Güzel Bir Hafta Sonu Dileriz

Kısa Kısa'da yeni bir Hikaye

Yolunacak Kaz?..

Sağlıcakla Kalın

×

Loading...
LÜTFEN KULAK VERİN "COVİD" TEHLİKELİDİR

















SON YAZILAR :
Loading...


27 Şubat 2020

Bir Anneden Öğütler

*Bundan 20 yıl sonra, yaptıkların değil, yapamadıkların için üzüleceksin. Dolayısıyla halatları çöz. Güvenli limandan uzaklara yelken aç. Rüzgarı yakala, araştır, düşle, keşfet. * Düşün, onları seyredecek birileri olmasaydı, kaç kişi Mercedes otomobil alırdı. * Bilimde ve güzel sanatlarda en üstün başarılar, tek başlarına çalışan kişiler tarafından elde edilmiştir. Hiçbir parkta bir kurul için dikilmiş bir anıt yoktur. * Yapabileceğin kadar söz ver. Sonra söz verdiğinden daha fazlasını yap. ...* Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur. * Dertlerini gözyaşlarında boğmak isteyenlere dertlerin yüzme bildiğini söyle. * Dalın ucuna gitmekten korkma. Meyve oradadır. * Büyük adam büyüklüğünü küçük adama davranışıyla gösterir. * Şans bukelamun gibidir. Biraz zaman tanı, mutlaka değişecektir. * "Tarihte en etkili 100 kişi" adlı kitabı okudum. Onların hepsiyle ortak olduğumuz tek şeyin zaman olduğunu hayretle gördüm. * Günün sonunda kendini bir sokak köpeği kadar yorgun hissediyorsan, bu belki bütün gün hırladığın içindir. * Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin. Şimdi başla! Şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla. * Gülümsediğinde güzelleşmeyen bir yüz hiç görmedim. * Kimi zaman içindeki o sessiz sese uzmanlardan daha fazla güven. * Aerodinamik yasalarına göre o tombul ve tüylü arının hiç uçmaması gerekiyordu. Herhalde bunu ona hiçkimse söylemedi ki, uçuyor. * Zamanlarının büyük bir kısmını para kazanmak ve saklamakla geçiren insanlar, sonunda, en çok istediklerinin satın alınamayacak şeyler olduğunu anlarlar. * Öteki insanlardan daha akıllı ol. Yalnız bunu onlara söyleme! * Mutlu olmanın en garantili yolu bir başkasını mutlu etmektir. * Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın. * İyi çalışan, sık gülen ve çok seven başarıyı elde eder. İnsanin tum evrende kesin olarak duzeltebilecegi tek bir sey vardir: kendisi. Aldous Huxley

25 Şubat 2020

İZMİR DE BİR ÖĞRETMEN


Çok Güzel, Mutlaka Okuyun ve Paylaşın :
Bugün İzmir'de turladım. Yaşlı bir amca simit satıyordu. Tabi biz gevrek deriz. Simit tezgahının yanında asılı olan tabela dikkatimi çekti...  'Okuma-Yazma öğretilir.' Yazan buydu. Yaşlı amcaya yaklaşıp bir gevrek istedim. Gülen yüzüyle bana bir simit sarıp verdi. Sonra ona 'Gerçekten okuma-yazma öğretiyor musunuz?' Dedim. Hiç düşünmeden cevap verdi. 'Elbette, senin de aklında bulunsun. Eğer çevrende varsa onlara da öğretirim. Hiç sıkılmam.' Dedi. 'Aklımda bulunsun.' Dedim ve. 'Neden simitçilik yapıyorsunuz?' Diye sordum. 'Ben emekli öğretmenim. Aynı gün doğan bir kız bir de erkek çocuğum var. Geçen yıl ikisi de üniversiteyi kazandı.' Dedi. 'İkiz çocuklarınız var. Allah bağışlasın hocam.' 'Sağ ol Evladım. Gel gelelim, ikisinin birden eğitim masraflarını karşılamak zor haliyle. Kızım Tıp okuyor. Bilirsin kitapları pahalı. Oğlanda tutturdu tiyatro sanatçısı olacağım diye. Gerçi geçenlerde onu sahnede izledim. Çok duygulandım. Onlarda çalışıyor boş zamanlarında.' Dedi. Şunu belirteyim bunları söylerken hiç sıkılmadan, isyan etmeden konuşuyordu. Gülen gözler ve tebessümle bakıyordu. ' Siz çok fedakar bir babasınız.' Dedim. 'Öğretmen kimliğinizin hakkını veriyorsunuz. Keşke sizin için bir şeyler yapabilsem.' Dedim. O an bana doğru bakışı aslında içinde bulunan ve sürekli gizlediği çığlığın bir göstergesiydi. Konuştu. 'Gerçekten benim için bir şeyler yapmak ister misin?' Diye sordu. 'Kesinlikle isterim.' Dedim. 'Tek nasihatim evladım. Susma!' Dedi. Başka hiçbir kelime etmedi. O andan sonra bende kendime bir söz verdim. Bu anımı insanlarla paylaşacağım diye. İşte bu yazı benim o emekli öğretmen, dirençli, dimdik ayakta olan hocama saygımı emanet edişimdir. Bir zamanlar onun öğrencilerine yaptığı gibi. Şunu unutmayalım... Bir ülkede emekli öğretmenler, simitçilik, gece bekçiliği ve taksicilik yapıyorsa, o ülkenin vicdanı yok demektir. 

