bulunmaktadır. 183 metre genişliğinde ve 27 metre yüksekliğindeki bu piramitler yaklaşık, 8000 - 10.000 yıllıktırlar.


MD DCK 008
Peru Sacsahuaman 'daki bu duvarlar, birbiri adasındaki esrarengiz su altı yapıları ile kesin bir benzerlik göstermektedir. Bu arkeolojik duvarlar bir gizem taşımaktadırlar çünkü, antik çağlarda yapılmalarına rağmen, bu kadar kusursuz bir şekilde işlenip yerlerine koyulana kadarki aşamalar için yüksek bir teknoloji ve bilgi gerektirmektedirler. İnsanın açıklayamadığı, garip iç ve dış açılara sahip bu duvar taşları hakkında cevabını bilmediği sorular ise şunlar: Nasıl taşındılar? Nasıl ölçülüp nasıl kesildiler ? Nasıl bu kadar doğrulukla yerleştirildiler? Hemde ilkel insanlar tarafından.
MD DCK 005
Bu metal kürecikler Güney Afrika, Klerksdorp'tan. Birinin üzerinde kürenin çevresini dolaşacak şekilde birbirine paralel 3 çizgi oyulmuş. Bu küreler Cambrian devri öncesine ait pek çok mineral arasında bulunmuştur (2,8 milyar yıl öncesi). Bu kürelerden bazıları 6 milimetre kalınlığında, ince bir kabuğa sahiptirler. Bu ince kabuk kırıldığı zaman kürenin içinden süngerimsi garip bir şey çıkıyor.Bu süngerimsi şey havayla temas edince parçalanıp toz haline geliyor. Bu kürelerin ne oldukları ,ne amaçla yapıldıkları bilinmiyor. Üstelik 2,8 milyar yaşındalar. İnsanın inanası gelmiyor ancak bilimsel veriler bunlar.
MD DCK 001
Mısır ,Dendera'daki Hathor tapınağında göze çarpan ampuller. Bu ampuller kıvrımlı kablolar ile bir jeneratöre veya açma kapama düğmesine bağlılar. Ampul şeklindeki cismin içine bir yılan tasviri konmuş. Bu da ampulün içindeki ince teli gösteriyor olabilir.


MD DCK 004
Üzerinde oyularak yapılmış, tam gelişmemiş olsa da rahatlıkla fark edilen bir insan yüzü bulunan bir deniz kabuğu... Bu buluntu 1881 yılıında jeolog H. Stopes tarafından rapor edilmiştir. Yapılan testler sonucunda, oyma işleminin kabuklu henüz yaşarken yani fosilleşmeden önce yapıldığı ortaya çıkmıştır.Bu deniz kabuğu Pliocene devrine ait ve 2 milyon yıllıktır.