Tuncay Ünaydın 11.06.2012


19 Şubat 2020

Münir Nurettin Selçuk


1900'de İstanbul, Sarıyer'de doğdu. Doğum yılı farklı kaynaklarda 1899, 1901 ya da 1902 olarak da gösterilmiştir. Mülgâ Dâire-î Sâadet Âmiri, Divân-ı Hümâyun muavini ve Dârülfünûn ilâhiyat şubesi muallimlerinden Mehmed Nuri Bey ile Fatma Hanife Hanım'ın oğludur.

Anne tarafından Germiyanoğulları Beyliği'ni kuran âileye mensuptur. Münir Nurettin Selçuk, 1928 senesinde Enise Selçuk ile evlenmiş ve eşinin vefatına kadar (1966) evli kalmıştır. Bu evliliğinden kızı Meral Selçuk; Şehime Erton'la olan ilişkisinden ise Timur Selçuk ve Selim Selçuk dünyaya gelmiştir. Roksan Selçuk, Mercan Selçuk ve Hazal Selçuk'un ise dedesidir

Sanat eğitimi
On beş yaşında Dâr-ül Feyz-î Musikî Cemiyeti'ne öğrenci olarak girdi. 1907'de Soğukçeşme Askerî Rüşdiyesi'ni bitirip Kadıköy Sultanîsi'ne yazıldı. Aynı yıl Darülelhan'a da girdi, Zekaizade Ahmed Efendi'den dört yıl ders aldı.

Ailesinin ısrarı ile ziraat öğrenimi için gittiği Macaristan’dan 1917 yılında geri döndü. Dâr-ül Feyz-î Mûsikî Cemiyeti'ne devam etti. Ahmet Irsoy ve Bestenigâr Ziya Bey'den müzik dersleri aldı. Münir Nurettin, bestekârlığa 1920 yılında Tevfik Fikret’in “Bu bir terânedir” şiirine yaptığı bir besteyle başladı. İkinci olarak “Sensiz ey şûh gözlerim avâre kalbim ağlıyor” güfteli şarkısını besteledi ve bu iki eserden sonra yirmi yıl süreyle beste yapmadı.

1923 yılında askerliği sırasında Mızıka-î Hümâyûn’da, sonradan da Riyâset-î Cumhur Mûsikî Heyeti’nde çalışan Münir Nurettin Bey, eski okuyuşla yeni anlayışı birleştirerek alışılagelenden çok farklı bir üslupla, 1928’de Sahibinin Sesi firmasında ilk plaklarını yaparak dikkatleri üzerine çekti. Aynı yıl Paris’e giderek ses tekniği konusunda öğrenim gördü. Aynı zamanda özgün bir ses tekniği eğitimi görmüş ilk Türk müziği ses sanatçısı olan Münir Nurettin, 19'uncu yüzyıl İtalyan opera şarkıcılığının izlerini taşıyan icrâ üslûbu Bel Canto'dan etkilendi.

Türk müziği tarihinde ilk kez solist olarak konser veren Münir Nurettin Bey, ilk solo konserini 1930 yılında, şimdiki Dormen Tiyatrosu’nda vererek büyük ilgi topladı ve hayranlık uyandırdı. Konserlerde frak giyen ve ayakta şarkı söyleyen, aynı zamanda koro eşliğinde solo okuma geleneğini de ilk kez uygulayan sanatçı oldu. Batıdan gelen opera, tango gibi etkileri, kendi Türk müziği okuyuş üslûbuna dahil etti.

Beste çalışmalarına asıl 1940-1941 yıllarından sonra başlayan Münir Nurettin, İstanbul’a döndükten sonra otuz yılı aşkın bir süreyle İstanbul Belediye Konservatuvarı icrâ heyetinde görev yaptı. Birçok genç kuşak sanatçısının yetişmesine katkıda bulunan Selçuk’un özel olarak ders verdiği kişiler arasında Türk müziği ses sanatçısı olan Alâeddin Yavaşça da vardır.

Yeşilçam'a da giren Selçuk, Muhsin Ertuğrul'un ilk müzikal film denemesi olan "Allah'ın Cenneti" filminde rol aldı.

Ölümü
Münir Nurettin Selçuk, 27 Nisan 1981'de evinde vefât etti. İstanbul Âşiyan Mezarlığı'na defnedildi.

Bazı Eserleri
Beni Kör Kuyularda Merdivensiz Bıraktın
Kalamış
Aziz İstanbul (Güfte: Yahya Kemal Beyatlı)
Söyle Sevgili
Gül Yüzünde Göreli Zülf-i Semen-say Gönül
Safa-yı Metle Parıldasın Camımız
Hülyama Doğan Son Güneşim
Son Hevesimde
Varalım Kuy-ı Dilaraya Gönül Hu Diyerek
Bir Söz Dedi Canan ki Keramet Var İçinde
Rindlerin Akşamı (Dönülmez Akşamın Ufkundayız) (Güfte: Yahya Kemal Beyatlı)
Ne Doğan Güne Hükmüm Geçer Ne Halden Anlayan Bulunur
Endülüs’te Raks
Sessiz Gemi
Rindlerin Ölümü
Sen Şarkı Söylediğin Zaman
Dumanlı Başları Göklere Ermiş
Yedi Renk Üstüne Hareli Dağlar

17 Şubat 2020

''Bildiklerini unut" diyor DOST

 İsteklerinizin gerçekleşeceği mutlu, mesut  bir hafta geçirmeniz dileğiyle...:) 
 
 
 
 
 
 Işığı daha net görebilmek için karanlığa ihtiyaç duyulur.
 Düşünen insan bilir ki, karanlıkta ya da sıkıntı ve keder içinde olmak bir şeyleri daha net görmeye vesiledir... 
 
''Bildiklerini unut" diyor, DOST...
 
''Bildiklerini unut" diyor DOST.
Gel al eline bir silgi, şu yeni başlayan güne, bilgilerini silmekle başla.
 
" Zanlarını, yargılarını, önyargılarını ve dahi bütün genellemelerini koy bir çuvala ve hepten terk et.
Gıybet etme sakın, bil ki dedikodu denilen şey mıknatıs gibi kötü enerji çeker.

 Kimsenin aleyhine konuşma, uzaktan atıp tutma, insanları kem dille yargılama, bil ki yanılırsın.
Birini ne kadar çok aşağılar yahut dışlarsan, onun durumuna düşme ihtimalin o kadar artar. 

Kainatın matemetiğidir. Bir koyar, bir alır insan. Bilmeden kendi hesabını dürer" diyor DOST...
"Hiçbir konuda emin olma . Kendini ayrıcalıklı sayma ... " 
Konumuna ya da mevkine, ismine veya şöhretine güvenme.
Şu hayatta tüm zahiri kisveler sabun köpüğünden ibarettir. 
Nazlı nazlı yükselir köpük, derken pat diye sönüverir.
 
Herzaman başkalarından öğrenmeye açık ol.
En iyi bildiğin konularda bile köşeli düşünme, büyük konuşma.
Cümlenin sonuna nokta değil, ünlem değil, virgül yahut üç nokta koy. 

Açık bir kapı bırak daima.
 
Ne kadar bilsen de hiçbir zaman yeterince bilemeyeceğini unutma.
Tevazudan şaşma. Ancak ozaman kurtulabilirsin bilginin cehaletinden. " diyor DOST...
Şems-i Tebrizi
 
 
 
 


14 Şubat 2020

Hayırlı cumalar , iyi hafta sonları olsun...

 


   
Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu,
bir lokma bile tatmadan yoğurursun
bütün nimetlerin hamurunu.
Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında,
ananı ağlatanı Karun etmek hürriyetiyle,
...
hürsün!

Sen doğar doğmaz dikilirler tepene,
işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan
değirmenleri,
büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün
vicdan hürriyetiyle,
hürsün!

Başın ensenden kesik gibi düşük,
kolların iki yanında upuzun,
büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,
işsiz kalmak hürriyetiyle,
hürsün!

En yakın insanınmış gibi seversin memleketini,
günün birinde, meselâ, Amerika'ya ciro ederler onu
seni de büyük hürriyetinle beraber,
hava üssü olmak hürriyetiyle,
hürsün!

Yapışır yakana kopası elleri Valstrit'in,
günün birinde, diyelim ki, Kore'ye gönderilebilirsin,
büyük hürriyetinle bir çukuru doldurabilirsin,
meçhul asker olmak hürriyetiyle,
hürsün!

Bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil
insan gibi yaşamalıyız dersin,
büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,
yakalanmak, hapse girmek, hattâ asılmak hürriyetiyle,
hürsün!

Ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında,
hürriyeti seçmene lüzum yok
hürsün.
Bu hürriyet hazin şey yıldızların altında.

(1951)
Nazım Hikmet Ran
 

Türkiye Şehirleri Türkiye Coğrafyası Dünya Şehirleri Dünya Coğrafyası Ülkeler



  • Blog Yazıları


    Email
    KISA KISA
    X



    Folower Button

    Takipçiler

    Company Info | Contact Us | Privacy policy | Term of use | Widget | Advertise with Us | Site map
    Copyright © 2020. merhancag . All Rights Reserved.

    Bilgi Mesajı

    Duvarı Aşamıyorsan Kapı Aç

    Kıssadan hisse Kısa Kısa'da sizi bekliyor...

    facebook sayfamızı takip edebilirsiniz!