MD DCK 002
Rudolf Gantenbrink tarafından Büyük Piramit'te keşfedilen bakır kulplu kapı. Resim UPUAUT 2 adlı bir araştırma robotu tarafından çekilmiştir... Hangi amaca hizmet ettiği bilinmeyen gizemli kapı, kraliçe odasından başlayan güney kanallarında yer almaktadır. Bu kapının arkasında başka bir kapı daha bulunmuştur. Yapılan bazı araştırmalar sonucunda içinde ne olduğunu bilmediğimiz bir oda veya odalar bu ikinci kapının arkasında bulunmaktadır. Aynı kapıdan kral odasından başlayan kuzey kanallarında da bulunmuştur. Burada sorulan en önemli soru şu: Görünüşte hiçbir amaca hizmet etmeyen bu kapılar Neden buralara kondu ?
MD DCK 006
"Geode of Coso" antik bir parçadır. Bu kaya parçasının üzeri doğal kristallerle kaplanmıştır.içinde bir boşluk bulunmuştur. Bu boşlukta, malzemesini metal ve porselenin oluşturduğu garip bir cisim bulunmuştur. Resim A : Kaya parçasının iki parçaya bölünmüş hali. Resim B : Taşın her iki yarısının iç kısmını görüyoruz. Resim C : Radiography tekniğiyle içindeki cismin resmi çekiliyor. Cisim o kadar eski olmasına rağmen metal bir yapıdadır. Bu cismin üzerinde meydana gelen ve onu kaplayan kristal oluşumlu kabuğun oluşabilmesi için 500.000 yıl (beş yüz bin yıl) geçmesi gerekiyor ! Resim D : Yan taraftan çekilen radiography resminde metal cismi daha ayrıntılı bir şekilde görüyoruz. Sonuç olarak bu garip cisim 500.000 yıl yaşındadır. Günümüzde bir şeye ait bir parça olsaydı ,çoktan ne olduğu tespit edilirdi.
MD DCM 005
1932 yılında Pedro Dağlarında bulunmuş bir mumya. (ABD, Wyoming eyaleti, Casper şehrinin 60 mil güney batısı. Mumya koyu bronz renginde ve oldukça buruşmuş vaziyette. Hayattayken boyu 35 cm'yi geçmiyordu !!! Röntgen ışınlarıyla yapılan incelemede bu canlının ağırlığının 5,5 kg. olduğu ortaya çıkarıldı. Cinsiyeti erkek ve bütün dişleri yerinde. Öldüğünde aşağı yukarı 65 yaşında idi. Mumya 350 gr. ağırığındadır. Alnı çok aşağıdadır. Ezik bir burnu ile büyük ve geniş burun delikleri vardır. Çok geniş ağzı ile incecik dudakları bulunmaktadır. Bu yaratık bilinen insan türlerinden çok daha küçüktü. Bazı araştırmacılara göre bu çok küçük boyutlarda olan bir ırkın üyesiydi.
MD DCK 009
Bazı Nazka (Nazca) çizgileri, yukarıdaki resmin orta kısmında görüldüğü gibi, birbirine paralel kilometrelerce ve hatta dağları, vadileri aşarak uzanmaktadırlar. Bu çizgileri kim takip ediyordu ve ne amaçla ?











MD DCN 004
Lübnan'daki Balbek şehri. 20 metreden daha büyük taşlarında kullanıldığı bu antik şehir Roma imparatorluğundanda eski. Hatta Sümerlilerin bilgilerine göre bile burası antik bir şehirdi o zamanlar. Taşların büyüklüğünü göstermek amacyla 2 kişi yapıların arasında dikiliyor. Bugün kimse burasını kimlerin yaptığını ,nasıl yaptığını, ne amaçla ve ne zaman yaptığını bilemiyor. Modern bilim ise Baalbek 'i görmezlikten gelmeye devam ediyor.
MD DCL 001
Mısır 'daki Abydos tapınağındaki hiyerogliflerde, helikopteri, tankı, kargo uçağını ve planörü çağrıştıran şekiller vardır. Bu hiyeroglifler başka hiyerogliflerin altına gizlenmişlerdi. İlk tabaka hiyerogliflerin yerinden kopup düşmesiyle bu esrarengiz şekiller gün yüzüne çıkmıştır.

17 Temmuz 2020

Menekşe

Menekşemenekşegiller (Violaceae) familyasına bağlı Viola cinsini oluşturan çoğunlukla saksılarda yetiştirilen bitki türlerinin ortak adı. 400 ile 500 arası türü bulunmaktadır. Dünyanın birçok yerinde yetişebilmekle beraber en çok kuzey yarımkürede yetişir. Ayrıca Hawai ve Güneydoğu Asya'da da yetişebilir. Doğada aydınlık, fakat gölgede ve nemli bölgelerde yetişir.

MD DSH 008 MD DSH 009 

Yetiştirilmesi

Işıklandırma koşulları

Menekşeler ışıklı ortamları severler, fakat doğrudan güneş ışığına maruz kalmamaları gerekir. Doğada da ağaç gövdelerinde ve gölgede yaşarlar. Çiçeklenmesi için olabildiğince fazla ışık görmesi gerekir, ama bu ışık direkt güneş ışınları olmamalıdır. Bu ışıklandırma hafif bir sabah güneşi gören bir pencere önü, yapay ışık, filtrelenmiş güneş ışığı veya lamba ışığı olabilir. Çiçek vermeyen menekşeler daha aydınlık hatta ev aydınlatmasının olduğu ortamlara alınmalıdır.

Sulama koşulları

Toprağı sürekli nemli tutulmalıdır. Alttan sulandığı durumlarda sürekli su eklemek zorunda kalınmaz. Bu sayede ihtiyacı olduğu kadar suyu alttan emecektir. Alttaki haznenin su dolması durumunda 2-3 hafta fazladan sulamaya ihtiyaç kalmaz.
Sulama sırasında kesinlikle yapraklara su değmemelidir. Bu durumda yaprakta lekeler oluşur, hatta yaprak ölebilir.

Gübre

Gübre eklenmesi çiçeklenmeyi artırır.

Sıcaklık koşulları

Oda sıcaklığı (20-25°) ve % 80 nemlilik oranı uygun seviyelerdir. Geceleri oda sıcaklığının düşmesine, (18°) tahamül ederler. Fakat hızlı sıcaklık değişimlerinden kaçınmak gerekir.

Dikme önerileri

Doğrudan saksının üstüne dikilebilir. Ayrıca köklenmemiş yaprakları suyun içinde tutarak da yetişebilir.

Saksılara ayırma

Menekşe bitkisi birden fazla saksıya ayrılabilir. Yaprakları en az 2–3 cm sapı kalacak şekilde kopartılır. Yaprak 4'te biri toprağın içinde kalacak şekilde dikilir. Toprağı olabildiğince ıslak tutulmalıdır. Bu dönem su dolu bir bardakta da geçilebilir. 6 aydan sonra eskisi gibi bir menekşe bitkisi olacaktır.


MD DSJ 001 MD DSJ 002 MD DSJ 003 MD DSJ 004 MD DSJ 005 MD DSJ 006 MD DSJ 007 MD DSJ 008 MD DSJ 009 MD DSK 001 MD DSK 002 MD DSK 003 MD DSK 004 MD DSK 005

16 Temmuz 2020

Jules Verne (1828 - 1905)

images8 Şubat 1828 yılında Fransa'nın Nantes şehrinde doğdu. Denizcilik geleneği olan bir ailenin çocuğuydu ve bu durum onun yazı hayatını derinden etkiledi. Küçük bir çocukken gemilerde tayfalık yapmak için evden kaçtı ama yakalanıp ailesine teslim edildi.

1847'de hukuk öğrenimi görmesi için Paris'e gönderildi. Ancak Paris'teyken tiyatroya ilgisi derinleşti. 1850'lerin sonlarında ilk oyunu yayımlandı. Babası hukuk öğrenimini bıraktığını duyduğunda harcamaları için gönderilen para kesildi. Bu durum Jules Verne'i öykülerini satarak para kazanmaya zorladı.

Paris'in kütüphanelerinde jeoloji, mühendislik ve astronomi okunarak geçirilen uzun saatlerden sonra, Jules Verne ilk kitabı Balonla Beş Hafta'yı yayımladı. Bu romanı Dünya'nın Merkezine Seyahat, Dünya'dan Ay'a ve Denizler Altında 20 000 Fersah gibi romanlar izledi. Romanların büyük beğeni toplaması Jules Verne'i zengin bir adam yaptı. 1876'da büyük bir yat aldı ve Avrupa'nın çevresini yatıyla dolaştı.

Birçok icatı önceden tahmin ettiği için "bilim falcısı" lakabı ile anılan yazar, denizaltı, uzay yolculuğu, oksijen tüpü gibi onun zamanında olmayan birçok olayı öngördü. İnatçı Keraban adlı romanında Osmanlı İmparatorluğunu ve Türk insanını anlattı. Kitaplarında öngördüğü icatlara genelde onun kullandığı isimler verildi. Eserleri, 148 dile çevrildi.

Jules Verne, 24 Mart 1905'te Fransa'nın Amiens kentinde hayata veda etti.

Eserleri

Seksen Günde Devr-i Âlem Dünyanın Merkezine Yolculuk Denizler Altında 20.000 Fersah İnatçı Keraban Michael Strogoff İki Yıl Okul Tatili Aya Yolculuk Kip Kardeşler Doktor Ox'un Deneyi Dünyanın Ucundaki Fener Bir Piyango Bileti Meteor Avı Altın Yanardağ Macellanya Gezgin Cambazlar Deniz Yılanı Kahraman Fenerciler 15 Yaşında Bir Kaptan Dünyanın hakimi Yüzen şehir Bir Gazetecinin Yolculuk Notları Balonla Beş Hafta Kaptan Grant'ın Çocukları Karpatlar Şatosu Esrarlı Ada Kaptan Hatteras`ın Maceraları 20. yüzılda paris Albatros Denizde Bulunan Çocuk Livonya'da Bir Dram Zacharius Usta ve Olağanüstü Öyküler

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!